Sonradan Delil Gösterilmesi ve Süre İstisnaları (HMK Madde 145)
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 145. maddesi, yargılamanın makul sürede bitirilmesi ilkesi ile hukuki dinlenilme hakkı arasındaki hassas dengeyi kurar. Kural olarak, dilekçeler aşamasında (ve en geç ön inceleme duruşmasında verilen kesin sürede) bildirilmeyen veya sunulmayan delillere tahkikat aşamasında dayanılamaz. Ancak kanun koyucu, adaletin şekli kurallara feda edilmemesi adına iki istisnai kapı aralamıştır: Eğer sonradan sunulan delil yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya o delilin zamanında sunulamaması tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, hâkim takdir yetkisini kullanarak bu delilin sonradan dosyaya girmesine izin verebilir. Bu madde, salt ihmalkârlıkla davayı uzatmaya çalışan kötü niyetli tarafları engellerken, elinde olmayan sebeplerle deliline sonradan ulaşan haklı tarafı korur.
HMK Madde 145: Kanun Metni
MADDE 145- (1) Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Uygulamada, davaların uzamasının temel sebeplerinden birinin de gereksiz yere yeni delil sunulması ve bu konuda taraflara verilen sürelere uyulmaması olduğu bilinmektedir. Maddenin ilk fıkrasıyla, Kanunda belirtilen sürelerden sonra, davada yeni delil sunulmasının yasak olduğu kural olarak benimsenmiştir. Fakat iki istisna kabul edilmiştir. Yeni delil sunulması talebi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya delilin süresinde sunulmaması ilgili tarafın kusuru dışında bir sebebe dayanıyorsa, hâkim gerekçesini de belirtmek şartıyla, yeni delil sunulmasına izin verebilir. Bu şekilde delil sunma kuralına istisna getirilmesi, hukukî dinlenme hakkının tabiî bir sonucudur.
Hukuki İncelemeler
HMK 139-140 Kesin Süreleri ile HMK 145 Arasındaki Hassas İlişki
Hukuk yargılamasında delil sunma süreleri katı kurallara bağlanmıştır. HMK 139 ve HMK 140. maddeler uyarınca ön inceleme aşamasında taraflara delillerini sunmaları için verilen “iki haftalık kesin süre” sona erdiğinde, kural olarak delil sunma hakkı düşer (hak düşürücü süre). İşte HMK Madde 145, bu katı “kesin süre” kuralının tek yasal istisnasıdır. Kanun koyucu, maddi gerçeğin ortaya çıkmasını sadece usul kurallarına feda etmemek adına, HMK 145 ile “daraltılmış bir emniyet sübabı” yaratmıştır.
Hangi Durumlarda Sonradan Delil Gösterilebilir? (İstisnalar)
Kanun, süresi kaçırılmış olsa dahi yeni delil sunulabilmesi için iki alternatif şart öngörmüştür. Bunlardan sadece birinin gerçekleşmesi mahkemenin izni için yeterlidir:
- Yargılamayı Geciktirmeme Amacı: Sunulan delil, dosyada yeni bir bilirkişi incelemesi, keşif veya uzun sürecek bir araştırma (örneğin kurumlara yeni müzekkereler yazılması) gerektirmiyorsa kabul edilebilir. Genellikle sadece dosyaya eklenecek ve hemen okunup esasa etki edecek net bir belge (örneğin bir ibraname veya kesinleşmiş mahkeme kararı) bu kapsama girer.
- Kusursuzluk Hali (Haklı Mazeret / Mücbir Sebep): Delil, tarafın elinde olmayan sebeplerle sonradan ortaya çıkmışsa. Tarafın tüm özeni göstermesine rağmen kanuni süreler içinde o delile ulaşmasının imkânsız olduğu hallerdir.
