Yargıtay İçtihatları, Avukat Murat ÖCAL, Bodrum Avukat, Datça Avukat, Marmaris Avukat, Fethiye Avukat, Çeşme Avukat, Aydın Avukat, Kuşadası Avukat, Alanya Avukat, Antalya Avukat, Adana Avukat, Mersin Avukat, Çeşme Avukat, Balıkesir Avukat, Çanakkale Avukat, Ankara Avukat, İstanbul Avukat, Yozgat Avukat, Sivas Avukat

Sözleşmeden Doğan Davalarda Yetkili Mahkeme Neresidir? (HMK Madde 10)

Ticari hayatın veya günlük yaşamın koşturmacası içerisinde bir şirketle, ustayla, tedarikçiyle ya da şahısla sözleşme yaptınız. Ancak karşı taraf sözleşmeye uymadı, malı teslim etmedi veya paranızı ödemedi. Şimdi dava açacaksınız ama karşı tarafın adresi İstanbul’da, siz ise Ankara’dasınız. Davayı açmak için karşı tarafın şehrine mi gitmek zorundasınız? İşte tam bu noktada Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) Madde 10 devreye girer. Kanun, davacıya çok ciddi bir kolaylık sağlayarak “Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer (yerine getirildiği yer) mahkemesinde de açılabilir” der. Peki sözleşmenin “ifa yeri” pratikte nasıl belirlenir? Bir sözleşmede yazılı adres yoksa paramızı kendi bulunduğumuz adreste dava yoluyla isteyebilir miyiz? Bu yazımızda, sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda yetkili mahkemenin nasıl bulunduğunu, Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 89 kurallarını ve Yargıtay’ın can alıcı emsal kararlarını pratik avukatlık tecrübeleriyle birlikte inceleyeceğiz.

HMK Madde 10

(1) Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.

HMK Madde 10’a Göre İfa Yeri Ne Demektir?

HMK Madde 10 özel bir yetki kuralıdır. Genel yetki kuralı gereğince her dava davalının ikametgahında açılabilir (HMK Madde 6). Ancak ortada bir sözleşme varsa kanun, davacıya “İstersen sözleşmenin yerine getirileceği şehrin mahkemesinde de davayı açabilirsin” (seçimlik hak) der. Taraflar sözleşmede bir “ifa yeri” (Örneğin; mallar İzmir fabrikasında teslim edilecektir) belirlemişse mahkemenin yetkisi kesinleşir. Peki sözleşmede özel bir madde yoksa? O zaman Türk Borçlar Kanunu (TBK) imdadımıza yetişir.

Uzman Avukat Görüşü:

HMK 10 Çerçevesinde Uygulamadan Tecrübelerimiz Müvekkillerimiz ofise bir alacak sorunuyla geldiklerinde ilk sordukları şey sıklıkla şu oluyor: “Karşı taraf ta Hakkari’de, şimdi kim uğraşacak o adliyelerle, avukat bey astarı yüzünden pahalıya gelmeyecek mi?” İşte tam bu sahnede dava sürecini kurgularken HMK Madde 10’un bize sunduğu olanakları devreye sokmamız müvekkile büyük kolaylık sağlar.

Uygulamada, alacak davalarında doğrudan HMK Madde 6 kullanılarak “davalının yerleşim yerinde” dava veya icra takibi açılması çok sık karşılaşılan genel bir durumdur. Ancak uyuşmazlığın konusu bir “para borcu” (fatura alacağı, kaparo iadesi, sözleşme bedeli vb.) ise, çok pratik bir hukuki seçeneğimiz daha var: Türk Borçlar Kanunu Madde 89 (Eski BK 73). Kanun açıkça; para borçları aksi kararlaştırılmadıkça alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir (götürülecek borçlardır) hükmünü amirdir.

Yani, eğer müvekkilimizin bir sözleşmeden veya ticari ilişkiden doğan para alacağı varsa, HMK Madde 10’u TBK Madde 89 ile birlikte değerlendirerek davayı veya icra takibini doğrudan kendi bulunduğumuz şehirde (alacaklının yerleşim bölgesinde) açabilme imkânımız doğmaktadır! Davalı taraf, “Genel yetki kuralı gereği dava benim ikametgahımda açılmalı” şeklinde bir yetki itirazında bulunsa dahi, TBK 89’daki ifa yeri kuralını sunduğumuzda bu itiraz kısa sürede bertaraf edilebilmektedir. Kısacası, dava açarken usul hukuku (HMK) ile maddi hukuk kurallarını (TBK) dinamik bir şekilde birleştirdiğimizde, süreç müvekkil lehine çok daha zahmetsiz ve pratik bir şekilde ilerler. Bu stratejik yaklaşım, şehirlerarası yargılama süreçlerinin yaratacağı zaman ve masraf kayıplarını davanın en başından ortadan kaldırmaktadır.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

