Süreler Hakkında Karar: Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Sürelerin İncelenmesi (HMK Madde 142)
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 142. maddesi, yargılamanın uzamasını ve usul ekonomisine aykırı gereksiz delil toplanmasını engellemek amacıyla getirilmiş son derece pratik bir düzenlemedir. Uygulamada sıkça rastlanan; yıllarca süren keşifler, bilirkişi incelemeleri ve tanık dinlemelerinden sonra davanın salt “zamanaşımı” nedeniyle reddedilmesi gibi adaleti zedeleyen durumların önüne geçmek için tasarlanmıştır. Bu maddeye göre hâkim; dava şartlarını inceleyip uyuşmazlık noktalarını tespit ettiği ön inceleme duruşmasını bitirdikten sonra, ancak esasa ilişkin delillerin toplandığı “tahkikat” aşamasına geçmeden tam aradaki o evrede, dosyada mevcut olan zamanaşımı def’i veya hak düşürücü süre itirazlarını kesin olarak karara bağlamak zorundadır.
HMK Madde 142: Kanun Metni
MADDE 142- (1) Ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra, hâkim tahkikata başlamadan önce, hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def’ileri inceleyerek karara bağlar.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Hak düşürücü süreler ve zamanaşımı konusundaki iddia ve savunmalar, aslında, işin esasıyla ilgili hususlardır. Bu sebeple, ön inceleme oturumu yapılmadan ve uyuşmazlık noktaları tam olarak belirlenmeden, uyuşmazlığın esası ile ilgili, maddî hukuka dahil olan bir konuda karar da verilemez. Ancak, uyuşmazlık noktaları açıklığa kavuşup belirli hâle geldikten sonra, uyuşmazlıkla ilgili süreler hakkında karar vermek de mümkün hâle gelmiş demektir. Bu sebeple, aslında doğrudan ön incelemenin içerisinde olmamakla birlikte, sürelere ilişkin sorunların, tahkikata başlamadan önce çözümlenmesi açık bir hükümle düzenlenmiştir.
Uygulamada, birkaç yıl süren usul işlemlerinden ve delillerin toplanmasından sonra (hatta bazen taraflardan birinin o konudaki ısrarlı beyanlarına rağmen), sadece hak düşürücü süre veya zamanaşımı yönünden bir karar verildiği görülebilmektedir. Bu hükümle, hem gereksiz yargılama işlemleri yapılması, hem de adaleti zedeleyici böyle bir durumun önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
Maddenin ön inceleme hükümlerinin sonunda, tahkikat hükümlerinden önce yer alması da, yukarıda belirtilen sebeplerle uygun görülmüştür.
Hukuki İncelemeler
HMK 142 Kapsamındaki Sürelerin Hukuki Niteliği
HMK 142’de bahsedilen süreler, usul hukukuna değil maddi hukuka ilişkin sürelerdir. Hâkimin karar verirken bu süreleri hangi usulle inceleyeceği, sürenin türüne göre farklılık gösterir:
| Süre Türü | Hukuki Niteliği | İleri Sürülme Usulü | Hâkimin İnceleme Yetkisi |
|---|---|---|---|
| Hak Düşürücü Süre | İtiraz | Dava sonuna kadar her aşamada ileri sürülebilir. | Hâkim kendiliğinden (resen) gözetir. Tarafın ileri sürmesi şart değildir. |
| Zamanaşımı | Def’i | Yalnızca süresi içindeki (kural olarak) cevap dilekçesiyle ileri sürülebilir. | Hâkim kendiliğinden gözetemez. Mutlaka davalının ileri sürmesi şarttır. |
İncelemenin “Zamanlaması” Neden Bu Kadar Önemlidir?
Kanun koyucu, HMK 142’nin yerini özel olarak “Ön İncelemenin Sonu – Tahkikatın Başı” olarak belirlemiştir. Bunun çok net iki sebebi vardır:
- Neden daha erken (Ön İncelemeden Önce) karar verilmez? Çünkü zamanaşımı ve hak düşürücü süreler “esasa ilişkin” savunmalardır. Davanın uyuşmazlık noktaları tam olarak netleşmeden, hangi alacağın talep edildiği (HMK 140 gereği tutanakla) sabitlenmeden esasa ilişkin bir karar verilemez.
- Neden daha geç (Tahkikat Aşamasında) karar verilmez? Çünkü zamanaşımı veya hak düşürücü süre nedeniyle dava reddedilecekse, tarafı yıllarca sürecek tahkikat işlemlerine (keşif, şahit, bilirkişi ücreti vb.) maruz bırakmak usul ekonomisine (HMK 30) ve adil yargılanma hakkına aykırıdır.
Avukat Görüşü: Süreler Hakkında Karar Verilmeden Esasa Girilebilir mi?
Uygulamada bazı mahkemeler, zamanaşımı defi ileri sürülmesine rağmen bu hususta olumlu/olumsuz bir ara karar kurmadan doğrudan tanık dinlemeye veya dosyayı bilirkişiye göndermeye başlamaktadır. Bu açık bir usul hatasıdır. HMK 142 emredici bir hükümdür. Davalının süresinde ileri sürdüğü bir zamanaşımı defi varsa, mahkeme tahkikata geçmeden önce mutlaka “davalının zamanaşımı definin reddine/kabulüne” şeklinde bir karar tesis etmek zorundadır. Aksi durum, bozma sebebidir (Nitekim aşağıda özetlenen kararın Karşı Oy yazısında bu husus Yargıtay içtihatlarıyla detaylandırılmıştır).
