Karşı Dava Açılabilmesinin Şartları: Bağlantı ve Takas İlişkisi (HMK Madde 132)
Karşı dava, davalının pasif savunma konumundan çıkarak aynı mahkemede ve aynı yargılama sürecinde davacıya karşı kendi taleplerini ileri sürmesini sağlayan bir hukuki kurumdur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 132. maddesi, karşı davanın açılabilmesi için gerekli üç temel şartı belirler: asıl davanın açılmış ve görülmekte olması, karşı davadaki taleple asıl davadaki talep arasında takas/mahsup ilişkisi veya bağlantı bulunması ve karşı davaya karşı yeniden dava açılamaması. Bu şartlar kümülatiftir — tümünün birlikte gerçekleşmesi gerekir. Maddede dikkat çeken bir yenilik de, karşı dava şartlarının gerçekleşmemesi halinde mahkemenin davayı reddetmemesi, bunun yerine karşı davanın asıl davadan ayrılmasına karar vererek usul ekonomisini korumasıdır.
HMK Madde 132: Kanun Metni
MADDE 132- (1) Karşı dava açılabilmesi için;
a) Asıl davanın açılmış ve hâlen görülmekte olması,
b) Karşı davada ileri sürülecek olan talep ile asıl davada ileri sürülen talep arasında takas veya mahsup ilişkisinin bulunması yahut bu davalar arasında bağlantının mevcut olması, şarttır.
(2) Belirtilen bu şartlar gerçekleşmeden karşı dava açılacak olursa, mahkeme, talep üzerine yahut resen, karşı davanın asıl davadan ayrılmasına; gerekiyorsa dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verir.
(3) Karşı davaya karşı, dava açılamaz.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Maddenin birinci fıkrasında yer alan düzenlemeyle, hukuk uygulamamızda önemli bir yeri bulunan karşı dava kurumunun işlerlik kazanabilmesinin şartları belirlenmiştir. Karşı dava açılabilmesi için şu şartların bir arada bulunması gerekir.
Asıl davanın açılmış ve hâlen görülmekte olması; karşı dava, niteliği gereği açılmış ve hâlen görülmekte olan bir davanın varlığını zorunlu kılar. Çünkü, açılmış ve hâlen görülmekte olan bir davanın davalısının cevap dilekçesinde, asıl davanın davacısına karşı, asıl davanın görüldüğü mahkemede bir dava açması hâlinde, ancak karşı davadan söz edilebilir.
Karşı davada ileri sürülecek olan taleple, asıl davada ileri sürülen talep arasında, takas veya mahsup ilişkisinin bulunması yahut bunun dışında kalan bir başka bağlantının mevcut olması gerekir. Buradaki bağlantıdan maksat, asıl taleple karşı davada ileri sürülebilecek talebin, aynı yahut birbirine benzer sebeplerden doğmuş yahut biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek bir nitelikte bulunmasıdır.
Maddenin ikinci fıkrasında ise bir davanın şartlarının gerçekleşmemesine rağmen karşı dava olarak açılması hâlinde, asıl davaya bakan mahkemenin talep üzerine yahut kendiliğinden karşı dava olarak açılan davanın, asıl davadan ayrılmasına ve gerekiyorsa o davaya ilişkin dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesine karar vermesi gerektiği hususu hüküm altına alınmıştır. Böylelikle, karşı davanın kabule şayan olmadığı itirazı, bir ilk itiraz olmaktan çıkartılmış, koşulları oluşmadan bir karşı dava açılması hâlinde, mahkemenin talep üzerine yahut kendiliğinden ayırma kararı vererek, karşı dava olarak açılan davanın görevli mahkemesine gönderilmesinin sağlanması olanağı yaratılmak suretiyle, usul ekonomisi ilkesine de uygunluk sağlanmıştır. Aralarında hiçbir bağlantı bulunmayan davaların birlikte görülmesinin önüne geçilmiştir.
Maddenin üçüncü fıkrasında ise karşı davaya karşı, karşı dava açılamayacağı açıkça hükme bağlanarak, karşı davanın tevali ettirilmesi engellenmiştir. Bununla yargılamanın sürüncemede bırakılmasının önüne geçilmek istenmiştir.
Adalet Komisyonu Değişiklik Gerekçesi
Tasarının 137 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “talebin” ibaresi anlamı kuvvetlendirmek amacıyla “talep arasında” şeklinde değiştirilmiş ve madde teselsül nedeniyle 138 inci madde olarak kabul edilmiştir.
