
Tahkikatın konusu
HMK Madde 143
(1) Tarafların davada ileri sürdükleri bütün iddia ve savunmalar birlikte incelenir.
(2) Hâkim, muhakemeyi basitleştirmek veya kısaltmak için resen veya taraflardan birinin talebi üzerine tahkikatın her aşamasında iddia veya savunmalardan birinin veya bir kısmının diğerinden önce incelenmesine karar verebilir.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Madde, 1086 sayılı Kanunun 221 inci maddesinin dili sadeleştirilmiş hâlidir. Maddede tahkikatın ne suretle yapılacağı açıklanmıştır. Tabiîdir ki hâkim ön inceleme sırasında öncelikle dava manileri ve sonra da dava şartlarını belirleyecek hadiseleri tahkik edecek, eğer davaya devam gerekli olursa diğerlerini tahkik ettikten sonra hep birlikte değerlendirecektir
HMK Madde 143 Tahkikatın konusu
Yargıtay İçtihatları
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2018/808E. , 2021/2431K.
- HMK Madde 143
- Tahkikatın konusu
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 16/04/2013 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın açılmamış sayılmasına dair verilen 16/04/2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_ K A R A R _
Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, müvekkillerinin paydaşı olduğu 49, 213, 412, 556, 635, 700 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki ortaklığın satış yoluyla giderilmesini dava ve talep etmiştir.
Bir kısım davalılar 635 parsel sayılı taşınmazdaki muhdesatın kendilerine ait olduğunu, muhdesatın aidiyeti davası açmak için süre verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacılar vekilinin kesin süre içerisinde kayıt maliklerinin tamamını davaya dahil etmediği, kimlik bilgileri açık olmayan kayıt malikleri hakkında kayyum tayini yoluna gitmediği ve açık kimliklerini bildirmediği gerekçesiyle HMK’nın 119/2 md. gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 118- 186. maddeleri arasında düzenlenen yazılı yargılama usulünde ilk derece yargılaması beş aşamadan oluşmaktadır. Bunlar davanın açılması ve karşılıklı dilekçelerin verilmesi, ön inceleme, tahkikat, tahkikatın sona erdirilmesi ve sözlü yargılama ile hüküm aşamalarıdır.
Aynı Kanununun 184. ve 186. maddelerinde tahkikatın sona ermesi ve sözlü yargılamaya yönelik olarak; hakimin, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz vereceği, tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim edeceği, tahkikatın bitiminden sonra sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet edeceği, taraflara çıkartılacak olan davetiye ile belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususunun bildirileceği, taraflara son sözlerinin sorulmasından sonra hüküm verileceğine dair düzenleme getirilmiştir.
Somut olayda; mahkemece 17.04.2012 tarihli duruşmada ara kararların yerine getirilmesi için yeni duruşma günü olarak 10.05.2012 tarihi belirlenmiş, bu duruşmada ise herhangi bir duruşma günü belirlenmeden ara karar kurulmuşur.
Yukarıda açıklandığı üzere; tahkikatın HMK’nın 143 ve devamı maddelerinde düzenlenen usul hükümlerine göre yapılmaması, anılan Kanunun 184 ve 186. maddelerinin açık ve emredici hükümlerine rağmen davalıların savunma hakkını sınırlar mahiyette, tahkikatın tümü hakkında taraflara açıklama yapma hakkı tanınmaksızın ve sözlü yargılamaya geçildiği davalılara usulüne uygun şekilde bildirilmeden karar verilmesi doğru bulunmamış, hükmün bu nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kabule göre de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 94. maddesi gereğince; Kanunun belirlediği süreler kesindir. Hakim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlem bazen davanın kaybedilmesi sonucunu da doğurmaktadır. Davaların uzaması veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.
Mahkemece, davacılar vekiline 10/05/2012 tarihinde gelecek tapu kayıt maliklerinden davaya dahil edilmeyenler varsa tespit edilerek davaya dahil edilmesi, ölü olan varsa veraset ilamlarının temin edilerek mirasçılarının davaya dahil edilmesi, davalıların tam isim ve adreslerini bildirmesi için kesin süre verilmiş ise de, taraf teşkili kamu düzeniyle ilgili olup mahkemece re’sen gözetilmesi gerektiğinden; güncel tapu kayıtları getirtilerek davaya paydaş sıfatıyla dahil edilmesi gereken kişiler ve ölü olan kişilerin belirlenip bu kişilerin mirasçılık belgelerinin çıkartılması ve davaya dahil edilmesi için davacılar vekiline yetki ve süre verilmesi gerekirken, yazılı şekilde genel bir ifade ile süre verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 01.04.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
HMK Madde 143 Tahkikatın konusu
Yargıtay İçtihatları
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2020/1461E. , 2020/4145K.
- HMK Madde 143
- Tahkikatın konusu
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … ve diğerleri vekili Avukat … tarafından, davalılar … ve diğerleri aleyhine 22/01/2013 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27/09/2018 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, ölümle neticelenen trafik kazası nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, davalı …’ın sevk ve idaresindeki aracın davacıların babası …’a çarpması sonucunda vefat ettiğini, kazaya sebebiyet veren aracın davalı … adına kayıtlı olup davalı tarafından işletilen rent a car firmasınca davalı …’e kiraya verildiğini belirterek davacılar için 10.000,00’er TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili ve davalı … davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacıların davaya konu olay nedeniyle manevi tazminat isteme haklarının bulunduğu gerekçesiyle manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 184. ve 186. maddelerinde tahkikatın sona ermesi ve sözlü yargılamaya yönelik olarak; hakimin, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz vereceği, tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim edeceği, tahkikatın bitiminden sonra sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet edeceği, taraflara çıkartılacak olan davetiye ile belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususunun bildirileceği, taraflara son sözlerinin sorulmasından sonra hüküm verileceğine dair düzenleme getirilmiştir.
Dosya kapsamından, kararın verildiği 27/09/2018 günlü duruşmada davalılar olmadığı halde tahkikat aşamasının sonlandırıldığı, sözlü yargılama aşamasına geçileceği taraflara bildirilmeden yargılamaya son verildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklandığı üzere; tahkikatın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 143 ve devamı maddelerinde düzenlenen usul hükümlerine göre yapılmaması, anılan Kanunun 184 ve 186. maddelerinin açık ve emredici hükümlerine rağmen tarafların savunma hakkını sınırlar mahiyette, tahkikatın tümü hakkında taraflara açıklama yapma hakkı tanınmaksızın ve sözlü yargılama aşamasına geçileceği taraflara usulüne uygun şekilde bildirilmeksizin karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı …’nın diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 01/12/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.