Birleştirme ve Ayırma Kararlarına Karşı Kanun Yolları (HMK Madde 168)
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 168. maddesi, HMK 166 (Davaların Birleştirilmesi) ve HMK 167 (Davaların Ayrılması/Tefrik) kararlarına karşı kanun yollarını düzenleyen özel bir hükümdür. Maddenin temel mesajı son derece nettir: Birleştirme ve ayırma kararları “ara karar” niteliğindedir ve tek başına istinaf veya temyiz konusu yapılamaz; ancak davanın esası hakkında verilen nihai kararla (hükümle) birlikte kanun yoluna götürülebilir. Üstelik kanun koyucu, bu kararların tek başına ne BAM’da (Bölge Adliye Mahkemesi) “kaldırma ve esastan inceleme” sebebi ne de Yargıtay’da “bozma sebebi” oluşturacağını açıkça vurgulamıştır. Bu düzenleme, yargılamanın gereksiz yere uzamasını ve her ara kararda kanun yoluna başvurarak dosyanın sürüncemede kalmasını engellemeye yönelik bir usul güvencesidir.
HMK Madde 168: Kanun Metni
MADDE 168- (1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme ve ayırma hususundaki ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna; bölge adliye mahkemesi kararları hakkında ise temyiz yoluna, ancak hükümle birlikte gidilebilir. Şu kadar ki, bu husus tek başına, bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenme; Yargıtayda ise bozma sebebi teşkil etmez.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Bu maddede, bölge adliye mahkemelerinin kuruluşu da dikkate alınarak, aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme ve ayırma kararlarına karşı istinaf yoluna; bölge adliye mahkemesi kararları hakkında ise temyiz yoluna ancak esas hükümle birlikte gidilebileceği vurgulanmıştır. Ayırma ve birleştirme kararları bakımından tek başına istinaf yoluna başvurulması bölge adliye mahkemelerinde hükmün kaldırılarak esastan incelenmesi sonucunu doğurmaz. Keza, bu husus, Yargıtayda temyiz incelemesi bakımından bozma sebebi oluşturmaz.
Hukuki İncelemeler
HMK 168’in İki Temel Kuralı
Bu kısa ama kritik madde, iki kural içermektedir. İkisinin de doğru anlaşılması, avukatların yanlış süre hesaplaması veya gereksiz kanun yolu başvurusu yapmasının önüne geçer:
| Kural | Açıklama | Uygulamadaki Sonucu |
|---|---|---|
| 1. Kural: Hükümle Birlikte Gidilebilir | Birleştirme veya ayırma (tefrik) kararları ara karar niteliğindedir. Tek başına istinaf veya temyiz edilemez. | Taraf, birleştirme/tefrik kararına itirazını temyiz veya istinaf dilekçesinde (nihai kararla birlikte) ileri sürer. Ayrı bir kanun yolu dilekçesi vermesine gerek yoktur. |
| 2. Kural: Tek Başına Bozma/Kaldırma Sebebi Olmaz | Bu kararlara istinaf/temyiz başvurusunda değinilse dahi, salt birleştirme veya ayırma yanlışlığı tek başına ne BAM’da kaldırma ne de Yargıtay’da bozma sebebi oluşturur. | Kanun yolu mahkemesi, birleştirme/ayırma kararının hatalı olduğunu belirleyebilir ancak asıl hüküm esastan doğruysa, salt bu gerekçeyle kararı bozamaz. Bozma için bu hata, “esasa etkili bir usul hatası” oluşturmalıdır. |
Maddenin Uygulama Alanı: “Aynı Yargı Çevresi” Sınırı
HMK 168 yalnızca “aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki” mahkemeler arasında verilen birleştirme ve ayırma kararları için geçerlidir. Bu kapsam dışında kalan iki ihtimale dikkat etmek gerekir:
- Ayrı yargı çevrelerindeki birleştirme (HMK 166/2): Farklı illerdeki mahkemeler arasında verilen birleştirme kararlarına karşı kanun yolu, HMK 168’deki sınırlamadan etkilenmez; zira bu madde sadece “aynı yargı çevresi”ni kapsamaktadır. Doktrinde, ayrı yargı çevreleri arasındaki birleştirme kararlarına karşı doğrudan itiraz yolunun açık olduğu savunulmaktadır.
- İstinaf aşamasında birleştirme (HMK 166/5): Bölge Adliye Mahkemesi dairelerince verilen birleştirme kararlarına karşı ise temyiz yoluna ancak nihai kararla birlikte gidilecektir.
Avukat Görüşü: “Tek Başına Bozma Sebebi Olmaz” Kuralının Sınırları
HMK 168’in ikinci cümlesi (“bu husus tek başına bozma sebebi teşkil etmez”) sıkça yanlış yorumlanmaktadır. Bu kural, birleştirme veya ayırma kararının hiçbir zaman bozma sebebi olamayacağı anlamına gelmez. Yargıtay uygulamasına göre, birleştirme veya tefrik kararının hatalı olması doğrudan hükmün sonucunu etkiliyorsa (örneğin, farklı yargılama usullerine tabi davaların birlikte görülmesi suretiyle tarafların savunma haklarının kısıtlanması), bu durum artık HMK 168 kapsamında “tek başına” bir birleştirme/ayırma sorunu olmaktan çıkar ve “esasa etkili bir usul hatası” haline gelir. Bu halde karar, HMK 353 veya 371 kapsamında bozulabilir/kaldırılabilir (Bkz. Aşağıdaki Yargıtay 4. HD kararı).
