
Mevcut delillerle davanın aydınlanması
HMK Madde 146
(1) Mahkeme, taraflarca gösterilmiş olan delillerin incelenmesinden sonra, davanın muhakeme ve hüküm için yeterli derecede aydınlandığını anlarsa, tahkikatın bittiğini kendilerine bildirir.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
1086 sayılı Kanunun 217 nci maddesinin birinci fıkrası hükmü muhafaza edilmekle birlikte, ikinci fıkra başka maddelerde düzenlendiğinden, tekrara sebebiyet vermemek için bu maddeye alınmamıştır. Ayrıca, tahkikat sona erdikten sonra dava da aydınlanmış sayılacağından, yeni delil ibrazı söz konusu olmayacaktır. Şayet dava aydınlanmamışsa, tahkikat da tamamlanmış sayılamayacağından, böyle bir durumda tahkikatın sona erdirildiğine de karar verilemez.
HMK Madde 146 Mevcut delillerle davanın aydınlanması
Yargıtay İçtihatları
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2018/19E. , 2018/518K.
- HMK Madde 146
- Mevcut delillerle davanın aydınlanması
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
Taraflar arasındaki “boşanma” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mersin 4. Aile Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 02.07.2015 gün ve 2014/496 E- 2015/519 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.06.2016 gün ve 2015/17787 E.- 2016/11934 K. sayılı ilamıyla bozulmuş, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonrasında gereği görüşüldü:
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
6100 sayılı HMK’nın 294. maddesinin 3 fıkrasında ise “Hükmün tefhimi herhalde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur” hükmüne yer verilmiştir.
Ayrıca, bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini yitirdiğinden ona atıf suretiyle hüküm tesisinin yukarıda açıklanan kurallara uygun düşmeyeceği de aşikardır.
Nitekim Yargıtay’ın yerleşmiş görüşü de bu yöndedir (Hukuk Genel Kurulu’nun 05.04.2017 gün 1610-668 sayılı; 24.05.2017 gün 1265-1005 sayılı kararları).
Somut olaya gelince; mahkemece aslolan kısa kararda yukarıda açıklanan mevzuata uygun hüküm fıkrası oluşturulmamış sadece “1-Mahkememizin 02/07/2015 tarih, 2014/496 esas-2015/519 karar sayılı ilamının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından direnilmesine,” denilmekle yetinilmiş, dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar kurulmamıştır.
Bu durumda, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmadığı gibi, direnme kararlarını denetleyen Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte teknik anlamda bir direnme hükmü de bulunmadığı her türlü duraksamadan uzaktır.
Şu durumda mahkemece yapılacak iş; dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmasıdır.
Mahkemenin, yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan biçimde usulün öngördüğü niteliklere haiz bulunmayan kısa karar usule uygun karar değildir.Direnme kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir.
S O N U Ç : Direnme kararının yukarıda gösterilen nedenden dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 28.03.2018 gününde, oy birliği ile karar verildi
HMK Madde 146 Mevcut delillerle davanın aydınlanması
Yargıtay İçtihatları
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2014/5781E. , 2014/8307K.
- HMK Madde 146
- Mevcut delillerle davanın aydınlanması
MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 1. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 29/11/2012
NUMARASI : 2012/308-2012/1756
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava kira alacağının tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; Davalının müvekkiline ait taşınmazda aylık 400 TL’den sözlü kira akdi uyarınca kiracı olduğunu, 2009/Ekim, Kasım- 2010/Şubat, Nisan, Mayıs, Haziran, Ağustos, Eylül ayları kira paralarını ödemediğini, alacağın tahsili için davalı hakkında Gaziosmanpaşa 4.İcra Müdürlüğünün 2010/12914 sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının borca itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, 3.200 TL kira alacağı ve %40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili; davanın hem alacak hem itirazın iptali istemiyle açılamayacağını, 2009 yılının Ağustos ve Ekim ayları kira paralarının davalının banka hesabına yatırdığını, ayrıca davacının Yapı Kredi Bankası K… şubesindeki hesabına da davacının isteği doğrultusunda havale yapılmak suretiyle ödemeler yapıldığını, ispat yükünün davacıda olup kira paralarının elden ve banka şubesine ödendiğini, ödeme makbuzlarından bir kısmının davacı tarafından yırtıldığını, buna ilişkin olarak davacı hakkında suç ihbarında bulunduklarını, mecurun kiralama tarihinden önceki elektrik borçlarının müvekkili tarafından ödendiğini bu nedenle davacıdan alacaklı olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın itirazın iptali davası olduğunun kabulü ile bilirkişi raporu doğrultusunda 2.400 TL alacağa yönelik itirazın iptaline karar verilmiştir.
Davacı sözlü kira ilişkisine dayanmış olup 23.09.2010 tarihli icra takibinde aylık 400 TL’den ödenmeyen 2009/Eylül, Ekim – 2010/Şubat, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları kira alacaklarının tahsilini istemiştir. Ödeme emrinin tebliği üzerine davalı tarafından süresi içinde borca itiraz edilmiş olup davalı borçlu; kira ilişkisine ve aylık kira miktarına karşı çıkmaksızın, kira borcunun kimi zaman elden, kimi zaman davacının iki ayrı banka hesabına ödendiğini savunmuştur. Davalının ibraz ettiği banka dekontlarından 2009 yılının Ekim ve 2010 yılının Mayıs ayları kira parasının ödendiği anlaşılmıştır. Davalı vekili 08.10.2012 havale tarihli dilekçesinde; banka havale makbuzlarından bir kısmının müvekkilinin elinden zorla alındığını buna ilişkin olarak savcılığa suç ihbarında bulunulduğunu bildirmiştir.
HMK’nun 146.maddesi uyarınca tahkikatın, taraflarca gösterilmiş olan tüm deliller incelenmesinden ve davanın hüküm için yeterli derecede aydınlandığının anlaşılmasından sonra bitirilmesi gerekir. Davalı vekili kira ödemelerinin davacının birden fazla banka hesabına yapıldığını, davacının bir kısım dekontları müvekkilinin elinden zorla aldığını savunduğuna göre davalı tarafından bildirilen hesaplardaki banka kayıtları getirtilerek bunlar üzerinde inceleme yapılması gerekir. Mahkemece banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmaksızın salt davalının sunduğu dekont örnekleri üzerinden yapılan hesaplama sonucu eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 2 nolu bentte yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 24.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.