Bedelini Kim Öder? HMK Madde 101 Eski Hale Getirme Giderleri
Hukuk yargılamasında bir kişi ağır bir engel (mücbir sebep) yüzünden kendi süresini kaçırdığında mahkemeden eski hale getirme bekler. Ancak bu beklenti, karşı tarafın (alacaklının / davacının vs.) veya devletin sırtına ekstra bir mali maliyet yüklememelidir. HMK Madde 101, işte bu dengenin sigortasıdır: Kural olarak, eski hâle getirme başvurusu için ödenmesi gereken her türlü masraf, pul, yeni duruşma veya tebligat gideri doğrudan “Talepte bulunan kişiye” yüklenir. İster davanın sonunda haklı çıkın, ister davayı kazanın; mahkemeyi ve sistemi fazladan meşgul ettiğiniz bu tali (ara) işlemin faturasını siz ödersiniz. Ancak kanun yapıcı, bu kurala çok adil bir “Kötüniyet istisnası” eklemiştir. Eğer karşı taraf sizin komada yatıp süreyi kaçırdığınızı çok iyi bildiği halde mahkemeyi “Hayır yalan söylüyor, raporu sahte” diye oyalayıp asılsız itirazlarda bulunur ve masraf çıkartırsa, hakim faturayı o sabote eden karşı tarafa keser.
HMK Madde 101: Kanun Metni
(1) Eski hâle getirme talebi sebebiyle ortaya çıkan giderler, talepte bulunan tarafa yükletilir. Ancak, karşı taraf eski hâle getirme talebine karşı asılsız itirazlar ileri sürerek giderlerin artmasına sebep olmuşsa, hâkim, giderlerin tümünün veya bir kısmının karşı tarafa yükletilmesine karar verebilir.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Eski hâle getirme talebi nedeniyle doğan giderler, 1086 sayılı Kanunun 173 üncü maddesine uygun bir şekilde, eski hâle getirme talebinde bulunan tarafa yükletilmiştir. Ancak 1086 sayılı Kanunun 173 üncü maddesinden farklı olarak, eğer karşı taraf, eski hâle getirme talebine asılsız itiraz ederek giderlerin artmasına sebep olmuşsa, hâkim, doğan giderlerin tümünün veya bir kısmının karşı tarafa yükletilmesine karar verebilecektir.
Hukuki İncelemeler
Ana Kural: Masraflar Talep Edene Aittir
HMK Madde 101’in ruhu “Kusursuz sorumluluk” ilkesine dayanır. Sürenin kaçırılmasında bir kusurunuz olmasa bile (deprem, ani ameliyat vb.), bu talep yargılamanın doğal bir cüz’i değildir; ek bir işlemdir. Hakimin “Ön sorun” (HMK m. 100) olarak duruşma açması, taraflara yeniden tebligatlar göndermesi, hastaneden belge istemesi için yatırılacak avanslar, harçlar ve posta giderleri bizzat sizin cebinizden çıkar. Dahası, dosya en sonunda lehinize bile sonuçlansa, yargılama gideri dökümü (HMK 326) yapılırken kendi yarattığınız “Eski hale getirme giderlerini” karşı tarafa yükleyemezsiniz. Bu bedel, yasanın size tanıdığı ikinci şansın maliyetidir.
İstisna: Karşı Tarafın “Asılsız İtiraz” Faturası
Kanun koyucu HMK m.101’in son cümlesiyle kuralı tersine çevirme yetkisini hakime bırakmıştır. Diyelim ki kaza geçirdiniz, polis tutanağı ve kesin hastane raporlarıyla süreyi geri istiyorsunuz. Davalı taraf (veya avukatı) duruşmayı kasten uzatmak ve zora sokmak için “Bu tutanağa inanmıyoruz, aslında yurt dışındaydı, hastane sahte, başhekim dinlensin, emniyete yazı yazılsın, mobese kameraları istensin” diyerek bir sürü ağır araştırma talebinde bulundu. Hakim bunları inceleyip karşı tarafın iddialarının sırf bir “Çamur at izi kalsın (asılsız itiraz)” hamlesi olduğunu anladığı an; HMK 101 çerçevesinde o araştırmaların ve tebligatların tüm faturasını derhal itirazı yapan o “karşı tarafa” yükler.
