Tarafın Belgeyi İbraz Etmemesi: HMK Madde 220, Kesin Süre, Yemin ve Yaptırımlar
Hukuk yargılamasında, bir tarafın davasını ispatlayabilmesi bazen tamamen “karşı tarafın elinde bulunan” bir belgeye bağlıdır. Ancak doğası gereği hiçbir taraf kendi aleyhine olan bir belgeyi gönüllü olarak mahkemeye sunmak istemez. İşte HMK Madde 220, bu adaletsizliği önlemek için getirilmiş en güçlü usuli silahtır. Madde; belgenin karşı tarafın elinde olduğunun anlaşılması halinde mahkemenin kesin süre vermesini, inkâr halinde yemin teklif edilmesini ve tüm bunlara rağmen belge sunulmazsa “diğer tarafın o belgeye dair beyanının doğru kabul edilebileceği” gibi son derece ağır bir yaptırımı düzenler. Bu kural, ispat hukukunda “silahların eşitliği” ilkesinin teminatıdır.
HMK Madde 220: Kanun Metni
MADDE 220- (1) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.
(2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.
(3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Maddede, 1086 sayılı Kanunun 330, 331 ve 332 nci maddelerinde yer alan ve tarafların ellerindeki belgeleri ibraz etmemeleri hâlinde uygulanacak usulle, bunun sonuçlarını gösteren hususlar tek maddede düzenlenmiştir. Bu hükümle, daha basit bir düzenleme yapılmış ve belgeyi ibrazdan kaçınma hâlinde uygulanacak usulle, ibraz etmemenin sonuçları birbiriyle bağlantısı tam kurularak yeniden düzenlenmiştir. Tarafın belgeyi ibraz etmemesinin sonuçlarıyla ilgili 1086 sayılı Kanunun 331 inci maddesindeki “hasmının istimaline imkan vermemek kastıyla izaa veya imha veyahut ihfa etmediğine” ifadesine yer verilmemiştir. Çünkü, böyle bir durumda Tasarının “Yemine konu olamayacak vakıalar”a ilişkin 229 uncu maddesinin (c) bendindeki ceza soruşturması ya da kovuşturmasıyla karşı karşıya bırakacak hâller ortaya çıkabilecektir. Zira, Türk Ceza Kanununun 208 inci maddesinde “özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek” suç olarak kabul edilmiştir. Bu çelişkiye sebebiyet vermemek için belirtilen ifadenin karşılığına maddede yer verilmemiştir.
Hukuki İncelemeler
Kesin Süre Verilebilmesi İçin Gerekli Ön Şartlar (HMK 220/1)
Mahkemenin karşı tarafa belge sunması için kesin süre verebilmesi belli şartlara bağlanmıştır. Her belge talebi sorgusuz sualsiz kabul edilmez:
- Zorunluluk: Belgenin, iddia edilen hususun ispatı için zorunlu (elzem) olması.
- Hukuka Uygunluk: İbraz talebinin kanuna uygun olması.
- Belgenin Varlığına Dair Karine: Karşı tarafın belgenin elinde olduğunu kabul etmesi (ikrar), itiraz etmemesi (sükut) veya belgenin varlığının resmi bir kayıt yahut başka bir evrakla sabit olması gerekir.
HMK 220 Uyarınca Belge İbrazı İsteminin Aşamaları
Karşı tarafın elindeki bir belgenin dosyaya kazandırılması veya yaptırım uygulanabilmesi için HMK 220 birbirini izleyen 3 aşamalı bir mekanizma kurmuştur:
| Aşama | Mahkemenin / Tarafın İşlemi | Gerekli Şartlar |
|---|---|---|
| 1. Aşama: Kesin Süre Verilmesi | Mahkeme belgeyi elinde bulunduran tarafa ibraz için kesin süre verir. | Belgenin varlığının ve gerekliliğinin tespit edilmiş olması. |
| 2. Aşama: Yemin Teklifi | Karşı taraf “Belge bende değil” diyerek inkâr ederse, mahkeme inkâr eden tarafa kanundaki özel metinle yemin teklif eder. | Taraf mahkeme huzurunda belgeyi özenle arayıp bulamadığına yemin etmelidir. |
| 3. Aşama: Yaptırımın Uygulanması | Kesin süreye rağmen belge sunulmazsa veya teklif edilen yemin edilmezse iddianın doğru kabul edilmesi yaptırımı uygulanır. | Belgenin ibraz edilmemesi için kabul edilebilir, delillendirilmiş bir mazeretin olmaması. |
İnkâr Halinde “Özel Yemin” Usulü (HMK 220/2)
Belgenin kendisinde olmadığını iddia eden tarafa standart bir yemin değil, kanunda metni özel olarak belirlenmiş bir yemin teklif edilir. Kişi mahkeme huzurunda; “Böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine” dair yemin etmek zorundadır. Yalan yere yemin etmenin Türk Ceza Kanunu (TCK m. 232) kapsamında ağır yaptırımları olduğundan, bu aşama belgeyi gizleyen taraf üzerinde ciddi bir psikolojik ve hukuki baskı yaratır.
