Davaların Ayrılması (Tefrik): Şartları ve Sonuçları (HMK Madde 167)

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 167. maddesi, HMK 166’nın (Davaların Birleştirilmesi) doğal karşıtı olan “Davaların Ayrılması (Tefrik)” kurumunu düzenler. Birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların tahkikatının birlikte yürütülmesinin yargılamayı karmaşıklaştırdığı, geciktirdiği veya hatalı sonuçlar doğuracağı hallerde, mahkeme bu davaları ayırarak (tefrik ederek) her birini bağımsız olarak sonuçlandırabilir. Maddenin en dikkat çekici özelliği, tefrik edilen dosyaların başka bir mahkemeye gönderilmemesi; tefrik kararını veren mahkemenin ayrılan davaların tümüne bakmaya devam etmesidir. Bu düzenleme, 1086 sayılı eski HUMK’un 46. maddesiyle paralel bir yapıdadır ve usul ekonomisinin bir gereği olarak kanun metnine yansıtılmıştır.


HMK Madde 167: Kanun Metni

MADDE 167- (1) Mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için, birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden karar verebilir. Bu durumda mahkeme, ayrılmasına karar verilen davalara bakmaya devam eder.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

“Davaların ayrılması” başlığını taşıyan bu maddede 1086 sayılı Kanunun 46 ncı maddesi metnine bağlı kalınmış olup, davaların ayrılmasına karar verilmesi hâlinde mahkeme, davaları başka bir mahkemeye göndermeyip, bizzat bakmaya devam edecektir. Sözü edilen husus, usul ekonomisinin bir gereği olarak bu düzenlemeye yansıtılmıştır.

Öte yandan, 1086 sayılı Kanunun 47 nci maddesi hükmü, uygulama alanının bulunmaması sebebiyle ve teorideki düşüncelere de uygun olarak bu Tasarıda yer almamıştır.


Hukuki İncelemeler

Tefrik Kararının Şartları ve Hâkimin Takdir Yetkisi

HMK 167, hâkime çok geniş bir takdir alanı tanımaktadır. Madde metninden çıkan temel kurallar şunlardır:

Kriter Açıklama
Tefrikin Konusu Yalnızca “birlikte açılmış” veya HMK 166 uyarınca “sonradan birleştirilmiş” davalar tefrik edilebilir. Tek bir dava dilekçesiyle tek bir talep ileri sürülmüşse zaten tefrik konusu yoktur.
Karar Verme Zamanı Tefrik kararı, davanın her aşamasında (ön inceleme, tahkikat, sözlü yargılama) verilebilir. Bir süre şartı yoktur.
Talep veya Re’sen Taraflardan birinin talebi üzerine verilebileceği gibi, hâkim tarafından kendiliğinden de karar verilebilir.
Tefrik Sonrası Görev Tefrik edilen dosyalar başka bir mahkemeye gönderilmez. Ayrılma kararını veren mahkeme, tüm dosyalara (ayrılan ve asıl) bakmaya devam eder.
Amaç Ölçütü Tek meşru ölçüt: “yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesi”dir. Hâkim, tahkikatın birlikte yürütülmesinin karmaşıklaştırıcı veya geciktirici olduğu sonucuna varmalıdır.

Tefrik Kararı Ne Zaman Verilmelidir?

Uygulamada tefrik kararının en sık verildiği haller şunlardır:

  • Farklı taşınmazlara ilişkin davalar: Birden fazla parseli kapsayan el atmanın önlenmesi ve kal davalarında, her parseldeki taraf teşkilinin farklılık göstermesi durumunda mahkeme, Yargıtay bozma kararları doğrultusunda davaları parsel bazında ayırır (Bkz. Aşağıdaki HGK kararı).
  • Farklı yargılama usullerine tabi talepler: Birlikte açılmış taleplerin biri basit yargılamaya, diğeri yazılı yargılamaya tabi ise tefrik gerekebilir. Ancak Yargıtay HGK (2021/369 E., 2023/258 K.) terditli dava halinde ve talepler arasında organik bağ varsa, usul farklılığına rağmen tefrikin zorunlu olmadığına hükmetmiştir.
  • Karşılıklı davalar (birleşen dosyalar): Sonradan birleştirilen ancak esasen birbirinden bağımsız davaların tahkikatı farklı kanıt ve tanık kümeleri gerektiriyorsa tefrik usul ekonomisine hizmet eder.

Avukat Görüşü: Tefrik ve Islah Arasındaki Kritik Sınır

HMK 167 uyarınca tefrik edilen bir davada, sonradan “ıslah” yoluyla dava konusu olmayan yeni bir müddeabih (talep/taşınmaz/alacak) eklenemez. Yargıtay HGK, aşağıdaki kararında bu sınırı çok net çizmiştir: Dava konusu edilmeyen bir taşınmazın (parselin) ıslah yoluyla mevcut davaya dahil edilmesi “yeni bir dava açma” niteliğindedir ve ıslahın amacı dışındadır. Dolayısıyla tefrik sonrası yeni bir parseli veya alacak kalemini ıslahla davaya katmak mümkün değildir; ayrı bir dava dilekçesiyle dava açılması ve gerekiyorsa HMK 166 uyarınca birleştirilmesi gerekir.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2017/2815, Karar: 2021/888 (HMK 167 Uyarınca Parsel Bazında Tefrik ve Islah Yoluyla Yeni Taşınmaz Eklenmesinin Mümkün Olmaması)

ÖZET: Hukuk Genel Kurulu, birden fazla parseli kapsayan el atmanın önlenmesi ve kal davasında, her parsel yönünden davaların HMK 167 gereğince ayrılarak (tefrik edilerek) taraf teşkilinin sağlanması gerektiğine; tefrik sonrasında dava konusu olmayan yeni bir parselin “ıslah” yoluyla mevcut davaya dahil edilemeyeceğine hükmetmiştir.

