Yemine Konu Olamayacak Vakıalar: HMK Madde 226, Yasak Alanlar ve Yargıtay İçtihatları
Bir önceki maddede (HMK m. 225) yeminin konusunu — yani hangi vakıaların yemine konu edilebileceğini — incelemiştik. Ancak yemin, tarafın vicdanına teslim edilen ve geri dönüşü olmayan bir “kesin delil” olduğu için kanun koyucu, bu müessesenin kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla HMK Madde 226 ile üç ayrı “yasak bölge” çizmiştir. Kamu düzenini ilgilendiren, kanuni şekil şartına bağlı olan veya yemin edecek kişiyi suçlayıcı konumdaki vakıalar hakkında — ne kadar çaresiz kalınmış olursa olsun — yemin teklif edilemez. Bu madde, yeminin sınırsız bir ispat silahı olmadığını, aksine hukuk devleti ilkesi ve kişilik haklarıyla çerçevelenmiş bir “son çare” olduğunu kesin bir dille ortaya koyar.
HMK Madde 226: Kanun Metni
MADDE 226- (1) Aşağıdaki hususlar yemine konu olamaz:
a) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar.
b) Bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller.
c) Yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
1086 sayılı Kanunun yemin teklif olunamayacak konuları belirlediği 346 ve 352 nci maddelerindeki hükümler, bu maddede yer almaktadır. Aynı konuya ait ve re’sen teklif olunan yemine ilişkin düzenleme bu Tasarıya alınmadığı için 357 nci madde hükmüne yer verilmemiştir.
Hukuki İncelemeler
Birinci Yasak: Tarafların Serbestçe Tasarruf Edemeyeceği Vakıalar (HMK 226/1-a)
Medeni usul hukukunda “Tasarruf İlkesi” (HMK m. 24) gereği taraflar, kendi hakları üzerinde serbestçe tasarruf edebilirler: Dava açar, sulh olur, feragat eder veya davayı kabul edebilirler. Ancak bazı hukuki ilişkiler, nitelikleri gereği kamu düzenini doğrudan ilgilendirdiğinden tarafların iradesine bırakılamaz. Bu tür vakıalar hakkında yemin teklif edilemez. Çünkü taraf “Evet, öyledir” diye yemin etse bile, o yeminin hukuki sonuç doğurması mümkün değildir. Örnekler:
- Evlenmenin veya boşanmanın mevcudiyeti (Aile hukukunun kamu düzeni boyutu)
- Vesayet altına alınma gerektiren akıl hastalığının varlığı
- Taşınmaz mülkiyetinin tapusuz (resmi şekle aykırı) devri
- Çocuğun velayetine ilişkin vakıalar
İkinci Yasak: Kanuni Şekil Şartına Bağlı İşlemler (HMK 226/1-b)
Bazı hukuki işlemlerin geçerli olabilmesi için tarafların karşılıklı irade beyanları yeterli görülmemiş, kanun tarafından ek bir “geçerlilik şekli” aranmıştır. Bu durumlarda, o şeklin yerine getirilip getirilmediği yemin konusu yapılamaz. Zira hukuk düzeni, bazı işlemlerin sırf sözlü irade ile kurulmasını yeterli görmemiştir; bu işlemlerin yazılı, resmi veya noter huzurunda yapılmasını zorunlu kılmıştır. Tarafın vicdanına sormak, kanunun aradığı şekli ikame edemez. Örnekler:
- Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin noter huzurunda yapılıp yapılmadığı (TBK m. 237)
- Kefalet sözleşmesinin yazılı olup olmadığı (TBK m. 583)
- Evlat edinme işleminin mahkeme kararıyla gerçekleşip gerçekleşmediği
Üçüncü Yasak: Cezai Sorumluluk ve Onur Kırıcı Vakıalar (HMK 226/1-c)
Bu bent, yemin müessesesinin en keskin sınırıdır ve doğrudan Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan “Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz” ilkesinin usul hukukundaki yansımasıdır. Bir kişiye, cevap verdiğinde kendisini veya yakınlarını suçlu duruma düşürecek bir husus hakkında yemin teklif edilemez. Aynı şekilde, cevap vermesi halinde namus ve onurunu zedeleyecek bir vakıa da yemin konusu yapılamaz. Bu yasak, yeminin “adil bir ispat aracı” olarak kalmasını sağlar; yoksa yemin, tarafı “itiraf” a zorlayan baskı aracına dönüşürdü. Örnekler:
- Hırsızlık veya dolandırıcılık (TCK m. 141, 157) gibi suç teşkil eden fiiller
- Başkasına ait hayvanlara zarar verme (TCK m. 151 — Mala Zarar Verme)
- Zina iddiası gibi onur ve şerefi etkileyen beyanlar
Avukat Görüşü: Haksız Fiil Davalarında Yemin Tuzağına Düşmemek
Uygulamada en sık yapılan hata, haksız fiil (tazminat) davalarında davacı tarafın karşı tarafa yemin teklif etmesidir. Haksız fiil, doğası gereği davalının kusurlu ve hukuka aykırı bir eylem — yani genellikle bir “suç” veya en azından bir “kabahat” — işlediği iddiasına dayanır. HMK 226/1-c açıkça, yemin edecek kişiyi ceza soruşturmasıyla karşı karşıya bırakacak vakıaların yemin konusu olamayacağını söyler.
