Karşı Davanın Açılması ve Süresi: Cevap Dilekçesi ile Açılma Zorunluluğu (HMK Madde 133)
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 133. maddesi, karşı davanın “ne zaman” açılması gerektiğini düzenleyen kısa ama kesin bir hükümdür. Madde, karşı dava açılabilmesi için iki alternatif yol sunar: cevap dilekçesinin içinde veya esasa cevap süresi (iki hafta, uzatılmışsa ek süre dahil) içinde ayrı bir dilekçeyle. Önceki HUMK döneminde karşı davanın yalnızca cevap dilekçesiyle açılabilmesi öngörülürken, HMK cevap süresi içinde ayrı bir dilekçeyle de açılabilmesine imkân tanıyarak esneklik sağlamıştır. Maddenin ikinci fıkrası ise süresinden sonra karşı dava açılması halinde mahkemenin bu davayı reddetmeyeceğini, aksine asıl davadan ayırarak bağımsız bir dava olarak devam ettireceğini düzenler — bu, HMK 132/2 ile birlikte okunduğunda karşı dava kurumunun usul ekonomisine uyumlu bir yapıda tasarlandığını gösterir.
HMK Madde 133: Kanun Metni
MADDE 133- (1) Karşı dava, cevap dilekçesiyle veya esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçe verilmek suretiyle açılır.
(2) Süresinden sonra karşı dava açılması hâlinde, mahkeme davaların ayrılmasına karar verir.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Maddenin birinci fıkrasında yer alan düzenleme ile, karşı davanın esasa cevap dilekçesiyle yahut esasa cevap süresi içerisinde verilecek ayrı bir dilekçeyle açılabileceği hususu hüküm altına alınmıştır. Karşı dava niteliği gereği zaten cevap dilekçesiyle yahut esasa cevap süresi içerisinde açılması gerekir. Burada yenilik arz eden nokta, karşı davanın esasa cevap süresi içerisinde, cevap dilekçesinin dışında ayrı bir dilekçe verilmek suretiyle de açılmasının mümkün kılınmış bulunmasıdır.
Maddenin ikinci fıkrasında ise süresinden sonra karşı dava açılması hâlinde, yargılamanın sürüncemede kalmasını önlemek amacıyla karşı dava açılabilmesi için Kanunun aradığı diğer şartlar gerçekleşmiş bulunsa bile, mahkemenin kendiliğinden dahi asıl davayla ona karşı açılmak istenen davanın ayrılmasına karar vereceği hususu hükme bağlanmıştır.
Hukuki İncelemeler
Karşı Dava Açma Süresi: İki Alternatif Yol
HMK 133/1, karşı dava açılması için iki yol öngörmüştür:
1. Cevap Dilekçesi İçinde: Davalı, asıl davaya cevap verirken aynı dilekçede karşı dava talebini de ileri sürebilir. Bu durumda cevap dilekçesi hem savunma hem de karşı dava dilekçesi işlevi görür. Karşı dava talebi, ayrı bir bölüm halinde ve talep sonucu açıkça belirtilerek yazılmalıdır.
2. Esasa Cevap Süresi İçinde Ayrı Dilekçeyle: Davalı, cevap dilekçesini verdikten sonra bile — cevap süresi henüz dolmadığı sürece — ayrı bir dilekçeyle karşı dava açabilir. Bu, HMK’nın getirdiği bir yeniliktir. HUMK döneminde karşı dava yalnızca cevap dilekçesiyle açılabiliyordu. HMK, cevap dilekçesini hazırlarken karşı dava talebini henüz netleştiremeyen davalıya, süre içinde ayrı dilekçeyle başvurma imkânı tanımıştır.
Süre hesabı: Esasa cevap süresi, dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki haftadır (HMK m. 127). HMK 127 uyarınca ek süre verilmişse, karşı dava bu uzatılmış süre içinde de açılabilir.
Avukat Görüşü: Süresinden Sonra Açılan Karşı Davanın Akıbeti
HMK 133/2, süresinden sonra açılan karşı dava için “red” değil “ayrılma” müeyyidesi öngörmüştür. Bu, son derece önemli bir usul hukuku tercihi olup davalının hak kaybını önlemeye yöneliktir:
- Süresinden sonra açılan karşı dava reddedilmez — mahkeme bu davayı asıl davadan ayırır.
