Delil Sözleşmesi Nedir? HMK Madde 193 ve Geçersizlik Halleri

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 193. maddesi, tarafların uyuşmazlık konusunu hangi delillerle ispatlayacaklarını önceden kararlaştırmalarına imkan tanıyan “irade özerkliği” ilkesinin usul hukukundaki yansımasıdır. Delil sözleşmesi, taraflara yargılama sürecini hızlandırma ve ispat riskini yönetme şansı verirken; aynı zamanda “ispat hakkının korunması” gibi kırmızı çizgilerle sınırlandırılmıştır. Kanun, sadece belirli delillerle ispatı zorunlu olmayan hallerde bu serbestiyi tanırken, güç dengesinin bozulduğu ve taraflardan birinin savunma yapmasını imkansız kılan sözleşme kayıtlarını geçersiz sayarak adil yargılanma hakkını güvence altına almaktadır.


HMK Madde 193: Kanun Metni

Delil sözleşmesi

MADDE 193- (1) Taraflar yazılı olarak veya mahkeme önünde tutanağa geçirilecek imzalı beyanlarıyla kanunda belirli delillerle ispatı öngörülen vakıaların başka delil veya delillerle ispatını kararlaştırabilecekleri gibi; belirli delillerle ispatı öngörülmeyen vakıaların da sadece belirli delil veya delillerle ispatını kabul edebilirler.

(2) Taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersizdir.


6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Maddede 1086 sayılı Kanunda da kabul edilmiş olan delil sözleşmesi, sınırları ve türleri de belirtilerek yeniden düzenlenmiştir.

Birinci fıkrada, tarafların kanunda belirli delillerle ispatı öngörülen vakıaların, başka delil veya delillerle de ispat edilebileceğini kararlaştırabilecekleri ya da belirli delillerle ispatı öngörülmeyen vakıaların, belirli delil veya delillerle ispatı konusunda sınırlama getirebilecekleri kabul edilmiştir. Birinci durumda, münhasır olmayan delil sözleşmesi; ikinci durumda münhasır delil sözleşmesi ortaya çıkacaktır. Aynı fıkrada delil sözleşmesinin nasıl yapılacağı da belirtilmiştir. Delil sözleşmesinin önemi sebebiyle, yazılı olması veya tutanağa geçirilecek beyanların imzalanması suretiyle yapılabileceği kabul edilmiştir. Delil sözleşmesinin, ancak açıkça yapılabilmesi karşısında, zımnî delil sözleşmesi yapılması mümkün değildir.

İkinci fıkrada, delil sözleşmesinin sınırları belirtilmiştir. Delil sözleşmesi, ispat hakkını doğrudan ilgilendirdiğinden bu konudaki sınırların da ortaya konulması gerekir. Özellikle uygulamada zaman zaman güçlü olan tarafın, diğer tarafın ispat hakkını tamamen ortadan kaldıracak veya güçleştirecek nitelikte onu delil sözleşmesi yapmaya zorladığı görülmektedir. Bu sebeple, taraflardan birinin ispat hakkını kullanmasını imkânsız kılan veya fevkalâde güçleştiren delil sözleşmeleri geçersiz sayılacaktır.


Hukuki İncelemeler

Delil Sözleşmesi Türleri: Münhasır ve Münhasır Olmayan

Uygulamada delil sözleşmeleri iki temel şekilde karşımıza çıkar:

  1. Münhasır Delil Sözleşmesi: Belirli bir vakıanın sadece belirli delillerle (örneğin sadece banka dekontu veya sadece belirli bir kayıt türüyle) ispat edilebileceğine dair anlaşmalardır. Bu durumda başka delil sunulamaz.
  2. Münhasır Olmayan Delil Sözleşmesi: Kanunun belirli bir delille ispatını şart koştuğu (örneğin senetle ispat sınırı) bir vakıanın, tanık veya bilirkişi gibi diğer delillerle de ispat edilebileceğine dair anlaşmalardır. Bu tür sözleşmeler ispat araçlarını daraltmaz, aksine genişletir.

Delil Sözleşmesinin Geçerlilik Şartları

Bir delil sözleşmesinin mahkemece dikkate alınabilmesi için şu şartların bir arada bulunması gerekir:

  • Yazılılık: Taraflar arasında yazılı bir metin bulunmalı veya duruşma tutanağına geçirilerek imzalanmalıdır. Sözlü veya zımni delil sözleşmesi geçersizdir.
  • Belirlilik: Hangi hukuki ilişkinin veya hangi vakıanın hangi delillerle ispat edileceği açıkça gösterilmelidir. Genel ve muğlak ifadeler delil sözleşmesi niteliği taşımaz.
  • Kamu Düzeni: Kamu düzenine veya kişiliğe aykırı konularda delil sözleşmesi yapılamaz.

