Islah Sebebiyle Ortaya Çıkan Yargılama Giderleri ve Karşı Tarafın Zararının Ödenmesi (HMK Madde 178)
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 178. maddesi, ıslah kurumunun kötüye kullanılmasını önlemek ve karşı tarafın mağduriyetini gidermek amacıyla getirilmiş bir güvence mekanizmasıdır. Islah, doğası gereği daha önce yapılmış bazı usul işlemlerinin geçersiz hâle gelmesine ve yargılamanın uzamasına neden olabilir. Kanun koyucu, ıslah yapan tarafın, karşı tarafın bu süreçte uğradığı veya uğrayabileceği zararları teminat altına almasını şart koşmuştur. Hâkim tarafından takdir edilen bu teminatın bir hafta içinde mahkeme veznesine yatırılması emredici bir kuraldır; aksi takdirde ıslah hiç yapılmamış sayılır. Bu kural, davanın gereksiz yere sürüncemede bırakılmasını engellerken, adil yargılanma ve silahların eşitliği ilkelerine de hizmet eder.
HMK Madde 178: Kanun Metni
Islah sebebiyle ortaya çıkan yargılama giderleri ve karşı tarafın zararının ödenmesi
MADDE 178- (1) Islah eden taraf, ıslah sebebiyle geçersiz hâle gelen işlemler için yapılan yargılama giderleri ile karşı tarafın uğradığı ve uğrayabileceği zararları karşılamak üzere hâkimin takdir edeceği teminatı, bir hafta içinde, mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Aksi hâlde, ıslah yapılmamış sayılır.
(2) Karşı tarafın zararının kesin olarak tespit edilmesinden sonra, mahkeme veznesine yatırılan miktar eksikse tamamlattırılır, fazla ise iade edilir.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
1086 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi hükmünün ifadesi ve kapsamında bazı değişiklikler yapılarak tekrar düzenlenmiştir. Buna göre, ıslah sebebiyle geçersiz hâle gelen işlemlerle, karşı tarafın uğradığı zarar dışında, uğrayabileceği zarar da hükmün kapsamına dâhil edilmiştir. Ayrıca, 1086 sayılı Kanunun 86 ncı maddesinde, geçersiz sayılan işlemler sebebiyle karşı tarafın zararlarının hemen tazmini öngörülmüş ise de bu maddede zarar ve ziyanlar karşılığı olarak takdir edilen teminatın öngörülen süre içinde yatırılması esası kabul edilmiştir.
Adalet Komisyonu Değişiklik Gerekçesi
Tasarının 182 nci maddesinin birinci fıkrasında geçen “yedi gün” ibaresi, sürelerin hesabında kolaylık sağlanması ve uygulamadan kaynaklanan sorunların giderilmesi amacıyla “bir hafta” olarak değiştirilmiş ve madde teselsül nedeniyle 184 üncü madde olarak kabul edilmiştir.
Hukuki İncelemeler
Teminat Gösterme Yükümlülüğü ve “Bir Haftalık” Kesin Süre
HMK 178/1, ıslah yapan tarafa peşin bir yükümlülük yükler: Hâkimin takdir edeceği teminatı bir hafta içinde yatırmak. Bu teminatın kapsamı iki unsuru barındırır:
- Islah sebebiyle geçersiz hâle gelen işlemler için yapılmış olan yargılama giderleri.
- Karşı tarafın ıslah nedeniyle uğradığı veya uğrayabileceği (muhtemel) zararlar.
Buradaki bir haftalık süre kesin süredir ve doğrudan kanundan doğar (HMK 90). Taraflar veya hâkim bu süreyi kural olarak uzatamaz. Sürenin başlangıcı, hâkimin teminat miktarını takdir edip ilgili tarafa bildirdiği tarihtir.
Teminatın Yatırılmamasının Ağır Yaptırımı: “Islah Yapılmamış Sayılır”
Hâkim tarafından belirlenen teminat, bir haftalık kanuni süre içinde mahkeme veznesine yatırılmazsa kanun açık bir yaptırım öngörmüştür: Islah yapılmamış sayılır. Bu durumda, yargılamaya ıslah öncesi durum neyse (eski dava dilekçesi, eski cevap dilekçesi veya eski talep miktarı üzerinden) o şekilde devam edilir. Islahın “yapılmamış sayılması” mahkemece re’sen (kendiliğinden) gözetilmesi gereken bir husustur; karşı tarafın itirazına dahi gerek yoktur.
Zararın Kesinleşmesi ve Mahsuplaşma (HMK 178/2)
Hâkimin başlangıçta belirlediği teminat, geçici (avans) niteliğindedir. Yargılama ilerleyip karşı tarafın ıslah sebebiyle uğradığı gerçek zarar kesin olarak tespit edildiğinde mahsuplaşma yapılır.
- Zarar, yatan teminattan fazlaysa, eksik kısım ıslah edenden tamamlattırılır.
