Sigorta Davaları Hangi Mahkemede Açılır? HMK Madde 15 Yetki Kuralları
Günlük hayatta trafik kazalarından doğal afetlere kadar uzanan birçok uyuşmazlığın temelinde “sigorta sözleşmeleri” yatar. Tüm bu sözleşmelerden uyuşmazlık çıkması halinde adalete erişimi kolaylaştırmak maksadıyla Kanun koyucu, HMK Madde 15 ile sigorta davalarına özel yetki kuralları ihdas etmiştir. Madde uyarınca, davanın konusu “zarar sigortası” (Kasko, DASK, Konut vb.) ise malın veya rizikonun gerçekleştiği yer mahkemesi yetkili kılınmış; davanın konusu “can sigortası” (Hayat, Ferdi Kaza vb.) ise zayıf konumda olan sigortalıyı şirkete karşı korumak adına sigortalının kendi yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkili sayılarak emredici bir güvence sağlanmıştır.
HMK Madde 15: Kanun Metni
(1) Zarar sigortalarından doğan davalar, sigorta, bir taşınmaza veya niteliği gereği bir yerde sabit bulunması gereken yahut şart kılınan taşınıra ilişkinse, malın bulunduğu yerde; bir yerde sabit bulunması gerekmeyen veya şart kılınmayan bir taşınıra ilişkinse, rizikonun gerçekleştiği yerde de açılabilir.
(2) Can sigortalarında, sigorta ettirenin, sigortalının veya lehtarın leh veya aleyhine açılacak davalarda onların yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir.
(3) Bu hüküm deniz sigortalarından doğan davalarda uygulanmaz.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
1086 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinde yer alan, sigorta sözleşmelerinden doğan tazminat davalarına ilişkin yetki kuralı, Türk Ticaret Kanununda yer alan sigorta sözleşmelerindeki yeni düzenlemeye paralel olarak yeniden kaleme alınmıştır. Bu kapsamda, “sigorta mukavelesinden mütevellit tazminat dâvası” ifadesi yerine, “zarar sigortalarından doğan davalar” denilerek, yetki kuralının sigorta sözleşmesinden doğan sadece tazminat davası değil, diğer davaları da içine alması sağlanmıştır. Ayrıca, birinci fıkrada yer alan yetki kuralı, zarar sigortalarına ilişkin olduğundan, hükmün başına “zarar sigortalarından” ifadesi eklenerek, yetki kuralının zarar sigortalarına ilişkin olduğu açıklığa kavuşturulmak istenmiştir.
İkinci fıkrada, can sigortalarından doğan davalarda yetkili mahkeme düzenlenmiştir. Buna göre, can sigortası nedeniyle açılacak dava, sigorta ettirenin, sigortalının veya lehdarın leh veya aleyhine açılıyorsa, bu kişilerin yerleşim yerinde açılacaktır. Söz konusu kimselerin, özellikle sigorta şirketlerine karşı korunması amacıyla, yerleşim yerleri mahkemesinin yetkisi, kesin yetkili mahkeme olarak kabul edilmiştir. 1086 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrası aynen muhafaza edilmiştir.
Hukuki İncelemeler
Zarar Sigortalarında Yetkili Mahkemenin Tespiti (M. 15/1)
Zarar sigortalarında (örneğin yangın, hırsızlık, deprem, kasko sigortaları) yetkili yer, malın niteliğine göre değişir:
- Eğer sigorta bir taşınmazı (bina, arsa) veya sabit kalması gereken bir taşınırı kapsıyorsa: Malın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.
- Eğer sigorta her yere götürülebilecek bir taşınırı (örneğin kasko yapılan bir aracı) kapsıyorsa: Kazanın veya kaybolmanın (rizikonun) meydana geldiği yer mahkemesi yetkili kılınarak keşif ve fiili inceleme kolaylaştırılmıştır.
Can Sigortalarında Tüketiciyi Koruyan Kesin Yetki (M. 15/2)
Can sigortaları, genellikle hayat ve ferdi kaza poliçeleridir. Eğer bir davanın temeli can sigortası ise, sigorta şirketine veya karşı tarafa dava açmak isteyen veya dava edilen “sigortalı/sigorta ettiren”, işlemi kendi yerleşim yeri mahkemesinde görme mutlak (kesin) hakkına sahiptir. Bunun nedeni, maddi imkânı daha kısıtlı olan vatandaşın milyarlık sigorta tekelleriyle başka şehirlerde (örneğin şirketin merkezinde) hukuki mücadeleye girerek mağdur olmasını bütünüyle önlemektir.
