HMK Madde 247: Tanıklıktan Çekinme Hakkı ve Usulü

HMK Madde 247, hukuk yargılamasında gerçeğin ortaya çıkarılması için tanıklık yapmanın kamusal bir zorunluluk olması kuralına son derece önemli ve insan onurunu, aile bağlarını veya mesleki sırları koruyan bir istisna getirir. Kanun koyucu, tanık olarak çağrılan kişilerin belirli yasal nedenlerle tanıklık yapmaktan kaçınma hakkına sahip olduğunu düzenlemiştir. Bu doğrultuda, özellikle kişisel yakınlık durumlarında, hakimin tanığı dinlemeden önce bu hakkı bizzat ve önceden hatırlatması (ihtarat yapması) yasal bir zorunluluktur.


HMK Madde 247: Kanun Metni

MADDE 247- (1) Kanunda açıkça belirtilmiş olan hâllerde, tanık olarak çağrılmış bulunan kimse, tanıklık yapmaktan çekinebilir.

(2) Kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme sebeplerinin varlığı hâlinde, hâkim tanık olarak çağrılmış kimsenin çekinme hakkı bulunduğunu önceden hatırlatır.


6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

“Tanıklıktan çekinme hakkı” başlığını taşıyan madde, tanıklıktan çekinmenin esasını belirleyen genel bir hüküm içermektedir. Bu bağlamda, kanunda açıkça belirtilmiş olan hâllerde, tanık olarak çağrılmış olan kimse tanıklıktan çekinebilecektir. Bu Tasarının “Tanığın kimliğinin tespiti” başlıklı 257 nci maddesinde gösterilen sorgulama sonunda, kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme sebeplerini öğrenen hâkim, bu çekinme hakkının bulunduğunu, tanığa, önceden hatırlatması esası bu fıkra ile kabul edilmiş bulunmaktadır.


Hukuki İncelemeler

Tanıklıktan Çekinme Hakkının Hukuki Niteliği ve Genel Esaslar

Hukuk yargılamasında tanıklık yapmak kamusal bir ödev olmakla birlikte, bu yükümlülük mutlak değildir. HMK m. 247, tanık olarak çağrılan kişilerin adil ve insani gerekçelerle beyanda bulunmaktan imtina edebilmesini sağlar. Kanun koyucu, tanıklıktan çekinme hakkını temel olarak ikiye ayırmıştır:

  1. Kişisel Nedenlerle Çekinme (HMK m. 248): Eşler, nişanlılar, altsoy-üstsoy, evlatlıklar gibi yakın aile ilişkileri.
  2. Sır Nedeniyle Çekinme (HMK m. 249): Avukatlar, hekimler veya meslekleri gereği sır saklamakla yükümlü olan kişiler. Bu hakların varlığı halinde tanık, kendi iradesiyle tanıklık yapmaktan kaçınabilir ve bu durum onun aleyhine bir hukuki yaptırıma yol açmaz.

HMK m. 247/2 Uyarınca Hakimin “Çekinme Hakkını Hatırlatma” Zorunluluğu

Maddenin ikinci fıkrası, mahkeme hakimine çok net bir usuli ödev yüklemektedir. Duruşma esnasında tanığın kimlik tespiti yapıldıktan sonra (HMK m. 257 sorgusu esnasında), tanığın davanın taraflarından biriyle çekinme hakkını doğuracak nitelikte bir kişisel ilişkisi (örneğin taraflardan birinin eşi, annesi, babası veya çocuğu olduğu) tespit edilirse; hakim tanığa tanıklıktan çekinme hakkının bulunduğunu önceden (yemin ettirmeden ve beyanını almadan önce) açıkça hatırlatmak zorundadır. Bu hatırlatma usul hukuku açısından emredici bir kuraldır.

Çekinme Hakkının Kullanılma Zamanı ve Usulü

Uygulamada sıkça yapılan en büyük hatalardan biri, tanıklıktan çekinmek isteyen kişinin duruşmaya hiç katılmamasıdır. Oysa Yargıtay’ın yerleşik kararları uyarınca, tanıklıktan çekinme hakkı ancak mahkeme huzuruna gelindikten sonra ileri sürülebilir. Tanık, davetiyeyi aldığında evinden veya işyerinden yazılı bir dilekçe göndererek “Ben tanıklıktan çekiniyorum, duruşmaya gelmeyeceğim” diyemez. Tanığın öncelikle duruşma günü mahkemede hazır bulunması, kimlik tespitinin yapılması ve hakimin ihtarından sonra çekinme iradesini bizzat hakim önünde sözlü olarak açıklaması gerekir.

