Dava Şartları ve İlk İtirazlar Hakkında Karar: Dosya Üzerinden veya Ön İnceleme Duruşmasında (HMK Madde 138)
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 138. maddesi, ön inceleme aşamasının ilk ve en kritik işlemini düzenler: dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verilmesi. Madde, mahkemeye bu konularda “öncelikle dosya üzerinden” karar verme yetkisi tanır; ancak gerekli görülürse tarafların ön inceleme duruşmasında dinlenmesine de imkân verir. Bu düzenleme, usule ilişkin sorunların tahkikat aşamasına taşınmasını önlemeyi ve yargılamanın en başında dava şartı veya ilk itiraz eksikliği bulunan davaların süratle sonuçlandırılmasını amaçlar. Böylece mahkeme, dava şartı yokluğu halinde esasa girmeksizin davayı usulden reddedebilir; ilk itirazın yerinde olması halinde ise (örneğin yetki itirazı) gerekli kararı tahkikattan önce verebilir.
HMK Madde 138: Kanun Metni
MADDE 138- (1) Mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir; gerektiği takdirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebilir.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Yargılamada taraflar usule veya esasa ilişkin iddia ve savunma sebeplerini ileri sürerler. Bunlardan usule ilişkin olanların hâllinden sonra, işin esasına girilerek uyuşmazlık çözümlenir. Usule ilişkin hususlar, ya dava şartıdır veya ilk itiraz niteliğindedir. Usule ilişkin hususlar, şeklî nitelik taşıdıklarından yargılamanın başında, dosya üzerinden de incelenerek karara bağlanabilir. Ancak, mahkeme, kararını vermek için tarafların dinlenmesine ihtiyaç duyuyorsa, bunu da tahkikat aşamasında değil, ön inceleme oturumunda yapacaktır. Böylece dava şartları ve ilk itirazlarla ilgili sorunların, en geç tahkikat başlamadan, ön inceleme duruşması sonunda karara bağlanması amaçlanmıştır.
Hukuki İncelemeler
Dosya Üzerinden Karar Verme İmkânı
HMK 138, mahkemeye dava şartları ve ilk itirazlar hakkında “dosya üzerinden” karar verme yetkisi tanıyan özel bir hükümdür. Bu yetki şu anlamı taşır:
- Dava şartları ve ilk itirazlar, şekli nitelik taşıdıklarından dilekçeler üzerinden incelenerek karara bağlanabilir.
- Mahkeme, tarafları duruşmaya davet etmeden bu kararı verebilir.
- Ancak bu yetki, yalnızca dava şartları ve ilk itirazlarla sınırlıdır — davanın esasına yönelik kararlar dosya üzerinden verilemez.
Bu düzenleme, HMK 137/2’deki “ön inceleme tamamlanmadan tahkikata geçilemez” kuralıyla birlikte okunduğunda bütüncül bir sistem ortaya çıkar: Önce dava şartları ve ilk itirazlar dosya üzerinden incelenir; bunlarda eksiklik yoksa diğer ön inceleme işlemleri için duruşma günü belirlenir.
Ön İnceleme Duruşmasında Dinleme İmkânı
Mahkeme, dava şartları veya ilk itirazlar hakkında karar vermek için dosya üzerinden yeterli bilgiye sahip değilse, tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebilir. Bu durum özellikle şu hallerde gündeme gelir:
- Hukuki yarar tartışması: Davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı net değilse,
- Dava ehliyeti uyuşmazlığı: Tarafın dava ehliyetinin tartışmalı olması halinde,
- Yetki itirazı: Kesin yetki kuralının uygulanması ile ilgili maddi vakıaların değerlendirilmesi gerekiyorsa,
- Görev uyuşmazlığı: Davanın konusunun tam olarak belirlenmesi için tarafların açıklamalarına ihtiyaç duyuluyorsa.
Önemli olan nokta şudur: Tarafların dinlenmesi tahkikat aşamasında değil, ön inceleme duruşmasında yapılır. Gerekçede bu husus açıkça vurgulanmıştır.