Bu nedenle tarafın şunu bilmesi hayatidir: Davalının haksız fiil faili olduğu iddia edilen davalarda, o haksız fiilin işlenip işlenmediği konusunda davalıya yemin teklif edilemez. Böyle bir yemin teklif edilir ve davalı yemin ederse, Yargıtay bu yemini ve buna dayanan kararı kesinlikle bozar. Doğru strateji, delil tespiti dosyası, tanık beyanları ve bilirkişi incelemeleriyle haksız fiili ispatlamaktır
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2017/1428, Karar: 2020/100 (Suç Teşkil Eden Haksız Fiilde Yemin Deliline Dayanılamayacağı)
ÖZET: Haksız fiilden doğan tazminat davasında, davalının hayvanlarının davacının bahçesindeki ağaçlara zarar verip vermediği vakıasının aynı zamanda suç niteliği taşıması (TCK m. 151 — Mala Zarar Verme) nedeniyle, bu hususun HMK 226/1-c uyarınca yemin konusu yapılamayacağına; yemine dayanılarak kurulan hükmün hukuka aykırı olduğuna dair emsal HGK kararı.
Kararın Esası: Davacı, maliki olduğu arsadaki 150 adet badem ağacının yaprak ve dallarının, davalıya ait küçükbaş hayvanlar tarafından yenilerek zarar verildiğini iddia ederek tazminat davası açmıştır. Yargılama sırasında tanık beyanları ve delil tespiti raporu dosyaya girmiştir. Yerel mahkeme, davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatmış, bunun üzerine davacı davalıya yemin teklif etmiştir. Davalı “Benim hayvanlarım davacının bahçesine zarar vermedi” şeklinde yemin etmiş ve mahkeme bu kesin delile dayanarak davayı reddetmiştir.
Yargıtay Kararı: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi kararı bozmuş, yerel mahkeme direnmiş, uyuşmazlık Hukuk Genel Kurulu önüne gelmiştir. HGK, Özel Daire’nin bozma kararını benimseyerek şu gerekçelerle direnmeyi bozmuştur:
- Davalının hayvanlarının davacının mülküne girerek ağaçlara zarar vermesi, Türk Ceza Kanunu’nun 151. maddesi kapsamında “Mala Zarar Verme” suçunu oluşturur.
- HMK’nın 226/1-c maddesi açıktır: “Yemin edecek kimsenin onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar yemine konu olamaz.”
- Davalıya, işlediği iddia edilen fiil bir suç niteliği taşıdığından, bu konuda yemin teklif edilmesi ve bu yeminin eda edilmesi hukuken geçersizdir. Geçersiz bir yeminin kesin delil olarak hükme esas alınması ise hukuka aykırıdır.
- Kaldı ki dosyadaki tespit raporu, davalının kendi beyanları ve tanık anlatımları bir arada değerlendirildiğinde, davalı hayvanlarının davacının ağaçlarına zarar verdiği zaten ispatlanmış durumdadır. Zarar kapsamı belirlenip tazminata hükmedilmelidir.
Pratik Çıkarım: Tazminat davalarında, iddia edilen haksız fiilin aynı zamanda bir “suç” (dolandırıcılık, mala zarar verme, yaralama vb.) niteliği taşıyıp taşımadığını mutlaka değerlendirin. Eğer suç unsuru varsa, o vakıa hakkında karşı tarafa asla yemin teklif etmeyin; teklif etseniz bile Yargıtay bu yemini ve buna dayalı kararı kesin olarak bozar. İddialarınızı somut delillerle (tespit raporu, tanık, bilirkişi, kamera kaydı vb.) ispatlamaya odaklanın.
HMK Madde 226 (Yemine Konu Olamayacak Vakıalar) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Boşanma davasında karşı tarafa “Aldattın mı?” diye yemin teklif edilebilir mi?
Hayır, edilemez. “Aldatma (zina)” fiili, hem kişinin namus ve onurunu doğrudan etkileyen bir husus olup hem de TCK m. 241 kapsamında suç teşkil edebilir. HMK 226/1-c uyarınca bu tür bir vakıa yemine konu yapılamaz. Zina iddiasının ispatı; tanık beyanları, otel kayıtları, HTS raporları ve diğer somut delillerle yapılmalıdır.
Karşı taraf benim bahçeme girip ağaçlarımı kesti, bunu yemin ile ispatlayabilir miyim?
Karşı tarafın mülkünüze girerek ağaçlarınızı kesmesi “Mala Zarar Verme” (TCK m. 151) suçunu oluşturduğundan, bu fiil hakkında karşı tarafa yemin teklif edemezsiniz. Yargıtay HGK 2020/100 K. sayılı kararıyla bu husus kesinleşmiştir. Delil tespiti yaptırmanız, fotoğraf/video çekmeniz ve tanık dinletmeniz çok daha etkili ve hukuka uygun olacaktır.
Tapu devri sözlü olarak yapıldı, karşı tarafa “Bana söz verdin mi?” diye yemin teklif edebilir miyim?
Taşınmaz devri, kanun gereği resmi şekle (tapuda resmi senet düzenlenmesi) bağlı bir işlemdir. Sözlü vaat, bu işlemi geçerli kılmaz. HMK 226/1-b uyarınca, kanuni şekil şartına bağlı işlemlerin varlığı yemine konu olamaz. Dolayısıyla “Bana satacağına söz verdin mi?” şeklinde bir yemin teklifi hukuken geçersiz olacaktır.
Yemin yasağına rağmen mahkeme yemini kabul edip karar verdiyse ne yapabilirim?
Bu durum kesin bir bozma sebebidir. İstinaf veya Temyiz başvurunuzda, yemin konusu yapılamayacak bir vakıa hakkında yemin eda ettirildiğini ve HMK 226’ya aykırı şekilde bu yeminin hükme esas alındığını açıkça belirtin. Yargıtay, bu tür kararları “usul ve yasaya aykırı” bularak kesinlikle bozmaktadır.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.