Avukat Görüşü: Duruşmada Tanıklıktan Çekinme Hakkı Hatırlatılmayan Tanıkların Beyanlarına Karşı İtiraz Stratejisi

Özellikle aile hukuku (boşanma, mal rejimi) veya miras uyuşmazlıklarında, tarafların eşleri, çocukları veya kardeşleri tanık olarak dinlenir. Yoğun duruşma temposunda mahkeme hakimleri, kimlik tespitini hızlıca geçip bu yakın akrabalara çekinme haklarını hatırlatmadan doğrudan yemin verdirip beyanlarını alabilmektedir. Eğer karşı tarafın gösterdiği yakın akraba tanığına duruşmada HMK 247/2 uyarınca çekinme hakkı hatırlatılmamışsa, şu adımları izlemelisiniz:

  • Derhal duruşma zaptını inceleyin. Zaptta “Tanığa HMK 247/2 uyarınca çekinme hakkı hatırlatıldı, tanık tanıklık yapmak istediğini beyan etti” ibaresinin bulunup bulunmadığını kontrol edin.
  • Eğer bu yasal uyarı zapta geçmemişse ve yapılmamışsa, tanık beyanının usule aykırı ve sakat olduğunu ileri sürerek hükme esas alınamayacağını iddia edin.
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin emsal kararları uyarınca; bu hatırlatma yapılmadan alınan beyanlar usule aykırı olup, mahkemenin bu tanığı yeniden duruşmaya çağırarak HMK 247/2 ihtarını yapması, tanık çekinmediğini beyan ederse ifadesini yeniden alması gerekir. Bu prosedür işletilmeden verilen kararlar doğrudan bozma sebebi olacaktır.

Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

1. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Esas: 2015/23251, Karar: 2015/33400 (Tanıklıktan Çekinme Hakkı Ancak Mahkeme Huzurunda Kullanılabilir)

ÖZET: Davada gösterilen tanıkların duruşmaya gelmeksizin dışarıdan “tanıklık yapmayacağım” beyanında bulunması geçersizdir. Tanıklıktan çekinme hakkı ancak tanık mahkeme huzuruna celp edildikten sonra bizzat duruşmada ileri sürülebilir. Mahkeme, bildirilen tanığı HMK 245 gereği çağırmak ve geldiğinde HMK 247 gereği çekinme sebebini sorarak değerlendirmek zorundadır. Eksik incelemeyle karar verilemez.

Kararın Esası ve Yargıtay’ın Yaklaşımı: Hamileliği sebebiyle işyerinde baskıyla istifa ettirildiğini iddia eden insan kaynakları müdürü davacı işçi, iddiasını ispat için iki tanık bildirmiştir. Tanıklardan biri duruşmaya katılmış, diğeri ise mahkemeye gelmeden tanıklık yapmayacağını bildirmiştir. Yerel mahkeme bu tanığı duruşmaya celp etmeyerek ve dinlemeyerek davayı reddetmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı şu gerekçelerle bozmuştur:

  • Davacı, bildirdiği tanığın dinlenmesinden vazgeçmemiştir. HMK m. 245 uyarınca çağrılan tanık gelmek zorundadır.
  • HMK m. 247 uyarınca tanıklıktan çekinme ancak mahkemeye geldikten sonra mümkündür.
  • Mahkemece davacının bildirdiği tanık duruşmaya çağrılmalı, mahkemeye geldiğinde çekindiği takdirde çekinme sebebi bizzat sorulmalı, sebep yasal olarak kabul edilirse dinlenmemeli, aksi halde ise beyanına başvurulmalıdır. Tanığın gelmemesi üzerine usul kuralları işletilmeden eksik araştırmayla karar verilmesi hatalıdır.