- Zarar, yatan teminattan azsa, fazla yatan tutar ıslah eden tarafa iade edilir.
Avukat Görüşü: Uygulamada Harç ile Teminat Karışıklığı
Uygulamada, davanın değerini (müddeabihi) artıran “talep artırımı/ıslah” dilekçelerinde yatırılması gereken tamamlama harcı ile HMK 178 kapsamındaki teminat sıklıkla birbirine karıştırılmaktadır. Eksik harcın tamamlanması Harçlar Kanunu hükümlerine (ve genelde hâkimin vereceği kesin süreye) tabi iken; HMK 178’deki teminat, ıslah nedeniyle karşı tarafın uğrayacağı muhtemel zarar içindir ve bir haftalık kesin süresi doğrudan kanunda yer alır. Mahkemelerin her ıslah talebinde otomatik olarak HMK 178 teminatı istemediği, ancak karşı tarafın talebi veya dosya kapsamındaki belirgin zarar ihtimali üzerine bu yola başvurulduğu görülmektedir.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Esas: 2020/6051, Karar: 2021/1004 (Davadan Sonra Ortaya Çıkan Vakıaların Islahla İleri Sürülüp Sürülemeyeceğine Dair Karşı Oy İncelemesi)
EDİTÖRÜN NOTU: Bu madde altında yer alan karar metni, aslında Yargıtay 2. HD üyesinin yazdığı bir “Karşı Oy (Muhalefet Şerhi)” yazısıdır. Islahın kapsamı ve sınırları (HMK 176-177-178) bağlamında doktrinel açıdan çok değerli bir analiz içerdiğinden, aşağıda özetlenerek bilginize sunulmuştur.
Karşı Oy Gerekçesinin Özü:
- Uyuşmazlık, anlaşmalı boşanma olarak açılıp, daha sonra dava tarihinden sonra gerçekleşen vakıalara (tehdit, araca zarar verme) dayanılarak ıslah yoluyla çekişmeli boşanmaya çevrilen davada, sonradan doğan vakıaların ıslahla davaya dâhil edilip edilemeyeceğidir.
- Çoğunluk Görüşü: Dava, açıldığı tarihteki şartlara tabidir. Davadan sonra gerçekleşen olaylar, yeni ve bağımsız bir davanın konusu yapılmadan, sadece ıslah yoluyla mevcut davaya dâhil edilemez (Bu sebeple boşanma kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir).
- Muhalif Üyenin Görüşü: HMK m.176 ve 177 uyarınca usul işlemlerinin tamamen ıslahı mümkündür. 1948 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve HMK sistematiği, dava açıldıktan sonra doğan vakıaların ıslahla davaya dâhil edilmesine engel değildir. Hatta doktrine (Baki Kuru, Ejder Yılmaz, Muhammet Özekes) ve Yargıtay HGK’nın 1983 tarihli kararına göre, sonradan doğan vakıalar için ıslaha dahi gerek yoktur; bunlar doğrudan davaya dâhil edilebilir. Aksi yöndeki çoğunluk görüşü usul ekonomisine (HMK m. 30) ve hak arama hürriyetine aykırıdır.
HMK Madde 178 (Islah Sebebiyle Zararların Ödenmesi) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Hâkim ıslah teminatını re’sen (kendiliğinden) belirler mi?
Kanun lafzına göre hâkimin ıslah teminatı belirlemesi öngörülmüşse de uygulamada hâkimler genellikle karşı tarafın açık bir talebi veya somut, belirgin bir zarar ihtimali (örneğin daha önce yapılmış masraflı bir keşfin geçersiz hâle gelmesi) varsa bu teminatı belirlemektedirler.
Islah teminatı 1 hafta içinde yatırılmazsa ne olur?
HMK 178/1 açık hükmü uyarınca, ıslah teminatı bir haftalık kesin süre içinde yatırılmazsa ıslah işlemi hiç yapılmamış sayılır ve yargılamaya ıslah öncesindeki mevcut usuli durum üzerinden devam edilir.
Islah sebebiyle yatırılan teminat eksik harç yerine geçer mi?
Hayır. Islah edilen miktara göre (örneğin talep sonucunun artırılması) devlete ödenmesi gereken tamamlama harcı ile HMK 178’deki karşı tarafın zararını güvence altına alan teminat birbirinden tamamen farklı hukuki müesseselerdir.
Davayı kazanmama rağmen yatırdığım ıslah teminatı iade edilmez mi?
Teminatın iadesi davanın kimin lehine sonuçlandığına değil, “ıslah işlemi yüzünden” karşı tarafın somut bir zarara uğrayıp uğramadığına bağlıdır. Yargılama sonunda böyle bir zarar olmadığı veya yatırılan teminattan daha az olduğu tespit edilirse, fazla kısım HMK 178/2 uyarınca iade edilir.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.