Yeminin Konusu: HMK Madde 225, Şartları ve Yargıtay İçtihatları
Medeni usul hukukunda “Yemin”, iddia ve savunmaların ispatında başvurulabilecek en istisnai, ancak sonuçları itibarıyla en bağlayıcı “kesin delil” türüdür. Yemin müessesesi, objektif ve maddi delillerin (belge, senet vb.) tükendiği noktada, adaletin tesisini doğrudan uyuşmazlık tarafının vicdanına ve ahlaki değerlerine teslim eden keskin bir kılıçtır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) Madde 225, bu tehlikeli ve geri dönüşü olmayan delil aracının rastgele kullanılamayacağını vurgular; yeminin konusunu sadece davanın sonucunu değiştirebilecek, taraflar arasında çekişmeli olan ve doğrudan yemin edecek kişinin kendisinden kaynaklanan (şahsen bildiği) vakıalarla sınırlandırır. Eski HUMK dönemindeki hakimin kendiliğinden yemin teklif etmesi (re’sen yemin) kuralı kaldırılmış, yemin tamamen tarafların inisiyatifine (taraf yemini) bırakılmıştır.
HMK Madde 225: Kanun Metni
MADDE 225- (1) Yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Madde, 1086 sayılı Kanunun 345 inci maddesinin karşılığıdır. 1086 sayılı Kanunun mehazına uygun bir biçimde “fiil” sözcüğü yerine “vakıa” sözcüğü kullanılarak yeminin konusu açıklanmakta, bunun davanın çözümüne ilişkin vakıalar olacağı belirtilmekte, bir kimsenin bir hususu bilmesinin onun kendisinden kaynaklanan vakıa olduğu hükme bağlanmaktadır.
Hukuki İncelemeler
Yemine Konu Olabilecek Vakıaların Kümülatif Şartları (HMK 225/1)
Bir uyuşmazlıkta karşı tarafa yemin teklif edilebilmesi için HMK 225 uyarınca üç şartın bir arada (kümülatif) bulunması zorunludur:
- Davanın Çözümü Bakımından Önem Taşıması: Yemin teklif edilecek konu, sıradan bir detay olamaz. Karşı taraf o yemini ettiğinde (veya etmekten kaçındığında), hâkimin davanın esası hakkında vereceği kararı doğrudan etkileyecek, yani hükme esas teşkil edecek ağırlıkta hukuki bir vakıa olmalıdır.
- Çekişmeli Olması: Tarafların zaten üzerinde uzlaştığı, ikrar edilen veya mahkeme dışı kesin delillerle zaten ispatlanmış hususlarda yemin teklif edilemez. Hukukta “çekişmesiz (ihtilafsız)” konular ispata muhtaç değildir.
- Kişinin Kendisinden Kaynaklanan Bir Vakıa Olması: Bu, HMK 225’in en kritik sınırıdır. Bir kişiye, ancak bizzat kendi yaptığı bir işlem, bizzat söylediği bir söz veya içinde bulunduğu bir eylem hakkında yemin teklif edilebilir. Başkasının yaptığı bir eylem (“Ahmet o gün parayı Mehmet’e verdi mi?” şeklinde) için tarafa yemin teklif edilemez.
Hukuki Epistemoloji: “Bir Hususu Bilmenin” Vakıa Sayılması
Madde metnindeki “Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır” cümlesi, usul hukukunda ince bir felsefi ayrıntıdır. Kişi, işlemi bizzat yapmamış olsa bile, o işlemin yapıldığına bizzat şahit olmuşsa veya işlemi yapan kişinin kendi yetkili temsilcisi olması nedeniyle durumu hukuken bilmesi gerekiyorsa, bu “bilme (şuur)” hali kişinin kendisinden kaynaklanan vakıa kabul edilir ve yemin konusu yapılabilir.
Usul Paradigmasında Değişim: “Re’sen Yemin”in Kaldırılması
6100 sayılı HMK’nın yemin müessesesine getirdiği en devrimsel nitelikteki değişiklik, eski HUMK döneminde var olan “Tamamlayıcı Yemin” (Hakimin re’sen yemin teklif etmesi) kurumunun tamamen kaldırılmasıdır. Yeni usul felsefesine göre yemin; hâkimin delil eksikliğini tamamlamak için başvurabileceği bir yargı yetkisi değil, riski ve sorumluluğu tamamen yemin teklif eden tarafa ait olan bir “Taraf Yemini”dir. Hâkim, ispat edilemeyen bir vakıa için “Ben vicdanen tatmin olmadım, davacıya yemin teklif ediyorum” diyemez.
Avukat Görüşü: Yemin Teklifinin Taktiksel Boyutu (“Keskin Kılıç”)
Yemin, usul hukukunun en keskin ve dönüşü olmayan müessesidir. HMK m. 227/2 uyarınca, karşı taraf yemin teklifini kabul edip yemini etmeye hazır olduğunu bildirdiği andan itibaren, yemin teklif eden taraf bu teklifinden vazgeçemez ve “Ben aslında yeni bir belge buldum, bunu sunmak istiyorum” diyemez. Dosyadaki tüm diğer deliller işlevini yitirir ve davanın kaderi tamamen karşı tarafın iki dudağı arasından çıkacak “Vallahi…” sözcüğüne kilitlenir. Bu nedenle bir avukat, yemin deliline ancak ve ancak yazılı ve sözlü hiçbir delilin bulunmadığı, kaybedilmesi kesin olan bir davada “son çare (ultima ratio)” olarak başvurmalıdır. Eğer dosyanızda davanızı ispata yarar ufak bir emare dahi varsa, inisiyatifi karşı tarafın ahlakına (yeminine) terk etmek rulet oynamak anlamına gelir.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2018/582, Karar: 2021/1470 (Yemin Teklif Etme Hakkının Hâkim Tarafından Hatırlatılması Zorunluluğu)
ÖZET: İnanç sözleşmesi veya muvazaa gibi yazılı delille ispatı zorunlu olan davalarda; davacı taraf dava dilekçesinde açıkça “yemin” deliline dayanmışsa, ancak yazılı delil sunamayarak iddiasını ispatlayamamışsa, mahkemenin davayı doğrudan reddetmeyip, HMK 31 (Hâkimin Davayı Aydınlatma Ödevi) uyarınca davacıya “karşı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğunu” hatırlatması gerektiğine dair tarihi HGK kararı.
