Asıl Davanın Sona Ermesinin Karşı Davaya Etkisi (HMK Madde 134)

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 134. maddesi, “Dilekçelerin Karşılıklı Verilmesi” bölümünün ve karşı dava düzenlemelerinin kapanış hükmüdür. Tek fıkralık bu madde, usul hukukunun temel bir ilkesini kesin biçimde ortaya koyar: Karşı dava, asıl davanın varlığına bağlı olarak açılmış olsa bile, açıldıktan sonra ondan bağımsız bir dava niteliği kazanır. Asıl davanın feragat, kabul, sulh, görevsizlik, yetkisizlik veya başka herhangi bir sebeple sona ermesi, karşı davanın görülmesini ve karara bağlanmasını engellemez. Bu düzenleme, karşı dava açan davalının (karşı davacının) hak arama özgürlüğünü güvence altına alır ve asıl davanın akıbetine bağlı kılmaz.


HMK Madde 134: Kanun Metni

MADDE 134- (1) Asıl davanın herhangi bir sebeple sona ermesi, karşı davanın görülüp karara bağlanmasına engel oluşturmaz.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Maddede yer alan düzenleme ile, mahkemece birlikte görülüyor olmalarına rağmen, asıl davayla karşı davanın birbirinden bağımsız davalar olduğu hususu açıkça vurgulanmış ve bu çerçevede asıl davanın herhangi bir nedenle sona ermesinin, karşı davanın da sona ermesi sonucunu doğurmayacağı hususunun altı çizilmiştir.


Hukuki İncelemeler

Karşı Davanın Bağımsız Dava Niteliği

HMK 134, karşı dava kurumunun en temel özelliğini vurgular: karşı dava, asıl davanın “parçası” değil, ondan bağımsız ayrı bir davadır. Bu bağımsızlık ilkesinin somut sonuçları şöyledir:

  • Ayrı dava niteliği: Karşı dava, asıl davayla birlikte görülmekle beraber kendi dava numarasına, kendi talebine ve kendi hükmüne sahiptir.
  • Ayrı hüküm kurma zorunluluğu: Mahkeme, asıl dava ve karşı dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurmak zorundadır. Asıl dava hakkında karar verilirken karşı dava hakkında hiçbir karar verilmemesi, başlı başına bir bozma sebebidir.
  • Ayrı kanun yolu: Asıl dava ve karşı dava hakkında ayrı ayrı temyiz veya istinaf başvurusunda bulunulabilir.
  • Ayrı harç: Karşı dava için ayrı harç yatırılmış olup, bu harç asıl davanın akıbetinden bağımsızdır.

Asıl Davanın Hangi Sebeplerle Sona Ermesi Karşı Davayı Etkilemez?

HMK 134 “herhangi bir sebeple” ifadesini kullanarak kapsamı son derece geniş tutmuştur. Bu nedenle asıl davanın aşağıdaki sebeplerle sona ermesi, karşı davanın devamını engellemez:

  • Feragat (HMK 307): Davacının davasından vazgeçmesi.
  • Kabul (HMK 308): Davalının davacının talebini kabul etmesi.
  • Sulh (HMK 313): Tarafların asıl dava konusunda anlaşması.
  • Görevsizlik kararı: Asıl davada görevli mahkemenin farklı olduğuna karar verilmesi.
  • Yetkisizlik kararı: Asıl dava için yetkili mahkemenin başka olduğunun tespiti.
  • Dava şartı yokluğu: Asıl davanın usulden reddedilmesi (husumet, hukuki yarar yokluğu vb.).
  • Davanın açılmamış sayılması: HMK 150 kapsamında tarafların duruşmaya gelmemesi.

Avukat Görüşü: Uygulamada En Sık Yapılan Hata

HMK 134’ün en sık ihlal edildiği durum, yerel mahkemelerin asıl dava hakkında karar verirken karşı dava hakkında hiçbir hüküm kurmamalarıdır. Bu hata, Yargıtay tarafından istikrarlı biçimde bozma sebebi yapılmaktadır. Aşağıda özetlenen kararda da bu durum açıkça görülmektedir.

Bu hatanın nedeni, uygulamada bazı mahkemelerin karşı davayı asıl davanın “eki” veya “parçası” olarak algılamasıdır. Oysa HMK 134, karşı davanın bağımsızlığını tartışmaya yer bırakmayacak biçimde ortaya koymuştur. Asıl dava reddedilmiş, düşmüş veya başka bir sebeple sona ermiş olsa bile, mahkemenin karşı dava hakkında ayrıca ve müstakil bir karar vermesi Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir gereğidir.

