Ön İnceleme Duruşması: Uyuşmazlık Tespiti, Sulhe Teşvik ve Kesin Süre (HMK Madde 140)

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 140. maddesi, ön inceleme aşamasının kalbi olan ön inceleme duruşmasını düzenler. Bu duruşmanın temel amacı; tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların (çekişmeli vakıaların) net olarak tespit edilmesi, tarafların sulh veya arabuluculuğa teşvik edilmesi ve tahkikat aşamasının sınırlarının çizilmesidir. Madde, yargılamanın usul ekonomisi ilkesine uygun, hızlı ve etkin yürütülmesini sağlamak amacıyla tasarlanmıştır. 7251 sayılı Kanun ve 6325 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler neticesinde, hâkimin tarafları yalnızca sulhe değil arabuluculuğa da aydınlatarak teşvik etmesi zorunlu kılınmış, belge sunumuna ilişkin kesin süre mekanizması ise HMK madde 139 ile doğrudan ilişkilendirilmiştir. Bu aşamada tutulan ön inceleme tutanağı, uyuşmazlığın adeta yol haritasıdır ve tahkikat bu tutanakla belirlenen sınırlar içinde yürütülür.


HMK Madde 140: Kanun Metni

MADDE 140- (1) Hâkim, ön inceleme duruşmasında, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verebilmek için gerekli görürse tarafları dinler; daha sonra, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder.

(2) (Değişik cümle:7/6/2012-6325/35 md.; Değişik ibare:22/7/2020-7251/14 md.) Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulh ve arabuluculuğun esasları, süreci ve hukuki sonuçları hakkında aydınlatarak sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder; bu konuda sonuç alınacağı kanaatine varırsa, bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin eder.

(3) (Değişik cümle:7/6/2012-6325/35 md.) Ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh veya arabuluculuk faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür.

(4) Ön inceleme tek duruşmada tamamlanır. Zorunlu olan hâllerde bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin edilir.

(5) (Değişik:22/7/2020-7251/14 md.) 139 uncu madde uyarınca yapılan ihtara rağmen dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmayan veya belgelerin getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmayan tarafın bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilir.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Ön inceleme oturumu, ön inceleme aşamasında özel bir öneme sahiptir. Bu aşamanın başarısı, esasen bu oturuma doğru bir şekilde hazırlanılması ve yapılması gereken işlemlerin mahkemece ve taraflarca doğru bir şekilde yapılmasına bağlıdır. Bu sebeple ön inceleme oturumunda yapılacak işlemler her bir fıkrada ayrıca belirtilmiştir.

Birinci fıkra uyarınca, dava şartları ve ilk itirazlar dosya üzerinden de karara bağlanabiliyorsa, bu şekilde karara bağlanacaktır. Bu durumda, bazen ön inceleme oturumu yapılmasına da gerek kalmayabilir. Örneğin, mahkeme görevsiz ya da yetkisiz olduğuna dosya üzerinden karar verebiliyorsa, ön inceleme oturumuna ihtiyaç kalmayacaktır. Şayet usule ilişkin bu hususlarda, oturum yapılması gerekli ise ön inceleme oturumunda taraflar öncelikle bu konuda dinlenecektir. Usule ilişkin hususlarda taraflar dinlendikten sonra, uyuşmazlığın esasıyla ilgili iddia ve savunmaları dikkate alınarak, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar tespit edilecektir. Bu belirleme genel bir belirleme olmayacak, tarafların ortaya koydukları somut vakıalar üzerinden, tek tek hangi vakıada anlaştıkları ya da anlaşamadıkları belirlenecektir.

