Tarafların İkinci Dilekçeleri: Cevaba Cevap ve İkinci Cevap (HMK Madde 136)

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 136. maddesi, “dilekçeler teatisi” olarak bilinen dört aşamalı dilekçe sisteminin (dava dilekçesi → cevap dilekçesi → cevaba cevap → ikinci cevap) son iki halkasını düzenler. Madde, davacıya cevap dilekçesine karşı “cevaba cevap” hakkı, davalıya da bu cevaba karşı “ikinci cevap” hakkı tanır. Her iki dilekçe için de iki haftalık kesin süre öngörülmüştür. Bu dilekçelerin verilmesi veya sürelerinin geçmesiyle dilekçeler aşaması tamamlanır ve yargılama ön inceleme aşamasına (HMK 137 vd.) geçer. Maddenin ikinci fıkrası ise dava ve cevap dilekçelerine ilişkin hükümlerin, niteliğine aykırı düşmediği sürece bu dilekçelere de kıyasen uygulanacağını belirterek, ayrı bir düzenleme ihtiyacını ortadan kaldırmıştır.


HMK Madde 136: Kanun Metni

MADDE 136- (1) Davacı, cevap dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevaba cevap dilekçesi; davalı da davacının cevabının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde ikinci cevap dilekçesi verebilir.

(2) Davacının cevaba cevap, davalının da ikinci cevap dilekçesi hakkında, dava ve cevap dilekçelerine ilişkin hükümler, niteliğine aykırı düşmediği sürece kıyasen uygulanır.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Davalının cevap dilekçesinin davacıya tebliğ edilmesi üzerine, davacı da onbeş gün içerisinde cevaba cevap dilekçesini verebilir. Davacının da buna karşı yine onbeş gün içerisinde cevap hakkı bulunmaktadır. Dava ve cevap dilekçesinde bulunması gereken hususlar, niteliğine uygun düştüğü ölçüde, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesinde de uygulanır. Bu dilekçelerin verilmesiyle veya bunlara ilişkin sürelerin geçirilmesiyle, dilekçelerin verilmesi aşaması tamamlanır ve ön inceleme sürecine geçilir. Dava ve cevap dilekçesine ilişkin hükümler, niteliğine aykırı düşmedikçe, gerek cevaba cevap, gerekse ikinci cevap dilekçesinin verilmesi için de uygulanacaktır. Cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerinin hazırlanması, veriliş süresi gibi konularda öngörülen kurallar, bunlar için de uygulanacağından, özellikle cevap süresi ve cevap süresinin uzatılmasına ilişkin hükümler, şartların gerçekleşmesi koşuluyla, bu dilekçeler için de uygulanır.

Adalet Komisyonu Değişiklik Gerekçesi

Tasarının 141 inci maddesinin birinci fıkrasında geçen “onbeş gün” ibareleri, sürelerin hesabında kolaylık sağlanması ve uygulamadan kaynaklanan sorunların giderilmesi amacıyla “iki hafta” olarak değiştirilmiş ve madde teselsül nedeniyle 142 nci madde olarak kabul edilmiştir.


Hukuki İncelemeler

Dört Aşamalı Dilekçe Sistemi ve HMK 136’nın Yeri

HMK, ilk derece yargılamasını beş temel aşamaya ayırmıştır. Bunlardan birincisi olan “dilekçeler aşaması” (dilekçeler teatisi), dört dilekçenin karşılıklı verilmesiyle tamamlanır:

Sıra Dilekçe Veren Süre Düzenleyen Madde
1 Dava dilekçesi Davacı HMK 119
2 Cevap dilekçesi Davalı 2 hafta (tebliğden itibaren) HMK 126-127
3 Cevaba cevap dilekçesi Davacı 2 hafta (cevabın tebliğinden itibaren) HMK 136
4 İkinci cevap dilekçesi Davalı 2 hafta (cevaba cevabın tebliğinden itibaren) HMK 136

Bu dört dilekçenin verilmesi veya ilgili sürelerin geçirilmesiyle dilekçeler aşaması sona erer ve mahkeme ön inceleme (HMK 137-142) aşamasına geçer.

