HMK Madde 248: Kişisel Nedenlerle Tanıklıktan Çekinme Hakkı

HMK Madde 248, hukuk yargılamasının maddi gerçeğe ulaşma gayesi ile bireyin en kutsal bağları olan aile, soy ve yakınlık ilişkileri arasında hassas bir denge kurar. Kanun koyucu, bireyleri en yakın aile üyelerinin davalarında şahitlik yapmaya zorlamanın yaratacağı vicdani ve ahlaki çatışmayı önlemek amacıyla, kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme hakkına sahip kişileri tahdidi (sınırlı) olarak listelemiştir. Bu gruptaki kişiler tanık olarak çağrılsalar dahi, yasal haklarını kullanarak ifade vermekten kaçınabilirler.


HMK Madde 248: Kanun Metni

MADDE 248- (1) Aşağıdaki kimseler tanıklıktan çekinebilirler:

a) İki taraftan birinin nişanlısı.

b) Evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi iki taraftan birinin eşi.

c) Kendisi veya eşinin altsoy veya üstsoyu.

ç) Taraflardan biri ile arasında evlatlık bağı bulunanlar.

d) Üçüncü derece de dâhil olmak üzere kan veya kendisini oluşturan evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi kayın hısımları.

e) Koruyucu aile ve onların çocukları ile koruma altına alınan çocuk.


6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Bu maddede “kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme” hâlleri altı bent hâlinde düzenlenmiştir. Esas itibarıyla 1086 sayılı Kanunun 245 inci maddesinin günümüz Türkçesiyle ifadesini yansıtmaktadır.

Maddenin (d) bendinde kayın hısımları arasındaki sıkı bağ dikkate alınarak tanıklıktan çekinme hakkı, 1086 sayılı Kanunda ikinci dereceye kadar tanınmışken bu maddede üçüncü dereceye kadar çekinmenin uygun olacağı düşünülmüş ve bent buna göre düzenlenmiştir.

Maddenin (e) bendi yeni bir hüküm olup, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununda tanımlanan koruyucu aile ve onların çocukları ile koruma altına alınan çocuk arasında, evlatlık bağına benzer, sıkı kişisel ilişkilerin varlığı kabul edilerek tanıklıktan çekinme hakkı öngörülmüştür.


Hukuki İncelemeler

HMK 248 Kapsamında Kişisel Nedenlerle Çekinme Hakkına Sahip Kişilerin Sınırları

Kanun koyucu, HMK m. 248/1’de kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinebilecek kişileri sayarken son derece hassas davranmıştır. Bu hak sadece tarafların şu anki ilişkilerini değil, geçmişteki ve gelecekteki potansiyel ilişkilerini de korur:

  • Nişanlılar (a bendi): Evlilik birliği henüz kurulmamış olsa da nişanlılık müessesesi korunmuştur.
  • Eski Eşler (b bendi): Boşanmış olsalar dahi, geçmişteki evlilik birliğinin kutsallığı ve eski eşlerin birbirine karşı sır saklama sadakati korunarak tanıklıktan çekinme hakkı tanınmıştır.
  • Altsoy ve Üstsoy (c bendi): Çocuklar, torunlar (altsoy) ile anne, baba, büyükanne ve büyükbabalar (üstsoy) bu gruptadır. Ayrıca eşin altsoy ve üstsoyu da (örneğin üvey çocuklar veya kayınpeder/kayınvalide) çekinme hakkına sahiptir.
  • Evlatlık İlişkisi (ç bendi): Hukuki evlatlık bağı, biyolojik bağla aynı korumaya tabi tutulmuştur.