İkinci fıkra sulhe ilişkin özel bir fıkradır. Tarafların anlaşmazlık noktaları tespit edildikten sonra, deyim yerindeyse uyuşmazlığa ilişkin resim daha net olarak ortaya çıkacaktır. Ön inceleme safhasında, anlaşmazlık noktalarının az veya çok olmasına bakılmadan, hâkimin, tarafları sulhe teşvik etmesi zorunludur. Hâkimin, bunu şeklen, bir hükmü mecburen uygulamak için değil, samimi bir çaba olarak yerine getirmesi gerekir. Hâkim, tarafların sulh olmalarının mümkün olduğu, bu konuda bir süreye, karşılıklı görüşmeye ihtiyaç duyduklarını anlarsa, sulh olmaları için bir defaya mahsus olmak üzere süre de vererek, yeni bir oturum günü belirleyebilir. Bu süre, tarafların talebi üzerine veya hâkim tarafından kendiliğinden verilebilir. Süre verilmesi konusunda, talebin olup olmaması önemli değildir. Önemli olan, hâkimde tarafların uzlaşabilecekleri yönünde ciddî bir kanaatin oluşmasıdır. Bazen taraflar, psikolojik sebeplerle bu konuda bir süre talep etmeyebilirler. Hâkim buna rağmen, tarafların durumunu ve niyetlerini dikkate alarak süre vermelidir. Bu süre içinde taraflar, karşılıklı görüşerek veya bir arabulucu ya da uzlaştırıcı yardımıyla uyuşmazlığı çözebilirler. Yargılamanın başlamış olması, yargılama dışında alternatif yolların kapatıldığı anlamına gelmemelidir.

Üçüncü fıkra gereğince, ön inceleme oturumunda veya sulh için süre verilmişse ikinci oturumda tarafların sulh olup olmadıkları açıklığa kavuşacaktır. Taraflar sulh olurlarsa, bu durum; sulh olmazlarsa sulh olmadıkları tutanağa geçirilecektir. Eğer taraflar uyuşmazlığı sürdürerek yargılamaya devam etmek istiyorlarsa, o zaman da anlaşmazlık noktalarının nelerden ibaret olduğu tek tek tutanağa geçirilmelidir. Şüphesiz tarafların bu konudaki iradeleri önemlidir. Yani, taraflar hangi hususlarda anlaşamadıkları konusunda anlaşabiliyorlarsa, bu hususlar tutanağa geçirilecektir. Ancak, taraflar bu konuda da anlaşamıyorlarsa ya da mazeretsiz olarak oturuma gelmemişlerse, hâkim birinci fıkradaki tespitleri dikkate alarak anlaşmazlık noktalarını kendiliğinden tespit edecektir. Bu durum ve anlaşmazlık noktaları da tutanağa geçirilmelidir. Ön inceleme oturumunda, tutulan tutanak özel bir öneme sahiptir. Zira, uyuşmazlık çözümlenmişse bu tutanak bir sulh belgesidir. Uyuşmazlık devam edecekse, bu belge adeta yargılamanın yolunu gösteren bir yol haritasıdır. Tutanakta yer almayan hususlar, tahkikatın konusu olmayacaktır. Tahkikat aşamasında tereddüt edilen hâllerde bu tutanak, neyin incelenip neyin incelenmeyeceğini gösterecektir. Ön inceleme tutanağının bu önemi ve tarafları bağlaması sebebiyle, altının oturumda hazır bulunanlarca imzalanması kabul edilmiştir.

Yargılamanın sağlıklı yürütülmesi ve tahkikatın hızlandırılmasını amaçlayan ön incelemenin kendisinin, yargılamanın uzaması sebebi olmasının önüne geçilmelidir. Ayrıca, ön inceleme oturumu, hazırlık mahiyetinde ve esasa girmeden verilecek kararları içeren oturumdur. Bu sebeple, dördüncü fıkrada ön incelemenin tek oturumda tamamlanması öngörülmüştür. Ancak, sulh için süre verilmesi hâlinde ya da çok özel diğer durumlarda bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir oturum günü tespit edilebilir. Bu ikinci oturum, istisnaen düşünülmüş ve ancak gerekli durumlarda, o durumla mütenasip bir süre sonra yapılması gereken bir oturumdur. Uygulamada sürekli ikinci oturumun verilmesi, ön inceleme aşamasının amacına aykırı olacaktır.

