Yargıtay İçtihatları, Avukat Murat ÖCAL, Bodrum Avukat, Datça Avukat, Marmaris Avukat, Fethiye Avukat, Çeşme Avukat, Aydın Avukat, Kuşadası Avukat, Alanya Avukat, Antalya Avukat, Adana Avukat, Mersin Avukat, Çeşme Avukat, Balıkesir Avukat, Çanakkale Avukat, Ankara Avukat, İstanbul Avukat, Yozgat Avukat, Sivas Avukat

Sahtelik hakkında hukuk ve ceza mahkemesi kararlarının etkisi

HMK Madde 214

(1) Belgenin sahte olmadığına dair hukuk mahkemesince verilen karar kesinleştikten sonra, söz konusu belge hakkında ceza mahkemesinde de sahtelik iddiası dinlenmez.

(2) Ceza mahkemesince belgeyi düzenleyen hakkında ceza verilmesine yer olmadığı ya da beraat kararı verilmiş olması, hukuk mahkemesinin belgenin sahteliğini incelemesini engellemez.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

1086 sayılı Kanunda ayrı maddelerde düzenlenen, sahtelik hakkında hukuk ve ceza mahkemesi kararlarının birbirine etkisi, tek maddede düzenlenmiştir. Bunun dışında 1086 sayılı Kanundaki düzenleme, günümüz Türkçesine uyarlanmıştır.

HMK Madde 214 Sahtelik hakkında hukuk ve ceza mahkemesi kararlarının etkisi

Yargıtay İçtihatları

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/14893E. , 2018/6181K.

  • HMK Madde 214
  • Sahtelik hakkında hukuk ve ceza mahkemesi kararlarının etkisi

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/07/2016 tarih ve 2011/456-2016/303 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan hesabından bilgisi dışında ve hiçbir talimatı olmadığı halde 12/11/2010, 15/12/2010 ve 16.06.2010 tarihlerinde 30.100,00 TL, 45.000 TL ve 10.000 TL olmak üzere 3. kişilere toplam 85.100,00 TL usulsüz ödeme yapılarak zarara uğramasına neden olunduğu durumu davacının babasının eczanesinin kapatılması sırasında öğrendiğini, ödemelerin eczanenin kalfası olan …’ya yapıldığını, zararın doğmasında bankacılık hizmetinde gereken güvenliği sağlayamayan ve objektif özen borcunun gereğini yerine getirmeyen davalının sorumlu olduğu ileri sürülerek meydana gelen toplam 85.000,00 TL’lik zararın 10.000 TL’sine 16/06/2010, 30.000 TL’sine 12/11/2010, 45.000 TL’sine 15/10/2010 tarihlerinden itibaren ayrı ayrı başlayacak en yüksek reeskont faiziyle birlikte davalı bankadan tahsili ile davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının dava konusu ettiği havalelerin bizzat davacının yazılı havale talimatları uyarınca havale alıcılarına ödendiğini, sorumluluğunu gerektiren usulsüz bir işlemin söz konusu olmadığını, ödeme yapılmadan önce davacı ile telefonla görüşülerek havale talimatının ayrıca teyit edildiğini, havale talimatlarının bizzat davacı tarafından imzalanarak şubelerine fakslandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın iyi adam çalıştırmama nedeniyle kusurlu olduğu, davalı tarafın ise kendisine ibraz edilen belgeleri yeterince kontrol etmemiş olması dolayısıyla müterafik kusurlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 42.550,00 TL ana para 5.259,84 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 47.809,84 TL’nin davalıdan tahsiline, ana paraya dava tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmasına karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

Dava, talimatı dışında üçüncü kişilere yapılan ödeme nedeniyle meydana gelen zararın tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalı banka nezdinde bulunan hesabından bilgisi dışında yapılan ödemeler nedeniyle zarara uğradığını ileri sürmüş, davalı ise talimatların davacı tarafından fakslanarak gönderildiğini, ayrıca telefon ile görüşülerek teyit edildiğini savunmuştur. Yargılama sırasında davacı talimatlarda yer alan imzaların kendisine ait olmadığını belirtmiş, davalı taraf ise imzaların davacıya ait olduğunu ve imza incelemesi yapılması gerektiğini ileri sürmüştür. Bu durumda mahkemece, talimatlarda imza incelemesi yapılması gerekirken bu konuda bir inceleme yapılmaması doğru olmamıştır. O halde imzanın sahteliği iddiasının HMK m.208 çerçevesinde değerlendirilmesi, dosya arasına alınan … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2012/375 soruşturma nolu dosyasında imza incelemesi yapıldığı anlaşılmakla ilgili dosyanın ve taraflar arasındaki diğer ceza yargılaması ile ilgili belgelerin getirtilmek suretiyle HMK m.214 hükmü de gözetilerek bu konuda açılmış bir davanın mevcut olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 10/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.