Yargıtay İçtihatları, Avukat Murat ÖCAL, Bodrum Avukat, Datça Avukat, Marmaris Avukat, Fethiye Avukat, Çeşme Avukat, Aydın Avukat, Kuşadası Avukat, Alanya Avukat, Antalya Avukat, Adana Avukat, Mersin Avukat, Çeşme Avukat, Balıkesir Avukat, Çanakkale Avukat, Ankara Avukat, İstanbul Avukat, Yozgat Avukat, Sivas Avukat

Seçimlik dava

HMK Madde 112 

(1) Seçimlik borçlarda, seçim hakkı kendisine ait olan borçlu veya üçüncü kişinin bu hakkı kullanmaktan kaçınması hâlinde, alacaklı seçimlik dava açabilir.

(2) Seçimlik davada mahkeme, talebin hukuka uygun olduğu sonucuna varırsa, seçimlik mahkûmiyet hükmü verir.

(3) Seçimlik mahkûmiyet hükmünü cebrî icraya koyan alacaklı, takibinin konusunu, mahkûmiyet hükmünde yer alan edimlerden birine hasretmek zorundadır. Ancak, bu durum, borçlunun, diğer edimi ifa etmek suretiyle borcundan kurtulma hakkını ortadan kaldırmaz.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Maddenin birinci fıkrasında, seçimlik dava kurumunun yasal çerçevede genel bir tanımı yapılmış ve hangi hâllerde seçimlik davanın açılabileceği hususu hüküm altına alınmıştır. Seçimlik borç kavramı ile seçimlik dava kavramını birbiriyle karıştırmamak gerekir. Yani her seçimlik borç bir seçimlik dava açılmasına vücut vermez. Seçimlik borçlarda, seçme hakkı borçluya yahut üçüncü bir kişiye bırakılmış ve borçlu yahut üçüncü kişi bu hakkını kullanmaktan kaçınıyorsa ancak bu durumda seçimlik dava açılması söz konusu olacaktır. Seçme hakkı alacaklıya aitse, alacaklının bu durumda seçimlik dava açma imkânı yoktur. Alacaklı, sözü edilen hâlde, hukukî niteliği itibarıyla inşaî bir hak olan seçme hakkını kullanmak suretiyle öncelikle borç konusunu belirli hâle getirecek, borçlu, belirlenen bu edimi yerine getirmeye yanaşmıyorsa, ona karşı seçimlik dava değil; bir eda davası açacaktır. Seçimlik davada esasında gerçek anlamda bir dava yığılması mevcut değildir. Borcun konusu yani edim ve dolayısıyla talep tektir. Edimin konusunu birbirinin alternatifi olacak şekilde birden fazla şeyin oluşturması edimin de birden fazla olması anlamına asla gelmez.

Maddenin ikinci fıkrasında, seçimlik dava sonucunda mahkemece nasıl bir hüküm verilmesi gerektiği hususuna açıklık getirilmiştir. Seçimlik davada, davacı dava dilekçesinde seçimlik olarak talepte bulunduğu için, mahkemece talebin hukuka uygun bulunduğu sonucuna varılması hâlinde de, verilecek mahkûmiyet kararı seçimlik bir mahkûmiyet kararı olacaktır.

Maddenin üçüncü fıkrasında ise seçimlik mahkûmiyet hükümlerinin cebrî icra yoluyla yerine getirilmesinin nasıl sağlanacağı hususuna açıklık getirilmiştir. Bu çerçevede, seçimlik mahkûmiyet hükmünü cebrî icraya koyan alacaklı, takip hukukunun temel kuralı olan takibin konusunun belirli olması kuralı uyarınca, takibinin konusunu seçimlik mahkûmiyet hükmünde yer alan edim konusu şeylerden birisine hasretmek zorundadır. İcra müdürü de, bu belirleme çerçevesinde, borçluya, hasredilen edimin yerine getirilmesini konu alan bir icra emri çıkartacaktır. Ancak, borçlu, hasredilen ve icra emrinin konusunu oluşturan edimin yerine diğer edimi yerine getirmek suretiyle de takibin son bulmasını sağlayabilecektir. Bu düzenleme sayesinde, sözü edilen hâlde seçme hakkının yine borçluda kalması sağlanacak; alacaklıya geçmesinin de engellenmesi gerçekleştirilmiş olacaktır. Böylelikle, esas itibarıyla bir borçlar hukuku kurumu olan seçimlik borç kurumuyla ilgili yasal düzenlemeyle de paralellik gerçekleştirilmiş olacaktır.

Adalet Komisyonu Değişiklik Gerekçesi

Tasarının 117 nci maddesinin birinci fıkrasında, ifadede açıklığın sağlanması amacıyla, değişiklik yapılmış ve madde teselsül nedeniyle 118 inci madde olarak kabul edilmiştir.

HMK Madde 112 Seçimlik dava

Yargıtay İçtihatları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2015/7224E. , 2018/3001K.

  • HMK Madde 112
  • Seçimlik dava

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, arsa sahibi müvekkili ile davalı kooperatif arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine göre davalı kooperatifin edimini eksik yaptığını ve sözleşmeye göre paylaşıma aykırı davranarak…… parselde kayıtlı taşınmaz üzerindeki 2. ada a blok 5 nolu daireyi davalı … adına muvazaalı olarak herhangi bir bedel alınmaksızın devrettiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın tapu iptalini ve müvekkili adına … adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tescilini, talebinin reddi halinde ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 tl’nin 13.11.2012 temerrüt tarihinden tahsil tarihine kadar temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 09.02.2015 tarihli ıslah dilekçesiyle, davaya konu taşınmazın sehven yazıldığını ve 5 değil 8 nolu bağımsız bölüm olduğunu belirttiği ve dava miktarını 75.000,00 tl’ye çıkartmıştır.
Davalı Kooperatif, davaya cevap vermemiştir.

Davalı …, davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; …’un muvazaalı olarak davaya konu taşınmazın davalı Kooperatiften satın aldığına ilişkin iddiasını davacının yasal delillerle ispatlayamadığı ve husumet yokluğundan davanın reddine ve yine davacının davalı Kooperatife yönelik açmış olduğu tapu iptali ve tescil davasının yasal delillerle ispatlayamadığından reddine; davacının ıslah dilekçesi ile terditli olarak talep ettiği alacak davası yönünden ise davalı kooperatifin sözleşme gereği davacıya devretmesi gereken davaya konu daireyi davalı …’a dava tarihinden önce satıp devrettiği, davacının kooperatiften alacağının olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Somut olayda davacı ile davalı arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca dava konusu bağımsız bölümün davacı arsa sahibine isabet ettiği ancak bu bağımsız bölümün davalı kooperatif tarafından üçüncü kişiye devredildiği konusunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık kooperatif tarafından devrin yapıldığı üçüncü kişinin iyiniyetli olup olmadığı konusunda toplanmaktadır. Davacı tarafından öncelikle tapu iptali ve tescili talebinde bulunulmuş bu talebin reddi halinde taşınmaz bedeli talep edilmiş olduğundan HMK’nın 111/2. maddesi uyarınca öncelikle asıl talep hakkında karar verilmesi bu talebin reddi halinde ikinci talebe geçilmesi gerekmektedir. Yasa ve usul gereği davacının davalı kooperatiften taşınmazı devralan diğer davalının kötüniyetli olup olmadığı konusundaki uyuşmazlık yeterince araştırılmadan, davacının delilleri yeterince toplanıp değerlendirilmeden , eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.