Islahın Etkisi: Geçersiz Sayılan ve Geçerliliğini Koruyan Usul İşlemleri (HMK Madde 179)

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 179. maddesi, ıslahın yargılama dosyasında yaratacağı “geriye yürüme” etkisini ve sınırlarını düzenler. Kural olarak ıslah, bunu yapan tarafın belirttiği aşamadan itibaren yapılmış olan usul işlemlerinin “yapılmamış sayılması” (geçersiz kılınması) sonucunu doğurur. Ancak kanun koyucu, yargılamanın güvenilirliğini ve elde edilen somut delillerin karartılmasını önlemek amacıyla bazı işlemleri bu “geçersiz sayılma” kuralının dışında tutmuştur. Özellikle ikrar, tanık ifadeleri, keşif tutanakları ve bilirkişi raporları ıslahla ortadan kaldırılamaz. Böylece ıslah kurumu, davanın tamamen sıfırlanarak hukuki kazanımların yok edildiği bir araca dönüşmekten çıkarılıp, usul ekonomisiyle dengelenmiş bir düzeltme müessesesi olarak konumlandırılmıştır.


HMK Madde 179: Kanun Metni

Islahın etkisi

MADDE 179- (1) Islah, bunu yapan tarafın teşmil edeceği noktadan itibaren, bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması sonucunu doğurur.

(2) Ancak ikrar, tanık ifadeleri, bilirkişi rapor ve beyanları, keşif ve isticvap tutanakları, yerine getirilmiş olan veya henüz yerine getirilmemiş olmakla beraber, karşı tarafın yerine getireceğini ıslahtan önce bildirmiş olması koşuluyla, yeminin teklifi, reddi veya iadesi ıslah ile geçersiz kılınamaz.

(3) Şu kadar ki, ıslahtan sonra yapılacak tahkikat sonucuna göre, bu işlemlerin göz önünde tutulması gerekmiyorsa, bunlar da yapılmamış sayılır.


6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Bu madde ile ıslahın yapılması hâlinde hangi etki ve sonuçların doğacağı düzenlenmiştir. Madde esas olarak 1086 sayılı Kanunun 87 nci maddesinin karşılığıdır. Söz konusu 87 nci madde, bu düzenlemede fıkralara ayrılmış, ifadesinde ve kapsamında bazı değişiklikler yapılarak düzenlenmiştir.

Birinci fıkrada, ıslahın, ıslah eden tarafın belirteceği noktadan itibaren usul işlemlerinin yapılmamış sayılması sonucunu doğuracağı belirtilmiştir.

İkinci fıkrada ise ıslah ile geçersiz sayılamayacak işlemler gösterilmiştir. İkrar, tanık ifadeleri, bilirkişi raporu ve beyanları, keşif ve isticvap, eda edilmiş olan yemin yahut henüz eda edilmemiş olmakla birlikte eda edileceği kabul edilen veya iade edilen yahut edasından kaçınılan yemin ıslah ile geçersiz sayılamayacaktır. İsticvap, bir taraf işlemi olmadığından, isticvap sonucunda tutulan tutanağın hatalı yahut eksik olduğu gerekçesiyle ıslahı yoluna gidilemeyecektir. Yine bu duruma bağlı olarak isticvap esnasında ikrar vuku bulmuşsa, bu şekilde elde edilen ikrarın da ıslah yoluyla etkisiz kılınması mümkün olmayacaktır. İsticvap haricinde gerçekleşen ikrarın yine ıslah yolu ile etkisiz kılınamamasının sebebi ise ikrardan dönmeye ilişkin olarak “İkrar” başlıklı 192 nci maddenin ikinci fıkrasında özel hüküm getirilmiş olmasıdır.

Üçüncü fıkrada ise 1086 sayılı Kanunun 87 nci maddesinin son cümle hükmü ifadesi sadeleştirilerek aynen kabul edilmiştir. Buna göre, ıslahtan sonra davanın aldığı şekle ve buna bağlı olarak yapılacak tahkikata göre, ikinci fıkrada belirtilen işlemlerin herhangi bir etkisi ve önemi kalmamışsa, bu işlemler de yapılmamış sayılacaktır.


Hukuki İncelemeler

Islahın Geriye Yürüme Etkisi: “Yapılmamış Sayılma” Ne Demektir?

HMK 179/1 uyarınca taraf, ıslah dilekçesinde (veya sözlü ıslah beyanında) ıslahın hangi usul işleminden itibaren etkili olacağını belirtir (“teşmil edeceği nokta”). Mahkeme, belirtilen o noktadan ıslah tarihine kadar yapılmış olan usul işlemlerini hukuken “hiç yapılmamış” gibi kabul eder. Örneğin, taraf cevap dilekçesini ıslah ediyorsa, o dilekçedeki beyanlar ve o beyanlara dayalı olarak daha önce yapılmış tahkikat işlemleri (istisnalar hariç) geçersiz sayılır; dava yeni cevap dilekçesine göre şekillenir.

