Yargıtay İçtihatları, Avukat Murat ÖCAL, Bodrum Avukat, Datça Avukat, Marmaris Avukat, Fethiye Avukat, Çeşme Avukat, Aydın Avukat, Kuşadası Avukat, Alanya Avukat, Antalya Avukat, Adana Avukat, Mersin Avukat, Çeşme Avukat, Balıkesir Avukat, Çanakkale Avukat, Ankara Avukat, İstanbul Avukat, Yozgat Avukat, Sivas Avukat

Ön sorunun ileri sürülmesi

HMK Madde 163

(1) Yargılama sırasında, davaya ilişkin bir ön sorun ortaya çıkarsa, ilgili taraf, bunu dilekçe vermek suretiyle yahut duruşma sırasında sözlü olarak ileri sürebilir.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

1086 sayılı Kanunun Beşinci Faslında düzenlenmiş olan “Hadise” kurumu bu Tasarıda, “Ön Sorun” olarak ifade edilmiştir. Bu madde 1086 sayılı Kanunun 222 nci maddesinin karşılığı olup, ön sorunun duruşma sırasında veya dışında nasıl ileri sürülebileceği düzenlenmiştir.

HMK Madde 163 Ön sorunun ileri sürülmesi

Yargıtay İçtihatları

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2022/7350E. , 2022/13719 K.

  • HMK Madde 163
  • Ön sorunun ileri sürülmesi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

Talep, alacaklının açtığı İİK’nın 97-99. maddelerinin uygulanmasına ilişkin şikayet ile terditli olarak ileri sürdüğü istihkak iddiasının reddi istemine ilişkindir. Mahkemece, haciz mahallinde borçlulara ait muhasebesel nitelikte evrakların bulunduğu, borçlu ile 3.kişinin aynı alanda ticari faaliyette bulundukları hususu birlikte değerlendirildiğinde mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı lehine değerlendirilip icra müdürlüğünce İİK’nın 96-97. maddelerine göre işlem yapılması gerekirken İİK’nın 99. maddesine göre işlem yapılmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile şikayetin kabulü ile İcra Müdürlüğü’nün İİK’nın 99. maddesinin uygulanmasına ilişkin kararının kaldırılmasına karar verilmiş, karara karşı üçüncü kişi istinaf isteminde bulunmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, İlk derece mahkemesi kararından sonra istihkak iddiasının alacaklı vekili tarafından kabulü ile haciz kalkmış olup kalkan haciz nedeniyle istihkak prosedürünün konusu kalmadığından, şikayetin konusuz kalması nedeni ile istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayet konusuz kalmakla esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş karar alacaklı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı alacaklı vekili 11.02.2022 tarihli dilekçe ile …’nün 2021/29147 Esas sayılı dosyasında 10.01.2022 tarihli hacizde ileri sürülen istihkak iddiasının kabul edildiği ve haciz konulan paranın istihkak iddiasında bulunan kişiye ödenmesine muvafakat edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince, davacı alacaklı vekili tarafından istihkak iddiasının kabul edilmesi nedeniyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, davacı alacaklı vekili hile, cebren ve tehditle alınan kabul beyanından rücu ettiklerini, dolandırıcılık, silahla tehdit, senedin yağması suçları nedeni ile … Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulduğunu belirterek istihkak iddiasının kabul beyanının işleme alınmamasını, soruşturma dosyalarının sonucunun beklenmesini, kabul beyanından rücü iradesinin dikkate alınmasını talep etmiştir.

Talep, İİK’nın 97-99. maddelerinin uygulanmasına ilişkin şikayet ve terditli istihkak olup, istihkak davası İİK’nın 97. maddesinin 11. fıkrası uyarınca basit yargılama usulüne tabidir. Ayrıca istihkak davasına genel hükümler dairesinde bakılır. ( …, …, … Davası, Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk Ana Bilim Dalı, Ankara, 2005,s.361)

6100 sayılı HMK’nın 311. maddesinde irade bozukluğu hallerinde feragat ve kabulün iptalinin istenebileceği belirtilmiştir. Ancak, feragatle ortaya çıkan sonucun iradeyi bozan bir halin varlığına dayandığı (HMK 311.md.) kanıtlanırsa, doğurduğu netice bakımından iradesi fesada uğrayan kimseye talep hakkı bahşedeceğinden kuşku yoktur.

Kabule ilişkin irade açıklanmasının gerçeği yansıtmadığının bildirilmesi halinde, bu halin ya aynı dava içerisinde HMK’nın 163. maddesine göre ön sorun (hadise) şeklinde ya da ayrı bir dava olarak incelenmesi olanaklı ve gereklidir.

