Yeminin Şekli ve Merasimi: HMK Madde 233, Yemin Formülü ve Yargıtay Uygulaması

HMK Madde 233, yeminin nasıl “eda edileceğini” (yerine getirileceğini) şekli ve merasimiyle düzenler. Yemin, sıradan bir beyan değildir; kişinin inandığı en kutsal değerleri tanık göstererek vicdanını ortaya koyduğu istisnai ve kesin bir ispat aracıdır. Bu nedenle kanun koyucu, yeminin ciddiyetini vurgulamak için özel bir “merasim” öngörmüştür: Hâkimin aydınlatma ve ihtar yükümlülüğü, kanunda lafzı lafzına yazılı yemin formülünün tekrarlanması ve yemin esnasında salondaki herkesin (hâkim dâhil) ayağa kalkması. Bu sıkı şekil kurallarına uyulmadan yaptırılan yemin usulsüzdür ve Yargıtay tarafından mutlak bozma sebebi sayılmaktadır.


HMK Madde 233: Kanun Metni

MADDE 233- (1) Yemin, mahkeme huzurunda eda olunur.

(2) Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker.

(3) Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir.

(4) Sonra “Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?” diye sorar. O kimse de “Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum.” demekle yemin eda edilmiş sayılır.

(5) Yemin eda edilirken, hâkim de dâhil olmak üzere hazır bulunan herkes ayağa kalkar.


6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Madde, yeminin nasıl eda edileceğini etraflı bir biçimde açıklamaktadır. 1086 sayılı Kanundaki hüküm büyük ölçüde korunmuştur. Yeminin ancak mahkeme huzurunda herkesin duyabileceği şekilde eda olunacağı birinci fıkrada hükme bağlanmış, istisnaen gizli oturumların da yapılabileceği düşünülerek, 1086 sayılı Kanunda yer alan “alenen” sözcüğü bu düzenlemeye alınmamıştır.

Yeminin, alenen yapılan oturumlarda alenen, gizli yapılan oturumlarda da gizli olarak iade veya eda edileceğinden şüphe etmemek gerekir. Yemin davetiyesi ile bildirilen yemin konusu hakkında, doğacak tereddütlerin de derhâl giderilmesi ikinci fıkrada belirtilmiştir. Tabiîdir ki hâkim sorulan soruları bu kararını da dikkate alıp yemin edecek kimseye tevcih edecek, sonra kanunda yazılı şekilde yemin fıkrasını okuyacak ve kanunda yazılı biçimde yemin eden kimsenin cevabını alacaktır.

Türk Dil Kurumu sözlüğünde “yemin” kavramı; “ant, Tanrı’yı veya kutsal bilinen bir kişiyi, bir şeyi tanık göstererek bir olayı doğrulamak” şeklinde tarif edilmiştir. Başka bir ifade ile yemin, beyan edilen vakıanın (konunun) söylenen şekilde gerçekleştiğine, kutsal şeyleri tanık göstermektir. Yemin teklif eden, iddiasını ispatta aciz kalınca, karşısındakinin iç dinamiklerini kullanma yolunu seçer. Şu hâlde yemini ifade eden sözler, o dinamikleri son kertesine kadar harekete geçirecek nitelikte olmalıdır. O bakımdan iki tarafın da inançları yemin konusunda önem taşır ve her kişi için değişir. Yemin teklif olunan, inandığı kutsal şeyleri şahit gösterdiğine göre; yemin, yemin edenin inançlarına uygun olarak yerine getirilmeli ve yemin teklif eden de onun bu etki altında doğruyu söyleyeceği inancına ulaşmalıdır. Kavrama, her kesim tarafından yüklenen anlama uygun müşterek bir anlam yüklemek ve o çerçevede düzenleme yapmak, ilmî faaliyetlerin bir gereğidir. Onun içindir ki yemin fıkrasının, her kesim tarafından doğru bir şekilde ve kendi inancına uygun algılanmasını temin babında, gereken açıklık ve elastikiyeti taşımasına gayret edilmiştir. Bu kurumun sosyal gerçeklere uygun olduğu, hem davacıyı, hem de davalıyı vicdanen tatmin eden bir yönünün bulunduğu da söylenebilir. Yeminin biçimi, bütün inanç ve değerler yelpazesini kapsar biçimde “kutsal saydığınız bütün inanç ve değerleriniz” sözleri eklenerek açık bir anlatım biçimi yeğlenmiştir. Son fıkra yeminin manevi etkisini artırmak amacıyla Ceza Muhakemesi Kanununa paralel bir biçimde kabul edilmiştir.


