Davada Tarafta İradi Değişiklik ve Kabul Edilebilir Yanılgı (HMK Madde 124)
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124. maddesi, usul hukukumuzdaki en yenilikçi ve hak kayıplarını önleyen “kurtarıcı” düzenlemelerden biridir. Eski HUMK döneminde uygulanan katı “şekli taraf teorisi” gereği, davanın yanlış kişiye (örneğin yanlış şirkete veya tüzel kişiliği olmayan bir şubeye) karşı açılması halinde dava doğrudan “husumet yokluğundan” reddedilmekte, davacı hem ağır vekâlet ücretleri ödemekte hem de zamanaşımı sürelerini kaçırmaktaydı. HMK 124 ile birlikte, taraf değişikliği kural olarak karşı tarafın “açık rızasına” bağlanmış olsa da; maddi hata veya kabul edilebilir bir yanılgı (örneğin temsilcide yanılma) durumlarında hâkime, karşı tarafın rızasını aramaksızın husumeti doğru kişiye yöneltme imkânı tanınmıştır.
HMK Madde 124: Kanun Metni
MADDE 124- (1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür.
(2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır.
(3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir.
(4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Maddeyle, davacının davalı tarafın açık rızası ile taraf değişikliği yapabileceği; yani görülmekte olan davanın davalısından bir başka kişiye davayı yöneltip, yeni davalıya karşı yürütmesi imkânı, maddî hukuk esasları çerçevesinde öngörülmüştür. Açık rızadan söz edilmek suretiyle, hâkimin davalı tarafa taraf değişikliği konusunda, rızasının bulunup bulunmadığı hususunu açıkça sorması esası da düzenlenmiş olmaktadır.
Adalet Komisyonu Değişiklik Gerekçesi
Tasarının 129 uncu maddesinin görüşmesi esnasında aşağıdaki gerekçelerle önerge verilmiştir.
“Hukukumuzda taraflar bakımından esasen şeklî taraf teorisi kabul edilmektedir. Yani, davayı açan davacıdır, kendisine karşı dava açılan ise davalıdır. Dava açıldıktan sonra da sadece dava açanı değil, diğer tarafı da ilgilendiren, mahkemeyi de içine alan bir üçlü ilişki ortaya çıkmakta, uyuşmazlığın çözümü bakımından karşı taraf da söz hakkına sahip bulunmaktadır. Bu sebepledir ki, taraf değişikliğinde karşı tarafın rızası da aranmaktadır. Ancak, bu kuralın çok katı uygulanması, hem şeklî taraf teorisinin özünü zedeleyip, amacı dışında çok katı uygulanması sonucunu doğurarak adeta yargılama ilişkisini, katı bir forma dönüştürmektedir hem de yeni ve aslında gereksiz birtakım yargılamalara yol açarak usûl ekonomisi ilkesini de zedelemektedir. Yargı kararlarında, bazen çerçevesi de geniş tutularak, temsilcide yanılma ya da maddî hatadan kaynaklanan yanılma olarak nitelenen durumlarda, karşı tarafın rızası aranmadan taraf değişikliğine izin verilerek, ortaya çıkan bu sakınca giderilmeye çalışılmaktadır. Ancak, bu içtihatlar, kanunî düzenleme karşısında sorunu tam olarak çözememekte, sınırlı kalmakta, bazen de kanunî düzenlemeyi zorlamaktadır. Oysa, taraflar gösterilirken bazen maddî hata sebebiyle bir yanılgı ortaya çıkabilir; aslında muhatabı belli olan uyuşmazlık, bu hata sebebiyle mevcut olmayan ya da farklı kişiye karşı yürütülebilir. Böyle bir durumda, mutlaka karşı tarafın rızasını aramak, yargılamanın kaderini gerçekte muhatap olmaması gereken bir kişinin rızasına bağlamak anlamına gelebilir ve yargılama gereksiz yere uzayabilir, hatta yeni dava açılması sonucu ortaya çıkabilir. Bu sebeple, maddî hatadan dolayı muhatabın yanlış gösterilmesi hâlinde, diğer tarafın rızası aranmadan taraf değişikliği kabul edilmiştir. Ayrıca, bazen davacı, tüm özeni göstermiş, tüm araştırmayı yapmış olmasına rağmen dava açacağı kişiyi doğru tespit edememiş olabilir. Nitekim, uygulamada temsilcide yanılma olarak nitelenen durumlarda, bu