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Esas: 2021/19277, Karar: 2022/10757 (Farklı Yargılama Usullerine Tabi Birleştirilmiş Davaların Tefrik Edilmesi Zorunluluğu)
ÖZET: Yargıtay, basit yargılama usulüne tabi tasarrufun iptali (İİK 277 vd.) davası ile yazılı yargılama usulüne tabi muvazaaya dayalı (TBK 19) davanın birlikte (birleştirilerek) görülemeyeceğine, HMK 167 uyarınca tefrik edilerek her birinin kendi yargılama usulüne göre ayrı ayrı sonuçlandırılması gerektiğine hükmetmiştir.
Kararın Esası: Asıl davada alacaklı banka, borçlunun taşınmazını diğer davalıya bağışlaması işleminin İİK 277 ve devamı maddeleri ile TBK 19 uyarınca iptalini talep etmiştir. Birleşen davada başka bir alacaklı (finansal kiralama şirketi) aynı tasarrufa karşı benzer talebi ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi, her iki davayı birleştirerek birlikte görmüş ve İİK 277 kapsamında hukuki nitelendirme yapmıştır. İstanbul BAM 40. Hukuk Dairesi ise hem İİK 277 hem TBK 19 açısından inceleme yaparak davaların esastan reddine karar vermiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi oy çokluğuyla:
- Tasarrufun iptali davalarının (İİK 277 vd.) basit yargılama usulüne tabi olduğunu,
- TBK 19’a dayalı muvazaa davalarının ise yazılı yargılama usulüne tabi olduğunu,
- Farklı yargılama usullerine tabi davaların birlikte görülmesinin caiz olmadığını,
- Birleşen davanın TBK 19 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden HMK 167 uyarınca tefrik edilerek ayrı yargılama usulüne göre sonuçlandırılması gerektiğini,
- Asıl dava yönünden de BAM’ın İİK 277 koşullarını yeterince incelemeden karar vermesinin hatalı olduğunu belirterek,
- BAM kararını BOZMUŞTUR.
Pratik Çıkarım: HMK 168, birleştirme/ayırma kararının “tek başına” bozma sebebi olmayacağını belirtse de; bu hatalı birleştirme, farklı yargılama usullerinin uygulanmasını engelleyerek tarafların savunma haklarını doğrudan kısıtlıyorsa, “esasa etkili usul hatası” niteliği kazanır ve karar bozulur. Avukatlar, davanın niteliğine göre (basit mi, yazılı mı) yargılama usulünü istinaf ve temyiz dilekçelerinde mutlaka denetim konusu yapmalıdır.
HMK Madde 168 (Birleştirme/Ayırma Kararlarında Kanun Yolları) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Birleştirme veya tefrik kararına karşı tek başına istinaf başvurusu yapılabilir mi?
Hayır. HMK 168 uyarınca, birleştirme veya ayırma (tefrik) kararlarına karşı tek başına istinaf veya temyiz yoluna başvurulamaz. Bu kararlar ancak davanın esası hakkında verilen nihai kararla (hükümle) birlikte kanun yoluna götürülebilir.
Birleştirme/ayırma kararı tek başına bozma sebebi olabilir mi?
Kural olarak hayır. HMK 168 açıkça, bu kararların tek başına ne BAM’da kaldırma ne de Yargıtay’da bozma sebebi teşkil etmeyeceğini belirtir. Ancak hatalı birleştirme/ayırma, davanın esasına etki edecek bir usul hatası oluşturuyorsa (örneğin, farklı yargılama usullerinin karışması), “esasa etkili usul hatası” olarak bozma sebebi yapılabilir.
Bu madde hangi birleştirme/ayırma kararlarını kapsar?
HMK 168, yalnızca “aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki” mahkemeler arasındaki birleştirme ve ayırma kararları için geçerlidir. Ayrı yargı çevrelerindeki (farklı il/ilçelerdeki) mahkemeler arasında verilen birleştirme kararları bu maddenin kapsamı dışındadır.
İstinaf dilekçesinde birleştirme/ayırma hatasını ileri sürmek gerekir mi?
Evet. Taraf, birleştirme veya tefrik kararının hatalı olduğunu ve bunun esasa etkili olduğunu, nihai karara karşı vereceği istinaf veya temyiz dilekçesinde açıkça belirtmelidir. Aksi halde bu itirazı ileri sürmekten vazgeçmiş sayılabilir.
BAM (Bölge Adliye Mahkemesi) dairesinin istinaf aşamasında verdiği birleştirme kararına temyiz yoluna başvurulabilir mi?
Evet, ancak yine nihai kararla birlikte. BAM tarafından istinaf incelemesi sırasında verilen birleştirme kararlarına (HMK 166/5) karşı da temyiz yoluna ancak BAM’ın esasa ilişkin nihai kararıyla birlikte gidilebilir.
Birleştirme kararı veren mahkeme, bu kararından kendiliğinden dönebilir mi?
Evet. Mahkeme, yargılamanın seyrine göre daha önce verdiği birleştirme kararından dönüp HMK 167 uyarınca davaları tekrar ayırabilir (tefrik). Hâkim, yargılamanın her aşamasında bu konuda takdir yetkisine sahiptir.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.