Kayın Hısımlığı ve Koruyucu Aile İlişkisinde Getirilen Yeni Sınırlar

Eski 1086 sayılı HUMK döneminde kayın hısımlarında çekinme hakkı ikinci dereceye kadar tanınmışken, 6100 sayılı HMK m. 248/1-d ile bu sınır üçüncü dereceye kadar genişletilmiştir. Buna göre, taraflardan birinin baldızı, kayınbiraderi, görümcesi (ikinci derece kayın hısmı) ile amca, dayı, teyze ve halalarının eşleri (üçüncü derece kayın hısmı), aradaki evlilik bağı (boşanma veya ölüm nedeniyle) ortadan kalkmış olsa dahi tanıklıktan çekinebilirler. Ayrıca, HMK m. 248/1-e ile koruyucu aileler ve onların çocukları ile koruma altındaki çocuk arasındaki sıkı kişisel bağlar yasal güvence altına alınmış ve evlatlık bağına benzer şekilde çekinme hakkı tanınmıştır.

Akraba Tanıklığının İspat Gücü ve Yargıtay’ın Yaklaşımı

Hukuk pratiğinde ve özellikle boşanma davalarında taraflar genellikle anne, baba, kardeş veya çocuklarını tanık gösterirler. Karşı taraf ise sıklıkla “Bu tanıklar davacının/davalının yakın akrabasıdır, taraflı beyanda bulunmuşlardır, ifadelerine itibar edilemez” şeklinde itiraz eder. Ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre; tanığın taraflardan biriyle akraba olması ve HMK 248 kapsamında çekinme hakkına sahip bulunması, tek başına beyanının değerini düşüren veya reddedilmesini gerektiren bir sebep değildir. HMK m. 255 uyarınca, aksine ciddi ve inandırıcı delil veya somut olgular bulunmadıkça, asıl olan tanıkların doğruyu söylediğinin kabul edilmesidir. Akrabalık ilişkisi tek başına beyanın reddi için yeterli gerekçe olamaz; beyanların görgüye dayalı, tutarlı ve dosya kapsamıyla uyumlu olması durumunda hükme esas alınması zorunludur.

Avukat Görüşü: HMK 248 Çekinme Hakkı Kapsamındaki Akraba Tanıkların Stratejik Yönetimi

Davanızda yakın akrabaları tanık olarak dinletirken veya karşı tarafın akraba tanıklarını sorgularken şu hukuki stratejilere dikkat etmelisiniz:

  1. Hakimin İhtarat Yükümlülüğünü Takip Edin: HMK m. 247/2 gereği, hakim HMK 248 kapsamındaki yakın akrabaya yemin vermeden önce çekinme hakkı olduğunu hatırlatmak zorundadır. Bu hatırlatmanın yapılmaması emsal Yargıtay kararlarında açıkça usuli bozma nedeni sayılmıştır. Duruşmada hakimin bu ihtaratı yapıp yapmadığını ve zapta geçip geçmediğini dikkatle gözlemleyin.
  2. Çapraz Sorguda Görgüye Odaklanın: Karşı tarafın akraba tanıklarının beyanlarını çürütmek için “akrabadır, yalan söylüyor” demek yerine; tanığın olayları bizzat görüp görmediğini, duyumlarının kaynağını, olay gün ve saatindeki fiziki konumunu sorgulayın. Yargıtay, görgüye dayanmayan, sadece akrabasından duyduğu olayları aktaran tanıkların (akraba olmalarından bağımsız olarak) beyanlarını hükme esas almamaktadır.

Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

1. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Esas: 2014/22058, Karar: 2015/10874 (HMK 248 Kapsamındaki Eşe Çekinme Hakkı Hatırlatılmaması Usulen Bozma Sebebidir)

ÖZET: Davada tanık olarak dinlenen davacı tanığının, nüfus kayıtlarına göre davacının eşi olduğu ve HMK m. 248 uyarınca tanıklıktan çekinme hakkına sahip kişilerden olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemenin, HMK m. 247/2 hükmü gereğince bu tanığa çekinme hakkı bulunduğunu önceden hatırlatmadan beyanını alması usule aykırıdır. Hükmün bu usul hatası nedeniyle bozulması gerekir.