Avukat Görüşü: HMK 220/3 Yaptırımının Stratejik Önemi
Avukatlık pratiğinde HMK 220, sadece bir “delil toplama” aracı değil, aynı zamanda bir “ispat” aracıdır. Örneğin, ticari bir alacak davasında ödeme belgelerinin (dekont/makbuz) sadece karşı tarafın (borçlunun/şirketin) muhasebe kayıtlarında olduğunu biliyorsanız, mahkemeden HMK 220/1 uyarınca kesin süre verilmesini talep etmelisiniz. Karşı taraf bu kayıtları gizleyerek sunmaktan kaçınırsa, mahkeme “belge sunulmadı, o halde ispatlanamadı” diyemez. Aksine, avukat olarak HMK 220/3 uyarınca “Karşı taraf belgeyi sunmaktan kaçındığına göre, benim o belgenin içeriğine dair iddiamın (örneğin o paranın ödenmediğinin/ödendiğinin) mahkemece doğru kabul edilmesini talep ediyorum” şeklinde beyanda bulunmalısınız. Bu, Yargıtay’ın da ısrarla aradığı usuli bir haktır.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Esas: 2021/4311, Karar: 2023/374 (Belge İbrazından Kaçınan Taraf Aleyhine Eksik İncelemeyle Karar Verilemeyeceği)
ÖZET: Mahkemenin, uyuşmazlığın çözümü için zorunlu olan ve karşı tarafın elinde bulunan hak ediş belgeleri ile banka kayıtları için HMK 219 ve 220 uyarınca kesin süre vermesine rağmen belgelerin ibraz edilmemesi halinde, mahkemenin eksik incelemeyle davanın reddine karar vermesinin usule aykırı olduğuna dair emsal karar.
Kararın Esası: Davacı (mühendis), çalıştığı şirketle arasındaki kâr ortaklığı sözleşmesine dayanarak net kâr payı ve temsilcilik ücreti alacağının tahsili için dava açmıştır. Kâr miktarının tespiti, ancak davalı şirketin elinde bulunan otoyol ve liman inşaatı hak ediş dosyaları ile banka hesap dökümlerinin incelenmesiyle mümkündür. İlk derece mahkemesi 21.10.2014 tarihli ara kararı ile davalı şirkete bu belgeleri sunması için HMK 219 ve 220 maddeleri uyarınca 1 aylık “kesin süre” vermiştir. Ancak davalı şirket bu karara uymamış ve belgeleri gizlemiştir. Mahkeme, banka kayıtlarını re’sen getirtmeden ve HMK 220’nin yaptırımlarını uygulamadan davanın reddine karar vermiştir.
Yargıtay Kararı: Yargıtay 11. HD, yerel mahkeme kararını şu gerekçelerle bozmuştur:
- Davalı taraf, mahkemenin ara kararı ile verilen kesin süreye rağmen uyuşmazlığın çözümü için elzem olan hak ediş tutanaklarını ve ödeme belgelerini ibrazdan kaçınmıştır.
- Taraflar kendilerinin veya karşı tarafın dayandığı belgeleri sunmak zorundadır (HMK 219). Sunulmaması halinde HMK 220’deki yaptırımlar (iddianın kabulü vb.) değerlendirilmelidir.
- Karşı taraf belgeleri gizlerken, “ispat hakları davacının elinden alınarak” banka kayıtlarının dahi istenmeden eksik incelemeyle davanın reddedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Pratik Çıkarım: Davalı taraf HMK 220 kapsamında verilen kesin süreye direnip belgeleri sunmazsa, mahkeme bu durumu davacı aleyhine “ispatlanamadı” şeklinde yorumlayamaz. Avukatlar, belgelerin sunulmaması halinde HMK 220/3 uyarınca “belge içeriğine dair beyanlarının doğru kabul edilmesi” yaptırımının uygulanmasını talep etmeli ve mahkemeyi bu yönde zorlamalıdır.
HMK Madde 220 (Belgeyi İbraz Etmeme) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Karşı taraf istediğim belgeyi mahkemeye vermezse davayı kaybeder miyim?
Hayır, kaybetmezsiniz. Aksine, mahkeme HMK 220 uyarınca karşı tarafa belgeyi sunması için “kesin süre” verir. Karşı taraf haklı bir mazereti olmadan bu belgeyi sunmazsa, kanun (HMK 220/3) mahkemeye “sizin o belge hakkındaki iddianızı doğru kabul etme” yetkisi verir. Yani belgeyi saklayan taraf davayı kaybedebilir.
Karşı taraf “O belge bende yok” yalanını söylerse ne olur?
Eğer belgenin varlığı resmi bir kayıtla veya başka bir ikrarla sabit değilse ve karşı taraf “bende yok” derse, mahkeme o kişiye HMK 220/2 uyarınca özel bir yemin teklif eder. Kişi “Özenle aradığım hâlde bulamadım ve nerede olduğunu bilmiyorum” diye yemin etmek zorundadır. Yalan yere yemin etmenin ağır cezai yaptırımları (TCK 232) vardır.
Yemin etmeyi reddederse sonucu nedir?
Belgeyi elinde bulundurmadığını iddia eden taraf, mahkemenin teklif ettiği yemini etmekten kaçınırsa, yemin etmekten nükul etmiş (kaçınmış) sayılır. Bu durumda mahkeme, belgenin o tarafın elinde olduğunu ve içeriğinin de sizin iddia ettiğiniz gibi olduğunu (HMK 220/3) kabul eder.
Belge ibrazı için verilen “kesin süre” ne kadardır?
Kesin sürenin miktarı hâkim tarafından olayın niteliğine göre belirlenir (genellikle 2 hafta). Ancak süre “kesin” olarak verildiği için, bu süre geçirildikten sonra sunulan belgeler (haklı mazeret yoksa) dikkate alınmaz ve yaptırımlar uygulanır.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.