Mahkemeler Arası Görev Uyuşmazlığı: HMK Madde 21 Merci Tayini (Yargı Yerinin Belirlenmesi)

Bir davanın nerede ve hangi sıfattaki mahkemede (Örneğin Asliye Hukuk mu Yoksa Ticaret mi?) görüleceği usul hukukunun temel meselesidir. Ancak bazen bir mahkeme “Bu benim işim değil” diyerek dosyayı Asliye Ticaret Mahkemesine yollar; Asliye Ticaret Mahkemesi de dosyayı incelediğinde “Bu ticari dava değil, benim görevim dışındadır” diyerek dosyayı iade eder. Eğer mahkemeler anlaşıp bir davayı ele almazlarsa taraflar hukuki bir arafta kalır. İşte HMK Madde 21, böylesi hukuki kilitlenmeleri (olumsuz görev veya kesin yetki uyuşmazlıklarını) çözmek için “Yargı Yeri Belirlenmesi” (Eski adıyla Merci Tayini) müessesesini devreye sokar. Bir üst mahkeme (Bölge Adliye Mahkemesi veya Yargıtay) dosyayı inceleyerek “Bu davaya A mahkemesi bakacaktır” diye kesin ve bağlayıcı bir emir verir ve uyuşmazlığa son noktayı koyar.


HMK Madde 21: Kanun Metni

(1) Aşağıdaki hâllerde, davaya bakacak mahkemenin tayini için yargı yeri belirlenmesi yoluna başvurulur:
a) Davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemenin davaya bakmasına herhangi bir engel çıkarsa.
b) İki mahkeme arasında yargı çevrelerinin sınırlarının belirlenmesi konusunda bir tereddüt ortaya çıkarsa.
c) İki mahkeme de görevsizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse.
ç) Kesin yetki hâllerinde, iki mahkeme de yetkisizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

1086 sayılı Kanunun 25 inci maddesinde düzenlenen, merci tayinine ilişkin hüküm, yeniden düzenlenmiştir. Bu kapsamda, daha önce hükümde merci tayini nedeni olarak belirtilip de fiilen işlerlik kazanamayan nedenler, hükümden çıkarılmış, ifade sadeleştirilmiş ve daha anlaşılır hâle getirilmiştir.

Birinci fıkranın (a) bendinde, davaya bakmakla görevli veya yetkili mahkemenin, davaya bakmasına herhangi bir engel çıkması hâli düzenlenmiştir. Burada, engelin fiilî veya hukukî olması ayırımına gidilmemiş, genel olarak “herhangi bir engel” ifadesi yeterli görülmüştür.

(b) bendinde, iki mahkeme arasında yargı çevrelerinin sınırlarının belirlenmesi konusunda bir tereddüt ortaya çıkarsa, yine yargı yeri belirlenmesi yoluna başvurulacaktır. Bu başvuru için, dava açılmasını beklemeye gerek yoktur. Dava açılmadan yargı yeri belirlenirse, davanın gereksiz yere uzaması engellenmiş olur.

(c) ve (ç) bentlerine göre, iki mahkemenin karşılıklı olarak görevsizlik kararı vermesi ve bu kararların kanun yoluna başvurmaksızın kesinleşmesi hâlinde; yine kesin yetki varsa, her iki mahkemenin yetkisizlik kararı vermesi ve bu kararların da kanun yoluna başvurmaksızın kesinleşmesi hâlinde, yargı yeri belirlenmesi yoluna başvurulacaktır.


Hukuki İncelemeler

Olumsuz Görev Uyuşmazlığı ve Kesinleşme Şartı (M. 21/1-c)

Davanın açıldığı 1. Mahkeme görevsizlik verirse dosya 2. Mahkemeye gider. İkinci mahkeme de karşı bir görevsizlik verirse buna usul hukukunda “olumsuz görev uyuşmazlığı” denir. Ancak merci tayinine (BAM veya Yargıtay’a) gidebilmek için çok katı bir şart vardır: Her iki mahkemenin kararının da “Kanun yoluna başvurulmaksızın (temyiz edilmeyerek / istinaf edilmeyerek) kesinleşmiş olması” gerekir. Taraflar kararları istinafa taşıyıp kesinleştirmezse HMK m. 21 mekanizması işlemez.

Avukat Görüşü: HMK 20’deki İki Haftalık Başvuru Süresi Merci Tayini Sonrası Uygulanmaz!

Uygulamada sıkça yapılan fahiş bir “davanın açılmamış sayılması” hatası vardır. Bilindiği üzere standart bir görevsizlik/yetkisizlik kararından sonra tarafların dosyayı yeni mahkemeye göndermek için 2 hafta içinde mahkemeye dilekçe verip “dosyayı gönderin” demesi zorunludur (HMK 20). Aksi halde davanız tümden düşer. Fakat, olay merci tayinine (HMK 21) dönüşmüş ve Yargıtay veya BAM, “Bu davaya A Mahkemesi bakacak” diye bir karar tebliğ etmişse, kanun HMK 23/2. fıkrasını devreye sokar. Mercii tayinini yapan üst mahkeme dosyayı bizzat doğru mahkemeye gönderdiği için, tarafların “dosyamı gönderin” diye iki haftalık süre içinde dilekçe verme zorunlulukları yoktur. Mahkemenin re’sen süreci gözetmeyip davayı “2 haftalık gönderme harcı/dilekçesi verilmedi” diyerek düşürmesi hukuka açıkça aykırıdır.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

(Not: Aşağıda yer alan Yargıtay içtihatları, mevcut mevzuat metinlerinde sıklıkla atıf alan usul hukuku kararlarının özetleridir. Yasal sınırların çizilmesinde emsal teşkil ederler.)