- Ayrılan dava, bağımsız bir dava olarak yeni bir esasa kaydedilir ve kendi usul kurallarıyla yürütülür.
- Ancak artık bu dava, asıl davayla birlikte görülme avantajını kaybeder. İki dava arasındaki bağlantı, birleştirme kararı (HMK m. 166) verilmediği sürece birlikte yargılanmayı gerektirmez.
Bu düzenlemenin pratik sonucu şudur: Tarafın cevap süresini kaçırması halinde karşı dava talebi tamamen ortadan kalkmaz; ancak ayrı dava olarak devam edeceğinden yeni harç ve masraf yükümlülüğü doğar.
Karşı Davada Mahsup Talebi: Def’i mi, İtiraz mı?
Uygulamada sıklıkla tartışılan bir mesele, davalının “mahsup” talebinin hukuki niteliğidir. HMK 132/1-b, karşı dava şartı olarak takas veya mahsup ilişkisini saymıştır. Ancak mahsup talebinin karşı dava olarak mı ileri sürülmesi gerektiği, yoksa savunma (def’i) olarak mı değerlendirileceği önemli bir ayrımdır:
- Def’i olarak mahsup: Davalı, davacının alacağını karşılayan kısmı “mahsup” olarak savunmada ileri sürer. Bu durumda ayrı harç gerekmez; ancak esasa cevap süresi içinde bildirilmelidir. Aksi halde savunmanın genişletilmesi yasağına (HMK m. 141) takılır.
- Karşı dava olarak mahsup: Davalının alacağı davacının alacağını aşıyorsa, fazla kısım için karşı dava açılması zorunludur. Bu durumda karşı dava harcı ödenmeli ve HMK 133’teki sürelere uyulmalıdır.
Karşı Dava Dilekçesinin İçeriği
Karşı dava bağımsız bir dava niteliğinde olduğundan, karşı dava dilekçesinin HMK 119’daki dava dilekçesi unsurlarını taşıması gerekir. Özellikle:
- Talep sonucunun açık ve belirli olması,
- Dava konusu değerinin belirtilmesi ve buna göre harcın yatırılması,
- Vakıaların ve delillerin somutlaştırılması zorunludur.
Cevap dilekçesi içinde karşı dava açılıyorsa, hem cevap dilekçesine ilişkin HMK 129 unsurlarının hem de karşı davaya ilişkin HMK 119 unsurlarının aynı dilekçede yer alması gerekir.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Esas: 2021/5475, Karar: 2022/5960 (Süresinde Açılmayan Karşı Davanın Ayrılması ve İstinaf İtirazlarının İncelenmesi)
ÖZET: Elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davasında süresinde açılmayan karşı davanın HMK 133/2 uyarınca ayrılması gerektiği ve bölge adliye mahkemesinin davalının istinaf itirazlarını incelemeden karar vermesinin bozma sebebi sayıldığına dair emsal karar.
Kararın Esası: Boşanma sonrası taşınmazda oturma hakkı uyuşmazlığında, davacı eski eş elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talep etmiştir. Davalı ise karşı dava açmış, ancak bu karşı dava süresinde açılmamıştır. Yerel mahkeme asıl davanın reddine karar vermiştir. Davalı vekili, karşı davanın süresinde açılmadığının tespiti halinde HMK 133 gereği davaların ayrılmasına karar verilip karşı davanın ayrı bir esasa kaydedilmesi gerektiğini istinaf ve temyiz aşamalarında ileri sürmüştür.
Yargıtay 7. HD oy birliğiyle:
- Asıl dava bakımından yerel mahkemenin kararında isabetsizlik bulunmadığını (davacının temyiz itirazlarının reddine),
- Ancak bölge adliye mahkemesinin davalı vekilinin istinaf itirazlarını hiç incelemeden karar verdiğini, bu durumun usule aykırı olduğunu tespit ederek BAM kararını bozmuştur.
