Seçimlik Dava Nedir? HMK Madde 112 Şartları, Seçimlik Mahkûmiyet Hükmü ve Cebri İcra Uygulaması
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 112. maddesi, borçlar hukukundaki seçimlik borç kavramının usul hukukundaki yansımasını düzenler: Seçimlik Dava. Ne demektir? Diyelim ki borçlu, sözleşme gereği alacaklıya ya bir taşınmaz teslim edecek ya da belirli bir miktar para ödeyecek; bu iki edimden birini seçme hakkı da borçluya ait. Borçlu bu seçim hakkını kullanmaktan kaçınıyor, yani ne taşınmazı teslim ediyor ne de parayı ödüyor. İşte alacaklı bu durumda HMK 112’ye dayanarak seçimlik dava açar ve mahkemeden “borçlu ya taşınmazı teslim etsin ya da şu kadar para ödesin” şeklinde seçimlik bir mahkûmiyet hükmü ister. Dikkat edilmesi gereken kritik nokta şudur: Her seçimlik borç bir seçimlik davaya yol açmaz. Seçimlik dava, ancak seçim hakkının borçluya veya üçüncü kişiye ait olup da bu hakkın kullanılmaması halinde açılabilir. Eğer seçim hakkı alacaklıya aitse, alacaklı zaten kendi seçimini yapıp borcu belirli hale getirir ve normal bir eda davası açar; seçimlik davaya gerek yoktur. Bu maddenin en önemli amacı, seçim hakkının borçluda kalmasını sağlamak ve alacaklının borçlunun seçim hakkını gasp etmesini önlemektir.
HMK Madde 112: Kanun Metni
(1) Seçimlik borçlarda, seçim hakkı kendisine ait olan borçlu veya üçüncü kişinin bu hakkı kullanmaktan kaçınması hâlinde, alacaklı seçimlik dava açabilir.
(2) Seçimlik davada mahkeme, talebin hukuka uygun olduğu sonucuna varırsa, seçimlik mahkûmiyet hükmü verir.
(3) Seçimlik mahkûmiyet hükmünü cebrî icraya koyan alacaklı, takibinin konusunu, mahkûmiyet hükmünde yer alan edimlerden birine hasretmek zorundadır. Ancak, bu durum, borçlunun, diğer edimi ifa etmek suretiyle borcundan kurtulma hakkını ortadan kaldırmaz.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Maddenin birinci fıkrasında, seçimlik dava kurumunun yasal çerçevede genel bir tanımı yapılmış ve hangi hâllerde seçimlik davanın açılabileceği hususu hüküm altına alınmıştır. Seçimlik borç kavramı ile seçimlik dava kavramını birbiriyle karıştırmamak gerekir. Yani her seçimlik borç bir seçimlik dava açılmasına vücut vermez. Seçimlik borçlarda, seçme hakkı borçluya yahut üçüncü bir kişiye bırakılmış ve borçlu yahut üçüncü kişi bu hakkını kullanmaktan kaçınıyorsa ancak bu durumda seçimlik dava açılması söz konusu olacaktır. Seçme hakkı alacaklıya aitse, alacaklının bu durumda seçimlik dava açma imkânı yoktur. Alacaklı, sözü edilen hâlde, hukukî niteliği itibarıyla inşaî bir hak olan seçme hakkını kullanmak suretiyle öncelikle borç konusunu belirli hâle getirecek, borçlu, belirlenen bu edimi yerine getirmeye yanaşmıyorsa, ona karşı seçimlik dava değil; bir eda davası açacaktır. Seçimlik davada esasında gerçek anlamda bir dava yığılması mevcut değildir. Borcun konusu yani edim ve dolayısıyla talep tektir. Edimin konusunu birbirinin alternatifi olacak şekilde birden fazla şeyin oluşturması edimin de birden fazla olması anlamına asla gelmez.
Maddenin ikinci fıkrasında, seçimlik dava sonucunda mahkemece nasıl bir hüküm verilmesi gerektiği hususuna açıklık getirilmiştir. Seçimlik davada, davacı dava dilekçesinde seçimlik olarak talepte bulunduğu için, mahkemece talebin hukuka uygun bulunduğu sonucuna varılması hâlinde de, verilecek mahkûmiyet kararı seçimlik bir mahkûmiyet kararı olacaktır.
