Davaların Yığılması (Objektif Dava Birleşmesi) Nedir? HMK Madde 110 Şartları ve Uygulaması
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 110. maddesi, avukatların günlük pratikte usul ekonomisinden en fazla yararlanmalarını sağlayan tekniklerden birini düzenler: Davaların Yığılması (Objektif Dava Birleşmesi / Kümülatif Dava Yığılması). Ne demektir? Diyelim ki müvekkiliniz aynı davalıdan hem ödenmemiş bir faturayı, hem iade edilmeyen bir emanet eşyayı, hem de ayrı bir sözleşmeden doğan cezai şartı talep edecek. Bu üç alacak birbirinden tamamen bağımsız, farklı hukuki ilişkilerden doğuyor; ama davalı aynı kişi. HMK 110 olmasa her biri için ayrı dava açar, üç ayrı harç yatırır, üç ayrı duruşmaya katılırdınız. İşte bu madde, söz konusu üç talebi tek bir dava dilekçesinde birleştirmenize izin verir. Ancak iki şart vardır: Tüm talepler aynı yargı çeşidi (adli/idari/askeri) içinde yer almalı ve taleplerin hepsi bakımından ortak yetkili bir mahkeme (yer bakımından yetki) bulunmalıdır. Bu iki şart sağlanmıyorsa her talep ayrı dava olarak açılmak zorundadır.
HMK Madde 110: Kanun Metni
(1) Davacı, aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, birlikte dava edilen taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi içinde yer alması ve taleplerin tümü bakımından ortak yetkili bir mahkemenin bulunması şarttır.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Bu maddede, Türk hukuk uygulamasında son derece önemli bir yeri bulunan kümülatif dava yığılması Tasarıda benimsenen adıyla “davaların yığılması” kurumu düzenlenmiştir.
Davacının, aynı davalıya karşı olan birbirinden bağımsız birden fazla talebini, aralarında bir derecelendirme ilişkisi yani aslîlik–ferîlik ilişkisi kurmadan aynı dava dilekçesinde ileri sürmesine davaların yığılması denir. Bu dava çeşidinde taleplerin tümü birbirinden bağımsız, eşdeğer ve aynı derecede öneme sahiptir. Her bir talep farklı edimlerin gerçekleştirilmesine yönelmiştir. Görünüşte tek dava, gerçekte ise talep sayısınca dava mevcuttur. Yine, görünüşte tek hüküm, gerçekte ise talep sayısınca hüküm mevcuttur. Mahkeme, taleplerin tümü hakkında ayrı ayrı karar vermek ve bunları hüküm fıkrasında göstermek zorundadır. Mahkemenin, taleplerin tümü hakkında tek ve aynı şekilde karar verme zorunluluğu yoktur. Dava şartları, her bir talep bakımından ayrı ayrı belirlenir. Ayrıca, birlikte ileri sürülen talepler arasında hukukî veya ekonomik bir bağın bulunması da şart değildir. Davaların yığılmasının varlığı hâlinde, tek müşterek olan husus, delillerin ikâmesi ile tahkikat aşamasıdır. Sözü edilen kurum, son işaret edilen nokta sebebiyle usul ekonomisi ilkesinin gerçekleştirilmesine büyük ölçüde katkıda bulunur.
Maddede ayrıca, davaların yığılmasının yani kümülatif dava yığılmasının koşullarının neler olduğu da gösterilmiştir. Buna göre, davaların yığılmasının yani kümülatif dava yığılmasının ortaya çıkabilmesi için varlığı gereken koşullar şunlardır:
a) Davacının aynı davalıya karşı ileri sürebileceği birden fazla talep olacak,
b) Birlikte ileri sürülen taleplerin tümü aynı yargı çeşidi içinde yer alacak,
c) Talepler arasında bir aslîlik–ferîlik ilişkisi kurulmamış olacak,
ç) Taleplerin tümü bakımından geçerlilik taşıyan bir ortak yetkili mahkeme bulunacak.
Hukuki İncelemeler
Davaların Yığılmasının Dört Şartı
Kanun metni ve gerekçesi bir arada okunduğunda, davaların yığılmasının gerçekleşebilmesi için dört koşulun birlikte sağlanması gerektiği anlaşılır:
-
Aynı Davalı: Talepler farklı davalılara yöneltilemez. Davacı A, davalı B’den hem fatura alacağını hem emanet eşyasını talep edebilir; ama davalı B’den fatura alacağı, davalı C’den emanet eşyası talep ediyorsa bu yığılma değildir. (Birden fazla davacı veya davalı meselesi için “Dava Arkadaşlığı” kurumlarına bakılmalıdır, HMK 57-60.)
