Davaların Birleştirilmesi: Bağlantı Kuralları ve İstinafta Birleştirme (HMK Madde 166)

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 166. maddesi, mahkemeler arasında görülen davalardaki hukuki veya ekonomik “bağlantı” unsurunu dikkate alarak yargılamanın tek elde toplanmasını sağlayan Davaların Birleştirilmesi kurumunu düzenler. Amaç; usul ekonomisini sağlamak (HMK m.30), mahkemelerin aynı olay hakkında çelişkili kararlar vermesini önlemek ve yargılama giderlerini azaltmaktır. Kanun, davaların aynı yargı çevresinde (aynı adliyede) veya farklı yargı çevrelerinde (farklı il/ilçelerde) açılmış olması ihtimallerini ayrı ayrı düzenlemiştir. Eski HUMK’tan farklı olarak, HMK sisteminde davaların birleştirilmesi bir “ilk itiraz” değildir; davanın her aşamasında talep edilebilir veya hâkim tarafından kendiliğinden karara bağlanabilir. Üstelik 5. fıkra ile bu yetki, istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemelerine (BAM) de tanınmıştır.


HMK Madde 166: Kanun Metni

MADDE 166- (1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar.

(2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır.

(3) Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir.

(4) Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır.

(5) İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

“Davaların birleştirilmesi” başlığını taşıyan bu maddeye göre, ayrı ayrı açılmış davalar arasında ancak bu maddede gösterilen anlamda bir bağlantı bulunması hâlinde, davaların birleştirilmesi istenebilir. Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması hâlinde, davaların birleştirilmesi usul ekonomisi açısından önem taşımaktadır.

Bu durumda aynı yargı çevresinde yer alan, aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış olan davalarda birleştirme kararı, talep üzerine veya kendiliğinden hüküm verilinceye kadar her zaman verilebilecektir. Aynı düzey ve aynı sıfattaki mahkemelerden anlaşılması gereken; her iki davanın da görüldüğü mahkemenin, asliye hukuk mahkemesi veya sulh hukuk mahkemesi yahut iş mahkemesi yahut aile mahkemesi olması gerekir. Birleştirme kararı ikinci davanın açıldığı mahkemece verilecek ve bu karar diğer mahkemeyi bağlayacaktır.

Ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılan davalarda birleştirme talepleri, her zaman ileri sürülebilecektir. Zira, 1086 sayılı Kanunda olduğu gibi ilk itiraz olarak muhafazası halinde çoğunlukla bu davalar birbiri yönünden bekletici mesele yapıldığından yargılamanın daha da uzamasına sebebiyet vermektedir. Ayrıca ilk itirazda bulunulmaması halinde, hâkim, irtibat unsurunu re’sen gözetip, davaları birleştiremeyeceği için aynı konuda çelişik kararların ortaya çıkması da muhtemeldir. Bunun önüne geçmek için sözü edilen halde de davaların birleştirilmesi ilk itiraz olmaktan çıkarılmıştır.

Üçüncü fıkrada, birleştirme kararının derhâl, ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirileceğine ilişkin usul hükmüne yer verilmiştir.

1086 sayılı Kanundan farklı olarak, davalar arasında bağlantıdan ne anlaşılması gerektiğini ifade eden dördüncü fıkrada, davaların benzer sebeplerden doğması birleştirme sebebi olarak kabul edilmiş ve genişletilmiştir.

5235 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde, adli yargı ikinci derece mahkemeleri olarak bölge adliye mahkemelerinin kuruluşu düzenlenmiştir. Adli yargı alanında ilk derece mahkemelerinin verdiği kararlar bakımından istinaf kanun yolu getirilmiştir.

Beşinci fıkra ile istinaf incelemesi sırasında da davaların birleştirilebileceği kabul edilmiştir. Bu durumda istinaf incelemesinin, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukukî ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılacağı kabul edilmiştir.