Maddenin üçüncü fıkrasında ise seçimlik mahkûmiyet hükümlerinin cebrî icra yoluyla yerine getirilmesinin nasıl sağlanacağı hususuna açıklık getirilmiştir. Bu çerçevede, seçimlik mahkûmiyet hükmünü cebrî icraya koyan alacaklı, takip hukukunun temel kuralı olan takibin konusunun belirli olması kuralı uyarınca, takibinin konusunu seçimlik mahkûmiyet hükmünde yer alan edim konusu şeylerden birisine hasretmek zorundadır. İcra müdürü de, bu belirleme çerçevesinde, borçluya, hasredilen edimin yerine getirilmesini konu alan bir icra emri çıkartacaktır. Ancak, borçlu, hasredilen ve icra emrinin konusunu oluşturan edimin yerine diğer edimi yerine getirmek suretiyle de takibin son bulmasını sağlayabilecektir. Bu düzenleme sayesinde, sözü edilen hâlde seçme hakkının yine borçluda kalması sağlanacak; alacaklıya geçmesinin de engellenmesi gerçekleştirilmiş olacaktır. Böylelikle, esas itibarıyla bir borçlar hukuku kurumu olan seçimlik borç kurumuyla ilgili yasal düzenlemeyle de paralellik gerçekleştirilmiş olacaktır.
Adalet Komisyonu Değişiklik Gerekçesi
Tasarının 117 nci maddesinin birinci fıkrasında, ifadede açıklığın sağlanması amacıyla, değişiklik yapılmış ve madde teselsül nedeniyle 118 inci madde olarak kabul edilmiştir.
Hukuki İncelemeler
Seçimlik Borç ile Seçimlik Davayı Ayırt Etmek
Kanun gerekçesinin en çok vurguladığı nokta budur: Her seçimlik borç, bir seçimlik dava açılmasına yol açmaz. Seçimlik borç, borçlar hukukuna ait bir kavramdır ve borçlunun birden fazla edimden birini ifa ederek borcundan kurtulabilmesini ifade eder (TBK 87). Seçimlik dava ise usul hukukuna ait bir kurumdur ve ancak belirli koşullarda gündeme gelir:
- Seçim hakkı borçluda veya üçüncü kişide ise ve bu hak kullanılmıyorsa → Alacaklı seçimlik dava açar.
- Seçim hakkı alacaklıda ise → Alacaklı seçim hakkını (inşai hak) kullanarak edimi belirler, sonra normal bir eda davası açar. Seçimlik davaya gerek yoktur.
Bu ayrım pratikte çok önemlidir. Avukatın, dava dilekçesini hazırlarken seçim hakkının kime ait olduğunu doğru tespit etmesi ve buna göre dava türünü belirlemesi gerekmektedir.
Seçimlik Davada “Tek Edim – Birden Fazla Konu” Prensibi
Gerekçede açıkça belirtilen bu ilke, seçimlik davayı davaların yığılmasından (HMK 110) köklü biçimde ayırır: Seçimlik davada gerçek anlamda bir dava yığılması yoktur. Edim tektir; ancak edimin konusunu birbirinin alternatifi olan birden fazla şey oluşturmaktadır. Bu durum edimin birden fazla olması anlamına gelmez. Örneğin borçlu “ya bu taşınmazı teslim edecek ya da 500.000 TL ödeyecek” şeklinde borçlanmışsa, ortada tek bir edim vardır; sadece bu edimin konusu iki alternatifli olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla seçimlik davada birden fazla bağımsız talep değil, tek bir alternatifli talep söz konusudur.
Seçimlik Mahkûmiyet Hükmü ve Cebri İcra Aşaması
HMK 112’nin en özgün düzenlemesi 3. fıkrasındadır ve cebri icra aşamasını ayrıntılı biçimde düzenler:
- Alacaklının yükümlülüğü: Seçimlik mahkûmiyet hükmünü icraya koyan alacaklı, takibinin konusunu hükümdeki edimlerden birine hasretmek zorundadır. Yani icra takibinde “ya taşınmazı teslim et ya da para öde” şeklinde alternatifli bir talep ileri süremez; birini seçmek zorundadır.