-
Birden Fazla Bağımsız Asli Talep: Talepler birbirine bağımlı olmamalıdır. Eğer talepler arasında “Asıl talebim kabul edilmezse yardımcı (terditli) talebime bakılsın” şeklinde bir derecelendirme varsa, bu HMK 111 (Terditli Dava) olur, yığılma olmaz. Yığılmada talepler eş değerli ve bağımsızdır; hakim her biri hakkında ayrı ayrı karar verir.
-
Aynı Yargı Çeşidi: Taleplerin tamamı adli yargıda (hukuk mahkemesi) ya da idari yargıda yer almalıdır. Bir talebin adli yargıda, diğerinin idari yargıda çözülmesi gereken uyuşmazlıkları tek dilekçede birleştiremezsiniz. Aynı yargı çeşidi içinde görev farkı (asliye hukuk – sulh hukuk, asliye ticaret – asliye hukuk) “görevsizlik” sebebi oluşturur; bu durumda hakim HMK 31 çerçevesinde davacıyı aydınlatır veya talepleri ayırabilir.
-
Ortak Yetkili Mahkeme: Tüm talepler bakımından yer yönünden yetkili olan ortak bir mahkeme bulunmalıdır. Birinci talep için yalnızca Ankara, ikinci talep için yalnızca İstanbul yetkili ise, bu iki talebi tek dilekçede birleştiremezsiniz. Ancak her iki talep için de ortak yetkili bir yer bulunuyorsa (örneğin davalının yerleşim yeri her iki talep için de yetkili kılıyorsa) yığılma mümkündür.
“Görünüşte Tek Dava, Gerçekte Talep Sayısınca Dava” İlkesi
Davaların yığılmasının en önemli sonucu şudur: Her ne kadar tek dava dilekçesi verilmiş ve tek esas numarası almış olsa bile, hukuken ortada birden fazla bağımsız dava vardır. Bu durum aşağıdaki pratik sonuçları doğurur:
- Harç hesabı: Her talep için ayrı ayrı harç hesaplanır ve toplamı yatırılır.
- Hüküm fıkrası: Mahkeme kararda her talebi ayrı bir bent olarak hükme bağlamak zorundadır. Birini kabul edip diğerini reddedebilir.
- Kanun yolu: Her talep için ayrı ayrı istinaf/temyiz sınırı değerlendirilir; bir talep kesin sınırın altında kalırken diğeri üstünde kalabilir.
- Dava şartları: Her talebin dava şartı (görev, yetki, hukuki yarar vb.) ayrı ayrı incelenir. Bir talep için dava şartı eksikliği, diğer talebi etkilemez.
Davaların Yığılması ile Terditli Dava (HMK 111) ve Seçimlik Dava (HMK 112) Karşılaştırması
Uygulamada bu üç kurum sıklıkla karıştırılır:
| Özellik | Davaların Yığılması (HMK 110) | Terditli Dava (HMK 111) | Seçimlik Dava (HMK 112) |
|---|---|---|---|
| Talep ilişkisi | Birbirinden bağımsız, eş değerli | Asli + yardımcı sıralama | Birden fazla edim borçlanılmış, biri seçilir |
| Hakim ne yapar? | Her talep hakkında ayrı ayrı karar verir | Önce asli talebi inceler; reddederse yardımcıya bakar | Davacının seçtiği edimi değerlendirir |
| Hepsi kabul edilebilir mi? | Evet, tüm talepler aynı anda kabul edilebilir | Hayır, asli kabul edilirse yardımcı incelenmez | Tek edim talep edilir |
Avukat Görüşü: “Tasarrufun İptali” mi, “Muvazaa Davası” mı? HMK 110 Bağlamında Talep Sonucunun Önemi
Aşağıda yer alan HGK kararı, aslında HMK 110 “davaların yığılması” meselesinden çok, talep sonucunun netleştirilmesi ve “TBK 19 muvazaa davası ile İİK 277 tasarrufun iptali davasının aynı dilekçede bir arada (karma şekilde) açılıp açılamayacağı” sorusu etrafında şekillenmiştir. Kararın özü şudur: Muvazaa davası ile tasarrufun iptali davası, şartları ve sonuçları birbirinden tamamen farklı iki ayrı davadır. Avukatın, dava dilekçesinde vakıalarını anlatırken hangi hukuki yola başvurduğunu net olarak ortaya koyması; mahkemenin de HMK 31 (Hakimin Davayı Aydınlatma Ödevi) çerçevesinde belirsizliği gidermesi gerekir. Bu mesele, davaların yığılması şartlarının (aynı yargı çeşidi, ortak yetkili mahkeme) yanı sıra, taleplerin hukuki nitelendirmesinin doğru yapılmasına ilişkin kritik bir içtihat örneğidir.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2019/351, Karar: 2019/624 (Tasarrufun İptali ile Muvazaa Davasının Birlikte Açılması Sorunu ve Talep Sonucunun Belirlenmesi)