Taraflar, delil olarak dayandıkları belgeleri dilekçelerine ekleyerek vermek ya da başka yerden getirilecekse, bunu belirtmek zorundadırlar. Şayet taraflar, bu konuda yapmaları gereken işlemleri eksik bırakmışlarsa, tahkikata başlamadan önce, taraflara son kez kısa bir süre verilerek bu eksiklikleri tamamlamaları düşünülmüştür. Taraflar bu şanslarını da doğru kullanamazlarsa, artık tahkikat mevcut delillerle yürütülecek ve tarafların o delile dayanmaktan vazgeçtikleri kabul edilecektir. Yargılamanın uzaması sebeplerinin başında, tarafların ellerinde bulunan delilleri sunmamaları ya da başka yerden getirilecekse gerekli açıklamaları yaparak masrafını vermemeleri gelmektedir. Zaman zaman tarafların bu konuda kötüniyetli olarak yargılamayı uzatıcı işlemler yaptıkları da görülmektedir. Beşinci fıkra ile bu sorun çözümlenmiş olacaktır.

Adalet Komisyonu Değişiklik Gerekçesi

Tasarının 145 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında geçen “veya arabuluculuğa”, “veya arabuluculuk” ibareleri, söz konusu müessesenin halen Tasarı aşamasında olup, kanunlaşma sürecinin tamamlanmamış olması sebebiyle, madde metninden çıkarılmış, maddenin beşinci fıkrasında geçen “onbeş gün” ibaresi, sürelerin hesabında kolaylık sağlanması ve uygulamadan kaynaklanan sorunların giderilmesi amacıyla “iki hafta” olarak değiştirilmiş ve madde teselsül nedeniyle 146 ncı madde olarak kabul edilmiştir.


Hukuki İncelemeler

Ön İnceleme Duruşmasının Aşamaları ve İşlevleri

HMK 140 uyarınca ön inceleme duruşması, sırasıyla yerine getirilmesi gereken usuli bir zincirden oluşur. Hâkim bu aşamaları atlayarak doğrudan tahkikata geçemez.

Aşama Sırası İşlem / İşlev Hukuki Niteliği ve Açıklaması
1. Aşama Dava Şartları ve İlk İtirazların Değerlendirilmesi Dosya üzerinden karara bağlanamayan usul eksiklikleri (örn: görev, yetki) taraf beyanları alınarak karara bağlanır.
2. Aşama Uyuşmazlık Noktalarının Tespiti Tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları (çekişmeli) hususlar tek tek belirlenir.
3. Aşama Sulhe ve Arabuluculuğa Teşvik Hâkim, tarafları arabuluculuğun süreci ve sonuçları hakkında aydınlatır. Şekli değil, samimi bir uzlaştırma çabası yürütür.
4. Aşama Ön İnceleme Tutanağının Düzenlenmesi Tespit edilen uyuşmazlık konuları ve sulh durumu tutanağa geçirilir, taraflarca imzalanır. Tahkikatın yol haritası çizilmiş olur.
5. Aşama Belge Sunumu İçin Karar Verilmesi HMK 139 ihtarına rağmen belge sunmayan tarafın, bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilir.

Ön İnceleme Tutanağının Bağlayıcılığı ve Önemi

HMK 140/3 fıkrasında düzenlenen ön inceleme tutanağı, yargılamanın en kritik belgelerinden biridir. Gerekçede de ifade edildiği üzere bu tutanak adeta yargılamanın yol haritasıdır.

  • Tahkikatın Sınırlarını Çizer: Tutanakta yer almayan, çekişmeli olduğu belirtilmeyen hususlar tahkikatın konusu yapılamaz.
  • İmzadan İmtina: Tutanağın hazır bulunan taraflarca imzalanması zorunludur. Tarafın imzadan kaçınması tutanağın geçerliliğini etkilemez ancak bu durum tutanağa şerh düşülür.
  • Sulh Belgesi Niteliği: Eğer taraflar bu aşamada uzlaşırsa, ön inceleme tutanağı bir sulh belgesi (ilam niteliğinde belge) işlevi görür.

Taraflar için kritik uyarı: Ön inceleme tutanağı yazdırılırken, davanızın temelini oluşturan çekişmeli vakıaların doğru ve eksiksiz olarak tutanağa geçirilip geçirilmediğine çok dikkat etmelisiniz. Eksik tespit edilen bir vakıa, tahkikat aşamasında o vakıayı ispat etme hakkınızı elinizden alabilir.