Hukuki İncelemeler

Hâkimin Aydınlatma ve İhtar Yükümlülüğü (HMK 233/2)

Yemin merasiminin ilk adımı, hâkimin aktif rol oynadığı aydınlatma aşamasıdır. Hâkim, yemin edecek kişiye doğrudan formülü okutmadan önce üç şeyi yapmak zorundadır: (1) Yemin konusunu (hangi vakıa hakkında yemin edileceğini) açıklamak, (2) Yeminin hukuki ve vicdani önemini anlatmak, (3) Yalan yere yemin etmenin Türk Ceza Kanunu kapsamında (TCK m.275) suç teşkil ettiğini ve hapis cezasıyla cezalandırılacağını ihtar etmek. Bu uyarılar yapılmadan doğrudan yemine geçilmesi usule aykırıdır ve bu durumun mutlaka duruşma zaptına geçirilmesi gerekir.

Kanuni Yemin Formülü ve Birebir Tekrar Zorunluluğu (HMK 233/4)

Kanun koyucu, yeminin ciddiyetini sağlamak için kullanılacak cümleleri HMK 233/4’te tırnak içinde lafzı lafzına belirlemiştir. Hâkimin soracağı soru ve tarafın vereceği cevap standarttır. Taraf, “Namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum” demek zorundadır. Tarafın bu cümleleri değiştirmesine, örneğin sadece “Vallahi almadım” veya “Yemin ederim” demesine izin verilemez. Yemin formülünün kanunda yazılı olduğu şekliyle birebir tekrarlanmaması, ispat hukuku açısından o yemini geçersiz kılar.

Yemin Merasimi: Ayağa Kalkma Kuralı (HMK 233/5)

Yeminin manevi etkisini artırmak ve mahkeme huzurunda o ana duyulan saygıyı göstermek amacıyla, yemin eda edilirken salondaki herkes ayağa kalkmak zorundadır. Bu kural; yemin eden kişiyi, taraf vekillerini, izleyicileri, mübaşiri, zabıt kâtibini ve hatta hâkimi dahi kapsar. Yargıtay kararlarında çok net bir şekilde vurgulandığı üzere, ayağa kalkılmadan veya hâkim otururken yaptırılan yemin, HMK 233/5’teki emredici şekil şartına aykırılık oluşturur ve tek başına bozma nedenidir.

Avukat Görüşü: Usule Aykırı Yemine Duruşmada İtiraz

Avukatlık pratiğinde yemin duruşmaları genellikle gergindir. Müvekkilinize veya karşı tarafa yemin ettirilirken, hâkimin iş yoğunluğu nedeniyle HMK 233’teki şekil şartlarını (özellikle aydınlatma yükümlülüğü ve ayağa kalkma kuralını) atladığı durumlar yaşanabilir. Böyle bir durumda:

  1. Derhal müdahale edin: Karşı taraf yemin ederken hâkim ayağa kalkmadıysa veya sadece “Yemin et” deyip formülü okutmadıysa, saygılı bir dille “Sayın Yargıç, HMK 233 uyarınca yemin merasiminin şekline uyulmasını talep ediyoruz” deyin.
  2. Zabta geçirin: Usulsüzlük devam ederse, yemin formülünün kanundaki gibi okunmadığını veya ayağa kalkılmadığını mutlaka duruşma tutanağına derç ettirin. Tutanakta bu eksiklikler görülmezse, İstinaf veya Yargıtay aşamasında usule aykırılığı ispat etmeniz imkânsız hale gelir.

Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi Esas: 2020/3041, Karar: 2020/5779 (HMK 233’teki Şekil ve Merasime Uyulmamasının Bozma Sebebi Olduğu)

ÖZET: HMK Madde 233’te düzenlenen yemin merasiminin emredici nitelikte olduğu; hâkimin yemin edecek kişiye yalan yere yeminin cezai sonuçlarını hatırlatması, yemin formülünün kanunda yazılı lafızlarla okunması ve herkesin ayağa kalkması kurallarına riayet edilmeden yaptırılan yeminin usulsüz olduğuna dair emsal karar.