Avukat Görüşü ve Stratejik Değerlendirme

Delil sözleşmeleri, ticaret hayatında genellikle büyük ölçekli şirketlerin veya kamu kurumlarının hazırladığı “tip sözleşmelerde” (maktu metinler) karşımıza çıkar. Bir hukukçu için buradaki asıl mesele, müvekkilin aleyhine olan bu kayıtların HMK 193/2 anlamında “ispat hakkını imkansız kılıp kılmadığını” tespit etmektir. Bir tarafın kendi hazırladığı raporun “kesin ve tek delil” olduğunu dayatması, rasyonel bir ispat mantığına aykırı düştüğü noktada geçersizlik riskiyle karşılaşır.

Stratejik olarak, delil sözleşmesi hazırlarken ispat araçlarını tamamen kapatmak yerine, süreci hızlandıracak güvenilir veri kaynaklarını tanımlamak daha sürdürülebilir bir yoldur. Örneğin, “itiraz halinde sadece kurum kayıtları geçerlidir” ifadesi yerine, “tarafların sistemleri arasındaki mutabakat kayıtları delil teşkil eder” gibi karşılıklı denetime açık kayıtlar ispat hakkının özüne daha uygundur. Mahkeme aşamasında ise, aleyhinize olan bir delil sözleşmesinin geçersizliğini ileri sürerken sadece “adil değil” demek yeterli olmaz; o kaydın maddi gerçeğin ortaya çıkmasını teknik olarak nasıl engellediği ve taraflar arasındaki “silahların eşitliği” ilkesini nasıl zedelediği somut verilerle açıklanmalıdır.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2017/691, Karar: 2021/534 (İdare Kayıtlarının Münhasır Delil Sayılması)

ÖZET: Bir sözleşmede “idarece oluşturulan muayene komisyonu raporunun kesin delil sayılacağı”na dair hükmün, HMK 193/2 kapsamında ispat hakkını imkansız kılıp kılmadığına dair HGK kararı.

Kararın Esası:

  • Taraflar arasındaki mal alım sözleşmesinde, ikinci muayene raporunun “taraflar için kesin olduğu ve mahkemede delil olarak kabul edileceği” kararlaştırılmıştır.
  • HGK’nın Tespiti: Bu tür kayıtlar prensip olarak delil sözleşmesi niteliğindedir. Ancak, muayene komisyonu sadece bir tarafın (idarenin) bünyesindeki kişilerden oluşuyorsa ve bu raporun denetimi yargısal olarak engelleniyorsa, bu durum HMK 193/2’deki “ispat hakkını imkansız kılma” sınırına takılır.
  • Hukuki Sonuç: Hak arama özgürlüğü ve silahların eşitliği ilkesi gereği; taraflardan birinin kendi oluşturduğu kurulu “kararı denetlenemez son merci” yapması, çözümü keyfiyete bırakmak anlamına gelir. Mahkeme, bu raporun yasa ve sözleşme hükümlerine uygun oluşturulup oluşturulmadığını mutlaka denetlemeli, davacının aksini ispat delillerini incelemelidir. Salt “kesin delil” diyerek inceleme yapmamak usul ve yasaya aykırıdır.

HMK Madde 193 (Delil Sözleşmesi) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Sözlü olarak yapılan delil sözleşmesi geçerli midir?

Hayır. HMK 193 uyarınca delil sözleşmesinin geçerli olabilmesi için mutlaka yazılı olması veya mahkeme önünde tutanağa geçirilerek imzalanması gerekir.

Sözleşmedeki “yalnızca bizim kayıtlarımız delil sayılır” hükmü geçerli midir?

Bu tür hükümler kural olarak “münhasır delil sözleşmesi”dir. Ancak, eğer bu kayıtlar karşı tarafın haklılığını ispat etmesini tamamen engelliyorsa veya fevkalade güçleştiriyorsa, HMK 193/2 uyarınca mahkemece geçersiz sayılabilir.

Delil sözleşmesi ile tanık dinletilmesi yasaklanabilir mi?

Evet. Taraflar, kanunda belirli bir delille ispatı zorunlu olmayan vakıaların sadece yazılı belge ile ispat edilebileceğini (tanık dinlenemeyeceğini) kararlaştırabilirler. Ancak bu durumun dürüstlük kuralına ve ispat hakkının özüne aykırı olmaması gerekir.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.