
Adi senetlerin ispat gücü
HMK Madde 205
(1) Mahkeme huzurunda ikrar olunan veya mahkemece inkâr edenden sadır olduğu kabul edilen adi senetler, aksi ispat edilmedikçe kesin delil sayılırlar.
(2) Usulüne göre güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektronik veriler, senet hükmündedir.
(3) Hâkim, mahkemeye delil olarak sunulan elektronik imzalı belgenin, güvenli elektronik imza ile oluşturulmuş olup olmadığını resen inceler.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Madde ile, 1086 sayılı Kanunda yer alan adî senetler ile elektronik imzalı belgelerin ispat gücü hakkındaki düzenlemenin özünde bir değişiklik yapılmamış olmakla birlikte günümüz Türkçesine uyarlanmıştır. Maddenin birinci fıkrasına göre, adî senetler, mahkeme huzurunda ikrar edilmişse (inkâr edilmemişse), aksi ispat edilmedikçe kesin delil olarak kabul edilecektir. Bu açıdan hükmün, 1086 sayılı Kanundaki düzenlemeden farklı bir yanı bulunmamaktadır. İkinci fıkra ile, güvenli elektronik imzalı belgeler, adî senet niteliğinde kabul edilmiştir. 1086 sayılı Kanunda 5070 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle medenî yargılama hukukumuza giren elektronik imzalı belgelerin, delil gücü konusundaki tereddüdün, bu düzenlemeyle ortadan kaldırılması amaçlanmıştır. Ancak, elektronik imzalı belgelerden sadece, güvenli elektronik imza ile oluşturulanlar adî senet kuvvetinde sayılmış, diğer elektronik belgeler ya da güvenli elektronik imza dışında imzalanarak oluşturulmuş elektronik belgeler adî senet olarak kabul edilmemiştir. Güvenli elektronik imza ile oluşturulan belgeler için doğrudan adî senettir ifadesi yerine, adi senet hükmündedir ifadesi tercih edilmiştir. Zira, güvenli elektronik imza, dar ve teknik anlamda adî senet değildir. Bu tür belgelerin oluşturulması ve ibrazı adî senetlerden farklılık gösterdiği gibi, inkârı hâlinde uygulanacak hükümler de farklıdır. Bu sebeple, adî senetle aynı ispat gücüne sahip olmakla birlikte, doğrudan adî senet olarak kabulü doğru görülmemiştir. Nitekim, adî senetlerin inkârı ile elektronik belgelerin inkârı hâlinde uygulanacak usul ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Üçüncü fıkrada, hâkime bir yetki verilmiştir. Elektronik imzalı belgelerin güvenli elektronik imza ile oluşturulup oluşturulmadığını hâkim kendiliğinden inceleyecektir. Zira, bir elektronik belge, ancak güvenli elektronik imza ile oluşturulması hâlinde adî senet kuvvetinde delil olma niteliğine sahiptir. Bu fıkraya, ispat ve delillere ilişkin genel hükümler içinde yer alan, bir delilin geçerli ve caiz bir delil olup olmadığını inceleme yetkisinin mahkemede olmasının bir sonucu olarak yer verilmiştir.
HMK Madde 205 Adi senetlerin ispat gücü
Yargıtay İçtihatları
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/3772E. , 2022/9109K.
- HMK Madde 205
- Adi senetlerin ispat gücü
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce bozmaya uyularak davanın reddine dair verilen 25.03.2021 tarih ve 2020/1555 E. – 2021/552 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davalı … ve diğer davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 13.12.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan tüm davalılar vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların murisi …’un 01.05.2009 tarihinde müvekkilinden aldığı 100.000 Euro borcun karşılığında 30.10.2009 vadeli aynı miktarlı bonoyu verdiğini, murisin sağlık durumu sebebiyle bonoyu ödeyemeyeceğini belirterek birkaç defa süre aldığını, bu arada vefat ettiğini, bononun takibe konulduğunu, mirasçıların itirazı üzerine İcra Hukuk Mahkemesince takibin iptal edildiğini, tekrar takibe geçildiğini, davalıların itirazı ile takibin durduğunu, İcra Hukuk Mahkemesine sunulan raporda imzanın murise ait olduğunun tespit edildiğini, ancak neticede davanın reddedildiğini ileri sürerek temel ilişkiye dayalı dava açma hakkı saklı kalmak kaydıyla TTK’nın 732. maddesi uyarınca davalıların Bodrum 1. İcra Müdürlüğü’nün 2015/909 Esas sayılı dosyasına yaptıkları itirazın iptalini, takibin devamını, icra inkar tazminatının tahsilini, itirazın iptali davasının sübut bulmaması halinde İİK’nın 67/4. maddesi uyarınca davanın genel hükümlere göre devamı ile takibe konu 100.000.