Kararın Esası: Yerel mahkeme yargılamasında davalı tarafa yemin teklif edilmiş, davalı duruşmaya gelerek yemin etmiştir. Ancak duruşma tutanağı (zaptı) incelendiğinde; hâkimin yalan yere yemin etmenin cezai yaptırımlarını hatırlatmadığı, kanunda öngörülen yemin formülünün lafzı lafzına okutulmadığı ve yemin merasimi sırasında HMK 233/5 uyarınca ayağa kalkıldığına dair bir meşruhatın (şerhin) tutanağa yazılmadığı görülmüştür.

Yargıtay Kararı: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi şu tespitlerle kararı bozmuştur:

  • HMK’nın 233. maddesi, yeminin nasıl eda edileceğini sıkı şekil kurallarına bağlamıştır ve bu kurallar emredicidir.
  • Hâkimin, yemin edecek kişiye yeminin anlam ve önemini açıklaması, yalan yere yemin etmenin cezai sorumluluğunu hatırlatması yasal bir zorunluluktur.
  • Yemin eda edilirken hâkim dâhil herkesin ayağa kalkması ve yemin formülünün HMK 233/4’teki cümlelerle yapılması şarttır.
  • Somut olayda, yemin merasiminin kanunda öngörülen bu usule uygun yapıldığı duruşma tutanağından anlaşılamamaktadır.
  • Usul ve yasaya (HMK 233’e) aykırı olarak gerçekleştirilen yemin işlemi geçerli bir delil vasfı taşımaz, bu eksiklik tek başına kararın bozulmasını gerektirir.

Pratik Çıkarım: Yemin işlemi yapıldıktan sonra duruşma tutanağını mutlaka kontrol edin. Tutanakta; hâkim tarafından yeminin öneminin ve cezai sonuçlarının hatırlatıldığı, yeminin HMK 233/4’teki tam lafızlarla edildiği ve “herkesin ayağa kalkması suretiyle yeminin eda edildiği” açıkça yazmıyorsa, yemin usulsüz sayılma riskiyle karşı karşıyadır. Gerekirse kâtibi uyararak bu ibarelerin zaptın içine eklenmesini sağlayın.


HMK Madde 233 (Yeminin Şekli) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Sadece “Vallahi doğru söylüyorum” diyerek yemin edebilir miyim?

Hayır. HMK 233/4 gereğince yemin formülü kanunda standart olarak belirlenmiştir. Hakim size o uzun soruyu soracak, siz de yasanın öngördüğü “Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum” cümlesini söylemek zorundasınız. Başka kelimelerle edilen yemin usulsüzdür.

Hakim ayağa kalkmadan yemin ettirdi, bu durum kararı bozdurur mu?

Evet. HMK 233/5 hükmü çok açık ve emredicidir: “hâkim de dâhil olmak üzere hazır bulunan herkes ayağa kalkar.” Yargıtay, bu kurala uyulmamasını veya uyulduğunun duruşma tutanağına yazılmamasını tek başına bir bozma sebebi olarak kabul etmektedir.

Duruşma zaptında (tutanağında) yemine ilişkin hangi ifadeler mutlaka yer almalıdır?

Tutanakta şu hususlar mutlaka yazmalıdır: Hâkimin yemin konusunu açıkladığı, yalan yere yeminin cezai sorumluluğunu ihtarat (uyarı) olarak yaptığı, yemin edenin “namusum, şerefim ve kutsal saydığım…” cümlesini aynen okuduğu ve yemin esnasında herkesin ayağa kalktığı. Bu ibarelerin eksikliği yemini geçersiz kılar.

Yeminden önce hakim bana hapis yatar mısın demedi, ne yapmalıyım?

HMK 233/2 uyarınca hâkimin, yalan yere yemin etmenin Türk Ceza Kanunu (TCK m.275) kapsamında suç olduğunu ihtar etmesi zorunludur. Eğer bu yapılmadıysa, yemin merasimi usulsüzdür. Yemin sonrası itiraz edebilir veya bu eksikliğin duruşma zaptına geçirilmesini talep edebilirsiniz.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.