086 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde yer alan sözleşmelere ilişkin yetki kuralında, davalının veya vekilinin dava tarihinde orada bulunması hâlinde, sözleşmenin kurulduğu yerde de dava açılmasına imkân verilmekte idi. Ancak, bu yetki kuralının işlerlik kazanabilmesi için dava açılmadan önce, davalı ya da vekilinin sözleşmenin kurulduğu yerde bulunduğunu araştırıp tespit etmek zorunluluğu vardı. Bu durumu tespit etmek de, davacı açısından oldukça zordur. O nedenle, sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesinin yetkisine, uygulama alanı bulamadığından, bu maddede yer verilmemiştir.

Sözleşmelerde Yetkili Mahkeme Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Sözleşmeden doğan alacağım için karşı tarafın şehrinde dava açmak zorunda mıyım?

Hayır. HMK Madde 10 uyarınca ifa yeri mahkemesinde de dava açabilirsiniz. Uyuşmazlık bir “para borcu” ise (ödenmeyen fatura, senetsiz borç vb.), kanuna göre para borçları alacaklının adresinde ödenmesi gereken borçlar olduğundan, davayı veya icra takibini doğrudan kendi yaşadığınız şehirde açma hakkınız vardır.

HMK Madde 10’daki ifa yeri kuralı “Kesin Yetki” midir?

Hayır, kesin yetki değildir. HMK Madde 10 “seçimlik yetki” hallerinden biridir. Yani yasa koyucu size bir alternatif sunmuştur; ister genel yetkili yerde (davalının evinin olduğu yer), ister sözleşmenin ifa edileceği yerde davanızı açabilirsiniz. Seçim hakkı tamamen davacıya aittir.

Faturaya dayalı alacak davalarında sözleşme (iş ilişkisi) yetkisi geçerli midir?

Evet. Taraflar arasında temel bir sözleşmesel/ticari ilişki varsa ve kesilen fatura bu ilişkiye dayanıyorsa, ortada bir “para borcu” bulunur. Faturalı alacaklarınızda tarafımıza danışarak TBK Madde 89 hükmünden faydalanabilir ve uyuşmazlığın kendi şehrinizdeki mahkemede görülmesini sağlayabilirsiniz.

HMK Madde 10 Sözleşmeden Doğan Davalarda Yetki

Yargıtay İçtihatları

11. Hukuk Dairesi 2016/13705 E. , 2016/9312 K.

ÖZET: Sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat davalarında, HMK Madde 10 uyarınca sözleşmenin ifa yeri mahkemesinin yetkili olduğu dikkate alınarak, öncelikle sözleşmenin ifa yerinin tespit edilmesi gerektiği; bu değerlendirme yapılmadan doğrudan HMK m.6’ya dayanılarak davalının (şirket merkezinin) bulunduğu yer mahkemesinin yetkili sayılarak yetkisizlik/görevsizlik kararı verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.

  • HMK Madde 10
  • Sözleşmeden Doğan Davalarda Yetki

Taraflar arasında görülen davada Hatay 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/02/2016 tarih ve 2015/532-2016/172 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; müvekkili şirketin davadışı …Ltd. Şti.ne ait malların … ‘dan Suudi Arabistan’a taşınma işini üstlendiğini, taşıma işinin davalı … şirketi aracılığı ile sigortalandığını, varma yerinde emtianın kısmen zayi olduğunun tespit edildiğini, müvekkili tarafından davadışı firmanın zararının ödendiğini ve halefiyet hakkına dayanarak işbu davayı açtığını ileri sürerek 79.540 TL.nin kesinti tarihlerinden itibaren işleyecek en yüksek ticari reeskont faizi ile birlikte, araçların navlun bedeli olan 35.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari reeskont faizi ile birlikte alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Davalı şirket vekili; yetki itirazında bulunmuş ve davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; 6100 sayılı HMK’nın 15. ve 6. maddesi uyarınca genel yetkili kurallarının geçerli olduğu, buna göre davalının merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle davalının yetki itirazının kabulü ile talep halinde dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Nöbetçi Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davacı taşıyanın kendi … sigortacısına karşı açtığı rücuen tazminat davası olup, davalının yetki itirazı üzerine mahkemece 6100 sayılı HMK’nın 6. ve 15. maddeleri uyarınca yetkisizlik kararı verilmiştir.