Hukuki İncelemeler
Karşı Dava Açmanın Üç Kümülatif Şartı
HMK 132, karşı dava açılabilmesi için üç şartı birlikte aramaktadır:
1. Asıl Davanın Açılmış ve Görülmekte Olması: Karşı dava, bağımsız bir dava türü değildir; varlığını asıl davanın varlığına borçludur. Asıl dava henüz açılmamışsa veya kesinleşerek sona ermişse karşı dava açılamaz. Asıl davanın herhangi bir sebeple düşmesi (feragat, kabul, sulh vb.) halinde karşı dava da etkilenir; ancak karşı dava bağımsız bir dava olarak devam edebilir.
2. Takas/Mahsup İlişkisi veya Bağlantı: Karşı davadaki taleple asıl davadaki talep arasında:
- Takas ilişkisi — Her iki tarafın karşılıklı, muaccel ve aynı cinsten alacaklarının bulunması (TBK m. 139 vd.),
- Mahsup ilişkisi — Bir tarafın alacağının diğerinin borcundan düşülmesi,
- Bağlantı — Her iki talebin aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olması.
Bu üç durumdan en az birinin varlığı yeterlidir.
3. Karşı Davaya Karşı Dava Yasağı (Fıkra 3): Kanun koyucu, yargılamanın sonsuz bir döngüye girmesini önlemek amacıyla karşı davaya karşı yeniden karşı dava açılmasını kesin olarak yasaklamıştır. Asıl davanın davacısı, karşı davaya karşı ancak “cevaba cevap” dilekçesiyle savunma yapabilir; ayrı bir karşı dava açamaz.
Avukat Görüşü: Karşı Dava Şartları Gerçekleşmezse Ne Olur?
HMK 132/2, önceki HUMK döneminden önemli bir sapma içerir. HUMK sisteminde, karşı dava şartlarının bulunmaması bir ilk itiraz olarak değerlendiriliyordu. HMK ise bu yaklaşımı terk etmiştir. Artık karşı dava şartları gerçekleşmeden açılan dava reddedilmez; bunun yerine mahkeme:
- Talep üzerine veya resen karşı davayı asıl davadan ayırır,
- Gerekiyorsa dosyayı görevli mahkemeye gönderir.
Bu düzenleme, usul ekonomisi ilkesinin bir yansımasıdır. Davalının açtığı karşı dava şeklen “karşı dava” olarak nitelendirilemese bile, bağımsız bir dava olarak değerlendirilerek yargılamanın devamı sağlanır. Böylece davalının mahkeme masrafı ve zaman kaybı minimize edilir.
Karşı Dava ile Karıştırılan Kavramlar
Uygulamada karşı dava, birçok farklı usul hukuku kurumu ile karıştırılmaktadır:
- Savunma (Def’i): Davalının, davacının talebini bertaraf etmek için ileri sürdüğü maddi hukuk itirazıdır (zamanaşımı, ödeme, ibra vb.). Savunma bir “dava” değildir, harç gerektirmez ve ayrı bir talep sonucu içermez.
- Takas def’i: Davalı, davacıya karşı olan alacağını “takas” yoluyla savunma olarak ileri sürebilir. Bu durumda ayrı bir harç yatırılması gerekmez. Ancak davalı alacağının asıl dava alacağından fazlasını talep ediyorsa, bu fazla kısım için karşı dava açması zorunludur.
- Asli müdahale (HMK 65): Davaya üçüncü bir kişinin, dava konusu şeyin kendisine ait olduğunu ileri sürerek katılmasıdır. Asli müdahil ne davacı ne davalı tarafın yanında yer alır; her iki tarafa da karşı bağımsız bir talep ileri sürer.
- İhtiyari dava arkadaşlığı (HMK 57-58): Birden fazla kişinin ortak bir hukuki ilişkiden kaynaklanan taleplerini birlikte ileri sürmesidir. İhtiyari dava arkadaşları bağımsız taraflardır ve birinin işlemleri diğerini etkilemez.
Karşı Dava Ne Zaman Açılmalıdır?