Hukuki İncelemeler

Aynı ve Ayrı Yargı Çevrelerinde Birleştirme Usulü (HMK 166/1 ve 166/2)

Davaların birleştirilmesinde usul, ikinci davanın açıldığı yerin birinci dava ile “aynı” mı yoksa “farklı” bir adliye (yargı çevresi) mi olduğuna göre değişir.

Kriter Aynı Yargı Çevresi (Örn: Ankara Asliye Hukuk – Ankara Asliye Hukuk) Ayrı Yargı Çevresi (Örn: Ankara Asliye Hukuk – İzmir Asliye Hukuk)
Birleştirme Talebi / Re’sen Karar Talep üzerine VEYA hâkim tarafından kendiliğinden birleştirilebilir. Yalnızca taraflardan birinin talebi ile birleştirilebilir.
Kararı Verecek Mahkeme Daima ikinci (sonraki) davanın açıldığı mahkeme verir. İkinci (sonraki) davanın açıldığı mahkeme verir.
Zamanı Hüküm verilinceye kadar (davanın her aşamasında) verilebilir. İlk itiraz değildir. Hüküm verilinceye kadar (davanın her aşamasında) verilebilir. İlk itiraz değildir.
Bağlayıcılık İkinci mahkemenin kararı kesindir, ilk mahkemeyi doğrudan bağlar (ilk mahkeme itiraz edemez). İlk mahkeme, kararın kesinleşmesinden itibaren bu kararla bağlıdır.

Bağlantı Kavramı ve Aynı “Sıfat ve Düzey” Şartı

Davaların birleştirilmesi için iki davanın aynı sıfat ve düzeydeki mahkemelerde görülmesi zorunludur. Örneğin, bir Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası ile Sulh Hukuk Mahkemesi dosyası HMK m.166 uyarınca birleştirilemez (Görev uyuşmazlığı doğar). Keza, Asliye Hukuk Mahkemesinin Aile Mahkemesi sıfatıyla baktığı bir dava ile normal Asliye Hukuk sıfatıyla baktığı bir dava “aynı sıfatta” olmadığından birleştirilemez.

Bağlantı (HMK 166/4): İki dava arasında maddi veya hukuki sebepler açısından benzerlik varsa veya bir mahkemenin vereceği karar, diğer mahkemenin vereceği kararı doğrudan etkileyecek kuvvetteyse (illiyet) kanun burada zımni bir bağlantı karinesi öngörmüştür.

Avukat Görüşü: Birleştirme ve Tefrik (Ayırma) Dengesi

HMK 166 davaların birleştirilmesini düzenlerken, hemen ardından gelen HMK 167 ise “davaların ayrılmasını (tefrik)” düzenler. Pratikte avukatlar, birbiriyle bağlantılı iki davanın birlikte görülmesini usul ekonomisi ve çelişkili karar çıkmaması için talep ederken; mahkemeler de tahkikatın çıkmaza girdiği durumlarda (örneğin taraflar arasında görülen 5 farklı ilişkinin aynı dosyada çorbaya dönmesi durumunda) dosyayı “tefrik” etme yoluna gider. Yargıtay HGK kararlarında da vurgulandığı üzere, asıl talep ile fer’i talep arasına veya biri diğerini etkileyecek iki talep arasına tefrik (ayırma) kararı verilmesi usule aykırıdır; aksine birleştirme esastır.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2021/369, Karar: 2023/258 (Talepler Arasında Bağlantı Bulunması Halinde Tefrik/Ayırma Kararı Verilemeyeceği)

ÖZET: Hukuk Genel Kurulu, farklı yargılama usullerine (yazılı ve basit) tabi olsalar dahi, terditli olarak açılmış ve aralarında doğrudan hukuki/ekonomik bağlantı bulunan “alacak” davası ile “tasarrufun iptali” davasının birleştirilerek birlikte görülmesinin usul ekonomisinin gereği olduğuna hükmetmiştir.

