HMK Madde 251: Tanıklıktan Çekinme Hakkının İstisnaları ve Sınırları
HMK Madde 251, kanun koyucunun adaletin tesisi amacıyla tanıklıktan çekinme haklarına (kişisel nedenler, sır saklama yükümlülüğü veya maddi zarar tehlikesi) getirdiği sınırlandırıcı ve emredici istisnaları düzenler. Bazı durumlarda taraflar arasındaki uyuşmazlığın aydınlatılması, sadece o olayın merkezindeki veya aile bağlarının içerisindeki kişilerin beyanları ile mümkün olabilmektedir. Bu doğrultuda kanun koyucu, gerçeğin ortaya çıkartılmasındaki mutlak kamu yararını üstün tutarak, HMK 248, 249 ve 250/1-a kapsamındaki çekinme haklarının hangi hallerde geçerli olmayacağını tahdidi (sınırlı) olarak belirlemiştir.
HMK Madde 251: Kanun Metni
MADDE 251- (1) 248 ve 249 uncu maddeler ile 250 nci maddenin (a) bendindeki hâllerde;
a) Bir hukuki işlemin yapılması sırasında tanık olarak bulundurulmuş olan kimse o işlemin esası ve içeriği hakkında,
b) Aile bireylerinin doğum, ölüm veya evlenmelerinden kaynaklanan olaylar hakkında,
c) Aile bireyleri arasında, ailevi ilişkilerden kaynaklanan mali uyuşmazlıklara ilişkin vakıalar hakkında,
ç) Taraflardan birinin hukuki selefi veya temsilcisi olarak kendisinin yaptığı işler hakkında,
tanıklıktan çekinilemez.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Bu maddede, 1086 sayılı Kanunun 248 inci maddesinin mevcut düzenlemesi aynen korunmuştur. Maddede gösterilen kişiler esasen çekinme hakkına sahip bulunmakla beraber, konumları icabı şahitlik yapmalarında gerçeğin ortaya çıkması bakımından zaruret bulunduğundan, bunlara, çekinme hakkının tanınmaması uygun görülmüştür.
Hukuki İncelemeler
HMK 251 Uyarınca Çekinme Hakkının Sınırlandırıldığı İstisnai Haller
Kanun koyucu, HMK m. 251/1’de, normal şartlar altında tanıklıktan çekinme hakkına sahip olan kişilerin (yakın akrabalar, sır saklamakla yükümlü meslek mensupları veya maddi zarar tehlikesi altındakiler), bazı nitelikli durumlarda bu haklarını kullanamayacaklarını hükme bağlamıştır. Bu düzenleme, adaletin tecellisi için gerçeğin yalnızca bu kişiler aracılığıyla öğrenilebileceği “zorunlu ve kaçınılmaz” halleri koruma altına alır. HMK m. 251 emredici nitelikte olup, maddede sayılan 4 gruptan birine giren tanık, akrabalık bağını veya maddi zarar riskini öne sürerek tanıklıktan kaçınamaz.
Aile Bireyleri Arasındaki Mali Uyuşmazlıklar ve Doğum-Ölüm-Evlilik Olayları
Maddenin en sık uygulanan iki bendi (b) ve (c) bentleridir:
- Doğum, Ölüm ve Evlenme Olayları (b bendi): Aile bireylerinin kişisel durum sicilini veya soybağını ilgilendiren bu derece mahrem ve yakın olaylarda, gerçeği en iyi aile üyeleri bilebilir. Bu nedenle, doğum veya ölüm anına ya da evlilik birliğinin kurulmasına ilişkin olaylarda yakın akrabalar HMK 248’i ileri sürerek tanıklıktan çekinemezler.
- Aile İçi Mali Uyuşmazlıklar (c bendi): Aile üyeleri arasındaki borç-alacak ilişkileri, miras paylaşımları veya aile içi hukuki işlemlerden kaynaklanan malvarlığı uyuşmazlıklarında yakın akrabalar tanıklık yapmak zorundadır. Aile içi uyuşmazlıklar genellikle yabancıların huzurunda gerçekleşmediğinden, bu bent adaletin tecellisi için hayati önem taşır.
Temsilci, Selef veya Hukuki İşlem Tanığı Olmaktan Doğan Tanıklık Zorunluluğu
Maddenin (a) ve (ç) bentleri, tanığın geçmişteki aktif hukuki rollerini esas alır:
- Hukuki İşlem Tanığı (a bendi): Bir sözleşme, senet veya hukuki işlemin yapılması sırasında bizzat “tanık” olarak imza atmış veya hazır bulunmuş kişi (örneğin akrabası olan bir satıcının şahidi), sonradan aralarındaki akrabalığı veya sır saklama yükümlülüğünü öne sürerek bu işlemin esası ve içeriği hakkında tanıklıktan çekinemez.
- Temsilci veya Selef (ç bendi): Taraflardan birinin vekili, yasal temsilcisi, acentesi veya hukuki selefi olarak bizzat işlemleri yürütmüş olan kişiler, kendi yaptıkları bu iş ve işlemler hakkında tanık olarak çağrıldıklarında çekinme hakkına sahip değildirler.