Yargıtay’ın Katı Yorumu: “Avukatım Söylemedi” Vakası ve Reddedilen Talepler
Eski hale getirme talepleri bedavadır ya da her bahane ile ileri sürülebilir bir müessese değildir. Ortada fiziksel (elde olmayan) hiçbir ağır engel yokken, örneğin “Avukatım kararı benden gizledi, temyiz hakkımı bana kullandırtmadı, bu esamede sürem geçti” diyerek mahkemeyi meşgul ederseniz, mahkeme bunu HMK Madde 95 kapsamındaki haklı “Eski hale getirme” şartlarından saymaz. Yargıtay’ın mutlak kabülüne göre “Asil ile Vekili” arasındaki o tebligat krizi, davanın iç meselesidir ve karşı tarafı / mahkemeyi bağlamaz. Böyle yersiz ve asılsız (hukuken altı boş) mazeretlerle eski hale getirme talep eden taraf, HMK 101 uyarınca hem davasını kaybeder, hem temyiz şansını yitirir, hem de bu haksız başvurunun çıkardığı tüm ek giderleri kendi cebinden ödeyerek ağır bir usul faturası ile baş başa kalır.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Esas: 2016/18369, Karar: 2017/35 (“Avukatın Haber Vermemesi” Bahanesiyle Talep Edilen Eski Hale Getirmenin Reddi)
ÖZET: Bir Tapu İptali ve Tescil davasında mahkeme kararını 1998 yılında verir ve davalıların resmi vekiline (avukatına) tebliğ eder. Karar temyiz edilmediği için o yıl kesinleşir. Tam 18 yıl sonra (2016’da) davalılar ortaya çıkarak; “Biz o kararı daha yeni öğrendik. Bizim Avukatımız bize haber vermedi, temyiz haklarımızı kararttı, bu ‘elde olmayan sebep’ sayılır. Bu yüzden 18 yıl önce biten dosyayı eski hale getirin, süremizi uzatın biz temyiz edeceğiz” diyerek mahkemeye (HMK 95-96) dilekçe sunarlar.
Kararın Esası: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi hukuki bir ders niteliğinde talebi derhal reddetmiştir: “HMK Madde 95 kapsamında eski hale getirme için engelin “elde olmayan (kişi dışı, mücbir)” bir sebep olması şarttır. Somut olayda karar davalı vekiline (Avukat’a) usulünce tebliğ edilmiştir. Karar hakkında avukatın asile müvekkiline bilgi verip vermemesi aralarındaki iç bir ilişkidir; ne karşı tarafı (davacıyı) ne de yargı sistemini bağlar! Vekilin salt kendi kusuruyla temyiz yoluna başvurmaması, kanun nazarında asil için ‘Eski hale getirme sebebi’ olamaz. Davalıların bu yersiz talebi reddedilmiş olup, kararın geçmişte usulüne uygun kesinleştiği onanmıştır.” (Bu tür geçersiz talepleri zorlayanlar, HMK 101 kapsamında doğacak tüm haksız giderlere kendileri katlanır.)
HMK Madde 101 (Giderler) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Eski hale getirme talebim kabul edildi. Karşı taraf da bu mazeretimi centilmence kabul etti. Yine de mahkeme giderini ben mi ödeyeceğim?
Evet. HMK Madde 101/1 son derece nettir: “Eski hâle getirme talebi sebebiyle ortaya çıkan giderler, talepte bulunan tarafa yükletilir.” Haklı olsanız dahi kural budur. Çünkü ortada ekstra bir tebligat, fazladan bir duruşma zaptı yükü vardır ve kendi kaçırdığınız süreyi kurtarmanın maliyetini “kendi bütçenizle” karşılamak zorundasınız; yargı organı veya sessiz kalan karşı taraf bu ek malitiyeti çekemez.
Karşı taraf sırf beni süründürmek için hastane raporumun sahte olduğunu iddia etti, mahkeme İlçe Sağlık Müdürlüğüne, hastanelere onlarca sayfa evrak yazdı ve hepsi masraf oldu. Ne olacak?
İşte tam burada HMK 101 ikinci fıkra (istisna kuralı) sizin can simidinizdir. Raporun gerçek olduğu ortaya çıktığında, hakim karşı tarafın tüm itirazlarının “asılsız ve kötüniyetli” olduğuna kanaat getirecektir. Bu andan itibaren o yazışma giderleri, tebligat harçları sizin üstünüzden alınır ve giderlerin artmasına sebep olan “Kötüniyetli” karşı tarafa yükletilir.
Avukatım bürosuna haciz geldiği için veya yoğunluktan süreyi kaçırdığını söylüyor. Bu giderleri ona yansıtabilir miyim?
Zaten HMK sisteminde Yargıtay (Örn: 1. HD’nin yukarıdaki kararı) kural olarak avukatın organizasyon / büro hatalarını “Eski hale getirme (Elde Olmayan Sebep)” olarak SAYMAZ. Talebiniz muhtemelen esastan reddedilir, süreniz de geri dönmez. Ancak siz uğradığınız bu maddi hak kaybını ve yaptığınız tüm boşa yargılama masraflarını avukatınıza açacağınız “Vekalet Sözleşmesine Aykırılık ve Tazminat” davası ile ondan geri alma yoluna gidebilirsiniz.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.