Kararın Esası: Davacı İSKİ, isale hattı güzergâhına rastlayan 1119 ada 70, 78 ve 81 parsel sayılı taşınmazlara el atıldığı iddiasıyla davalılar aleyhine el atmanın önlenmesi ve kal davası açmıştır. Bu parsellerde çok sayıda farklı paydaş bulunması nedeniyle Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, ilk bozma kararında “dava konusu her bir parsel yönünden HMK 167 gereğince davaların ayrılmasını (tefrik)” ve her parselde ayrı ayrı taraf teşkilinin sağlanmasını istemiştir. Mahkeme, bu bozma kararına uyarak parseller bazında dosyaları tefrik etmiştir. Ancak tefrik sonrasında davacı İSKİ vekili, dava konusu olmayan 1119 ada 84 parsel sayılı taşınmazı “ıslah” yoluyla mevcut davaya dahil etmeye çalışmıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK) oy çokluğuyla:

  • HMK 167’nin temel amacının, birden fazla parseli veya tarafı kapsayan davaların “yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesi” için bölünerek her birinin müstakil olarak ele alınması olduğunu,
  • Bozma sonrası tefrik edilen davada, başlangıçta dava konusu yapılmamış bir parselin sonradan “ıslah” yoluyla davaya ithâl edilemeyeceğini,
  • Islahın; mevcut dava konusunun genişletilmesi veya değiştirilmesi amacına hizmet ettiğini, ancak hiç dava edilmemiş yeni bir müddeabihin (bağımsız taşınmazın) ıslahla dava konusu haline getirilemeyeceğini,
  • Yeni parselin “ayrı bir müddeabih” olduğunu, dolayısıyla ancak bağımsız bir dava dilekçesiyle dava edilebileceğini ve gerekirse HMK 166 uyarınca birleştirilebileceğini belirterek,
  • Yerel mahkemenin direnme kararını DEĞİŞİK GEREKÇEYLE BOZMUŞTUR.

Pratik Çıkarım: HMK 167 tefrik kararı sonrası dava konusu genişletilmek isteniyorsa, bunun ıslah yoluyla yapılması mümkün değildir. Yeni bir dava açılıp, ilgili dosya ile birleştirme (HMK 166) yoluna başvurulmalıdır. Avukatlar; tefrik edilen dosyalarda “dava konusu olmayan” yeni talepleri ıslah dilekçesiyle ileri sürmekten kaçınmalı, aksi halde talebin reddedileceğini bilmelidir.


HMK Madde 167 (Davaların Ayrılması / Tefrik) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Tefrik kararı nedir ve hangi durumlarda verilir?

Tefrik (davaların ayrılması), birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların, yargılamanın daha sağlıklı yürütülmesi amacıyla ayrı dosyalara bölünmesidir. Özellikle farklı parsellere ilişkin taraf teşkilinin farklılık gösterdiği taşınmaz davalarında, birden fazla bağımsız talebin tek dosyada tahkikatı zorlaştırdığı hallerde verilir.

Tefrik kararını taraflar mı talep eder, yoksa hâkim re’sen mi verir?

HMK 167 her iki yolu da açık tutmaktadır. Taraflardan birinin dilekçeyle talebi üzerine verilebileceği gibi, hâkim yargılamanın iyi yürütülmesi amacıyla kendiliğinden de tefrik kararı verebilir. Uygulamada genellikle Yargıtay bozma kararları doğrultusunda verilmektedir.

Tefrik edilen dava hangi mahkemede görülür?

Tefrik edilen davalar başka bir mahkemeye gönderilmez. HMK 167 uyarınca tefrik kararını veren mahkeme, ayrılan dosyaların tamamına bakmaya devam eder. Ayrılan dosyalara yeni esas numarası verilerek aynı mahkemede yargılama sürdürülür.

Tefrik kararına karşı kanun yoluna başvurulabilir mi?

Tefrik kararı bir “ara karar” niteliğindedir. Ara kararlar kural olarak tek başına istinaf edilemez; ancak davanın esası hakkında verilen nihai kararla birlikte istinaf yoluna götürülebilir.

Tefrik edilen davada ıslahla yeni talep eklenebilir mi?

Hayır. Yargıtay HGK kararlarına göre (Örn: HGK 2017/2815 E., 2021/888 K.), dava konusu edilmemiş yeni bir müddeabih (yeni bir parsel, yeni bir alacak kalemi vb.) ıslah yoluyla mevcut davaya dahil edilemez. Bu durum “yeni bir dava açma” niteliğindedir ve ayrı bir dava dilekçesiyle ileri sürülmelidir.

Birleştirme (HMK 166) ve tefrik (HMK 167) kararları birbirleriyle çelişir mi?

Hayır. Bu iki kurum birbirinin tamamlayıcısıdır. HMK 166, bağlantılı davaların bir araya getirilmesini; HMK 167 ise birlikte görülmesinin yargılamayı olumsuz etkilediği davaların ayrılmasını düzenler. Hâkim, yargılamanın her aşamasında somut olayın gereklerine göre birleştirme veya tefrik kararı verebilir.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.