
İnşaî dava
HMK Madde 108
(1) İnşaî dava yoluyla, mahkemeden, yeni bir hukuki durum yaratılması veya mevcut bir hukuki durumun içeriğinin değiştirilmesi yahut onun ortadan kaldırılması talep edilir.
(2) Bir inşaî hakkın, dava yoluyla kullanılmasının zorunlu olduğu hâllerde, inşaî dava açılır.
(3) Kanunlarda aksi belirtilmedikçe, inşaî hükümler, geçmişe etkili değildir.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Maddenin birinci fıkrasında, inşaî dava kurumunun yasal çerçevede tanımı yapılmıştır. İnşaî dava, yeni bir hukukî durumun yaratılmasını, mevcut bir hukukî durumun içeriğinin değiştirilmesini ya da onun tümüyle ortadan kaldırılmasını hedefleyen bir dava çeşididir.
Maddenin ikinci fıkrasında ise inşaî davaların, ancak, bir inşaî hakkın dava yoluyla kullanılmasının zorunlu olduğu hâllerde işlerlik kazanacağı hususu açıkça hükme bağlanmıştır. Bu hâllerin neler olduğunu maddî hukuk gösterecektir. İnşaî haklar, varması gerekli tek taraflı bir irade açıklaması ile kullanılırlar; karşı tarafa vardıkları anda kendilerinden beklenen etkiyi doğururlar. İnşaî hakka bağlanmış olan etkinin doğumu için, mahkeme aracılıyla kullanılması maddî hukuk tarafından zorunlu kılınmışsa, bu durumda inşaî hak sahibinin inşaî dava açması gerekir.
Maddenin son fıkrasında ise inşaî davanın kabulü hâlinde, verilen hükümlere özgü bir nitelik olan inşaî etkinin, hükmün verilip şeklî anlamda kesinleştiği anda kanunlarda aksine bir düzenleme olmadığı sürece geçmişe değil; geleceğe etkili olacağı hususu açıkça ifade olunmuştur. İnşaî hükümlerin geçmişe etkili olması ise son derece istisnaî hâllere münhasırdır.
HMK Madde 108 İnşai dava
Yargıtay İçtihatları
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2015/2307E. , 2015/7909K.
- HMK Madde 108
- İnşai dava
Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, davacılar vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Mahkemece bozma kararına uyulmuşsa da, gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki;
Dava konusu 300 ada, 47 parsel sayılı taşınmaz Kırklareli Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/31-286 sayılı kararı ile davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, bu kararın Yargıtay denetiminden de geçerek 19.04.1998 tarihinde kesinleşmiştir.
Taşınmazın aynına yönelik olarak açılan tapu iptali ve tescil davası, niteliği itibariyle yenilik doğurucu inşai nitelikte bir dava olup, neticesinde verilen inşai hükümlerin infaz edilmesine gerek kalmaksızın, hükmün kesinleşmesi ile inşai sonucun kendiliğinden doğduğu hususu gözönünde tutulduğunda, dava konusu taşınmazın mülkiyetine yönelik söz konusu mahkeme kararı dikkate alınarak, davacıların taşınmaza malik oldukları kabul edilerek, işin esasına girilmek suretiyle bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi, Doğru görülmemiştir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davacılardan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 14.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.