- Borçlunun korunan hakkı: Alacaklı takibi bir edime hasretmiş olsa bile, borçlu diğer edimi ifa ederek borcundan kurtulabilir. Bu düzenleme, seçim hakkının borçluda kalmasını güvence altına alır. Örneğin alacaklı para edimini icraya koymuşsa, borçlu taşınmazı teslim ederek borçtan kurtulabilir.
- İcra müdürünün rolü: İcra müdürü, alacaklının hasrettiği edime göre icra emri çıkarır; ancak borçlunun diğer edimi ifa etme hakkını engelleyemez.
Seçimlik Dava ile Terditli Dava (HMK 111) ve Davaların Yığılması (HMK 110) Karşılaştırması
| Özellik | Seçimlik Dava (HMK 112) | Terditli Dava (HMK 111) | Davaların Yığılması (HMK 110) |
|---|---|---|---|
| Talep sayısı | Tek edim (alternatifli konu) | Birden fazla talep (asli + feri) | Birden fazla bağımsız talep |
| Talep ilişkisi | Aynı borçtan doğan alternatifler | Aslilik–ferilik sıralaması | Birbirinden bağımsız, eş değerli |
| Hüküm türü | Seçimlik mahkûmiyet (alternatifli) | Kesin hüküm (ya asli ya feri) | Her talep için ayrı hüküm |
| Seçim hakkı | Borçluda kalır (icrada da) | Mahkeme sırayla inceler | Uygulanmaz |
| Yığılma var mı? | Hayır, tek edim | Hayır, kademeli inceleme | Evet, talep sayısınca dava |
Avukat Görüşü: Seçimlik Dava Açılması Gerekirken Eda Davası Açılmasının Sonuçları
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2022/1851 E., 2022/5209 K. sayılı kararı, HMK 112’nin uygulamasını somut biçimde gösteren kritik bir emsal niteliğindedir. Kararda, davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşme gereğince davalının ya taşınmazı iade etmesi ya da taşınmazın rayiç bedelini ödemesi seçenekleri bulunmaktadır ve sözleşmenin ikinci kısmında seçim hakkının kime ait olduğu açıkça kararlaştırılmamıştır. İlk derece mahkemesi, seçim hakkının davalı (borçlu) tarafta olduğunu kabul etmiş ve HMK 112 gereğince davacının seçimlik dava açması gerekirken edimlerden birine yönelik doğrudan eda davası açarak davalının seçim hakkını engellediğini, bu nedenle hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar vermiştir.
Bu karar, taraflar açısından hayati bir uyarı içermektedir: Seçim hakkı borçluya ait olan bir borç ilişkisinde, alacaklı doğrudan edimlerden birini belirleyerek eda davası açamaz. Aksi halde borçlunun seçim hakkını gasp etmiş olur ve mahkeme davayı hukuki yarar yokluğundan reddedebilir. Bu durumda alacaklının yapması gereken, HMK 112’ye dayanarak seçimlik dava açmak ve mahkemeden seçimlik mahkûmiyet hükmü talep etmektir. Böylece borçlunun seçim hakkı korunmuş olur ve icra aşamasında da borçlu dilediği edimi ifa ederek borcundan kurtulabilir. (Not: Yargıtay, somut olayda sözleşmenin yorumunda hataya düşüldüğünü ve taşınmazın 18 ay içinde her halükarda iade edileceğinin kararlaştırıldığını tespit ederek kararı bozmuştur; ancak ilk derece mahkemesinin HMK 112’ye ilişkin hukuki değerlendirmesi, seçimlik davanın pratikte nasıl işlediğini anlamak açısından son derece öğreticidir.)