6100 sayılı HMK’nın 10. maddesi uyarınca sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkili olduğundan öncelikle davacı ile davalı … şirketinin taraf olduğu sigorta sözleşmesi nazara alınarak sözleşmenin ifa yerinin tespit edilmesi, yetkili mahkemenin belirlenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile HMK’nın 6. maddesi uyarınca yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

HMK Madde 10 Sözleşmeden Doğan Davalarda Yetki

Yargıtay İçtihatları

11. Hukuk Dairesi 2016/13572 E. , 2016/9347 K.

ÖZET: Taşıma sözleşmelerinden kaynaklanan tazminat taleplerinde, genel mahkeme yetkili olmakla birlikte; TTK m. 890/1 fıkrasındaki “malın teslim edilmesi öngörülen yer” özel kuralı uyarınca eşyanın teslim edileceği yer (ifa yeri – HMK m.10) mahkemesinin de yetkili olduğu, davacının bu seçimlik hakkını kullanmasının hukuka uygun bulunduğu belirtilmiştir.

  • HMK Madde 10
  • Sözleşmeden Doğan Davalarda Yetki

Taraflar arasında görülen davada … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/01/2016 tarih ve 2015/582-2016/26 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili tarafından …’da mukim dava dışı kişiye teslim edilmek üzere davalı taşıyıcıya teslim edilen emtianın alıcıya teslim edilmediğini ileri sürerek, 6.190,00 TL’nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili şirket merkezinin … ili olduğunu savunarak, yetki itirazında bulunmuştur.

Mahkemece tüm dosya kapsamı nazara alınarak, davalı şirketin adresinin İstanbul ili olduğu gerekçesi ile davalının yetki itirazının kabulüne ve dosyanın … Nöbetçi Ticaret Mahkemesi gönderilmesine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, taşıma sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davalının ikametgahı mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle, yetkisizlik kararı verilmiştir. Ancak 6102 sayılı TTK’nın 890/1 maddesi “Birinci ve ikinci kısım hükümlerine tabi taşımadan doğan hukuki uyuşmazlıklarda, malın teslim alındığı veya teslim için öngörülen yer mahkemesi de yetkilidir.” hükmü uyarınca somut olayda teslim için öngörülen yer …. olmasına rağmen yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/12/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi

HMK Madde 10 Sözleşmeden Doğan Davalarda Yetki

Yargıtay İçtihatları

13. Hukuk Dairesi 2016/18276 E. , 2018/3953 K.

ÖZET: Ayıplı mal sebebiyle çıkan uyuşmazlıklarda, davanın genel yetki (HMK m.6) uyarınca davalının ikametgahında, özel yetki (HMK m.10) uyarınca sözleşmenin ifa yerinde veya Tüketici Kanunu (TKHK m.73/5) uyarınca tüketicinin kendi yerleşim yerinde açılabileceği (seçimlik yetkilerin bir arada bulunduğu) belirtilmiştir. Davacının (tüketicinin) davasını kendi bulunduğu ilde açması geçerlidir ve mahkemenin yetkisizlik kararı vermesi hatalıdır.

  • HMK Madde 10
  • Sözleşmeden Doğan Davalarda Yetki

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, kendisine ait evde 28.8.2014 tarihinde çıkan yangın sonucu bir kısım eşyaların yanması nedeniyle zarar meydana geldiğini, … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2014/18 D.iş sayılı dosyası ile yapılan tespit sonucu evde çıkan yangının … markalı fırının arızalı olması nedeniyle çıkan kıvılcımlar sonucu meydana geldiğinin tespit edildiğini ileri sürerek 10.840,00 TL maddi zararın olayın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davada yetkili mahkemenin şirketin yerleşim yeri adresi olan … Mahkemeleri olduğunu belirterek yetki itirazında bulunmuş, esastan davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, … Tüketici Mahkemeleri’ne yetkisizlik kararı verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, ayıplı mal mal nedeniyle meydana geldiği ileri sürülen zararın tazminine ilişkindir.

HMK’nun 6.maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin ikametgahının bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiş olup, bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Bir başka özel yetkiye ilişkin düzenleme ise, 6502 sayılı yasanın 73/5. maddesinde düzenlenmiş olup, bu düzenlemeye göre de, tüketici davalarının tüketicinin ikametgahı mahkemesinde de açılabileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemelerden birinde açılabilir. Davacı tüketici olup ister kendi ikametgahı olan … de isterse davalının ikametgahı mahkemesinde genel yetki kurallarına göre dava açabilir. Seçimlik hak tüketiciye aittir.

