HMK Madde 242: Tanıklığın İzne Bağlı Olduğu Hâller ve Kamu Görevlileri

HMK Madde 242, kamu görevlilerinin (devlet memurları, kolluk güçleri, sağlık personelleri vb.) görevleri dolayısıyla vakıf oldukları “görev sırrı” niteliğindeki konularda tanıklık yapmalarını özel bir prosedüre bağlar. Kanun koyucu, devletin ve idarenin şeffaflığı ile kamu düzeninin ve güvenliğinin korunması arasındaki hassas dengeyi bu maddeyle kurmuştur. Kamu görevlisi, görevinden ayrılmış olsa dahi, görev sırrı kapsamındaki konular hakkında sırrın ait olduğu resmi makamın yazılı izni olmadıkça tanık olarak dinlenemez. Sır kapsamına girmeyen hususlarda ise bu izin şartı aranmaz.


HMK Madde 242: Kanun Metni

MADDE 242- (1) Kamu görevlileri, görevlerinden ayrılmış olsalar bile, görevleri gereğince sır olarak saklamak zorunda oldukları hususlar hakkında, sırrın ait olduğu resmî makamın yazılı izni olmadıkça tanık olarak dinlenemezler. Bu izin, milletvekilleri hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkında Cumhurbaşkanı ve diğerleri hakkında bağlı oldukları bakan veya kuruluşun amiri tarafından verilir.*

(2) Tanıklık kamu yararına aykırı bulunmadıkça izin verilmesinden kaçınılamaz.

(3) Bu izin, mahkeme kararı üzerine yazı ile istenir ve izin verilince tanık davet edilerek dinlenir.

*2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 191 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “, Bakanlar Kurulu üyeleri” ibaresi “üyeleri, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar” şeklinde değiştirilmiştir.


6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Bu madde 1086 sayılı Kanunun 249 uncu maddesi hükmünün günümüz Türkçesine uyarlanmış şeklidir. Bu düzenlemeyle bazı kimselerin görevleri gereği, sırrın ait olduğu resmî makamın izni alınması koşuluyla davada tanık olarak dinlenebileceği esası getirilmiştir. Maddedeki sınırlama, tanık olarak dinlenecek kişilerin görevleri gereği sır olarak saklamak zorunda oldukları hususlar yönündendir. Sır olarak saklanılmasına gerek olmayan konularda böyle bir izne gerek yoktur.


Hukuki İncelemeler

Kamu Görevlilerinin Görev Sırrı Kapsamında Tanıklığı ve Sınırları

Her şeyden önce belirtilmelidir ki, HMK 242 kapsamında bir kamu görevlisinin tanıklık yapabilmesi için izin alınması zorunluluğu mutlak değildir. Sadece “görevleri gereği sır olarak saklamak zorunda oldukları” konulara ilişkindir. Bir kamu görevlisinin mesai saatleri dışında şahit olduğu adi bir trafik kazası veya sıradan bir apartman uyuşmazlığı gibi “görev sırrı” teşkil etmeyen hususlarda tanık olarak dinlenmesi için hiçbir kurumdan izin alınmasına gerek yoktur. Bu durumda genel tanıklık hükümleri geçerlidir.

Yazılı İznin Alınacağı Yetkili Resmi Makamlar

Kanun koyucu, 2018 yılındaki Anayasa değişikliğine ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine uyum kapsamında, izin mercilerini şu şekilde belirlemiştir:

  • Milletvekilleri için: Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) üyeleri,
  • Cumhurbaşkanı Yardımcıları ve Bakanlar için: Cumhurbaşkanı,
  • Diğer Kamu Görevlileri (Vali, Kaymakam, Polis, Devlet Hastanesi Doktoru vb.) için: Bağlı oldukları Bakanlık veya o kamu kuruluşunun en üst amiri (örneğin sağlık personeli için Sağlık Bakanlığı).

İdare Tarafından Tanıklık İzninden Kaçınılamaması Kuralı

Madde 242/2’de yer alan “Tanıklık kamu yararına aykırı bulunmadıkça izin verilmesinden kaçınılamaz” hükmü, idareye keyfi olarak izin vermeyi reddetme yetkisi tanımaz. İdare, mahkemenin tanık dinleme talebini ancak ve ancak “kamu yararına açık ve ağır bir aykırılık” (örneğin devlet güvenliğini veya milli savunma sırlarını tehlikeye düşürecek bir durum) varsa reddedebilir. Bunun dışındaki adli süreçlerin tıkanmaması için idare bu izni yazılı olarak vermek zorundadır.

