Tasarruf İlkesi Nedir? HMK Madde 24 Davacının Hâkimiyeti Kuralı

Hukuk (Özel Hukuk) yargılamasının en temel omurgası, devletin vatandaşın özel hayatına ve malvarlığına zorla müdahale etmemesi kuralına dayanır. Ceza yargılamasının aksine, ortada bir alacak veya miras meselesi olduğunda devlet mekanizması kendiliğinden harekete geçmez. İşte HMK Madde 24 ile vücut bulan Tasarruf İlkesi, davanın açılmasından kapanmasına kadar direksiyonun “tarafların” elinde olduğunu ifade eder. Hâkim, sokakta gördüğü haksız bir sözleşme için kendi başına dosya oluşturamayacağı gibi, davasını açmış bir kişinin davasından feragat etmesini veya sulh olmasını da engelleyemez. “Kimse kendi lehine dava açmaya zorlanamaz” kuralı, mülkiyet ve irade serbestisinin adliye koridorlarındaki güvencesidir.


HMK Madde 24: Kanun Metni

(1) Hâkim, iki taraftan birinin talebi olmaksızın, kendiliğinden bir davayı inceleyemez ve karara bağlayamaz.
(2) Kanunda açıkça belirtilmedikçe, hiç kimse kendi lehine olan davayı açmaya veya hakkını talep etmeye zorlanamaz.
(3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri dava konusu hakkında, dava açıldıktan sonra da tasarruf yetkisi devam eder.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Maddeyle, hâkimin bir davaya ancak, taraflardan birinin talebi üzerine bakabileceği, tarafın da bir davayı açmak, takip etmek ve sona erdirmekte serbest olduğu hususu düzenlenmiştir. Bu husus medeni usul hukukunda “tasarruf ilkesi” olarak bilinmektedir. Bu ilke, 1086 sayılı Kanunun 72 ve 79 uncu maddelerinde yer almış iken, bu maddede birinci ve ikinci fıkralar olarak düzenlenmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasıyla, özel hukuktaki hukukî ilişkilerde var olan irade serbestisinin, dava açılmakla doğan kamusal nitelikteki dava ilişkisinde, daha geniş bir ifadeyle, usul ilişkisinde de devam ettiği açıkça ifade edilmektedir. Bu fıkranın, özellikle, ferağdan men şeklindeki ihtiyatî tedbir kararlarının alınmasına engel teşkil etmeyeceği belirtilmelidir. Keza, ikrar (irade açıklaması niteliği ön planda tutulursa) gerçeğe aykırı ise hâkimin bununla bağlı olup olamayacağı da bu başlıkta ele alınması gereken bir konudur.


Hukuki İncelemeler

Tasarruf İlkesinin Sonuçları: Hâkime Çizilen Sınırlar

Medeni yargılamada hakime kanunla keskin bir tel örgü çekilmiştir. HMK 24 ve bağlantılı HMK 26 (Taleple Bağlılık) ilkeleri kapsamında Hâkim, davacının “istediğinden fazlasına” ve “istemediği başka bir şeye” karar veremez. Örneğin; Ahmet, Mehmet’e açtığı davada sadece “arabanın iadesini” istemiş, ama kira bedelini istememişse, Hâkim “Sana haksızlık edilmiş, al şu 10 bin TL kira/kullanım bedelini” diyemez. Talebin sınırları, verilecek korumanın sınırlarıdır.

Avukat Görüşü: “Çoğun İçinde Azı Da Vardır” Prensibi İstisna Mıdır?

Hukuk dünyasında, Tasarruf ve Taleple Bağlılık ilkelerinin çok hayati bir yansıması olarak “Çoğun İçinde Az da Vardır” kuralı işletilir. Davacı, tapu iptali ve tescil (en asli hakkı, mülkiyeti) talep etmişse ancak teknik ve yasal engeller nedeniyle (örneğin kooperatif hissesinin kanunen o an ikiye bölünememesi) tapuyu fiilen üzerine alamıyorsa hakimin davayı tamamen (100%) reddetmesi hakkaniyete aykırıdır. Davacı “Tespit Hükmü verin” demese bile Yargıtay, Tapu Tescili (Çok) isteğinin içerisinde, aslında mülkiyeti sahiplenme / Tespit (Az) isteğinin zımnen barındığını kabul eder (Aşağıdaki HGK Kararı). Hâkimin, davanın reddi yerine “payın davacıya ait olduğunun tespitine” karar vermesi HMK Madde 24’e aykırılık (talep edilmeyen şeye karar verme) ihlali yaratmaz.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

(Not: Aşağıda yer alan Yargıtay içtihatları, mevcut mevzuat metinlerinde sıklıkla atıf alan usul hukuku kararlarının özetleridir. Yasal sınırların çizilmesinde emsal teşkil ederler.)

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/2539 E. , 2018/1149 K.