“Tek Duruşma” Kuralı ve İstisnaları

HMK 140/4 uyarınca ön incelemenin kural olarak tek duruşmada tamamlanması gerekir. Bu, yargılamanın uzamasını engellemek için konulmuş emredici bir kuraldır. Bunun tek istisnası, hâkimin tarafların uzlaşabileceği yönünde ciddi bir kanaate varması veya çok zorunlu başka bir hâlin bulunmasıdır. Bu durumda, yine bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü verilebilir. Uygulamada sırf usulü tamamlamak veya başka mazeretlerle sürekli ön inceleme duruşması ertelenmesi, kanunun amacına açıkça aykırıdır.

Avukat Görüşü: HMK 140/5 Çerçevesinde “Belge” ve “Tanık” Delili Ayrımı

Pratikte mahkemelerin tensip zaptı ile taraflara “tüm delillerini sunmaları ve tanıklarını bildirmeleri için iki haftalık kesin süre” verdiği sıkça görülmektedir. Ancak HMK 140 ve HMK 139 bağlamında bu uygulamanın sonuçları delilin türüne göre değişir:

  1. Belge Delili: HMK 139 davetiyesiyle ihtar edilen ve dilekçede gösterilen belgelerin veya belge getirtilecek yer bilgilerinin, ön inceleme duruşmasına kadar sunulması gerekir. Aksi halde HMK 140/5 uyarınca bu delilden vazgeçilmiş sayılır.
  2. Tanık Delili: İspat faaliyetinin konusu “çekişmeli vakıalardır”. Çekişmeli vakıalar ancak ön inceleme duruşmasında (HMK 140/1) tespit edilir. Uyuşmazlık noktaları belli olmadan hangi tanığın hangi vakıa için dinleneceği (HMK 194/2) bilinemez. Bu sebeple, tensiple tanık listesi istenemez ve ön inceleme duruşmasından önce tanık bildirilmemesi hak düşürücü sonuca yol açmaz (Bkz. Aşağıdaki HGK Kararı).

Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2017/1564, Karar: 2021/235 (Tensiple Tanık Delili İçin Kesin Süre Verilemeyeceği, Basit Yargılama Usulünde Ön İnceleme)

ÖZET: Basit yargılama usulüne tabi olan iş davalarında, uyuşmazlık noktaları ön inceleme duruşmasında tespit edilmeden, henüz tensip zaptı aşamasında taraflara “tanık isim ve adreslerini bildirmeleri için” verilen kesin sürenin hukuki sonuç doğurmayacağına; süresinde tanık deliline dayanan tarafın, uyuşmazlık noktaları belirlendikten sonra tanık listesini sunabileceğine dair emsal HGK kararı.

Kararın Esası: İşçi, alt işveren ve asıl işverene (Makro Market A.Ş.) karşı işçilik alacakları davası açmıştır. Mahkeme, henüz tensip zaptı düzenlerken davalıya “hangi vakıa için hangi tanığı dinleteceğini açıklaması için 2 haftalık kesin süre” vermiş ve aksi halde bu haktan vazgeçmiş sayılacağını ihtar etmiştir. Davalı, süresinde verdiği cevap dilekçesinde tanık deliline dayanmış ancak isim bildirmemiştir. Ön inceleme duruşmasında tarafların anlaşamadığı hususlar tespit edilmiş, ardından davalı taraf tanık isimlerini bildirmek için süre istemiştir. Mahkeme, “tensiple verilen kesin sürede bildirilmediği” gerekçesiyle bu talebi reddetmiş ve davalının sonradan sunduğu tanıklarını dinlememiştir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, “ön inceleme duruşması yapılmadan, çekişmeli vakıalar belirlenmeden tarafların tanık listesi vermesi beklenemez” diyerek kararı bozmuştur. Yerel Mahkeme, basit yargılama usulünde tarafların tüm delillerini dilekçeyle vermek zorunda olduğunu (HMK 318) belirterek direnmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK) oy çokluğuyla:

  • İspatın konusunun, tarafların anlaşamadıkları çekişmeli vakıalar olduğunu (HMK 187/1),
  • Bu vakıaların ancak ön inceleme duruşmasında (HMK 320/2 – basit yargılama usulü için) tespit edilebileceğini,
  • Hangi tanığın hangi vakıayı ispatlayacağının önceden bilinemeyeceğini,
  • Cevap dilekçesinde soyut olarak “tanık” deliline dayanan tarafın, ön incelemede uyuşmazlık belirlendikten sonra tanık listesini sunabileceğini,
  • Mahkemenin tanık dinletme talebini reddetmesinin hukuki dinlenilme hakkını (HMK 27) ihlal ettiğini belirterek direnme kararını BOZMUŞTUR.
  • Ancak HGK, tensiple HMK 140/5 kapsamında “belge” sunumu için süre verilebileceğini, Özel Daire bozmasındaki “hiçbir şekilde süre verilemez” minvalindeki ifadenin karardan çıkarılması gerektiğine hükmetmiştir.

Pratik Çıkarım: HGK, belge delili ile tanık delili arasına net bir çizgi çekmiştir. Belge delilleri için tensiple (HMK 139 ihtarı yoluyla) süre verilebilirse de; tanık listesi, ancak ve ancak ön inceleme duruşmasında “çekişmeli hususlar” kayıt altına alındıktan sonra mahkemeye sunulabilir.


HMK Madde 140 (Ön İnceleme Duruşması) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Ön inceleme duruşmasında hâkim hangi işlemleri yapar?

Hâkim sırasıyla; (1) gerekli görürse dava şartları ve ilk itirazlar hakkında tarafları dinler, (2) tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları uyuşmazlık noktalarını tek tek tespit eder, (3) tarafları sulh ve arabuluculuğun sonuçları hakkında aydınlatarak teşvik eder, (4) ulaşılan sonucu ön inceleme tutanağına geçirir ve (5) eksik belgelerin sunulmaması halinde delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verir.

Ön inceleme tutanağı neden bu kadar önemlidir?

Ön inceleme tutanağı, yargılamanın ve tahkikat aşamasının yol haritasıdır. Çekişmeli vakıalar bu tutanakta belirlenir. Tutanakta yer almayan, itiraz konusu olduğu belirtilmeyen hususlar kural olarak tahkikatın konusu yapılamaz ve taraflar bu sınırlar dışına çıkarak ispat faaliyetinde bulunamazlar.

Ön inceleme birden fazla duruşmada yapılabilir mi?

Kural olarak hayır. HMK 140/4 uyarınca ön inceleme tek duruşmada tamamlanır. Ancak tarafların sulh görüşmeleri yapması için süre verilmesi gibi “zorunlu olan hâllerde” bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin edilebilir. Uygulamada rutine dönüşen ikinci duruşma verilmesi işlemleri Kanuna aykırıdır.

Tensip zaptıyla “tanık listesi” bildirilmesi için kesin süre verilebilir mi?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre (Örn: HGK 2017/1564 E.), ön inceleme duruşması yapılmadan ve çekişmeli vakıalar tespit edilmeden tensip zaptıyla tanık listesi sunulması için kesin süre verilemez. Tanık deliline dayanan taraf, ön inceleme duruşmasından sonra hangi tanığı hangi vakıa için dinleteceğini bildirebilir.

 HMK 140/5 uyarınca “belge” sunma süresi ne zaman başlar ve biter?

7251 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle birlikte, belge sunma ve belgelerin getirileceği yerleri bildirme yükümlülüğü HMK 139 uyarınca gönderilen ön inceleme davetiyesinin tebliği ile başlar ve duruşmaya kadar devam eder. Bu ihtara rağmen duruşmaya kadar belge sunmayan tarafın, o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına ön inceleme duruşmasında karar verilir.

Hâkim sulhe teşvik etmezse ne olur?

Kanun koyucu, hâkimin tarafları sulhe veya arabuluculuğa aydınlatarak teşvik etmesini emredici bir görev olarak düzenlemiştir. Hâkimin bunu atlayarak tahkikata geçmesi bir usul hatasıdır. Ancak Yargıtay uygulamasına göre, tarafların açıkça uzlaşmak istemediği anlaşılıyorsa bu durum tek başına bir bozma nedeni teşkil etmeyebilmektedir.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.