ÖZET: Alacaklı davacı, borçluya karşı başlattığı icra takibinde aciz vesikası almış ve borçlunun mal kaçırmak amacıyla taşınmazını yeğenine muvazaalı olarak sattığını ileri sürerek dava açmıştır. Dava dilekçesinde hem TBK m.19’a (muvazaa) dayanmış hem de İİK 277 vd. (tasarrufun iptali) kapsamındaki sonuçları (taşınmaz üzerinde cebri icra yetkisi) talep etmiştir. Mahkeme, İİK 284’teki 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Özel Daire, davanın TBK 19 kapsamında muvazaa davası olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek bozmuştur. Mahkeme direnmiştir.
Kararın Esası: HGK’nın karşı oy yazısında, bu konudaki temel ilkeler çok net bir şekilde ortaya konmuştur: Muvazaa davası ile tasarrufun iptali davası, şartları, süreleri, ispat kuralları ve hüküm sonuçları bakımından tamamen farklı iki ayrı hukuk müessesesidir. Muvazaa davasında tapu iptali ve borçlu adına tescile karar verilir (ayni dava); tasarrufun iptali davasında ise mülkiyet borçluya dönmez, sadece alacaklıya o mal üzerinde cebri icra yapma yetkisi tanınır (şahsi dava). Bu iki davada talep sonuçları ve koşul vakıaları birbirinden farklıdır; karma bir dava yaratılamaz. Avukat, dava dilekçesinde vakıalarına ve talep sonucuna göre hangisini açtığını net olarak belirlemeli, belirsizlik halinde mahkeme HMK 31 kapsamında aydınlatma yapmalıdır. Dava konusu olayda dilekçedeki vakıalar ve talep sonucu bir bütün olarak değerlendirildiğinde davanın İİK 277 vd. kapsamında tasarrufun iptali davası olduğu ve 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği tespit edilmiştir.
HMK Madde 110 (Davaların Yığılması) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Birden fazla talebimi tek dilekçede birleştirdim ama bir talep için İstanbul, diğeri için Ankara yetkili. Mahkeme ne yapar?
Mahkeme, ortak yetkili bir yerin bulunmadığını tespit ederse, davaların yığılması koşullarının sağlanmadığına hükmeder. Bu durumda genellikle talepleri ayırarak her birini yetkili mahkemeye gönderir veya davacıdan taleplerini ayırmasını ister. Uygulamada en güvenli yol, dava açmadan önce tüm talepler için ortak yetkili bir mahkemenin (genellikle davalının yerleşim yeri) bulunduğundan emin olmaktır.
Yığılma halinde taleplerin toplam değeri mi yoksa her biri ayrı ayrı mı dikkate alınır (harç ve kanun yolu sınırı)?
Her talep ayrı bir dava sayıldığından, harç hesabı her talep için ayrı ayrı yapılır ve toplamı yatırılır. Kanun yolu sınırı (istinaf/temyiz parasal sınır) da her talep için ayrı ayrı değerlendirilir. Örneğin, 5.000 TL’lik bir taleple 50.000 TL’lik bir talebi birlikte ileri sürdüyseniz, 5.000 TL’lik talep hakkındaki karar kesin sınırın altında kalabilirken, 50.000 TL’lik talebe ilişkin karar istinafa/temyize açık olabilir.
Davaların yığılmasını davalı talep edebilir mi?
Hayır. Davaların yığılması yalnızca davacının iradesine bağlı bir usul imkânıdır. Davalı, davacıyı birden fazla talebini tek dilekçede birleştirmeye zorlayamaz. Davalı ancak karşılık dava (HMK 132) açarak kendi taleplerini aynı dosyaya dahil edebilir; ancak bu farklı bir kurumdur.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.