Avukat Görüşü: HMK 251 Kapsamında Çekinmeye Çalışan Akraba Tanığın Dinletilmesi Stratejisi
Davanızda karşı tarafın veya dinletmek istediğiniz yakın bir akrabanın duruşmaya gelip HMK 248’i öne sürerek şahitlikten kaçınmaya çalışması durumunda şu stratejiyi izlemelisiniz:
- İstisna Kapsamını Hakime Sunun: Tanığın HMK 248 kapsamında bir yakın (örneğin müşterek çocuk) olduğunu ancak davanın konusunun aile içi mali uyuşmazlık (örneğin boşanma protokolünden doğan alacak) veya temsilci sıfatıyla yapılan bir işlem olduğunu belirterek, HMK m. 251 uyarınca çekinme hakkının bulunmadığını hakime ihtar edin.
- Çekinmenin Haklılığı Kararını İsteyin: Hakim, HMK m. 252/3 uyarınca tarafları dinledikten sonra tanıklıktan çekinmenin haklı olup olmadığına karar vermek zorundadır. Hakimin yasal istisnaları gözeterek çekinme talebini reddetmesini ve tanığı dinlemesini talep edin. Aksi takdirde bozma sebebi oluşacaktır.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
1. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Esas: 2014/16432, Karar: 2014/24078 (Aile İçi Mali Uyuşmazlıklarda Müşterek Çocuk Tanıklıktan Çekinemez)
ÖZET: Tarafların müşterek çocuğunun HMK m. 248 uyarınca kişisel nedenlerle çekinme hakkı bulunsa da, davanın konusu boşanma protokolü gereğince devredilecek taşınmaz bedelinin iadesine ilişkin bir “aile içi mali uyuşmazlık” olduğundan, HMK m. 251/1-c bendi uyarınca müşterek çocuğun tanıklıktan çekinme hakkı yoktur. Çocuğun dinlenmeden karar verilmesi bozma sebebidir.
Kararın Esası ve Yargıtay’ın Yaklaşımı: Davacı kadın, anlaşmalı boşanma protokolü uyarınca kendisine devredilmesi gereken evin satıldığını, satış parasının teslim edilmek üzere müşterek çocukları …’ya verildiğini ileri sürerek bedelin iadesini talep etmiştir. Davalı koca da parayı çocuğa teslim ettiğini savunmuş ve müşterek çocuklarının tanık olarak dinlenmesini istemiştir. Duruşmada müşterek çocuk “şahitlik yapmak istemediğini” beyan ederek çekilmiştir. Yerel mahkeme de bu çekinmeyi kabul ederek davayı sonuçlandırmıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kararı şu gerekçelerle bozmuştur:
- HMK m. 248 uyarınca müşterek çocuğun kişisel nedenlerle çekinme hakkı kural olarak mevcuttur.
- Ancak uyuşmazlık aile bireyleri arasında, ailevi ilişkilerden kaynaklanan mali uyuşmazlıklara ilişkin vakıalar hakkındadır.
- HMK m. 251/1-c bendi uyarınca bu hallerde tanıklıktan çekinilemez.
- Mahkeme, HMK m. 252 uyarınca tarafları dinleyip çekinmenin haksız olduğuna karar vermeli ve tanık çocuğu dinlemeliydi. Eksik incelemeyle karar verilmesi usule ve yasaya aykırıdır.
HMK Madde 251 (Çekinme Hakkının İstisnaları) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Annemle babamın arasındaki para davasında kardeşimin şahitlik yapmaktan kaçınma hakkı var mıdır?
Hayır. HMK Madde 251/1-c bendi uyarınca, aile bireyleri arasında ailevi ilişkilerden kaynaklanan mali (parasal) uyuşmazlıklara ilişkin vakıalar hakkında tanıklıktan çekinilemez. Kardeşiniz HMK 248’deki yakınlık bağını ileri sürerek şahitlikten kaçınamaz.
Bir sözleşmenin imzalanmasında resmi olarak şahitlik yaptıysam, sonradan çekinme hakkımı kullanabilir miyim?
Hayır. HMK Madde 251/1-a bendi uyarınca, bir hukuki işlemin yapılması sırasında “tanık” olarak bulundurulmuş olan kimse, o işlemin esası ve içeriği hakkında tanıklıktan çekinemez. Arada akrabalık veya meslek sırrı olsa dahi şahitlik yapmak zorunludur.
Temsilci olarak bizzat yürüttüğüm hukuki işlemler hakkında mahkemede şahitlik yapmaktan çekinebilir miyim?
Hayır. HMK Madde 251/1-ç bendi gereğince, taraflardan birinin hukuki selefi veya temsilcisi (vekili, acentesi vb.) olarak bizzat kendinizin yaptığı işler hakkında tanık olarak çağrıldığınızda çekinme hakkınız bulunmamaktadır.
Aile bireylerinin doğumu, ölümü veya evliliğiyle ilgili davalarda şahitlik zorunlu mudur?
Evet. HMK Madde 251/1-b bendi uyarınca, aile bireylerinin doğum, ölüm veya evlenmelerinden kaynaklanan olaylar hakkında akrabalık bağı öne sürülerek tanıklıktan çekinilemez. Bu mahrem olaylarda gerçeğin ortaya çıkması için tanıklık zorunludur.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.