Somut olayda davacının yerleşim yeri Kızıltepe olduğuna göre … Asliye Hukuk Mahkemeleri (Tüketici Mahkemeleri) de yetkilidir. Hal böyle olunca, davanın yetkili mahkemede açıldığının kabulü ile işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 29/03/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

HMK Madde 10 Sözleşmeden Doğan Davalarda Yetki

Yargıtay İçtihatları

13. Hukuk Dairesi 2016/10351 E. , 2019/467 K.

ÖZET: Taraflar arasındaki sözleşmede belirli bir mahkeme yetkili kılınmış olsa dahi (HMK m.17 yetki sözleşmesi), HMK Madde 10 gereğince davacının davayı “sözleşmenin ifa edildiği yerde” açma hakkının devam ettiği, bu durumların birbirini ortadan kaldırmadığı ifade edilerek, ifa yerinde açılan davada mahkemenin esasa girmeyip yetkisizlik kararı vermesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

  • HMK Madde 10
  • Sözleşmeden Doğan Davalarda Yetki

Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı eczacı olduğunu, davalı tarafından haksız müfettiş raporuna dayalı olarak 3.305.812,10.-TL cezai işlem uygulandığını ileri sürerek, bu işlemin haksız olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.

Davalı, … … mahkemelerinin yetkili olduğunu savunmuş, esastan da davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, … Asliye Hukuk Mahkemelerinin yetkili olması nedeniyle yetkisizlik kararı verilmiş; hüküm, davanın taraflarınca temyiz edilmiştir.

1-Dava tarihinde taraflar arasında düzenlenen işlemin dayanağı, sözleşmenin yetkili mahkeme bölümünün 8.2 maddesinde, ” Taşra teşkilatı ile eczane arasında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda sözleşmeyi yapan taşra teşkilatının bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.” düzenlenmesinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında HMK 17.madde uyarınca geçerli bir yetki sözleşmesi bulunmaktadır. HMK’un 10. maddesi uyarınca sözleşmenin ifa yerinde dava açılabilir. Mahkemece işin esası incelenerek sonuca uygun karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

2-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA,

(2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/01/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

HMK Madde 10 Sözleşmeden Doğan Davalarda Yetki

Yargıtay İçtihatları

15. Hukuk Dairesi 2021/1154 E. , 2021/1636 K.

ÖZET: Sözleşmeden (hizmet alım vb.) doğan bir alacak davası veya icra takibinde, eğer her iki taraf da tacir olmadığından ortada münhasır ve kesinleşmiş bir “yetki sözleşmesi” bulunmuyorsa, dava konusu alacak da bir “para borcu” ise; TBK m. 89 uyarınca para borçları götürülecek borç mahiyetinde sayıldığından, alacaklının davayı kendi ikametgahının bulunduğu yerde başlatma hakkı HMK ve TBK hükümleri çerçevesinde hukuka uygundur.

  • HMK Madde 10
  • Sözleşmeden Doğan Davalarda Yetki

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen hüküm süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirketin 29.10.2013 tarihli sözleşmeyle davalıya ait kömür ocağındaki harfiyatın nakli için müvekkilinin temin edeceği kamyonun davalıya kiralanması, bu kamyonlar için kira bedeli ödenmesi hususunda anlaşma sağladıklarını, ödenmeyen fatura bedelleri için icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin ikametgahının bulunduğu yer olan Borçka mahkemesi ve icra dairesinin yetkili olduğunu, davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek yetki itirazının reddi ile itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; taraflar arasında akdedilmiş sözleşme olmadığını, davacının tüm alacaklarının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; takip ve dava konusu uyuşmazlığın tarafların ticari işi olduğu, aralarında geçerli bir yetki sözleşmesinin bulunduğu ve davalının süresinde ve usulüne uygun yetki itirazında bulunduğu gerekçesiyle icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK’nın 10. maddesi ve 6098 sayılı TBK’nın 89/1. maddesine göre para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Alacaklının ikamet yeri Borçka olduğuna göre Borçka İcra Daireleri alacağın tahsili bakımından yetkilidir. 6100 sayılı HMK’nın “yetki sözleşmesi ” başlıklı 17. maddesinde, “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” hükmü düzenlenmiştir. Her ne kadar mahkemece taraflar arasındaki yetki sözleşmesi gereğince… İcra Dairelerinin yetkili olduğu sonucuna varılmış ise de davacının tacir olduğuna ilişkin dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. HMK’nın 17. maddesi gereğince ancak her iki taraf tacirse yapılan yetki sözleşmesi münhasır yetki kabul edilir. Davacının tacir olmadığı gözetildiğinde yetki sözleşmesine değer verilerek icra dairesinin yetkisizliğine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Mahkemece icra dairesinin yetkisine yapılan itirazın kaldırılarak işin esasına girilmesi gerekirken yetki itirazının kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.Öte yandan gerekçeli karar başlığında 22.04.2014 olan dava tarihinin, 05.10.2017 olarak yazılması hatalı olmuştur.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 13.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

UYARI

Web sitemizde yer alan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka web sitelerinde yayımlanması halinde hukuki ve cezai yollara başvurulacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.