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Esas: 2022/1851, Karar: 2022/5209 (İnançlı İşlemde Seçimlik Borç: Taşınmaz İadesi veya Rayiç Bedel – HMK 112 Uygulaması)
ÖZET: Davacı, dava dışı üçüncü kişinin borcunun ödenmesi amacıyla taşınmazını davalıya teminat olarak devretmiştir. Taraflar arasında imzalanan 26/10/2017 tarihli sözleşme uyarınca, dava dışı borçlu tarafından davalıya borç ödendiğinde ya da her halükarda 18 ay içinde davalının taşınmazı iade etmesi veya taşınmazın rayiç bedelini ödemesi kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin ikinci kısmında seçim hakkının kime ait olduğu açıkça belirlenmemiştir. Davacı, 18 aydan fazla süre geçmesine rağmen taşınmaz iade edilmeyince tapu iptali ve tescil davası açmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Değerlendirmesi: Mahkeme, seçim hakkının davalıya (borçluya) ait olduğunu kabul etmiş ve davacının edimlerden birine yönelik eda davası açarak davalının seçim hakkını engellediğini, HMK 112 gereğince seçimlik dava açması gerektiğini belirterek davayı hukuki yarar yokluğundan usulden reddetmiştir. Bu tespit, HMK 112’nin pratik uygulamasını gösteren öğretici bir değerlendirmedir.
Yargıtay’ın Kararı: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi ise sözleşmenin yorumunda hataya düşüldüğünü tespit etmiştir. Sözleşme bir bütün olarak değerlendirildiğinde, taşınmazın inanç sözleşmesi kapsamında teminat amacıyla devredildiği, dava dışı borçlu tarafından davalıya borç ödendiğinde veya 18 ay içinde her halükarda taşınmazın davacıya iade edileceği, bu konudaki tercih hakkının davacıya bırakıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken sözleşmenin yorumunda hataya düşülerek davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle BAM kararı bozulmuştur.
HMK Madde 112 (Seçimlik Dava) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Seçimlik dava açabilmek için seçim hakkının borçluda olması zorunlu mudur?
Evet. HMK 112/1 açıkça, seçim hakkı kendisine ait olan borçlu veya üçüncü kişinin bu hakkı kullanmaktan kaçınması halinde alacaklının seçimlik dava açabileceğini belirtmektedir. Seçim hakkı alacaklıya aitse, alacaklı kendi seçimini yaparak borcu belirli hale getirir ve normal bir eda davası açar; seçimlik dava açması gerekmez ve zaten açamaz.
Seçimlik mahkûmiyet hükmünde mahkeme edimlerden birini kendisi seçebilir mi?
Hayır. Seçimlik davada mahkeme, talebin hukuka uygun olduğu sonucuna varırsa “seçimlik mahkûmiyet hükmü” verir. Bu hüküm, alternatifli edimlerin tamamını içerir. Mahkeme kendisi bir edimi diğerine tercih ederek belirli bir edime hükmedemez; aksi halde borçlunun seçim hakkını ihlal etmiş olur. Hüküm fıkrasında “borçlu ya A edimini ya da B edimini yerine getirsin” şeklinde seçimlik bir ifade yer alır.
İcra aşamasında alacaklı bir edimi seçtikten sonra borçlu diğer edimi ifa edebilir mi?
Evet. HMK 112/3 bu hakkı açıkça güvence altına almıştır. Alacaklı, takibinin konusunu hükümdeki edimlerden birine hasretmek zorundadır; ancak borçlu, hasredilen edimin yerine diğer edimi ifa ederek borcundan kurtulabilir. Bu düzenleme, seçim hakkının cebri icra aşamasında da borçluda kalmasını sağlar.
Seçimlik dava ile terditli dava arasındaki en temel fark nedir?
Terditli davada (HMK 111) birden fazla bağımsız talep vardır ve aralarında aslilik–ferilik sıralaması kurulur; mahkeme asli talebi reddederse feri talebe geçer. Seçimlik davada (HMK 112) ise tek bir edim vardır, ancak edimin konusunu birden fazla alternatif oluşturur. Mahkeme, seçimlik hüküm verir ve edimlerden birini seçme hakkı sonuna kadar borçluda kalır. Kısacası terditli davada talepler kademeli ve bağımsızdır; seçimlik davada ise talep tektir ama konusu alternatiflidir.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.