HMK Madde 246: Tanığa Soru Kâğıdı Gönderilmesi Usulü ve Sınırları

HMK Madde 246, hukuk yargılamasının temel direklerinden olan “yüz yüzelik” (immediacy) ve “doğrudan doğruyalık” (directness) ilkelerine çok özel ve istisnai bir sınırlama getiren, tanığın mahkemede bizzat sözlü olarak dinlenmesi yerine “yazılı soru kâğıdı gönderilmesi” usulünü düzenleyen bir maddedir. Kanun koyucu, bu usulü mahkemenin takdirine bırakmış olup; zaman, uzaklık, tanığın sağlık durumu veya yurt dışında bulunması gibi haklı ve ölçülü nedenlerin varlığı halinde bu istisnaya başvurulabileceğini öngörmüştür. Ancak, yazılı cevapların yetersiz kalması durumunda tanığın bizzat mahkemeye çağrılarak dinlenmesi yasal bir zorunluluktur.


HMK Madde 246: Kanun Metni

MADDE 246- (1) Hâkim gerekli görülen hâllerde, sözlü olarak dinlenmesi yerine, belirlenecek süre içinde cevaplarını yazılı olarak bildirmesi için tanığa soru kâğıdı gönderilmesine karar verebilir. Bu şekilde işlem yapılması, tanığın vereceği cevabın hükme yeterli olup olmadığı hususunu hâkimin takdir etmesine engel olamaz. Hâkim, verilen yazılı cevapların yetersiz olması hâlinde, tanığı dinlemek üzere davet edebilir.


6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

“Tanığa soru kağıdı gönderilmesi” başlığını taşıyan bu madde esas itibarıyla 1086 sayılı Kanunun 256 ncı maddesinin günümüz Türkçesiyle ifade edilmiş biçimidir. Bu hükümde, “müstesna hâller” yerine “gerekli görülen hâller” denmek suretiyle mahkemeye daha açık ve geniş bir takdir hakkı tanınmış olmasının yanı sıra, yine bu takdir hakkının ifadesi olarak tarafların rızası aranmaksızın mahkemece kendiliğinden buna karar vermesine olanak tanınmıştır. Mahkeme, bu konudaki takdirini özel durumlara göre gayet ölçülü kullanmalıdır. Tanığın mahkeme huzurunda dinlenilmesinin yüz yüzelik ilkesinin bir sonucu olduğu, soru kağıdının gönderilmesinin ise çok istisnaî durum olacağı gözetilmelidir. Zaman, uzaklık, gider konuları, tanığın dış ülkede bulunması, mahkeme önünde dinlenmesi için zorunluluk bulunmaması, tanığın yazı ile cevap verebilecek bir kimse olması gibi hususlar, takdirin kullanılmasında birer ölçü olabilir.

Maddede yer alan üçüncü cümle yeni bir hüküm olup, hâkimin, tanığın verdiği yazılı cevapları yetersiz bulması hâlinde, tanığın dinlenmesi için mahkemeye davet edebilmesine imkân verilmiştir.


Hukuki İncelemeler

HMK 246 Uyarınca Tanığa Yazılı Soru Kâğıdı Gönderilmesinin Hukuki Niteliği

Hukuk muhakemesinde genel kural, tanıkların mahkeme huzurunda sözlü olarak dinlenmesidir. Ancak HMK m. 246, bu kurala radikal bir istisna getirmiştir. Bu madde uyarınca mahkeme, tarafların onayını aramaksızın, tanığın duruşma salonuna gelmesi yerine, kendisine yazılı olarak gönderilecek sorulara belirlenen kesin süre içinde yazılı cevap vermesine karar verebilir. Bu usul, özellikle tanığın duruşmaya katılamayacak derecede ağır yatalak hasta olması, çok uzak bir şehirde veya yurt dışında bulunması ve istinabe (talimatla yazdırma) yolunun çok masraflı veya uzun süreceği durumlarda yargılama ekonomisini sağlamak amacıyla tercih edilebilir.

