Şirket ve Kooperatif Davalarında Yetki Neresi?

HMK Madde 14 Şubeler ve Tüzel Kişiler

Tüzel kişilerin (şirketler, dernekler, vakıflar, kooperatifler vb.) taraf olduğu davalar, ticari ve hukuki sirkülasyonun en yoğun yaşandığı uyuşmazlıklardır. HMK Madde 14, bu uyuşmazlıkları iki ana kategoride ele almıştır: Birincisi, tüzel kişinin doğrudan “şubesinin” işlemleri nedeniyle doğan davalar; ikincisi ise tüzel kişi ile kendi ortağı/üyesi arasındaki “iç işleyişe” dair davalardır. Özellike ikinci fıkradaki üyelik ilişkisi kuralı, şirket genel kurul iptalleri veya kooperatif borçlarında “kesin yetki” yaratarak yargılamanın tüzel kişinin sicilde kayıtlı ana merkezinin dışına taşmasını engellemektedir.


HMK Madde 14: Kanun Metni

(1) Bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir.
(2) Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

1086 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde yer alan şubenin işlemlerinden dolayı merkeze karşı açılacak davalarda, merkezin bulunduğu yer dışında, şubenin bulunduğu yerde de dava açılabileceğine ilişkin kurala bu düzenlemede de yer verilmiştir. Buna göre, bir merkeze bağlı olan şube ile işlem yapan kişi, şube ile yapılan işlemden dolayı merkeze karşı dava açması gerekirse, bu davayı merkezin bulunduğu yerde açabileceği gibi, ayrıca şube ile işlem yapan kişiye kolaylık olmak üzere, şubenin bulunduğu yerde de, merkeze karşı dava açılabilecektir. Ayrıca, 1086 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde şubenin yaptığı işlemden dolayı, merkeze karşı iflâs davası açılmak istendiğinde, iflâs davasının, şubenin bulunduğu yerde açılamayacağına ilişkin kısma burada yer verilmemiştir. Zira, iflâs davasının, merkezin bulunduğu yerde açılacağı İcra ve İflâs Kanununun 154 üncü maddesinde düzenlenmiştir. O nedenle, bir başka şekilde, aynı kurala, tekrar yer verilmemiştir.

İkinci fıkraya göre, özel hukuk tüzel kişilerinin kendi iç ilişkilerine yönelik olmak üzere, örneğin bir üyenin veya ortağın diğer bir üyeye veya ortağa yahut üyenin veya ortağın merkeze karşı açacağı davalar, merkezin bulunduğu yerde açılacaktır. Bu tür davalarda, merkezin bulunduğu yer mahkemesinin yetkisi kesindir.


Hukuki İncelemeler

 Şube İşlemlerinde Seçimlik Yetki (M. 14/1)

Bir şirket şubesinin imzaladığı sözleşmeden veya şube personelinin doğurduğu zarardan kaynaklanan bir dava açacaksanız, illa gidip şirketin genel merkezinin olduğu ilde dava açmanıza gerek yoktur. Şubenin bulunduğu yer mahkemesi de “seçimlik” olarak yetkilidir. Bu durum, ticari hayatın hızına uyum sağlamak ve tüketici/işlem tarafının adalete erişimini kolaylaştırmak içindir. Burada dikkat edilmesi gereken; şubenin ticari sicilde tescilli bir şube olmasının ve işlemin bizzat o şubede / şube tarafından yürütülmüş olmasının şart olmasıdır.

Tüzel Kişi ve Üyesi Arasında “Kesin Yetki” (M. 14/2)

Şirketlerin, kooperatiflerin, dernek veya vakıfların doğrudan “kendi içyapısına ve üyelik hukukuna” dair davalarıdır. Bunlar:

  • Şirket genel kurul kararlarının iptali,
  • Ortaklıktan çıkarma (ihraç) kararlarının iptali,
  • Kooperatifin üyesinden aidat talep etmesi, gibi iddialar olup, davalar mutlaka ama mutlaka tüzel kişinin ana sözleşmesinde yazan merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemede açılmalıdır.

Avukat Görüşü: Hangi Ortaklık Davası Kesin Yetkilidir?

Uygulamada sıklıkla bir hataya düşülmektedir: “Davacı ile davalı eskiden aynı şirkette ortaktı, demek ki aralarındaki her dava şirket merkezinde görülmek zorundadır.” Hayır; Yargıtay’ın istikrarlı kararlarına göre, HMK Madde 14/2’nin işleyebilmesi için söz konusu davanın “üyelik veya ortaklık sıfatından kaynaklanması” gerekir. Örneğin, iki şirket ortağının birbirlerine şirketten bağımsız borç vermiş olması veya eski bir ortağın hisselerini devrettikten ve şirket kapandıktan sonra hisse devir alacakları ile ilgili talepte bulunması, bu madde kapsamında kesin yetkiye girmez, genel yetki (yerleşim yeri) devrede kalır. Özetle, uyuşmazlığın salt bir kişi ile tüzel kişi arasında geçmesi yetmez; çatışmanın kökeninin “üyelik” statüsüne dayanması zorunludur.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/8372 E. , 2016/7754 K.