ÖZET (Çoğun İçinde Az da Vardır Kuralı ve Kurul Kararı): Davacı, kooperatif hissesine bağlı konutun tapu iptali ve tescilini istemiştir. Hukuki imkânsızlıklar (kooperatif payının teknik ve yasal olarak o safhada ikiye bölünememesi) nedeniyle tapu davasının reddine karar verilmiştir. Hukuk Genel Kurulu, HMK 24/26 maddelerindeki taleple bağlılık ilkesini irdeleyerek şöyle demiştir: Bir kimse mülkiyetin tescili şeklindeki asıl (eda) davasını açmışsa, bu devasa davanın içinde, şayet tescil olmuyorsa en azından “hakkın bana ait olduğunun Tespiti” talebi de gizlidir. Hâkim, tarafların talebinden farklı bir şeye karar veremez ama daha azına karar verebilir kuralı gereğince, davanın tümden reddi yerine “söz konusu payın davacıya ait olduğunun tespitine” hükmetmesi HMK 24. maddedeki tasarruf ilkesine aykırı düşmez.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2017/2066 E. , 2017/2960 K.

ÖZET (Davacı Olmayan Mirasçılar Lehine Re’sen Karar Verilemeyeceği): Muris muvazaasına (mirastan mal kaçırma) dayalı bir tapu iptal ve tescil davasında, davanın faili sadece mirasçılardan birkaçıdır. Hâkim, muvazaayı sabit görerek yalnızca davalı olan mirasçıların değil, bütün mirasçıların (dava açmayanlar dahi) veraset ilamındaki payları oranında tapuyu kendi adlarına iptal ve tescil etmiştir. Yargıtay bu fahiş hatayı bozmuştur: HMK m. 24 uyarınca “Hiç kimse kendi lehine de olsa dava açmaya zorlanamaz ve talep etmeyen lehine karar verilemez”. Davada yer almayan ve tescil istemeyen kardeşler için re’sen tapu tesis etmek doğrudan Tasarruf İlkesi’nin ihlalidir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2014/21334 E. , 2017/2197 K.

ÖZET (Tarafı Dava Açmaya Zorlama Hatası): Asıl dava muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil talebine ilişkindir. Davalı (ve asıl taşınmazı üzerinde barındıran kişi), inşa ettiği evi savunmak için karşı dava niteliğinde hamle yapsa da hukuki altyapısı eksik kalmıştır. Hâkim ise adaleti sağlamak namına davalıya (birleşen davacıya), “Git bağımsız bir Muhdesatın (yapının) Aidiyetinin Tespiti davası aç ki hak kaybın olmasın” diyerek bana dava aç diye mehil ve süre vermiştir. Yargıtay müdahale etmiştir: Gerekçesi ve mağduriyeti ne olursa olsun HMK Madde 24/2 açık ve sarsılmazdır: Hiç kimse hakkını talep etmeye mahkemece zorlanamaz veya mahkeme tarafından dava açması için yönlendirilemez. Hâkimin tarafa dava aç diye süre vermesi kanuna aykırıdır.


HMK Madde 24 Tasarruf İlkesi Sıkça Sorulan Sorular

Hâkime, dava dilekçemde “gerekirse davalıya 50 bin TL tazminata da hükmedilsin” diyebilir miyim?

Talepler muğlak bırakılamaz. Tasarruf ilkesi gereği davanın direksiyonu sizin elinizdedir. Net ve açık olmayan (hakimin iradesine bırakılmış “gerekirse/sizce uygunsa”) şeklindeki talepler, hakimin re’sen karar alamama kuralı ile çelişeceğinden usulden reddedilir. Hakkınızı şüpheye yer bırakmayacak biçimde (örn: “50.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili”) talep etmelisiniz.

Davayı açtığımda haksızlığa uğradığımı ispat edemesem bile hâkim gerçeği bulmak zorunda değil midir?

Hayır. Ceza davalarından hukuku ayıran en net çizgi budur. Tasarruf ilkesiyle birlikte anılan “Taraflarca getirilme ilkesi (M. 25)” uyarınca, siz ne iddia eder ve neyi ispatlarsanız hâkim o alan içinde gerçeği bulur. Siz şahitleri ve belgeleri getirmezseniz, hâkim “Bu olayda aslında Ahmet haklıymış ben bunu re’sen araştırayım” diyemez.

Davalı olarak tarafıma açılan bir davada davacı aniden tüm alacaklarından vazgeçerse mahkeme “Böyle saçmalık olmaz” diyerek davaya devam edebilir mi?

Söz konusu davanın türüne göre (Örneğin Kamu düzenini ilgilendiren soybağı davaları istisne olmak üzere) genel Alacak, Tazminat ve Tapu davalarında davacı dilediği an feragat edebilir. Feragat haktır. Hâkim HMK 24/3 (“üzerinde tasarruf edebilecekleri dava konusu hakkında, yetki davadan sonra da devam eder”) uyarınca feragati engellemez ve davayı feragat nedeniyle derhal reddeder.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu bilgilerin paylaşılması, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.