Cevaba Cevap ve İkinci Cevap Dilekçesinin Önemi

Bu dilekçeler, taraflara ilk dilekçelerini “tamamlama” ve karşı tarafın iddia/savunmalarına “cevap verme” imkânı sunar:

  • Cevaba cevap dilekçesi (replik): Davacının, davalının cevap dilekçesindeki savunma vakıalarına ve ilk itirazlarına cevap verdiği, gerektiğinde yeni delil bildirdiği dilekçedir. Davacı bu dilekçede, davalının savunma gerekçelerini çürütme ve kendi iddialarını pekiştirme amacı taşır.
  • İkinci cevap dilekçesi (düplik): Davalının, davacının cevaba cevap dilekçesindeki beyanlarına karşılık verdiği, savunmasını tamamladığı dilekçedir. Davalı bu dilekçede, davacının cevaba cevap dilekçesinde ileri sürdüğü yeni vakıalara cevap verebilir.

“Kıyasen Uygulama” İlkesi (Fıkra 2)

HMK 136/2, dava dilekçesi (HMK 119) ve cevap dilekçesi (HMK 129) hükümlerinin bu dilekçelere de “niteliğine aykırı düşmediği sürece kıyasen” uygulanacağını düzenler. Bu kuralın pratik sonuçları şöyledir:

  • Şekli unsurlar: Mahkeme adı, taraf bilgileri, imza gibi şekli unsurlar bu dilekçelerde de bulunmalıdır.
  • Vakıa ve delil bildirimi: Taraflar bu dilekçelerde yeni vakıa ileri sürebilir ve yeni delil bildirebilir — ancak yalnızca karşı tarafın dilekçesindeki iddia/savunmalara yanıt niteliğinde.
  • Süre uzatımı: Gerekçede, cevap süresinin uzatılmasına ilişkin HMK 127 hükümlerinin şartların gerçekleşmesi koşuluyla bu dilekçeler için de uygulanabileceği belirtilmiştir.
  • Niteliğine aykırı düşen hükümler: Örneğin, ilk itirazların cevap dilekçesinde ileri sürülmesi zorunluluğu (HMK 117) cevaba cevap dilekçesine kıyasen uygulanamaz; çünkü ilk itiraz hakkı davacıya değil davalıya tanınmıştır.

Avukat Görüşü: Dilekçeler Aşaması Tamamlanmadan Ön İncelemeye Geçilemez

HMK 137/2 açıkça, “ön inceleme duruşması tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemeyeceğini” düzenler. Bunun ön koşulu ise dilekçeler aşamasının usulüne uygun biçimde tamamlanmasıdır. Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, mahkemelerin dilekçeler aşamasını tamamlamadan — örneğin cevaba cevap veya ikinci cevap dilekçesi süresi dolmadan — ön incelemeye veya doğrudan tahkikata geçmesidir. Bu durum, Yargıtay tarafından savunma hakkının kısıtlanması olarak değerlendirilmekte ve bozma sebebi yapılmaktadır.

İddia ve Savunmanın Genişletilmesi Yasağı ile İlişkisi

HMK 141 uyarınca, dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra taraflar iddia ve savunmalarını genişletemez veya değiştiremezler. Bu yasağın başlangıç noktası, HMK 136’daki dört dilekçenin verilmesi veya sürelerinin geçmesidir. Dolayısıyla:

  • Cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri, tarafların “yeni vakıa ve delil bildirmelerine” izin verilen son dilekçelerdir.
  • Bu dilekçelerden sonra taraflar, karşı tarafın açık muvafakati olmadıkça yeni vakıa ileri süremez, savunmalarını genişletemez.
  • Bu nedenle, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerinin hazırlanması stratejik açıdan son derece önemlidir.

Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Esas: 2016/15235, Karar: 2019/3909 (Yargılama Aşamalarına Uyulmaması ve Dilekçeler Aşamasının Sistematik Bütünlüğü)

ÖZET: Tasarrufun iptali davasında, dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra ön inceleme ve sözlü yargılama aşamalarına usulüne uygun geçilmeden karar verilmesinin savunma hakkını kısıtladığı ve bozma sebebi olduğuna dair emsal karar.