Mahkemelerin “Kusursuzluk” (Haklı Mazeret) Değerlendirme Kriterleri Tablosu
| Delilin Sunulamama Sebebi | HMK 145 Kapsamında Değerlendirme | Örnek Durum |
|---|---|---|
| Resmi Kurumun Gecikmesi | Kabul Edilir (Kusursuzluk var) | Tarafın süresi içinde kuruma başvurduğu halde kurumun belgeyi aylar sonra vermesi. |
| Delilin Sonradan Oluşması | Kabul Edilir (Kusursuzluk var) | Dava açıldıktan çok sonra ortaya çıkan ve geriye dönük iddiayı ispatlayan yeni bir belge bulunması. |
| Ağır Hastalık / Mücbir Sebep | Kabul Edilir (Kusursuzluk var) | Tarafın kesin süre içinde komada, ağır hastanede yatarak tedavi görüyor olması veya doğal afet. |
| Unutkanlık veya İhmal | Reddedilir (Kusur var) | “Avukatımın gözünden kaçmış”, “Muhasebecimiz belgeyi yeni getirdi” şeklindeki mazeretler. |
| Hukuki Bilgisizlik | Reddedilir (Kusur var) | “Bu belgenin gerekli olduğunu yeni öğrendim” şeklindeki savunmalar. |
Avukat Görüşü: “İhmalkârlık” İstisna Kapsamında Değildir!
Tarafların en çok düştüğü yanılgı, HMK 145’in her unutulan delili kurtaracak bir “can simidi” olarak görülmesidir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre tarafın salt ihmalkârlığı, dosyayı yeterince incelememesi, davayı önemsememesi veya delili sonradan “farketmesi” kesinlikle HMK 145 kapsamında korunmaz. Hâkimden bu izni isterken, delilin neden zamanında sunulamadığını somut vakıalarla ve inandırıcı gerekçelerle (haklı mazeretlerle) ispat etmeniz şarttır. Aksi takdirde, davanın esasına %100 etki edecek çok önemli bir delil bile olsa, usul kuralları ve “silahların eşitliği” ilkesi gereği mahkemece reddedilecektir.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2021/517, Karar: 2022/152
ÖZET: Davanın başından beri tarafın elinde olan ancak süresinde sunulmayan bir ödeme dekontunun, HMK 145’teki istisnai haller (kusursuzluk) ispatlanmadıkça, kararın temyizi aşamasında ilk defa dosyaya sunulamayacağına dair emsal nitelikteki Hukuk Genel Kurulu kararı.
Kararın Esası: İşçi alacakları davasında davalı işveren, davacıya ihbar tazminatının ödendiğini cevap dilekçesinde savunmuş ancak ödemeye ilişkin hiçbir dekont veya delil sunmamıştır. Yerel mahkeme davayı kabul etmiş, davalı işveren ise kararı temyiz ederken temyiz dilekçesinin ekinde ilk defa 1.347 TL’lik ödeme dekontunu sunmuştur. Özel Daire, “ödeme belgesinin hakkı ortadan kaldıran (itiraz) nitelikte olduğu ve her aşamada dikkate alınması gerektiği” gerekçesiyle kararı bozmuş, ancak Yerel Mahkeme “sonradan delil sunma usullerine uyulmadığı” gerekçesiyle kararında direnmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK) oy birliğiyle:
- Kural olarak temyiz incelemesinde daha önce ileri sürülmeyen yeni vakıaların ve delillerin ileri sürülmesinin mümkün olmadığını,
- Temyiz aşamasında ilk defa sunulan ödeme dekontunun yargılamanın başından beri davalının elinde olduğunu ve davalının cevap dilekçesindeki savunmasıyla bu belgeyi başından beri bildiğinin açıkça anlaşıldığını,
- Belgenin temyiz aşamasına kadar sunulamamasının haklı bir nedeni açıklanmadığı gibi, davalının HMK 145. maddedeki “istisnai hallerin mevcudiyetini” de ileri sürmediğini,
- Belgeyi bilen davalının kendi ihmalinden kaynaklanan sebeple delili temyizde sunmasının HMK’nın aşamalar sistemini (dilekçeler, ön inceleme, tahkikat) tamamen bertaraf edeceğini tespit etmiş ve Yerel Mahkemenin Direnme Kararını ONAMIŞTIR.
Pratik Çıkarım: “Ödeme belgeleri (dekontlar) hakkı ortadan kaldıran itiraz niteliğinde olduğu için yargılamanın her aşamasında, hatta temyizde bile sunulabilir” şeklindeki klasik ezber, HMK 145 karşısında geçerli değildir. Eğer dekont yargılamanın başından beri elinizdeyse ve bunu HMK 145’teki haklı bir mazeret olmaksızın temyiz aşamasına kadar sakladıysanız veya unuttuysanız, Yargıtay bu belgeyi kesinlikle incelemeyecektir.