Avukat Görüşü: Tensiple Verilen Kesin Sürenin Geçersizliği
Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, mahkemelerin tensip zaptı ile — yani ön inceleme duruşması yapılmadan — taraflara delillerini bildirmeleri ve tanıklarını göstermeleri için kesin süre vermesidir. Aşağıda özetlenen HGK kararında bu uygulama açıkça hukuka aykırı bulunmuştur.
Bunun nedeni şudur: HMK sistematiğinde delil, çekişmeli vakıalar için gösterilir (HMK 187/1). Çekişmeli vakıalar ise ancak ön inceleme duruşmasında belirlenir (HMK 140/1). Dolayısıyla taraflar arasındaki uyuşmazlık noktaları tespit edilmeden — henüz neyin çekişmeli olduğu bile belli değilken — delil bildirmeleri için kesin süre verilmesi mantıksal olarak da hukuken de mümkün değildir.
Dava Şartı Yokluğunda Verilebilecek Kararlar
Dava şartı yokluğunun tespiti halinde mahkeme, davanın esasına girmeksizin aşağıdaki kararlardan birini verir:
- Görevsizlik kararı (HMK 114/1-c): Görevli mahkeme belirlenerek dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilir.
- Yetkisizlik kararı (HMK 114/1-ç): Kesin yetki halinde dosya yetkili mahkemeye gönderilir.
- Dava şartı yokluğundan usulden ret: Hukuki yarar, taraf/dava ehliyeti veya diğer dava şartlarının yokluğu halinde.
- Giderme imkânı olan hallerde süre verilmesi (HMK 115/2): Dava şartı eksikliğinin giderilmesi mümkünse mahkeme kesin süre verir. Süresinde giderilmezse dava usulden reddedilir.
İlk İtirazlar Hakkında Verilecek Kararlar
İlk itirazlar (HMK 116), ön sorunlar gibi incelenir ve karara bağlanır (HMK 117/2). HMK 138 uyarınca bu kararlar da dosya üzerinden veya ön inceleme duruşmasında verilebilir:
- Yetki itirazı (HMK 116/1-a): Kesin olmayan yetki hallerinde davalının yetki itirazı incelenir; yerinde bulunursa yetkisizlik kararı verilir.
- Tahkim itirazı (HMK 116/1-b): Taraflar arasında geçerli bir tahkim sözleşmesi bulunuyorsa dava usulden reddedilir.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2014/433, Karar: 2016/63 (Tensiple Verilen Kesin Sürenin Hukuki Sonuç Doğurmaması ve Delil Gösterme Hakkı)
ÖZET: Boşanma davasında, ön inceleme duruşması yapılmadan tensiple tanık bildirimi için kesin süre verilmesinin hukuki sonuç doğurmayacağına, davalıya delillerini bildirmek için süre verilmesi gerektiğine ve uyuşmazlık noktaları belirlenmeden delil isteminin boşanma davalarına özgü usul kuralları da dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğine dair emsal HGK kararı.
Kararın Esası: Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayalı boşanma davasında davacı, eşinin şiddet uyguladığını ve ailesini ziyarete göndermediğini iddia etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunmuş, iddiaları inkar etmiş, ancak delil göstermemiştir. Mahkeme, tensip zaptıyla davalıya delillerini sunması için kesin süre vermiş; ön inceleme duruşmasında davalı vekilinin mazeretini kabul etmemiş; sonraki duruşmada davalının tanık dinletme talebini reddetmiştir. Sonuçta yalnızca davacı tanıkları dinlenerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yargıtay 2. HD kararı bozmuş ve şu ilkeleri tespit etmiştir:
- Cevap dilekçesinde delil bildirmemek, delil bildirme hakkını ortadan kaldırmaz.
- Cevap vermemenin sonucu inkardır (HMK 128); ancak inkarcı davalı da davacının iddialarının gerçekleşmediğini ispatlamak için delil bildirebilir.
- Tensiple verilen kesin süre hukuki sonuç doğurmaz; çünkü delil çekişmeli vakıalar için gösterilir (HMK 187/1), çekişmeli vakıalar ise ön inceleme duruşmasında belirlenir (HMK 140/1).