Kararın Esası ve Yargıtay’ın Yaklaşımı: Mirasbırakandan kalan taşınmazın kira gelirlerinin paylaşımına (ecrimisil) ilişkin uyuşmazlıkta, yerel mahkemece davacı tanığı Ş.. S..’ın ifadesi alınmış ve hükme esas alınmıştır. Ancak UYAP nüfus kayıtlarında bu tanığın davacının eşi olduğu sabittir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, taraflar arasındaki akrabalık ilişkisine rağmen hakimin emredici usul kuralını ihlal ettiğini belirterek kararı bozmuştur:

  • Davacı eşi, HMK 248 kapsamında kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme hakkına sahip yasal kişidir.
  • Hâkim, HMK m. 247/2 gereğince bu hakkı tanığa yemin verdirip dinlemeden önce bizzat hatırlatmakla yükümlüdür.
  • Bu usuli adım atılmadan alınan beyan sakattır. Mahkemece tanık Ş.. S..’ın yeniden duruşmaya davet edilerek HMK m. 247/2 uyarınca hakkının hatırlatılması, çekinme hakkını kullanmayacağını bildirmesi halinde beyanının alınması gerekir. Eksik incelemeyle karar verilmesi usulen yanlıştır.

2. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Emsal İlkesi (Akraba Tanıklığı Tek Başına Beyanı Değerden Düşürmez)

ÖZET: Boşanma ve aile hukuku davalarında tanıkların tarafların yakın akrabası (anne, baba, kardeş vb.) olması ve HMK 248 kapsamında çekinme hakkına sahip bulunması, beyanlarının doğrudan geçersiz sayılmasına veya değerden düşürülmesine neden olamaz. Aksine ciddi ve inandırıcı delil veya olaylar bulunmadıkça, asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olduğunun kabul edilmesidir (HMK m. 255). Akrabalık bağı tek başına beyanın reddi için yeterli gerekçe değildir.


HMK Madde 248 (Kişisel Nedenlerle Çekinme) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Eski eşimle olan davamda şahitlik yapmaktan çekinebilir miyim?

Evet. HMK Madde 248/1-b bendi uyarınca, aranızdaki evlilik bağı boşanma veya iptal kararı ile ortadan kalkmış olsa dahi, eski eşinizin taraf olduğu bir davada tanıklıktan çekinme hakkınız yasal olarak devam eder.

Kayınvalidem veya kayınbiraderim benim davamda tanıklıktan çekinebilir mi?

Evet. HMK Madde 248/1-d uyarınca, üçüncü derece de dâhil olmak üzere kayın hısımlarının tanıklıktan çekinme hakkı mevcuttur. Kayınpeder, kayınvalide (birinci derece), kayınbirader, baldız, görümce (ikinci derece) ile amca, teyze, dayı ve halanın eşleri (üçüncü derece) bu hakka sahiptir. Aradaki evlilik bağı son bulmuş olsa bile bu hak devam eder.

Nişanlımın davasında şahitlik yapmak istemiyorum, bu hakkım var mı?

Evet. HMK Madde 248/1-a bendi uyarınca taraflardan birinin nişanlısı olan kişi, kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme hakkına sahiptir. Mahkemede nişanlı olduğunuzu beyan ederek şahitlik yapmaktan imtina edebilirsiniz.

Yakın akrabamın benim lehime verdiği tanık ifadesi sadece akraba olduğumuz için hakim tarafından reddedilebilir mi?

Hayır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatları uyarınca akrabalık bağı tek başına tanık beyanını geçersiz kılmaz. Tanığınız HMK 248 kapsamındaki çekinme hakkını kullanmayıp ifade vermeyi kabul etmişse; ifadesi görgüye dayalı, tutarlı ve dosyadaki diğer delillerle uyumlu olduğu sürece hakim tarafından hükme esas alınmak zorundadır.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.