2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Esas: 2014/22058, Karar: 2015/10874 (Tanıklıktan Çekinme Hakkı Hatırlatılmadan Alınan Beyan Geçersizdir ve Yeniden Dinlenmeyi Gerektirir)

ÖZET: Davada tanık olarak dinlenen kişinin, taraflardan birinin eşi (HMK m. 248 uyarınca çekinme hakkına sahip kişi) olduğu nüfus kayıtlarından sabit ise; mahkemenin HMK m. 247/2 uyarınca tanığa tanıklıktan çekinme hakkının bulunduğunu önceden hatırlatması emredici bir kuraldır. Bu hatırlatma yapılmaksızın alınan tanık beyanı usulen geçersiz olup, tanığın yeniden duruşmaya çağrılarak hakkı hatırlatıldıktan sonra dinlenmesi gerekir.

Kararın Esası ve Yargıtay’ın Yaklaşımı: Kardeşler arasındaki ecrimisil (kira geliri paylaşımı) davasında, mahkemece davacı tanığı Ş.. S.. dinlenmiş ve beyanı hükme esas alınmıştır. Ancak UYAP nüfus kayıtlarına göre Ş.. S..’ın davacının eşi olduğu anlaşılmıştır. Mahkeme, ifadeyi alırken bu tanığa eşi olması nedeniyle çekinme hakkı olduğunu hatırlatmamıştır.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi kararı usulden bozmuştur:

  • Beyanı hükme esas alınan davacı tanığı Ş.. S.., davacının eşi olup HMK 248. maddesinde sayılan tanıklıktan çekinme hakkına sahip kişilerdendir.
  • Hâkimin, HMK m. 247/2 hükmü gereğince bu tanığa çekinme hakkı bulunduğunu önceden hatırlatması yasal bir zorunluluktur.
  • Bu usul hatası nedeniyle, tanık Ş.. S..’ın yeniden duruşmaya davet edilerek HMK m. 247/2 uyarınca hakkının hatırlatılması, çekinme hakkını kullanmayacağını bildirmesi halinde olaya ilişkin etraflıca beyanının yeniden alınması gerekir. Noksan soruşturma ile karar verilmesi bozmayı gerektirir.

HMK Madde 247 (Tanıklıktan Çekinme) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Tanık olarak çağrıldığımda ‘ben şahitlik yapmak istemiyorum’ diyerek gitmemezlik yapabilir miyim?

Hayır. HMK m. 245 ve 247 uyarınca tanıklık yasal bir kamusal yükümlülüktür. Çekinme hakkına sahip olsanız dahi öncelikle duruşma günü mahkemeye gelmek zorundasınız. Çekinme hakkınızı ancak mahkemede hakim huzurunda kimlik tespitiniz yapıldıktan sonra sözlü olarak kullanabilirsiniz. Duruşmaya gelmeksizin dışarıdan çekinme beyanında bulunamazsınız.

Eşimin veya birinci derece akrabamın davasında tanık yazılmışım. Şahitlik yapmak zorunda mıyım?

Hayır. HMK Madde 248 uyarınca eşlerin, nişanlıların, anne, baba, çocuk gibi yakın akrabaların kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme hakkı vardır. Duruşmaya gittiğinizde hakim size bu hakkı hatırlatacaktır. Dilerseniz şahitlik yapmaktan kaçınabilirsiniz.

Hakim yakın akraba olmama rağmen bana çekinme hakkım olduğunu hatırlatmadan ifademi aldı. Bu ifade geçerli midir?

Hayır. HMK m. 247/2 gereğince hakimin çekinme hakkını önceden hatırlatması zorunludur. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin emsal kararları uyarınca, bu hatırlatma yapılmadan alınan ifadeler usulen geçersizdir. Mahkemenin sizi yeniden duruşmaya çağırarak bu hakkı hatırlatması ve ancak rızanız olması halinde yeniden dinlemesi gerekir.

Tanıklıktan çekinme hakkı olan bir kişi buna rağmen kendi rızasıyla ifade verebilir mi?

Evet. Tanıklıktan çekinme bir yasak değil, tanığa tanınmış yasal bir hak/imtiyazdır. Eğer tanık, hakim tarafından HMK 247/2 uyarınca çekinme hakkı olduğu kendisine hatırlatılmasına rağmen bu hakkı kullanmayacağını ve ifade vermek istediğini beyan ederse, tanık olarak usulünce dinlenir ve beyanları tamamen geçerli olur.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.