Kararın Esası: Alacaklı tarafından borçlunun muvazaalı taşınmaz devirlerinin iptali istenmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Yargıtay 17. HD oy birliğiyle:

  • HMK’nın ilk derece yargılamasını beş aşamaya ayırdığını (dilekçeler aşaması, ön inceleme, tahkikat, sözlü yargılama, hüküm) vurgulayarak, her aşamanın usulüne uygun tamamlanması gerektiğini,
  • Dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasının (HMK 118, 126-136) düzgün biçimde işletilmesi gerektiğini,
  • Ön inceleme duruşmasında taraflar arasındaki uyuşmazlık noktalarının tespit edilmediğini,
  • Sözlü yargılama aşamasına geçileceğinin taraflara bildirilmediğini ve son sözlerinin sorulmadığını,
  • Bu usul ihlallerinin savunma hakkını kısıtladığını ve adil yargılanma hakkını etkilediğini tespit ederek kararı bozmuştur.

Ayrıca kabule göre de; tasarrufun iptali davasında borcun doğum tarihinin sözleşmenin imza tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini, kredi ilişkisinde sürekli yenilenen borç tarihinin esas alınamayacağını belirterek esastan da bozma yapmıştır.

Pratik Çıkarım: Bu karar, HMK 136’nın dilekçeler aşamasının sistematik bütünlüğü içindeki yerini vurgular. Dilekçeler aşaması (dava – cevap – cevaba cevap – ikinci cevap) tamamlanmadan ön incelemeye, ön inceleme tamamlanmadan tahkikata, tahkikat tamamlanmadan sözlü yargılamaya geçilmesi usul ihlalidir ve bozma sebebidir.


HMK Madde 136 (Tarafların İkinci Dilekçeleri) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Cevaba cevap dilekçesi vermek zorunlu mu?

Hayır, zorunlu değildir. HMK 136, davacıya cevaba cevap dilekçesi verme “hakkı” tanır, ancak bu bir zorunluluk değildir. Davacı cevaba cevap vermezse, dava dilekçesindeki iddialarıyla yetinmiş sayılır. Dilekçeler aşaması, iki haftalık sürenin geçmesiyle de tamamlanır.

İkinci cevap dilekçesinde yeni vakıa ileri sürebilir miyim?

Evet, ancak sınırlı olarak. İkinci cevap dilekçesinde davalı, davacının cevaba cevap dilekçesinde ileri sürdüğü yeni vakıalara karşılık verebilir ve bu kapsamda yeni delil bildirebilir. Ancak ilk cevap dilekçesinde hiç değinmediği tamamen yeni bir savunma vakıası ileri sürmesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağıyla (HMK 141) sınırlandırılmıştır.

Cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri için ek süre istenebilir mi?

Madde gerekçesinde, cevap süresinin uzatılmasına ilişkin HMK 127 hükümlerinin şartların gerçekleşmesi koşuluyla bu dilekçeler için de uygulanabileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla durum ve koşullar gerektiriyorsa, süre içinde mahkemeye başvurularak ek süre talep edilebilir.

Davalı cevap dilekçesi vermezse davacının cevaba cevap hakkı doğar mı?

Hayır. Cevaba cevap dilekçesi, davalının cevap dilekçesine karşı verilen bir dilekçedir. Davalı cevap dilekçesi vermemişse (HMK 128 uyarınca tüm vakıaları inkâr etmiş sayılır), ortada cevap dilekçesi bulunmadığından davacının cevaba cevap dilekçesi verme hakkı doğmaz. Bu durumda dilekçeler aşaması cevap süresinin dolmasıyla tamamlanır.

Dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra ne olur?

Dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra mahkeme ön inceleme aşamasına (HMK 137-142) geçer. Mahkeme ön inceleme duruşma günü belirleyerek taraflara tebligat yapar. Bu noktadan itibaren taraflar, karşı tarafın açık muvafakati olmadıkça iddia ve savunmalarını genişletemez veya değiştiremezler (HMK 141).


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.