haklı bir yanılma kabul edilerek, diğer tarafın rızası aranmadan yargılama gerçek muhataba karşı yürütülmektedir. Aynı şekilde, yanılma, diğer tarafın davranış ya da işlemlerinden veya hukukî ilişkinin karmaşık niteliğinden de kaynaklanabilir. Örneğin, holding şeklindeki şirketlerde muhatabın doğru tespitinin tam olarak mümkün olmaması, hukukî ilişkide farklı temsilci ya da vekillerin asıl tarafmış gibi davranması durumlarında, gerçek taraf, verilen cevap ya da yargılama işlemleriyle anlaşılabilecektir. Keza, kısa süre önce işlem yapılmış ya da sadece vekiliyle muhatap olunmuş bir işlemden sonra muhatabın ölmesi hâlinde, mirasçıları değil, ölen kişiye dava açılmasında da benzer bir durum vardır. Böyle durumlarda, tarafın, yargılamayı uzatmak yönünde niyeti olamayacağı gibi bunda hukukî yararı da yoktur. Verilen örneklerdeki gibi, yanlış taraf gösterilmesi dürüstlük kuralına aykırı değilse, ortaya çıkan dava ilişkisi sebebiyle daha üstün bir yarar dikkate alınarak, yargılamaya gerçek tarafla devam etmekte yarar vardır. Böyle bir durumda, karşı tarafın rızası aranmadan hâkimın kabulüyle yeni tarafa karşı davaya devam edilebilecektir. Bu hâllerde hâkimin yapacağı inceleme, sadece hatanın maddî hata olup olmadığı ve taraf değişikliği isteğinin dürüstlük kuralına aykırı bulunup bulunmadığıdır.
Dördüncü fıkrada, taraf değişikliğinin ne anlama geldiği ve nasıl yapılacağı belirtilmiştir. Taraf değişikliği, hem karşı tarafın yanlış hem de eksik gösterilmesini kapsamaktadır. Eğer bu durum, üçüncü fıkradaki anlamıyla kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim sadece kabul edilebilir yanılgıyı araştıracak, bunun dışında karşı tarafın rızasını aramadan taraf değişikliği talebini kabul edecektir. Bu şekildeki taraf değişikliğinde, davanın tarafı olmaktan çıkarılan kimse, eğer hatalı şekilde kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet vermemişse, lehine yargılama giderlerine hükmedilecektir. Zira, ortaya çıkan durumdan bir kusuru olmadığı gibi, aslında muhatap olmaması gereken bir yargılamayla uğraşmak durumunda kalmıştır.”
Gerekçe doğrultusunda Tasarıya, üçüncü ve dördüncü fıkralar eklenmiş ve madde teselsül nedeniyle 130 uncu madde olarak kabul edilmiştir.
Hukuki İncelemeler
Şekli Taraf Teorisine İstisna: Rıza ile Taraf Değişikliği
Kural olarak davaya kiminle başlanmışsa husumet onunla devam eder. Ancak HMK m. 124/1, davalının (veya davanın yöneltileceği yeni kişinin) açık rızası varsa davanın husumet yönünden düşürülmesinin önüne geçerek davanın asıl muhatabına yöneltilmesine imkân verir. Bu kural usul ekonomisinin (HMK m. 30) bir gereğidir.
Avukat Görüşü: “Kabul Edilebilir Yanılgı” Hayat Kurtarır
Avukatlık pratiğinde en sık karşılaşılan hatalardan biri, ticari ilişkilerin karmaşıklığı nedeniyle davanın yanlış şirkete açılmasıdır. Örneğin;
- Tabelasında “A Kargo” yazan ancak resmi ticari unvanı “B Lojistik A.Ş.” olan bir şirkete karşı davayı yanlışlıkla “A Kargo A.Ş.” sıfatıyla açmak,
- Ölü kişiye karşı (ölümden haberdar olmaksızın) dava açmak,
- Tüzel kişiliği olmayan bir şubeye, işletmeye veya müdürlüğe (örneğin “Bölge Müdürlüğü’ne” veya “X Hastanesi’ne”) karşı dava açmak.
HMK öncesi dönemde bu davalar doğrudan “pasif husumet yokluğundan” reddedilirdi. Ancak HMK m. 124/3 ve 124/4 sayesinde, ortada bir maddi hata, temsilcide yanılma veya kabul edilebilir bir yanılgı varsa, avukatın mahkemeden “HMK m. 124 uyarınca taraf değişikliği talebimizin kabulüne ve husumetin gerçek tüzel kişiliğe/mirasçılara yöneltilmesine” şeklinde talepte bulunması yeterlidir. Hâkim, bu talebi karşı tarafın rızasını dahi aramadan kabul etmek zorundadır.