Avukat Görüşü: Dava Dosyasında Kamu Görevlisi Tanık Sürecinin Yönetimi

Eğer davanızda hayati bir iddiayı ispatlamak için bir kamu görevlisini (örneğin olay yerinde inceleme yapmış bir polisi, hastane kayıtlarını tutan bir memuru) tanık göstermeniz gerekiyorsa, tanık listesi verirken mutlaka bu kişinin kamu görevlisi olduğunu ve HMK 242 uyarınca ilgili kurumdan yazılı izin istenmesi gerektiğini mahkemeye hatırlatmalısınız. Mahkeme bu izni HMK 242/3 uyarınca doğrudan kendisi müzekkere yazarak istemek zorundadır. Mahkemenin “İzin prosedürü uzun sürer” veya “Tanığı kendiniz hazır edin” diyerek bu talebi geçiştirmesine izin vermemeli, adli yazışmanın yapılmasını ısrarla talep etmelisiniz.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2014/2-1239, Karar: 2016/1058 (Tanık Dinletme ve Hukuki Dinlenilme Hakkının Kutsallığı)

ÖZET: Hukuk yargılamasında tarafların usulüne uygun olarak gösterdikleri tanıkların (HMK 241’deki sınırlı haller dışında) mutlaka dinlenmesi gerekir. İzin prosedürü veya benzer usuli gerekçeler arkasına sığınarak tanık dinlemekten kaçınılması, HMK Madde 27 kapsamında güvence altına alınan “Hukuki Dinlenilme Hakkı”nı ve savunma hakkını ağır şekilde kısıtlar ve kararın usulden bozulmasını gerektirir.

Kararın Esası ve Yargıtay’ın Yaklaşımı: Hukuk Genel Kurulu önüne gelen somut uyuşmazlıkta; mahkeme, taraflardan birinin usulüne uygun şekilde bildirdiği tanıklarının dinlenmesi talebini, yargılamayı uzatmaya yönelik olduğu ve dosyadaki diğer delillerin yeterli kanaat oluşturduğu gerekçesiyle reddetmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu usulü ağır bir hak ihlali sayarak yerel mahkeme kararını bozmuştur:

  • Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen “Adil Yargılanma Hakkı” ve HMK’nın 27. maddesinde yer alan “Hukuki Dinlenilme Hakkı”, taraflara iddialarını sunma ve delillerini inceletme imkanını koşulsuz olarak sağlar.
  • İspat hakkı, taraflar için sadece bir usul yükümlülüğü değil, kanuni bir haktır. Taraf tanık listesi sunmuş ve bu tanıklardan açıkça vazgeçmemişse, mahkeme bu tanıkları dinlemek zorundadır.
  • Kamu görevlileri gibi özel usule tabi (HMK 242 uyarınca izne bağlı) tanıklar söz konusu olduğunda da mahkeme, bu kanuni prosedürleri (izin yazışmalarını) bizzat tamamlayarak tanıkları dinlemelidir. Gerekli usuli işlemleri yapmaksızın veya zorluk gerekçe gösterilerek tanık dinlemekten peşinen kaçınılamaz.

Pratik Çıkarım: Mahkeme, HMK 242 kapsamında yazılması gereken izin müzekkeresini yazmaktan kaçınır veya “Bu tanık devlet memuru, izinle uğraşamayız” diyerek talebinizi reddederse; bu durumun doğrudan HMK 27 hukuki dinlenilme hakkını ve ispat hakkını ihlal ettiğini belirterek HGK’nın bu kararını mahkemeye sunmalı ve usuli sürecin işletilmesini talep etmelisiniz.


HMK Madde 242 (Tanıklık İzni) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Emekli olmuş bir devlet memurunu tanık göstermek için de izin gerekir mi?

Evet. HMK Madde 242/1 hükmü açıkça “görevlerinden ayrılmış olsalar bile” ifadesini taşımaktadır. Kamu görevlisi emekli olmuş veya istifa etmiş olsa dahi, görevi sırasında öğrendiği “görev sırları” hakkında tanıklık yapacaksa yine eski kurumundan yazılı izin alınması zorunludur.

İlgili bakanlık veya kurum tanıklık izni vermeyi reddedebilir mi?

Kural olarak hayır. HMK 242/2 uyarınca, tanıklık “kamu yararına açıkça aykırı” bulunmadığı sürece idare bu izni vermekten kaçınamaz. Haklı ve yasal bir gerekçe sunulmadan iznin reddedilmesi durumunda mahkeme bu durumu değerlendirerek hukuki süreci yürütür.

Bir kamu görevlisi sır saklama izni olmadan duruşmada bildiklerini anlatırsa ne olur?

Eğer kamu görevlisi yazılı izin alınmadan görev sırrına ilişkin beyanda bulunursa, bu beyanlar usule aykırı delil teşkil edebileceği gibi; ilgili kamu görevlisi hakkında TCK m. 258 kapsamında “Göreve ilişkin sırrın açıklanması” suçu nedeniyle cezai soruşturma açılması gündeme gelebilir. Bu nedenle mahkemenin izin yazışmasını mutlaka yapması şarttır.

Sır niteliğinde olmayan konularda kamu görevlisinin tanıklığı izne tabi midir?

Hayır. Gerek madde metni gerekse kanun gerekçesi son derece nettir: Sınırlama sadece “görev gereği sır olarak saklanması gereken” bilgilerle ilgilidir. Sır teşkil etmeyen, sıradan olaylara veya gözlemlere ilişkin tanıklıklarda hiçbir makamdan izin istenmesi gerekmez.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.