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Esas: 2021/7315, Karar: 2022/9618 (Süreler Hakkında Karar ve Usuli Müktesep Hak)
ÖZET: Haksız fiil nedeniyle alacak istemine ilişkin davada, davalıların süresinde zamanaşımı def’inde bulunmasına rağmen bu husus değerlendirilmeden davanın esastan reddedilmesinin (veya kısmen kabulünün) hatalı olduğuna; tahkikata geçilmeden önce zamanaşımı def’inin mutlaka karara bağlanması gerektiğine dair emsal karar.
Kararın Esası: Davacı, Yimpaş Grubu şirketlerine yüksek kâr ve istendiği an para iadesi garantisiyle 42.331 Euro verdiğini, paranın iade edilmediğini ve izinsiz halka arz yapıldığını belirterek, parasının tahsili amacıyla dava açmıştır. Davalılar davanın reddini savunmuş ve zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Yerel Mahkeme, illiyet bağının koptuğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, ancak zamanaşımı def’i hakkında HMK 142 uyarınca olumlu veya olumsuz bir karar kurmamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi oy çokluğuyla:
- Davalı şirketlerin muhasebe kayıtlarına yansıtmadan, düşük nominal bedellerle kişileri şeklen ortak gibi göstererek haksız fiilde bulunduklarını,
- Davacının elindeki belgenin davalı şirket antetini taşıdığını ve davalıların bu alacaktan sorumlu olduğunu tespit etmiş,
- Ancak, davalıların zamanaşımı itirazının (def’inin) bulunduğunu, mahkemece bu hususun HMK 142 uyarınca değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini belirterek hükmü BOZMUŞTUR.
Karşı Oy Gerekçesi (Önemli Usul Tartışması): Karşı oy yazısında HMK 142’nin önemine değinilerek şu vurgu yapılmıştır: “Süresinde ileri sürülen zamanaşımı def’i nedeniyle mahkemece ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra, ancak tahkikata başlamadan önce inceleme yapıp karar verilmelidir (HMK 142). Zamanaşımı hakkında hiçbir karar verilmeden esasa girilmesi doğru değildir. Ancak, davayı esastan kazanan davalı, kararı ‘zamanaşımı’ yönünden temyiz etmemişse, davacı lehine usuli müktesep hak doğar ve Yargıtay artık bu aşamadan sonra sırf zamanaşımı değerlendirilmedi diye kararı bozamaz.”
Pratik Çıkarım: Bu karar, mahkemelerin HMK 142’yi atlayarak zamanaşımını incelemeden esasa girmesinin yargılamayı nasıl sakatladığını gösterir. Avukatlar, cevap dilekçesinde ileri sürdükleri zamanaşımı itirazının ön inceleme duruşması sonunda tutanağa geçirilmesini ve bu konuda açık bir ara karar kurulmasını (tahkikata geçilmeden önce) mahkemeden mutlaka talep etmelidir.
HMK Madde 142 (Süreler Hakkında Karar) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Hâkim zamanaşımı itirazını yargılamanın hangi aşamasında karara bağlar?
HMK 142 uyarınca hâkim, zamanaşımı def’ini “Ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra, tahkikata (delillerin toplanmasına ve incelenmesine) başlamadan önce” karara bağlamak zorundadır.
Mahkeme zamanaşımı itirazı hakkında karar vermeden tanık dinlemeye başlarsa ne olur?
Bu durum, HMK 142’nin açık ve emredici hükmüne aykırıdır. Mahkemenin usuli bir hata yaptığı anlamına gelir. Davalı tarafın, tahkikata geçilmesine itiraz etmesi ve zamanaşımı def’inin öncelikle karara bağlanmasını talep etmesi gerekir.
Hak düşürücü süreyi taraflar ileri sürmese de hâkim inceler mi?
Evet. Hak düşürücü süreler “itiraz” niteliğindedir ve kamu düzenini ilgilendirir. Bu nedenle taraflar dilekçelerinde hiç bahsetmemiş olsalar dahi, hâkim dava dosyasından bu durumu anlarsa HMK 142 kapsamında hak düşürücü süreyi kendiliğinden (resen) dikkate almak zorundadır.
Zamanaşımı süresinin dolduğunu hâkim kendiliğinden dikkate alabilir mi?
Hayır. Zamanaşımı maddi hukuka ilişkin bir “def’i”dir (TBK md. 161). Borçlu (davalı) bu hakkı kullanıp kullanmamakta serbesttir. Davalı, cevap dilekçesinde açıkça “zamanaşımı itirazında bulunuyorum” demezse, hâkim borcun zamanaşımına uğradığını bilse bile bunu kendiliğinden inceleyemez ve davayı reddedemez.
Zamanaşımı itirazı haklı bulunursa tahkikata geçilir mi?
Hayır. HMK 142’nin amacı da budur. Eğer hâkim, davalının zamanaşımı itirazını haklı bulursa, davayı “zamanaşımı nedeniyle reddeder” ve dosyayı kapatır. Tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması, keşif yapılması gibi hiçbir tahkikat işlemine geçilmez, böylece hem yargılama uzamaz hem de masraf yapılmamış olur.
Cevap dilekçemde zamanaşımı itirazında bulunmadım, tahkikatta ileri sürebilir miyim?
Kural olarak hayır. Zamanaşımı savunması “savunmanın genişletilmesi” yasağına (HMK 141) tabidir. Süresi içinde cevap dilekçesinde ileri sürülmeyen zamanaşımı def’i, sonradan ancak iki şekilde ileri sürülebilir: Ya karşı taraf açıkça muvafakat edecektir ya da HMK 176 uyarınca davanın tahkikatı bitene kadar geçerli bir usul işlemini ıslah ederek bu def’i ileri süreceksiniz (Süresinde cevap dilekçesi verilmemişse ıslah da yapılamaz).
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.