Kararın Esası: Davacı, davalı şirketlere karşı hem sözleşmeden doğan alacağın tahsilini talep etmiş hem de bu talep reddedilirse borçlu şirketin hastane ruhsatını diğer davalı şirkete devretmesinin “tasarrufun iptali” kapsamında muvazaalı olduğunu ileri sürmüştür (terditli dava). Mahkeme, yazılı yargılama usulüyle davayı görerek alacak davası yönünden kabul kararı vermiştir. Özel Daire, “tasarrufun iptali basit yargılamaya, alacak davası yazılı yargılamaya tabidir, bu nedenle talepler ayrılmalıydı (tefrik edilmeliydi)” diyerek kararı bozmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK) oy çokluğuyla:

  • HMK m.166/4 uyarınca davaların aynı sebeplerden doğması ya da bir hükmün diğerini etkilemesi halinde bağlantının var sayılacağını,
  • Davacının asıl talebi (alacak) ile yardımcı talebi (tasarrufun iptali) arasında asillik-fer’ilik ilişkisi kurarak terditli dava açtığını (HMK 111),
  • Bu iki talep arasında fiili, hukuki ve ekonomik çok net bir bağlantı bulunduğunu,
  • Farklı yargılama usullerine tabi olsalar dahi, biri hakkında verilecek karar diğerini doğrudan ilgilendirdiğinden, taleplerin birbirinden ayrılması (tefrik) yerine birlikte görülmesinin usul ekonomisi ilkesine daha uygun düştüğünü belirterek,
  • Yerel mahkemenin tefrik kararı vermeyerek davaları (talepleri) birlikte incelemesini içeren DİRENME KARARINI ONAMIŞTIR.

Pratik Çıkarım: Birbiriyle doğrudan illiyet bağı bulunan, biri çözülmeden diğerinin anlaşılamayacağı talepler (veya davalar) yargılama usulleri farklı olsa dahi HMK 166 mantığı gereği birleştirilerek (veya tefrik edilmeyerek) birlikte görülmelidir.


HMK Madde 166 (Davaların Birleştirilmesi) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Hangi mahkemeler arasındaki davalar birleştirilebilir?

Davaların birleştirilebilmesi için mahkemelerin mutlaka “aynı düzeyde ve aynı sıfatta” olması gerekir. Yani iki ayrı Asliye Hukuk Mahkemesi veya iki ayrı İş Mahkemesi dosyası birleştirilebilir; ancak bir Sulh Hukuk ile bir Asliye Hukuk dosyası bu madde kapsamında birleştirilemez.

Birleştirme kararını hangi mahkeme verir?

Hem aynı yargı çevresinde hem de ayrı yargı çevrelerinde, kural olarak birleştirme kararını ikinci (sonradan açılan) davanın görüldüğü mahkeme verir. Dosyalar her zaman ilk açılan (esas numarası daha eski olan) mahkemede birleşir.

Ayrı şehirlerdeki davalar birleştirilebilir mi?

Evet. HMK 166/2 uyarınca ayrı yargı çevrelerindeki (farklı il veya ilçelerdeki) mahkemelerde açılan bağlantılı davalar birleştirilebilir. Ancak bu durumda birleştirme kararı hâkim tarafından re’sen (kendiliğinden) verilemez, mutlaka taraflardan birinin talebi şarttır.

İstinaf aşamasında davalar birleştirilebilir mi?

HMK 166/5 uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) ilgili daireleri, istinaf incelemesi aşamasında da davaların birleştirilmesine karar verebilir.

Davaların birleştirilmesi talebi bir ilk itiraz mıdır?

Hayır. Eski HUMK döneminin aksine, yeni HMK sisteminde davaların birleştirilmesi bir “ilk itiraz” sebebi değildir. Bu nedenle cevap süresi içinde ileri sürülmesi zorunlu değildir; hüküm verilinceye kadar davanın her aşamasında talep edilebilir.

Birleştirme kararına karşı kanun yoluna başvurulabilir mi?

Aynı yargı çevresindeki birleştirme kararlarına karşı, diğer ara kararlarda olduğu gibi tek başına kanun yoluna gidilemez (hükümle birlikte gidilir). İkinci mahkemenin verdiği birleştirme kararı, ilk mahkemeyi doğrudan bağlar.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.