Boşanma Davalarında Karşı Dava Bağımsızlığı

HMK 134’ün en yoğun uygulama alanı bulduğu dava türlerinden biri boşanma davalarıdır. Uygulamada, eşlerden birinin açtığı boşanma davasına diğer eşin karşı boşanma davası açması son derece yaygındır. Asıl boşanma davası reddedilse bile, karşı boşanma davası bağımsız olarak incelenip karara bağlanır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihadı da bu yöndedir: asıl boşanma davasının feragat veya ret ile sonuçlanması, karşı boşanma davasının esastan incelenmesine engel teşkil etmez.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Esas: 2016/6501, Karar: 2016/5473 (Asıl Dava Sona Erse Bile Karşı Dava Hakkında Karar Verilmesi Zorunluluğu)

ÖZET: Trafik kazasından kaynaklanan tazminat davasında asıl dava reddedilmesine rağmen karşı dava hakkında hiçbir karar verilmemesinin bozma sebebi sayıldığına dair emsal karar.

Kararın Esası: Davacı, seyir halindeyken İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne ait polis aracının ters yöne girerek aracına çarpması sonucu yaralanmış ve maddi-manevi tazminat davası açmıştır. Davalı polis memuru, süresi içinde cevap dilekçesinde karşı dava açarak kendisi de tazminat talep etmiştir.

Yerel mahkeme, asıl dava bakımından:

  • Davalı polis memuru hakkında “husumet” nedeniyle red kararı,
  • Davalı Emniyet Müdürlüğü hakkında “idari yargının görev alanında kalması” sebebiyle dava şartı yokluğundan red kararı vermiş; ancak karşı dava hakkında olumlu veya olumsuz hiçbir karar vermemiştir.

Yargıtay 17. HD oy birliğiyle:

  • HMK 134/1 uyarınca asıl davanın sona ermesinin karşı davanın görülüp karara bağlanmasını engellemediğini,
  • Karşı davanın bağımsız bir dava olduğunu,
  • Karşı dava hakkında karar verilmemesinin başlı başına bozma sebebi olduğunu tespit ederek kararı bozmuştur.

Ayrıca, kabule göre de KTK 106 ve 110. maddeleri uyarınca kamu araçlarının verdiği zararlardan doğan sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi gerektiğini belirterek, Emniyet Müdürlüğü yönünden verilen görevsizlik kararının da hatalı olduğunu ortaya koymuştur.


HMK Madde 134 (Asıl Davanın Sona Ermesi) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Asıl davadan feragat edersem karşı dava da düşer mi?

Hayır. HMK 134, asıl davanın “herhangi bir sebeple” sona ermesinin karşı davayı etkilemeyeceğini açıkça düzenler. Davacının feragati yalnızca kendi talebini sona erdirir; karşı dava bağımsız olarak görülüp karara bağlanır.

Asıl dava görevsizlik kararıyla başka mahkemeye gönderilirse karşı dava ne olur?

Görevsizlik kararı asıl davanın sona erme biçimlerinden biridir. Karşı dava bağımsız niteliğini korur. Ancak uygulamada asıl davanın ve karşı davanın aynı mahkemede birlikte görülmesi usul ekonomisi gereği tercih edildiğinden, görevli mahkemenin her iki dava hakkında da karar vermesi beklenir.

Mahkeme karşı dava hakkında karar vermezse ne olur?

Bu durum, açık bir usul hukuku ihlalidir ve Yargıtay tarafından istikrarlı biçimde bozma sebebi yapılmaktadır. Yargıtay 17. HD’nin 2016/6501 E. sayılı kararında da belirtildiği üzere, karşı dava hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi tek başına bozmayı gerektirir.

Boşanma davalarında da karşı dava bağımsız mıdır?

Evet. Asıl boşanma davası reddedilse veya feragatle sonuçlansa bile, karşı boşanma davası bağımsız olarak incelenir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihadına göre, asıl boşanma davasının akıbeti karşı boşanma davasının esastan incelenmesine engel teşkil etmez.

HMK 132, 133 ve 134 birlikte nasıl okunmalıdır?

Bu üç madde karşı dava kurumunun bütünsel çerçevesini oluşturur: HMK 132 karşı dava açmanın şartlarını, HMK 133 karşı davanın süresini ve açılma biçimini, HMK 134 ise karşı davanın bağımsızlığını düzenler. Bu üç madde birlikte okunduğunda, kanun koyucunun karşı davayı asıl davadan ayrı, bağımsız ve korunan bir hak arama yolu olarak tasarladığı anlaşılmaktadır.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.