HMK 133’te (bir sonraki madde) düzenlenen süre kuralına göre karşı dava, cevap dilekçesiyle veya esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçeyle açılmalıdır. Süresinden sonra açılan karşı dava, bağımsız bir dava olarak kaydedilir ve asıl davayla birleştirilmez.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Esas: 2016/6140, Karar: 2019/4845 (Karşı Dava, Asli Müdahale ve İhtiyari Dava Arkadaşlığı Ayrımı — Muris Muvazaası)
ÖZET: Muris muvazaası davasında dava dışı mirasçının harçlandırarak davaya katılmasının asli müdahale mi, ihtiyari dava arkadaşlığı mı, yoksa karşı dava mı olduğuna dair emsal karar. Çoğunluk ve karşı oy birlikte.
Kararın Esası: Miras bırakanın 13 parça taşınmazını oğlu davalıya satış ve ölünceye kadar bakma akdiyle devrettiği olayda, miras bırakanın torunları olan davacılar tapu iptali ve tescil davası açmıştır. Yargılama devam ederken, dava dışı bir başka mirasçı (Nigar) harcını yatırarak kendi miras payına ilişkin taleple davaya katılmıştır.
Yargıtay 1. HD oy çokluğuyla:
- Dava dışı mirasçının katılımının HMK 65 anlamında asli müdahale olmadığını (çünkü asli müdahale dava konusu edilen şey hakkındaki hak iddiasına dayanır, burada ise davacılarla aynı nitelikte bir talep ileri sürülmüştür),
- Usul hukukumuzda “dahili dava” müessesesinin bulunmadığını, bir kimseye dahili dava yoluyla taraf sıfatı verilemeyeceğini,
- Asıl dava bakımından ise muris muvazaası iddiasının kanıtlanamadığını (tanık beyanları, terekede kalan taşınmaz miktarı ve ölünceye kadar bakma akdinin makul ölçüde olması gerekçesiyle) tespit ederek kararı bozmuştur.
Karşı oy yazısında ise:
- Dava dışı mirasçının katılımının ihtiyari dava arkadaşlığı niteliğinde olduğu, HMK 57-58’in bunu mümkün kıldığı,
- HMK 132/2’nin karşı dava şartları oluşmasa bile davanın reddini değil ayrılmasını öngördüğü, bu kuralın kıyasen uygulanabileceği,
- Usul ekonomisi ilkesinin (Anayasa m. 141, HMK m. 30) aynı yargılama ve masrafın yeniden yapılmasını gerektiren bir sonucun reddini zorunlu kıldığı savunulmuştur.
HMK Madde 132 (Karşı Dava Açılabilmesinin Şartları) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Karşı dava açmak için harç yatırmak gerekir mi?
Evet. Karşı dava, bağımsız bir dava niteliğindedir ve dava dilekçesine ilişkin tüm kurallar (harç yatırma, HMK 119 şartları) geçerlidir. Karşı davada ileri sürülen talep sonucuna göre ayrıca nispi veya maktu harç ödenmesi zorunludur.
Asıl dava düşerse karşı dava da düşer mi?
Kural olarak hayır. Karşı dava, asıl davanın varlığına bağlı olarak açılmış olsa da, açıldıktan sonra bağımsız bir dava niteliği kazanır. Asıl davanın feragat, kabul veya sulh ile sona ermesi, karşı davanın da kendiliğinden düşmesi sonucunu doğurmaz; karşı dava bağımsız olarak sonuçlandırılır.
Karşı davada asıl davadaki taleple hiç bağlantı yoksa ne olur?
Mahkeme, karşı dava şartlarının gerçekleşmediğini tespit ederse davayı reddetmez. Bunun yerine HMK 132/2 uyarınca karşı davayı asıl davadan ayırır ve gerekiyorsa dosyayı görevli mahkemeye gönderir. Böylece davalının hak kaybı önlenir.
Karşı davaya karşı dava açabilir miyim?
Hayır. HMK 132/3, karşı davaya karşı yeniden karşı dava açılmasını kesin olarak yasaklamıştır. Kanun koyucu, karşı davaların zincir halinde devam etmesini önleyerek yargılamanın sürüncemede kalmasının önüne geçmiştir. Asıl davanın davacısı, karşı davaya karşı yalnızca cevaba cevap dilekçesiyle savunma yapabilir.
Takas def’i ile karşı dava arasındaki fark nedir?
Takas def’i, davalının davacıya karşı olan alacağını savunma olarak ileri sürmesidir ve ayrı harç gerektirmez. Davalı, alacağının davacının alacağını karşılayan kısmını takas yoluyla bertaraf eder. Ancak davalının alacağı davacının alacağından fazlaysa, bu fazla kısım için karşı dava açılması gerekir; çünkü takas def’i yalnızca davacının talebini karşılayan miktarla sınırlıdır.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.