ÖZET (Ortak Olmayan Şirket Müdürünün Azli Talebi): Davacı ortak, limited şirkette ortaklığı bulunmayan sadece şirket müdürü olarak atanmış yetkilinin yöneticilik hakkının (ahzu kabzı kötüye kullanımı vb. gerekçelerle) kaldırılması için dava açmıştır. Dava, davalı sıfatındaki müdürün “şirket ortağı” veya “üyesi” olmaması sebebiyle HMK 14/2’de zikredilen üyelik hukuku sınırı dışında kalmaktadır. Dolayısıyla, kesin yetki niteliği taşımadığından merkez mahkemesi mutlak surette aranmaz.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/2229 E. , 2019/4442 K.

ÖZET (Devredilen Hisse ve Terkin Edilen Şirket): Limited şirket hisselerini devreden davacının bakiye devir alacağının tahsili davasıdır. Hisse çoktan devredilmiş ve tasfiye sonucu limited şirket dahi ticaret sicilinden silinmiş (terkin edilmiş) ise davacının artık güncel bir “ortak sıfatı” bulunmamaktadır. Talebin ortaklık içi dinamiklerden değil şahsi hisse devri borcundan kaynaklanması sebebiyle HMK Madde 14/2’deki kesin yetki kuralı (merkez mahkemesi zorunluluğu) uygulanmaz; HMK’nın genel ve diğer özel yetki kurallarına göre işlem yapılır.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2014/11390 E. , 2014/13339 K.

ÖZET (Merkez Mi Şube İşlemi Mi Olduğunun Araştırılması): Davalının genel yetkili ikametgâhı ve davacının şirket genel merkezi Tokat’tadır Ancak davacı uyuşmazlığı Kayseri’de açmıştır. Mahkeme, ticari ilişkinin (örneğin faturaya yansıyan mal alım-satımının) gerçekten davacının Kayseri’deki “şubesi” aracılığıyla yapılıp yapılmadığını HMK 14/1 gereğince araştırmalıdır. Eğer eylemler fiilen şubenin bir işlemi değilse şubenin bulunduğu yerde dava açılamayacağından, usule uygun bir yetki incelemesi yapılmaksızın davanın esasına girilmesi bozma nedenidir.

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/6427 E. , 2016/3930 K.

ÖZET (Kooperatif Alacaklarında Kesin Yetki): Kooperatifin ortağının senet borcunu ödememesi sebebiyle İcra Takibi yapılmış, genel mahkemede İtirazın İptali davası açılmıştır. HMK m. 14 uyarınca kooperatif ile ortak/üye arasındaki alacak çatışmaları kooperatif veya şirketin tescilli muamele merkezinin (sicil merkezinin) kesin alanına girmektedir. Bu husus hakimin re’sen inceleyeceği kamu düzenine dair bir dava şartı olup, yetki uyuşmazlığı mutlaka kooperatif genel merkezi yönünden incelenmelidir.

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2017/1246 E. , 2017/1455 K.

ÖZET (Üreticinin Kooperatife Ürün Satışı ve Ortaklık İlişkisi): Çiçek üreticisi olan davacı (üye), kendi arazisinde ürettiği ürünü, anasözleşmesindeki amacı da bu olan mensubu olduğu kooperatife satmış ve ürün bedelini alamamıştır. Bu alım-satım dahi kooperatifler hukuku anasözleşme dinamiğinden kaynaklandığı için alacak ilişkisinin temeli salt satım değil, “ortaklık (üyelik)” ilişkisidir. Haliyle, alacak tahsili uyuşmazlığında mahkemenin merkez (İstanbul) üzerinden kesin yetkisizlik vermesi tamamıyla hukuka uygundur.


HMK Madde 14 (Şube ve Şirket Davaları) Sıkça Sorulan Sorular

Şirket genel merkezini başka şehre taşırsa, derdest (açılmış) davalar oraya mı gider?

Hayır. Yetki, “davanın açıldığı tarihteki” mahkemenin durumu esas alınarak belirlenir (HMK çerçevesinde zaman bakımından). Davanın açıldığı an merkez bulunduğunuz ilde ise, dava o ilde başarıyla açılır ve görülmeye devam eder; sonradan merkez adresinin sicil üzerinden başka şehre taşınması, devam eden dosyayı yetkisiz kılmaz.

Şubeden kaynaklı bir tüketici hakem heyeti kararının itirazında merkez mahkemesine gidebilir miyim?

Tüketici uyuşmazlığında zaten “tüketicinin kendi yerleşim yeri” mahkemesi (Tüketici Mahkemesi) aslen tarafınıza tanınan geniş bir seçimlik yetki sunar. Eğer davayı karşı taraf olarak siz açacaksanız işlemin yapıldığı şube Tüketici Mahkemesinde yahut şubeden bağımsız direkt şirketin genel merkezi mahkemesinde ikame edebilirsiniz; iki hak da saklıdır.

Şirketin ticari sicilde kaydı olmayan bir “irtibat bürosu” HMK 14 anlamında “şube” sayılır mı?

Sayılmaz. Bir yerin şube sayılabilmesi ve HMK Madde 14/1 uyarınca bulunduğu yere yetki kazandırabilmesi için, idari olarak merkeze bağımlı olmakla birlikte dış ilişkilerde (işlem yapmada) belli bir serbestlik taşıması ve Ticaret Sicilinde “şube” unvanıyla tescil edilmiş ve ilan edilmiş olması temel kuraldır. Sadece levha asılan irtibat büroları yetkili kılınmamaktadır.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu bilgilerin paylaşılması, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.