Pratik Çıkarım: Karşı davanın süresinde açılmadığı tespit edildiğinde, mahkemenin yapması gereken şey karşı davayı reddetmek değil, HMK 133/2 uyarınca davaları ayırarak karşı davayı bağımsız bir esasa kaydetmektir. BAM’ın bu talebi incelemeden geçmesi bozma sebebi sayılmıştır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi Esas: 2021/6030, Karar: 2022/4660 (Mahsup Talebinin Def’i/İtiraz Niteliği ve HMK 133 Kapsamında Değerlendirilmesi)
ÖZET: Menfi tespit davasında davalının cevap dilekçesinde ileri sürmediği SGK prim ödemelerine ilişkin mahsup talebinin hukuki niteliği ve karşı dava süresine ilişkin emsal karar.
Kararın Esası: Taşeronluk sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit davasında, davalı yüklenici, davacı taşeronun SGK prim borçlarını kendisinin ödediğini iddia ederek mahsup talebinde bulunmuştur. Ancak bu talep cevap dilekçesinde ileri sürülmemiştir. Yerel mahkeme, bu talebin savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında kaldığını gerekçesiyle reddetmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 15. HD bozma kararında:
- SGK prim ödemelerine ilişkin talebin, aynı hukuki ilişkiden doğan ve sözleşmenin 13. maddesi kapsamında taşeronun yüklendiği edimin yüklenici tarafından yerine getirilmesi iddiası olması nedeniyle mahsup itirazı niteliğinde olduğunu,
- Savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir.
Yerel mahkeme direnmiş, HGK direnme kararını bozmuş, ancak uzun süren yargılama sürecinde menfi tespit kararı kesinleşmiştir. Nihai kararda mahkeme, kesinleşmiş ilam nedeniyle mahsup itirazının konusuz kaldığını gerekçe göstermiştir.
Yargıtay 6. HD oy birliğiyle:
- Bozma ilamına uyulmasına karar verildiğinden davalı lehine usuli kazanılmış hak doğduğunu,
- Mahkemece bozma gereğinin yerine getirilmesi gerektiğini,
- Bozma doğrultusunda uzman bilirkişi raporu alınarak sonuca varılması gerektiğini tespit ederek kararı bozmuştur.
HMK Madde 133 (Karşı Davanın Açılması ve Süresi) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Karşı davayı cevap dilekçesinden ayrı bir dilekçeyle açabilir miyim?
Evet. HMK 133/1, karşı davanın cevap dilekçesiyle veya esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçeyle açılabilmesine olanak tanır. Bu, HUMK döneminden farklı olarak HMK’nın getirdiği bir yeniliktir. Ancak ayrı dilekçe de cevap süresi içinde verilmelidir.
Cevap süresini kaçırırsam karşı dava hakkım tamamen kaybolur mu?
Hayır. HMK 133/2, süresinden sonra açılan karşı davanın reddedilmeyeceğini, mahkemenin davaların ayrılmasına karar vereceğini düzenler. Karşı davanız asıl davadan ayrılarak bağımsız bir dava olarak yeni bir esasa kaydedilir. Ancak asıl davayla birlikte görülme avantajı kaybolur.
Karşı dava için ayrıca harç yatırmak gerekir mi?
Evet. Karşı dava bağımsız bir dava niteliğindedir. Talep sonucuna göre nispi veya maktu harç ödenmesi zorunludur. Cevap dilekçesi içinde açılsa bile karşı dava için ayrı harç hesaplanır.
Ek cevap süresi verilmişse karşı dava bu süre içinde açılabilir mi?
Evet. HMK 127 uyarınca mahkemece ek cevap süresi verilmişse, karşı dava bu uzatılmış süre içinde de açılabilir. Çünkü ek süre, esasa cevap süresinin bir parçasıdır.
Mahsup talebimi karşı dava olarak mı açmalıyım yoksa savunmada mı ileri sürmeliyim?
Bu, talebinizin kapsamına bağlıdır. Mahsup talebiniz davacının alacağını karşılayan miktarla sınırlıysa savunma (def’i) olarak ileri sürebilirsiniz. Ancak alacağınız davacının alacağını aşıyorsa, fazla kısım için karşı dava açmanız gerekir. Her durumda, savunma olarak ileri sürecekseniz bile bunu esasa cevap süresi içinde bildirmeniz önerilir.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.