Islahla Geçersiz Kılınamayan İstisnai İşlemler (HMK 179/2)

Hukuk Muhakemeleri Kanunu, hakkın kötüye kullanılmasını önlemek için bir “koruma kalkanı” öngörmüş ve objektif vakıalara dayanan bazı delil işlemlerini ıslahın yok edici etkisinden istisna tutmuştur:

  • İkrar: HMK 192 uyarınca ikrardan maddi hata dışında dönülemeyeceğinden, ıslah yoluyla “ben o vakıayı ikrar etmemiştim” denilemez.
  • Tanık İfadeleri: Mahkeme huzurunda dinlenen tanığın beyanı maddi gerçeği yansıttığından, taraf sonradan davasını ıslah etse bile o tanığın söyledikleri yok sayılamaz.
  • Bilirkişi Raporu, Keşif ve İsticvap Tutanakları: Dosyaya kazandırılmış resmi mahiyetteki teknik tespitler ve taraf beyanları ıslahla dosyadan çıkarılamaz.
  • Yemin: Yerine getirilmiş yemin (teklif, ret veya iade) ıslahla geri alınamaz.

Kısmi Davada Islah ve Yeni Dava Konusunun (Müddeabihin) Eklenememesi

HMK 179 çerçevesinde davanın tamamen veya kısmen ıslahının usuli sonuçları bellidir ancak “tamamen ıslah” kurumu sınırsız değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yerleşik içtihatlarına göre ıslah, dava konusu edilen uyuşmazlığın (müddeabihin) genişletilmesi veya değiştirilmesine imkân verir; ancak hiç dava konusu edilmemiş yepyeni bir alacağın veya taşınmazın ıslah dilekçesiyle mevcut davaya dâhil edilmesi mümkün değildir. Yeni bir taşınmaz veya yepyeni bir uyuşmazlık konusu, ancak ayrı bir dava açılarak harcı yatırıldıktan sonra mevcut davayla birleştirilebilir.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2017/2815, Karar: 2021/888 (Dava Konusu Edilmeyen Taşınmazın Islahla Davaya Dâhil Edilemeyeceği)

ÖZET: Davanın başında dava konusu (müddeabih) edilmeyen yeni bir taşınmazın, yargılama sırasında ıslah yoluyla davaya dâhil edilmesinin ve bu taşınmaz hakkında elatmanın önlenmesi ile yıkım kararı verilmesinin usul hukuku kurallarına göre mümkün olmadığına dair HGK kararı.

Kararın Esası:

  • Davacı İSKİ, isale hattı güzergâhında bulunan 70, 78 ve 81 parsel sayılı taşınmazlara davalıların haksız el attığı gerekçesiyle men-i müdahale ve kal (yıkım) davası açmıştır.
  • Keşif yapıldıktan sonra davacı vekili, isale hattının aynı zamanda 84 parsele de tecavüzlü olduğunu belirterek, “ıslah” dilekçesiyle bu yeni parselin de davaya dâhil edilmesini ve o parseldeki tecavüzün de yıkılmasını talep etmiştir.
  • Yerel mahkeme ıslahı geçerli kabul edip davanın kabulüne karar vermiş; Özel Daire de onamıştır. Ancak karar düzeltme safhasında karar bozulmuş, yerel mahkeme eski kararında direnmiştir.
  • HGK’nın Tespiti: Islah, davanın veya savunmanın genişletilmesi yahut değiştirilmesi için kullanılan bir imkândır. Ancak davanın başında hiç “dava konusu (müddeabih)” yapılmayan yepyeni bir taşınmaz (84 parsel), ıslah yoluyla eldeki davaya eklenemez. Bu yeni parsel ayrı bir davanın konusunu teşkil edebilir. Islah yoluyla yeni dava açılamaz.
  • Hukuki Sonuç: Davaya hiç dâhil edilmemiş bir parsel hakkında ıslah dilekçesine dayanılarak hüküm kurulması hatalı olup direnme kararı BOZULMUŞTUR.

HMK Madde 179 (Islahın Etkisi) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Islah yapıldığında o güne kadar yapılan tüm işlemler iptal mi olur?

Kanun, “teşmil edilen noktadan itibaren” yapılmamış sayılacağını belirtir. Eğer davanın tamamen ıslahı söz konusuysa (örneğin dava dilekçesi baştan değiştiriliyorsa) dava dilekçesinden sonraki birçok taraf işlemi geçersiz olur. Ancak HMK 179/2’deki istisnalar (ikrar, tanık, bilirkişi raporu) dosyada kalmaya devam eder.

Islah dilekçesi vererek, daha önce verdiğim ikrardan dönebilir miyim?

Hayır. HMK 179/2 açıkça “ikrar” kurumunu ıslahla geçersiz kılınamayan işlemler arasında saymıştır. İkrar, yalnızca HMK 192 uyarınca maddi hata yapıldığının ispat edilmesi hâlinde geri alınabilir; ıslah yolu ikrardan dönmek için kullanılamaz.

Islahla yepyeni bir alacak kalemi davaya eklenebilir mi?

Örneğin sadece kıdem tazminatı için açılmış bir davada, ıslah yoluyla fazla mesai ücreti de davaya dâhil edilebilir mi? Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre davanın başında hiç bahsedilmeyen (dava konusu edilmeyen) tamamen yeni bir talep, ıslahla davaya dâhil edilemez. Bunun için ek dava açılıp asıl dava ile birleştirilmesi gerekir.

Islah edilmesine rağmen dosyada kalan tanık veya bilirkişi raporu ne işe yarar?

HMK 179/3’e göre; ıslahtan sonra yeni oluşan dava çerçevesinde, dosyada kalan bu eski delillerin “göz önünde tutulması gerekmiyorsa” (yani yeni uyuşmazlıkla ilgileri kalmamışsa) onlar da yapılmamış sayılır ve hükme esas alınmaz. Ancak davanın yeni yapısına uydukları ölçüde hâkim tarafından değerlendirilirler.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.