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2015/19204 E. , 2017/5879 K.

ÖZET (Yargı Yeri Belirlendikten Sonra Dosyanın Gönderilmesi İçin 2 Haftalık Süre Şartı Aranmaz): İki mahkemenin karşılıklı yetkisizlik kararı sonrası dosya Yargıtay’a gelmiş, Yargıtay “3. Asliye Hukuk Mahkemesi davaya bakmakla görevlidir” diyerek merci tayininde bulunmuştur. Dosya kendisine gelen 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ise, “Taraflar HMK m.20’ye göre 2 hafta içinde bana dosyanın gönderilmesi talebinde bulunmadı” diyerek skandal bir kararla davanın açılmamış sayılmasına hükmetmiştir. Yargıtay kararı bozarak şunu vurgulamıştır: Merci tayinini üst mercii yaptığında dosya re’sen (otomatik) ilgili mahkemeye yollanır (HMK 23/2 uygulanır). Tarafların iki haftalık HMK 20. maddesi altındaki talep kuralı, üst mahkemenin kararından sonra geçersizdir. Mahkeme işin esasına girmelidir.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2018/1568 E. , 2018/3242 K.

ÖZET (Görevsizlik/Yetkisizlik Zinciri ve Kesinleşmenin Önemi): Bir iflas uyuşmazlığında 1. Mahkeme görevsizlikle 2. Mahkemeye dosyayı yollamış, 2. Mahkeme de görevsizlikle 3.’ye yollamış, 3. Mahkeme de kendi görevsizliği ile 4. Mahkemeye göndermiştir. 4. Asliye Hukuk Mahkemesi ise “Benden önce verilen Asliye Hukuk görevsizlik kararı vardı, ben bakamam merci tayini yapılsın” demiştir. Yargıtay dosyayı incelemeden iade etmiştir zira; HMK 21 bağlamında olumsuz uyuşmazlıktan bahsedilebilmesi için “Karşılıklı olarak” bir görev uyuşmazlığı çıkması ve bu kararların “kesinleşmiş” olması şarttır. Dosyanın mahkemeler arasında elden ele dolaşması merci tayini için yeterli değildir, kesin kararların mevcudiyeti şarttır.

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2016/3146 E. , 2016/2658 K.

ÖZET (Arsa Payı İnşaat Sözleşmesinde Görevsizlik ile Merci Tayini Hatası): Taraflar arsasına 81 dairelik bir inşaat yaptırmak için Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzalamıştır (Tüketici işlemi iddiası). Asliye Hukuk mahkemesi kendini görevsiz görerek dosyayı Yargıtay’a “yargı yeri belirlensin” (merci tayini) diye yollamıştır. Yargıtay öncelikle uyuşmazlığın devasa yapısı gereği yatırım amaçlı olduğunu (kişisel tüketime girmediğini) ve Asliye Hukuk Mahkemesinin davaya bakmada tamamen görevli olduğunu tespit etmiştir. Ancak şunu da belirtmiştir: Asliye Hukuk “ben sadece kendi görevsizliğimi veriyorum” dedikten sonra HMK m. 21’deki süreç olgunlaşmadan (Yani karşı mahkeme de görevsizlik vermeden) dosyayı tek taraflı merci tayinine yollayamaz.


HMK Madde 21 (Yargı Yeri Belirlenmesi) Sıkça Sorulan Sorular

Davayı açtığım mahkeme görevsizlik verdi (örneğin ben Tüketiciyim ama Ticaret diye Asliye Hukuk’a yollandı). Hemen merci tayinine gidebilir miyim?

Hayır. HMK 21/1-c gereği merci tayini için sadece ilk mahkemenin görevsizlik kararı yetmez. Dosyayı gönderdiği zweite (ikinci) mahkemenin de “Hayır benim de görevim dışındadır” demesi ve iki kararın da temyiz/istinaf edilmeden kesinleşmesi gerekir. Bu kilitlenme oluşunca dosya merci tayini için üst mahkemeye gidebilir.

Kesin yetki durumu dışındaki normal yetki itirazlarında merci tayini istenebilir mi?

Normal (kesin olmayan) yetki durumlarında merci tayini istenilmez. Çünkü kesin olmayan yetki itirazını davalı ancak süresi içinde yapabilir, süresinde yapmamışsa 1. mahkeme zaten yetkili hale gelir ve uyuşmazlık çözülür. HMK 21/1-ç uyarınca ancak taşınmazın aynına ilişkin davalar gibi “Kesin Yetki” kurallarının ihlallerinde iki mahkemenin karşılıklı yetkisizliği ile yargı yeri belirleme mekanizması işletilir.

Merci tayinini kim yapar?

Bölge Adliye Mahkemelerinin (İstinaf) faaliyete geçmesinden sonra, iki sorunlu mahkeme aynı BAM yargı çevresindeyse (örneğin Anadolu ile Çağlayan adliyeleri) kararı o ilin Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) verir. Ancak çakışan mahkemeler farklı İstinaf çevrelerine giriyorsa (örneğin Ankara Adliyesi ile İzmir Adliyesi aralarında anlaşamadıysa), nihai kararı Yargıtay ilgili dairesi vermekle görevlidir.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu bilgilerin paylaşılması, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.