HMK Madde 145 (Sonradan Delil Gösterilmesi) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Dava açıldıktan veya cevap dilekçesi verildikten ne kadar süre sonra delil sunma hakkı biter?
HMK sisteminde deliller (belgeler) dilekçelerle birlikte sunulmalıdır. Ancak taraflar dilekçelerinde belirttikleri ama henüz sunmadıkları delillerini sunmak için ön inceleme duruşmasına davet edilirler. Davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde belgeler sunulmazsa, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılır. İşte olağan delil sunma süresi bu aşamada tamamen kapanır.
HMK 145 kapsamında sonradan delil sunmak için nasıl bir dilekçe yazmalıyım?
Dilekçenizde sadece delili mahkemeye sunmakla kalmamalı, bu delili “neden kanuni süresinde (dilekçeler veya ön inceleme aşamasında) sunamadığınızı” çok net açıklamalı, eğer elinizde olmayan bir sebep (kusursuzluk) varsa bunu ispat etmeli ve bu delilin yargılamayı gereksiz yere uzatmayacağını vurgulayarak mahkemeden “HMK 145 uyarınca delilin kabulüne izin verilmesini” açıkça talep etmelisiniz.
Mahkeme sonradan delil sunma talebimi reddederse ne yapabilirim?
Mahkeme, HMK 145 uyarınca yapılan talebinizi haklı bulmazsa bir ara kararla reddeder. Bu ara karara karşı tek başına itiraz edilemez. Ancak davanın sonunda verilecek nihai kararı istinaf ederken, “mahkemenin HMK 145’teki şartlar oluşmasına rağmen haklı delilinizi dosyaya almayarak hukuki dinlenilme hakkınızı (savunma hakkınızı) kısıtladığını” ileri sürerek istinaf sebebi yapabilirsiniz.
Temyiz veya İstinaf aşamasında dosyaya yeni delil sunabilir miyim?
Kural olarak hayır. İstinaf (BAM) ve Temyiz (Yargıtay) aşamalarında kural olarak yeni bir delil ileri sürülemez ve incelenemez. Ancak Yargıtay HGK kararlarında da belirtildiği üzere, delilin ilk derece mahkemesine sunulamaması “HMK 145’teki çok istisnai şartlardan” (kusursuzluk veya mücbir sebep) kaynaklanıyorsa ve bu durum ispatlanabiliyorsa çok nadiren dikkate alınabilir. (Fakat ihmal kaynaklı gecikmeler kesinlikle reddedilir).
Karşı tarafın HMK 145’e dayanarak sonradan delil sunmasına nasıl itiraz edebilirim?
Karşı taraf süreyi kaçırdıktan sonra dosyaya delil (örneğin bir sözleşme veya dekont) sunarsa, derhal bir beyan dilekçesi vererek; bu delilin süresinde sunulmadığını, karşı tarafın ağır ihmali olduğunu, HMK 145’teki “kusursuzluk” şartının oluşmadığını ve bu belgenin dosyaya alınmasına açıkça muvafakat (izin) etmediğinizi belirtmelisiniz.
Tanık listemi süresinde veremedim, HMK 145 kapsamında sonradan tanık bildirebilir miyim?
Tanık gösterme süresi de tıpkı belgeler gibi kesin sürelere tabidir. HMK 240/2 uyarınca tanık listesi için verilen kesin süre kaçırılırsa, kural olarak tanık dinletme hakkı düşer. Ancak, tanıklarınızın isimlerini süresinde bildirememeniz gerçekten sizin kusurunuzdan kaynaklanmayan bir sebebe dayanıyorsa (örneğin ağır bir hastalık veya isimlere yeni ulaşılması), ancak HMK 145 kapsamında haklı gerekçenizi ispatlayarak mahkemeden istisnai bir izin talep edebilirsiniz. Aksi halde unutkanlık/ihmal sebebiyle sonradan tanık listesi verilmesi kabul edilmez.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.