- Euro bedelli bononun vadeden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsil zamanındaki en yüksek TL kuru üzerinden karşılığının davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının İcra Hukuk Mahkemesinde itirazın kaldırılmasını da istediğini, itirazın iptali davasının açıldığı tarihte dava şartı olan bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, 30.10.2009 vadeli bono için sebepsiz zenginleşmeye dayalı davanın da 3 yıllık bono zamanaşımı süresinin geçmesinden sonra bir yıl içinde açılmadığını, takibe dayanak bononun tanzim yerine ihtiva etmediğinden bono vasfını taşımadığını, davacının murise bir borç vermediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, süresinde açılmayan itirazın iptali davasının dava şartı yokluğundan, alacak davasının ise zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, bir yıl içinde itirazın iptali davası açılmadığından hak düşürücü sürenin geçmesine bağlı olarak dava şartı yokluğundan davanın reddi kararı yerinde olduğu, ancak terditli sebepsiz zenginleşme davasında ayrıca gerekçe kurulmadığı, sebepsiz zenginleşme davasının bonoda tanzim yeri bulunmadığından kambiyo senedi niteliği taşımadığı için reddinin gerektiği, açık muvafakat olmadan davanın değiştirilemeyeceği, ıslah yapılmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararını kaldırılmasına, itirazın iptali davasının hak düşürücü süre geçtiğinden dava şartı yokluğundan, sebepsiz zenginleşme davasının bono vasfı taşımadığından reddine karar verilmiştir.
Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Bu kez, Bölge Adliye Mahkemesince, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin açıklamalarına göre davanın genel hükümlere göre alacak davası olduğu, davacının İcra Hukuk Mahkemesinde açtığı itirazın kaldırılması davasında dayanak belgenin İİK’nın 68/1. maddesinde yazılı belgelerden kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddedilmesi üzerine davacının işbu davayı açtığı, Yargıtay’ın icra mahkemesi kararını bozması üzerine icra mahkemesince itirazın kaldırıldığı, karar düzeltme aşamasında kararın onandığı, takibe ve eldeki davaya konu olan borcun ödendiği, davanın konusuz kaldığı, tanzim yeri unsuru bulunmayan belgenin kambiyo senedi vasfı taşımadığı, adi senet hükmündeki senetteki alacakla ilgili olarak 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca düzenlenen raporda söz konusu belgedeki imzanın murise aidiyetinin belirlendiği, belgenin borç ikrarını içerdiği, davacının dava açmakta haklı olduğu, davanın açılmasına davalıların sebebiyet verdikleri gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, alacak davası konusuz kaldığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının yaptığı yargılama giderlerinin davalılardan alınmasına, davacı yararına vekalet ücreti taktirine karar verilmiştir.
Kararı, davalı … ve diğer davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dairemizin 22.10.2020 tarihli bozma ilamına uyulduktan sonra davacı vekilinin beyanları dikkate alındığında dava alacak istemine ilişkindir. Davacının davasına dayanak yaptığı belgede keşide yeri bulunmadığından belge kambiyo senedi vasfını taşımamakta olup borç ikrarını içerdiğinden 6100 sayılı HMK’nın 205. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken adi senet niteliğindedir. Dosyaya sunulan belgeler ve taraf beyanlarından İcra Hukuk Mahkemesince, Yargıtay bozma ilamına uyulmak suretiyle davacının icra takibine itirazın kaldırılması talebinin kabul edildiği, davalıların da takibe konu borcu ödemek zorunda kaldığı anlaşılmaktadır. Ancak bu halde davalılarca cebri icra tehdidiyle yapılan ödeme uyuşmazlığı sonlandırmayacak, dolayısıyla işbu davayı da konusuz bırakmayacaktır. Mahkemece, senede karşı senetle ispat yükünün davalılar üzerinde olduğu da dikkate alınarak işin esası hakkında karar verilmesi gerekir. Öte yandan, dava konusu senetle ilgili olarak davacı hakkında yapılan şikayet sonucu Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/540 numaralı iddianamesiyle davacının görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına davalıların mirasbırakanını icbar ettiği iddiasıyla cezalandırılması talep edilmiştir. Bu durumda ilgili ceza davasının akıbetinin beklenmesi, ceza mahkemesince maddi vakaya ilişkin bir tespitin bulunması halinde bu tespitin de dikkate alınması, maddi vaka hakkında bir tespite yer verilmemesi halinde yukarıda yapılan değerlendirmeler çerçevesinde işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken dava konusunun kalmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde olmamış, kararın davalılar yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … ile diğer davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 14.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.