Husumetten Çıkarılan Kişinin Vekâlet Ücreti Durumu
Dava yanlış kişiye açılmış ancak sonradan HMK 124/4 kapsamında gerçek kişiye yöneltilmişse, mahkeme davanın tarafından çıkarılan yanlış (eski) davalı için ne karar verecektir? Eğer davanın yanlış açılmasında o kişinin hiçbir kusuru veya yanıltıcı eylemi yoksa (örneğin sırf isim benzerliği nedeniyle ona dava açılmışsa), davacı taraf bu kişi lehine doğacak maktu vekâlet ücretini ve yargılama giderlerini ödemekle yükümlü tutulur.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2019/854, Karar: 2022/200 (Muvazaa Davalarında Taraf Sıfatı ve HMK 124)
ÖZET: Hukuk Genel Kurulu’nun bu kararında; tasarrufun iptali / muvazaa nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davalarında, maliklerin yanlış/eksik gösterilmesi halinde davanın hemen reddedilmemesi gerektiği, taraf değişikliği kurallarının işletilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Kararın Esası: Somut olayda davacı eş, mal kaçırmak amacıyla taşınmazın üçüncü kişilere devredildiğini iddia ederek muvazaa davası açmıştır. Ancak davacı, dava tarihi itibariyle taşınmazın “en son kayıt malikine” davasını yöneltmemiş, sadece aradaki devreden şahıslara dava açmıştır. Yerel mahkeme davayı doğrudan “pasif taraf sıfatı (husumet) yokluğundan” reddetmiştir. Yargıtay HGK ise; muvazaalı işlemlerde kötü niyet zincirinin tespiti için devreden borçlu ile birlikte en son kayıt malikinin de davalı gösterilmesinin şekli mecburi dava arkadaşlığı niteliğinde olduğunu belirtmiştir. Mahkemenin davayı hemen reddetmek yerine, davacıya son kayıt malikini davaya dâhil etmesi (HMK m. 124 kapsamında taraf değişikliği veya dava arkadaşlığı hükümlerince) için süre vermesi gerektiğine hükmederek ret kararını bozmuştur.
HMK Madde 124 (Tarafta İradi Değişiklik) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Davayı yanlış kişiye veya yanlış şirkete açarsam dava reddedilir mi?
Eğer yaptığınız hata dürüstlük kuralına aykırı değilse ve “kabul edilebilir bir yanılgıdan” (örneğin tabela ismi ile resmi şirket isminin farklı olması, karşı tarafın muhatabın kim olduğunu gizlemesi) kaynaklanıyorsa dava reddedilmez. Mahkemeden HMK 124 uyarınca taraf değişikliği talep ederek husumeti doğru kişiye yöneltebilirsiniz.
Davadan önce vefat etmiş bir kişiye dava açılabilir mi?
Ölü kişiye dava açılamaz (ölünün taraf ehliyeti yoktur). Ancak kişinin öldüğünü bilmeden haklı bir hatayla dava açmışsanız, davanız usulden reddedilmez. HMK m. 124/3 uyarınca bu durum “maddi hata” kapsamında değerlendirilir ve taraf değişikliği talebiyle davayı mirasçılara yöneltme hakkınız vardır.
Taraf değişikliği için davalının onay vermesi şart mıdır?
Kural olarak tarafı tamamen değiştirmek karşı tarafın rızasına tabidir. Ancak kanun (HMK m. 124/3-4) buna büyük bir istisna getirmiştir: Eğer davanın yanlış kişiye açılması maddi bir hatadan veya kabul edilebilir bir yanılgıdan kaynaklanıyorsa, hâkim davalının onayını aramaksızın taraf değişikliğine karar verebilir.
Davaya dâhil edilen veya dâhil edilmesi unutulan kişiler için HMK 124 kullanılabilir mi?
Bir davaya “Dahili Davalı” eklemek usul hukukumuzda kural olarak mümkün değildir (mecburi dava arkadaşlığı istisnaları hariç). HMK 124, birini davaya “eklemek” (dahili davalı) için değil, yanlış olan tarafı doğru olan tarafla “değiştirmek” için uygulanan bir kanun maddesidir.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.