Yerel mahkeme direnmiştir. Yargıtay HGK oy çokluğuyla:
- Ön inceleme duruşması yapılmadan tensiple verilen kesin sürenin hukuki sonuç doğurmayacağını,
- Tarafların uyuştukları ve ayrıştıkları hususlar belirlenmeden tanık bildirmelerini beklemenin doğru olmadığını,
- Boşanma davalarında TMK 184 ve 4787 sayılı Kanun’un 7. maddesi gereğince hâkimin resen araştırma yükümlülüğünün bulunduğunu,
- Davacı tanıklarının dinlenip davalıya aynı imkânın tanınmamasının silahların eşitliği ilkesine aykırı olduğunu,
- HMK 145 kapsamında değerlendirme yapılması gerektiğini tespit ederek direnme kararını bozmuştur.
Karşı Oy (1): Cevap dilekçesinde delil bildirmeyen davalıya sonradan delil gösterme imkânı tanınamayacağı; HMK’nın delil gösterme süresini sınırlayan hükümlerinin boşanma davalarında da aynen uygulanması gerektiği; “iki yanlış bir doğru etmez” prensibiyle davacı tanıklarının dinlenmesinin de usule aykırı olduğu görüşü.
Karşı Oy (2): Davalının cevap dilekçesinde tanık deliline dayanmamış olmasının HMK’nın ilgili hükümleri (119, 129, 140/5, 145, 194, 240) kapsamında değerlendirildiğinde mahkeme kararının onanması gerektiği görüşü.
Pratik Çıkarım: Bu karar, uygulamada çok yaygın olan “tensiple kesin süre verme” alışkanlığının hukuki geçersizliğini ortaya koyar. HMK 138, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verilebilmesini düzenlerken, delil bildirme süreleri ancak ön inceleme duruşmasında (HMK 140) düzenlenebilir. Tensiple bu yönde verilen kesin süre, HMK’nın sistematik yapısına aykırıdır.
HMK Madde 138 (Dava Şartları ve İlk İtirazlar Hakkında Karar) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Dava şartı eksikliği her zaman davanın reddine mi yol açar?
Hayır. HMK 115/2 uyarınca, dava şartı eksikliğinin giderilmesi mümkünse mahkeme taraflara bu eksikliği gidermek için kesin süre verir. Ancak süresinde giderilmezse davanın usulden reddine karar verilir. Giderilmesi mümkün olmayan dava şartı eksikliklerinde ise doğrudan ret kararı verilir.
Mahkeme dava şartlarını yargılamanın her aşamasında inceleyebilir mi?
Evet. HMK 115/1 uyarınca mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında resen inceler. HMK 138, bu incelemenin “öncelikle” ön inceleme aşamasında yapılmasını öngörmüşse de, dava şartlarının yargılamanın her aşamasında incelenmesi mümkündür.
Tensiple verilen kesin süre geçerli midir?
HGK’nın 2014/433 E. sayılı kararına göre, ön inceleme duruşması yapılmadan tensiple tanık bildirimi veya delil sunumu için verilen kesin süre hukuki sonuç doğurmaz. Çünkü delil, çekişmeli vakıalar için gösterilir ve çekişmeli vakıalar ancak ön inceleme duruşmasında tespit edilir.
İlk itirazlar hangi aşamada karara bağlanmalıdır?
HMK 138 uyarınca ilk itirazlar (yetki ve tahkim itirazı), ön inceleme aşamasında dosya üzerinden veya duruşmada karara bağlanmalıdır. İlk itirazlar hakkında tahkikata geçilmeden karar verilmesi, HMK’nın sistematik yapısının gereğidir.
Boşanma davalarında delil gösterme kuralları farklı mıdır?
HGK’nın çoğunluk görüşüne göre, boşanma davasının kamusal yönü (TMK 184, Anayasa 41) nedeniyle delil gösterme süreleri konusunda daha esnek bir yorum benimsenmelidir. Ancak karşı oylar, HMK’nın delil gösterme hükümlerinin boşanma davalarında da aynen uygulanması gerektiğini savunmaktadır. Uygulamada çoğunluk görüşü hakimdir.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.