Somut olayda, davacı alacaklı vekili hile ve tehditle alınan kabul beyanından rücu ettiklerini, … Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulduğunu belirtilmiş olup dosya kapsamında yer alan … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2022/3510 ve 2022/3982 sayılı soruşturma dosya suretlerinin tetkikinde, davacı vekillerinin görevden dolayı birden fazla kişiyle birlikte geceleyin silahlı tehdit suçlamaları ile davalı üçüncü kişi şirket yetkilileri ile davalı borçlu hakkında suç duyurusunda bulunduğu, davacı alacaklının da davalı üçüncü kişi şirket ortak ve yetkilileri ile borçluya karşı örgütlü nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, gece vakti birden fazla kişi tarafından silahla tehdit suçlamaları ile şikayette bulunduğu, belirtilen soruşturmaların devam ettiği görülmektedir. Bu durumda, Mahkemece öncelikle şikayet talebi değerlendirilecek olsa da, davacı alacaklı tarafından istihkak iddiasının kabulünün şikayet ile birlikte istihkak davasının şartlarına da doğrudan etki edeceği için Mahkemece davacı alacaklı ve vekilinin kabul beyanının rücü edilmesine ilişkin olarak dayandıkları soruşturma dosyaları araştırılarak iddianame hazırlanıp hazırlanmadığı, ceza davası açılıp açılmadığının değerlendirmeye alınması ve istihkak iddiasının kabul beyanının irade sakatlığı sonucu gerçekleşip gerçekleşmediğine etki edecek bir durum olup olmadığının değerlendirilmesi ayrıca, davacı tarafça kabul beyanın iptali için dava açılıp açılmadığının değerlendirilmesi bakımından kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 15.03.2022 tarih ve 2022/679 Esas – 2022/737 Karar sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2.maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.12.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

HMK Madde 163 Ön sorunun ileri sürülmesi

Yargıtay İçtihatları

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2021/5069E. , 2022/6958K.

  • HMK Madde 163
  • Ön sorunun ileri sürülmesi

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, davanın reddine ilişkin karar, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı …, çekişmeli 117 ada 35, 42, 43 ve 45 parseller ile 120 ada 6, 44 ve 45 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde kendisinin de hak sahibi olduğu iddiasıyla dava açmış, 22.06.2016 havale tarihli dilekçe ile davadan vazgeçtiğine dair dilekçe sunmuştur.

II. CEVAP
Davalılar, davacının çekişmeli taşınmazlar üzerinde herhangi bir hakkının kalmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 23.06.2016 tarihli ve 2014/90 Esas, 2016/134 Karar sayılı kararıyla, davacı …’ın 22.06.2016 tarihli dilekçesi doğrultusunda davanın vazgeçme nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Temyiz Nedenleri
Davacı … temyiz dilekçesinde, davadan vazgeçme iradesinin bulunmadığını, kendisinin vekilini azletmek amacıyla sunduğu beyan dilekçesinin Mahkemece vazgeçme olarak değerlendirildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26/1. maddesi, “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.”
3.2.2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 311. maddesi, “Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.”
3.2.3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 163 ve 164. maddeleri, “Yargılama sırasında, davaya ilişkin bir ön sorun ortaya çıkarsa, ilgili taraf, bunu dilekçe vermek suretiyle yahut duruşma sırasında sözlü olarak ileri sürebilir. Hâkim, taraflardan birinin ileri sürdüğü ön sorunu incelemeye değer bulursa, belirleyeceği süre içinde, varsa delilleriyle birlikte cevabını bildirmesi için diğer tarafa tefhim veya tebliğ eder. Ön sorun hakkında iki taraf arasında uyuşmazlık varsa, hâkim gerekirse tarafları davet edip dinledikten sonra kararını verir. Hâkim, ön sorun hakkındaki kararını taraflara tefhim veya tebliğ eder.” hükümlerini içermektedir.
3.2.4. Bkz. İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10/04/1992 tarihli ve 1991/7 Esas – 1992/4 Karar sayılı kararı

4. Değerlendirme
4.1. Mahkemece, vazgeçme nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de; varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
4.2. Şöyle ki; davacı … 22.06.2016 tarihli imzalı dilekçesinde davadan vazgeçtiğini belirtmişse de, aynı gün içinde sunduğu diğer beyan dilekçesinde ise davayı kendisinin takip etmek istediğini belirterek vekilini azil beyanını ortaya koymuş, temyiz dilekçesinde de feragatin gerçek iradesini yansıtmadığını, Mahkemece beyanının yanlış nitelendirildiğini belirterek, davanın feragat nedeniyle reddine ilişkin kararın bozulmasını istemiştir. Mahkemece iki ayrı dilekçenin içerik itibariyle çeliştiği gözetilerek davacının gerçek iradesi tespit edilmeden eksik incelemeyle karar verilmesi hatalıdır.
4.3. Hal böyle olunca, HMK’nın 311. maddesinin “İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.” şeklindeki ikinci cümlesi gözetilerek, davacı …’nın feragate yönelik beyanı yönünden irade bozukluğu bulunup bulunmadığının 6100 sayılı Kanun’un 163. maddesi gereğince ön sorun (hadise) şeklinde incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilebilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.

V. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle; davacının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, alınan peşin harcın yatırana geri verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/10/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.