Kararın Esası: Davacı, babasına arsa alması için yurtdışından para gönderdiğini, ancak babasının arsayı diğer kardeşine muvazaalı olarak (inançlı işlemle) devrettiğini iddia ederek tapu iptali ve tescil davası açmıştır. Aile içi inançlı işlemi gösteren herhangi bir “yazılı delil” (sözleşme vb.) bulunmamaktadır. Ancak davacı, dava ve delil dilekçesinde açıkça “Yemin” deliline de dayanmıştır. Yerel mahkeme, “yazılı delil yok, ben de davacıya yemin teklif etmesini hatırlatamam (taraflarca getirilme ilkesi)” diyerek davayı reddetmiştir. Özel Daire kararı bozmuş, mahkeme “hâkim yemin teklif edemez” gerekçesiyle direnmiştir.
Yargıtay Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK), muazzam bir usul tartışması yaratan bu direnme kararını bozarak şu içtihadı kurmuştur:
- HMK’da “re’sen (hâkimin kendiliğinden) yemin” teklif etmesi kurumu kaldırılmıştır, bu doğrudur. Ancak somut olayda hâkim kendiliğinden yemin teklif etmemektedir.
- Davacı taraf, dava dilekçesinde yasal süresi içinde “yemin” deliline açıkça dayanmıştır.
- İnanç sözleşmesinin kural olarak yazılı belgeyle ispatı gerekse de, yazılı belge yoksa “Yemin” kesin deliline başvurulabilir.
- Yargılamanın sevk ve idaresini sağlayan “Hâkimin Davayı Aydınlatma Ödevi (HMK m. 31)” uyarınca; açıkça yemin deliline dayanan ancak diğer delillerle iddiasını ispatlayamayan tarafa, hâkimin “Karşı tarafa yemin teklif etme hakkın bulunmaktadır, bu hakkını kullanacak mısın?” diye hatırlatma yapması kanuni bir zorunluluktur. Bu durum hâkimin tarafsızlığını bozmaz veya taraflarca getirilme ilkesini ihlal etmez.
Pratik Çıkarım: Bir davayı açarken delil listenizin en sonuna mutlaka ama mutlaka “Yemin” ibaresini ekleyin. Eğer iddialarınızı yazılı belgelerle veya tanıkla ispatlayamazsanız, sırf delil listenizde “yemin” yazdığı için, mahkeme davayı aleyhinize bitirmeden önce size “Karşı tarafa yemin teklif etmek ister misin?” diye sormak zorundadır. Bu hatırlatma yapılmadan verilen ret kararları Yargıtay tarafından kesin olarak bozulmaktadır.
HMK Madde 225 (Yeminin Konusu) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Şirketlere veya Tüzel Kişilere yemin teklif edilebilir mi?
Şirket (Tüzel Kişi) fiziken yemin edemeyeceği için, yemin işlemi şirketi temsile yetkili organ (Örneğin; Anonim şirketlerde yönetim kurulu başkanı, Limited şirketlerde müdür) tarafından yerine getirilir. Temsilcinin kendi görev süresi içindeki şirket işlemleri “kendisinden kaynaklanan vakıa” (HMK 225) kabul edilir.
Karşı taraf yemini ederken yalan söylerse (Yalan Yere Yemin) ne olur?
Yemin kesin bir delildir. Karşı taraf mahkeme huzurunda yalan dahi söylese, hâkim o yemine göre karar vermek zorundadır. Ancak, daha sonradan yalan yere yemin edildiği kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararıyla ispat edilirse, bu durum HMK m. 375 uyarınca “Yargılamanın İadesi” sebebi sayılır ve hukuk davası yeniden görülür.
Cinayet veya dolandırıcılık (suç teşkil eden) fiiller için yukarıda yemin edilebilir mi?
Hayır. Hukuk mahkemelerinde, taraflara suç teşkil eden veya onur kırıcı bir fiili işleyip işlemediklerine dair yemin teklif edilemez. Zira hiç kimse kendisini veya yakınlarını suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanamaz (Anayasa m.38). Bu durumlar HMK 225 kapsamı dışındadır.
Karşı tarafa yemin teklif ettim ama henüz duruşma olmadı, vazgeçebilir miyim?
HMK’daki kurala göre, karşı taraf yemin teklifini kabul edip yemini etmeye hazır olduğunu bildirmeden önce yemin teklifinden vazgeçebilirsiniz. Ancak karşı taraf duruşmada (veya dilekçeyle) “Ben yemin etmeye hazırım” dediği an, artık yemin teklifinden dönemezsiniz; ok yaydan çıkmış sayılır.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.