Avukat Görüşü: Trafik Kazalarındaki Yetki Çeşitliliği
Sigorta davalarında ilgililerin en çok dikkat etmesi gereken hususlardan biri; bir trafik kazasına ve dolayısıyla sigorta davasına bakmaya birden çok mahkemenin “aynı anda” özel yetkili kılınabilmesidir. Hasar/Zarar davası açacak bir kişi, salt HMK 15 kapsamında “rizikonun gerçekleştiği” yerde (kazanın olduğu şehirde) dava açmak zorunda değildir. Davacı, aynı zamanda “Haksız Fiilin” gerçekleştiği yer olan HMK Madde 16’ya veya genel kurallar çerçevesinde (HMK 6) sigorta şirketinin genel merkezinin bulunduğu yere de davasını taşıyabilir. Bu zengin seçimlik yetki havuzundan, müvekkil için coğrafi olarak en az masraf üretecek mahkemenin stratejik olarak seçilmesi gerekir. Keza, bir sigorta uyuşmazlığında mahkemenin “salt kendi bölgesi” olduğu için yetkisizlik vermesi, eğer dava hukuka uygun seçimlik alanlardan birine açılmışsa genellikle yerinde ve isabetli değildir.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
(Not: Aşağıda yer alan Yargıtay içtihatları, mevcut mevzuat metinlerinde sıklıkla atıf alan usul hukuku kararlarının özetleridir. Yasal sınırların çizilmesinde emsal teşkil ederler.)
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/13705 E. , 2016/9312 K.
ÖZET (Nakliyat Sigortası ve İfa Yeri Bağlantısı): Taşıma işi üstlenen davacının, zararı karşıladıktan sonra malları sigortalayan kendi nakliyat sigortacısına rücu ettiği davadır. Mahkeme, salt HMK 6 gereği sigorta şirketinin merkezine yetkisizlik kararı vermiştir; oysa HMK Madde 15’in yanında sözleşmeden doğan davalardaki “sözleşmenin ifa edileceği yer (HMK 10)” yetkisi de değerlendirilmelidir. Sigorta sözleşmesinin ifa yerinin neresi olduğu tespit edilmeden verilen eksik incelemeye dayalı yetkisizlik kararı hukuka aykırıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2016/847 E. , 2016/4103 K.
ÖZET (İş Kazası, Tazminat ve Alternatif Yetki Alanları): Genel yetki alanlarını genişleten yasal güvencelerin temel amacı mağduru korumaktır. Tıpkı sigorta poliçelerinde olduğu gibi, bir iş kazası haksız fiilinde mağdur, İş Mahkemeleri Kanunu’nun (m. 5) yanı sıra HMK Madde 16’nın sağladığı “kendi yerleşim yeri mahkemesi” yetkisinden faydalanabilir. Gerek tazminat gerekse sigorta/kaza unsurlarına dayalı haksız fiil alacaklarında mağdur tarafın yetki seçme hakkının (birden fazla mahkeme arasında) daraltılmaması, Sosyal Hukuk Devleti ilkesinin mutlak bir gereğidir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2014/15865 E. , 2017/727 K.
ÖZET (Ayırt Etme Gücü ve Adli Tıp Raporunun Önemi): (Sigorta ve fiil ehliyeti araştırmasına ilişkin usul normu örneği): Hukuki bir işlemin akıbetinin araştırılırken (örneğin akitlerin, yetkilerin, fiil ehliyetlerinin tespiti) mahkemeler eksik inceleme yapamazlar. İşlem tarihinde ilgilinin fiil ehliyetinin (ayırtım gücünün) saptanması davanın özünü değiştiriyorsa; dosya Adli Tıp Kurumu ilgili dairesine gönderilmeli, raporlar incelenmeli ve salt yetki veya genel red sarmalında kalınmaksızın maddi gerçek tam anlamıyla ortaya konulmalıdır.
HMK Madde 15 (Sigorta Davalarında Yetki) Sıkça Sorulan Sorular
Aracım İstanbul’da kaskolandı ama kazayı İzmir’de yaptım. Davayı nerede açacağım?
Kasko poliçesi bir “zarar sigortasıdır”. Taşınabilen bir mal olan aracınız kazaya karıştığında, HMK Madde 15 gereğince “rizikonun gerçekleştiği yer” sıfatıyla İzmir mahkemeleri davanızı görmeye yetkilidir. Arzu ederseniz şirketin genel merkezinde de davanızı yürütebilirsiniz.
Hayat veya Ferdi Kaza sigortamla ilgili dava açarken şirket merkezine gitmek zorunda mıyım?
Hayır. Can sigortalarına ait ihtilaflarda HMK Madde 15/2 “kesin yetki” içerir. Bu sayede poliçenizi yaptığınız veya ikametgahınızın olduğu kendi şehrinizdeki mahkemede davanızı masrafsızca görebileceksiniz ve karşı taraf “yetkisizsiniz” diye itiraz edemeyecektir.
Sigorta davalarında yetki itirazını ne zaman yapmalıyım?
Zarar sigortalarında mahkemenin yetkisi kural olarak “kesin” değildir. Dolayısıyla, dava size yöneltilmişse ve mahkemenin yetkisiz olduğuna inanıyorsanız, yetki itirazınızı mutlaka davanın ilk aşamasındaki cevap dilekçesi verme süresi (2 hafta) içinde hukuki dayanaklarıyla sunmalısınız. Süresi geçtikten sonra bu talepte bulunulamaz. Can sigortalarındaki kesin yetkide ise mahkeme incelemeyi kendi yapar, süre şartı aranmaz.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu bilgilerin paylaşılması, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.