Hâkimin Soru Kâğıdı Gönderme Yetkisinin Sınırları ve Ölçütleri

Kanun koyucu, HMK 246/1’de “gerekli görülen hâllerde” diyerek hakime geniş bir takdir yetkisi tanımış görünse de, kanunun madde gerekçesi bu yetkinin keyfi kullanılamayacağını açıkça sınırlar. Mahkeme, soru kağıdı yöntemini “gayet ölçülü ve son çare” olarak kullanmalıdır. Yargılamanın temel direği olan “yüz yüzelik” ilkesi gereği, hakimin tanığı bizzat görmesi, konuşma tarzını, mimiklerini ve ses tonunu gözlemleyerek vicdani kanaat oluşturması esastır. Sadece duruşma günü zaman kazanmak amacıyla kilit bir tanığın yazılı soru kağıdıyla geçiştirilmesi usul ekonomisiyle açıklanamaz ve hukuka aykırı olur.

Yazılı Cevapların Yetersizliği Halinde Sözlü Dinleme Zorunluluğu

HMK 246’nın en emniyetli subap mekanizması, birinci fıkranın son cümlesinde yer alır: “Hâkim, verilen yazılı cevapların yetersiz olması hâlinde, tanığı dinlemek üzere davet edebilir.” Tanığın gönderdiği yazılı cevaplar çelişkili, uyuşmazlığı aydınlatmaktan uzak veya tarafların iddialarını doğrulamaktan yetersiz ise; mahkeme hakimi takdir yetkisini kullanarak tanığı duruşmaya bizzat davet etmek zorundadır. Yazılı metnin yetersizliğine rağmen mahkemenin tanığı bizzat dinlemekten kaçınması, karar verme sürecini sakatlayarak bozma nedeni oluşturacaktır.

Avukat Görüşü: HMK 246 Usulünün Tarafların İspat Hakkına Etkisi ve İtiraz Yolları

Tanığa soru kağıdı gönderilmesi usulü pratik görünse de, davanın tarafları için ciddi bir dezavantaj yaratır: Çapraz sorgu ve anlık soru sorma hakkının kısıtlanması. Duruşmada hazır bulunan tanığa anında müdahale edip çelişkili beyanlarını çürütebilirken, yazılı soru kağıdında tanık evinde rahatça düşünerek (ve belki de karşı tarafın yönlendirmesiyle) cevaplar hazırlayabilir. Eğer mahkeme davanızda hayati önemde olan bir tanığa soru kağıdı gönderme kararı alırsa, uzman derhal şu stratejiyi izlemelisiniz:

  1. Mahkemeye sunacağınız dilekçe ile doğrudan doğruyalık ve yüz yüzelik ilkelerini hatırlatarak karardan dönülmesini talep edin.
  2. Eğer mahkeme bu usulde ısrar ederse, HMK 246 kapsamında tanığa gönderilecek soru kağıdına tarafınızca hazırlanan spesifik ve detaylı çapraz sorgu sorularının da eklenmesini talep edin.
  3. Tanık cevapları geldiği anda, bu cevapların muğlak, yetersiz ve yönlendirilmiş olduğunu belirterek, tanığın HMK 246/1-son cümle uyarınca bizzat duruşmaya celp edilerek sözlü dinlenmesini ısrarla talep edin.

Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay’ın “Yüz Yüzelik ve Doğrudan Doğruyalık” İlkelerine Yaklaşımı

Türk yargı sisteminde, delillerin ve özellikle tanık beyanlarının sıhhati açısından yüz yüzelik ve doğrudan doğruyalık (vasıtasızlık) ilkeleri adil yargılanma hakkının temel güvencesi kabul edilir. Yargıtay içtihatlarında bu ilkelerin sınırları şu şekilde çizilmektedir:

  • Delillerle Doğrudan Temas Esastır: Yargıtay’ın yerleşik kararlarında vurgulandığı üzere, hüküm kuracak olan mahkeme hakiminin, uyuşmazlığın çözümünde kilit rol oynayan delillerle ve tanıklarla doğrudan temas etmesi esastır. Hâkimin tanığı bizzat dinlemesi, beyan esnasındaki duraksamalarını, mimiklerini ve beden dilini gözlemlemesi vicdani kanaatin sağlıklı oluşması için vazgeçilmez bir ön koşuldur.
  • Yazılı/Dolaylı Yöntemler İstisnadır: HMK m. 246 uyarınca tanığa soru kâğıdı gönderilmesi veya istinabe (başka mahkeme aracılığıyla talimatla dinleme) gibi dolaylı yöntemler, doğrudan doğruyalık ilkesine ağır birer sınırlama getirir. Bu nedenle bu dolaylı usuller ancak tanığın duruşmaya katılmasına kesin bir engel bulunduğu durumlarda (ağır hastalık, aşırı uzaklık, yurt dışında bulunma gibi) son çare olarak uygulanmalıdır.
  • Savunma ve İspat Hakkının Korunması: Mahkemenin, doğrudan doğruyalık ilkesinin sağladığı güvenceleri göz ardı ederek, kilit tanıkları duruşmaya bizzat celp etmek yerine keyfi veya kolaycı yöntemlerle (örneğin sadece soru kağıdı göndererek veya beyanları yazılı alarak) yetinmesi, tarafların Anayasal savunma ve ispat hakkını kısıtlar. Yargıtay, davanın esasına etki eden kilit tanıkların usulüne uygun ve yüz yüze dinlenilmemesini hukuki dinlenilme hakkının (HMK m. 27) açık ihlali sayarak bozma nedeni kabul etmektedir.

HMK Madde 246 (Tanığa Soru Kâğıdı) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Hakim her tanığa soru kağıdı göndererek yazılı ifade isteyebilir mi?

Hayır. HMK Madde 246 ve yasal gerekçesi uyarınca, bu usul genel kural olan “yüz yüzelik” ilkesinin ağır bir istisnasıdır. Mahkeme bu yönteme ancak tanığın duruşmaya gelemeyecek kadar ağır hasta olması, çok uzak bir şehirde veya yurt dışında yaşaması gibi istisnai ve zorunlu hallerde, ölçülü olarak başvurabilir.

Bana mahkemeden tanık sıfatıyla soru kağıdı gönderildi, cevaplamak zorunda mıyım?

Evet. Mahkeme tarafından gönderilen yazılı soru kağıdı, yasal bir mahkeme davetiyesi (çağrısı) ile aynı hukuki güce sahiptir. Belirlenen süre içinde soruları doğru ve eksiksiz şekilde cevaplayıp mahkemeye göndermeniz kamusal bir zorunluluktur. Aksi takdirde hakkınızda yasal yaptırımlar uygulanabilir.

Tanığın soru kağıdına verdiği yazılı cevapları yetersiz bulursam duruşmada bizzat dinlenmesini isteyebilir miyim?

Evet. HMK Madde 246/1 son cümlesi taraflara ve hakime bu güvenceyi açıkça vermiştir. Tanığın yazılı cevaplarının yetersiz, çelişkili veya muğlak olduğunu düşünüyorsanız, mahkemeye vereceğiniz bir dilekçe ile tanığın duruşmaya bizzat davet edilerek sözlü olarak dinlenmesini talep edebilirsiniz.

Tanığa yazılı soru gönderilmesi durumunda tarafların soru sorma hakkı kısıtlanmış olur mu?

Evet, yazılı usul çapraz sorgu ve anlık soru sorma hakkını fiilen kısıtlar. Bu dezavantajı engellemek için, mahkeme soru kağıdı gönderme kararı aldığında, avukatınız aracılığıyla tanığa sorulmasını istediğiniz kendi özel sorularınızın da soru kağıdına eklenmesini talep etme hakkınız mevcuttur.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.