
Sözleşmeden Doğan Davalarda Yetkili Mahkeme Neresidir? (HMK Madde 10)
Ticari hayatın veya günlük yaşamın koşturmacası içerisinde bir şirketle, ustayla, tedarikçiyle ya da şahısla sözleşme yaptınız. Ancak karşı taraf sözleşmeye uymadı, malı teslim etmedi veya paranızı ödemedi. Şimdi dava açacaksınız ama karşı tarafın adresi İstanbul’da, siz ise Ankara’dasınız. Davayı açmak için karşı tarafın şehrine mi gitmek zorundasınız? İşte tam bu noktada Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) Madde 10 devreye girer. Kanun, davacıya çok ciddi bir kolaylık sağlayarak “Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer (yerine getirildiği yer) mahkemesinde de açılabilir” der. Peki sözleşmenin “ifa yeri” pratikte nasıl belirlenir? Bir sözleşmede yazılı adres yoksa paramızı kendi bulunduğumuz adreste dava yoluyla isteyebilir miyiz? Bu yazımızda, sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda yetkili mahkemenin nasıl bulunduğunu, Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 89 kurallarını ve Yargıtay’ın can alıcı emsal kararlarını pratik avukatlık tecrübeleriyle birlikte inceleyeceğiz.
HMK Madde 10
(1) Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.
HMK Madde 10’a Göre İfa Yeri Ne Demektir?
HMK Madde 10 özel bir yetki kuralıdır. Genel yetki kuralı gereğince her dava davalının ikametgahında açılabilir (HMK Madde 6). Ancak ortada bir sözleşme varsa kanun, davacıya “İstersen sözleşmenin yerine getirileceği şehrin mahkemesinde de davayı açabilirsin” (seçimlik hak) der. Taraflar sözleşmede bir “ifa yeri” (Örneğin; mallar İzmir fabrikasında teslim edilecektir) belirlemişse mahkemenin yetkisi kesinleşir. Peki sözleşmede özel bir madde yoksa? O zaman Türk Borçlar Kanunu (TBK) imdadımıza yetişir.
Uzman Avukat Görüşü:
HMK 10 Çerçevesinde Uygulamadan Tecrübelerimiz Müvekkillerimiz ofise bir alacak sorunuyla geldiklerinde ilk sordukları şey sıklıkla şu oluyor: “Karşı taraf ta Hakkari’de, şimdi kim uğraşacak o adliyelerle, avukat bey astarı yüzünden pahalıya gelmeyecek mi?” İşte tam bu sahnede dava sürecini kurgularken HMK Madde 10’un bize sunduğu olanakları devreye sokmamız müvekkile büyük kolaylık sağlar.
Uygulamada, alacak davalarında doğrudan HMK Madde 6 kullanılarak “davalının yerleşim yerinde” dava veya icra takibi açılması çok sık karşılaşılan genel bir durumdur. Ancak uyuşmazlığın konusu bir “para borcu” (fatura alacağı, kaparo iadesi, sözleşme bedeli vb.) ise, çok pratik bir hukuki seçeneğimiz daha var: Türk Borçlar Kanunu Madde 89 (Eski BK 73). Kanun açıkça; para borçları aksi kararlaştırılmadıkça alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir (götürülecek borçlardır) hükmünü amirdir.
Yani, eğer müvekkilimizin bir sözleşmeden veya ticari ilişkiden doğan para alacağı varsa, HMK Madde 10’u TBK Madde 89 ile birlikte değerlendirerek davayı veya icra takibini doğrudan kendi bulunduğumuz şehirde (alacaklının yerleşim bölgesinde) açabilme imkânımız doğmaktadır! Davalı taraf, “Genel yetki kuralı gereği dava benim ikametgahımda açılmalı” şeklinde bir yetki itirazında bulunsa dahi, TBK 89’daki ifa yeri kuralını sunduğumuzda bu itiraz kısa sürede bertaraf edilebilmektedir. Kısacası, dava açarken usul hukuku (HMK) ile maddi hukuk kurallarını (TBK) dinamik bir şekilde birleştirdiğimizde, süreç müvekkil lehine çok daha zahmetsiz ve pratik bir şekilde ilerler. Bu stratejik yaklaşım, şehirlerarası yargılama süreçlerinin yaratacağı zaman ve masraf kayıplarını davanın en başından ortadan kaldırmaktadır.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
086 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde yer alan sözleşmelere ilişkin yetki kuralında, davalının veya vekilinin dava tarihinde orada bulunması hâlinde, sözleşmenin kurulduğu yerde de dava açılmasına imkân verilmekte idi. Ancak, bu yetki kuralının işlerlik kazanabilmesi için dava açılmadan önce, davalı ya da vekilinin sözleşmenin kurulduğu yerde bulunduğunu araştırıp tespit etmek zorunluluğu vardı. Bu durumu tespit etmek de, davacı açısından oldukça zordur. O nedenle, sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesinin yetkisine, uygulama alanı bulamadığından, bu maddede yer verilmemiştir.
Sözleşmelerde Yetkili Mahkeme Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Sözleşmeden doğan alacağım için karşı tarafın şehrinde dava açmak zorunda mıyım?
Hayır. HMK Madde 10 uyarınca ifa yeri mahkemesinde de dava açabilirsiniz. Uyuşmazlık bir “para borcu” ise (ödenmeyen fatura, senetsiz borç vb.), kanuna göre para borçları alacaklının adresinde ödenmesi gereken borçlar olduğundan, davayı veya icra takibini doğrudan kendi yaşadığınız şehirde açma hakkınız vardır.
HMK Madde 10’daki ifa yeri kuralı “Kesin Yetki” midir?
Hayır, kesin yetki değildir. HMK Madde 10 “seçimlik yetki” hallerinden biridir. Yani yasa koyucu size bir alternatif sunmuştur; ister genel yetkili yerde (davalının evinin olduğu yer), ister sözleşmenin ifa edileceği yerde davanızı açabilirsiniz. Seçim hakkı tamamen davacıya aittir.
Faturaya dayalı alacak davalarında sözleşme (iş ilişkisi) yetkisi geçerli midir?
Evet. Taraflar arasında temel bir sözleşmesel/ticari ilişki varsa ve kesilen fatura bu ilişkiye dayanıyorsa, ortada bir “para borcu” bulunur. Faturalı alacaklarınızda tarafımıza danışarak TBK Madde 89 hükmünden faydalanabilir ve uyuşmazlığın kendi şehrinizdeki mahkemede görülmesini sağlayabilirsiniz.
HMK Madde 10 Sözleşmeden Doğan Davalarda Yetki
Yargıtay İçtihatları
11. Hukuk Dairesi 2016/13705 E. , 2016/9312 K.
ÖZET: Sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat davalarında, HMK Madde 10 uyarınca sözleşmenin ifa yeri mahkemesinin yetkili olduğu dikkate alınarak, öncelikle sözleşmenin ifa yerinin tespit edilmesi gerektiği; bu değerlendirme yapılmadan doğrudan HMK m.6’ya dayanılarak davalının (şirket merkezinin) bulunduğu yer mahkemesinin yetkili sayılarak yetkisizlik/görevsizlik kararı verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
- HMK Madde 10
- Sözleşmeden Doğan Davalarda Yetki
HMK Madde 10 Sözleşmeden Doğan Davalarda Yetki
Yargıtay İçtihatları
11. Hukuk Dairesi 2016/13572 E. , 2016/9347 K.
ÖZET: Taşıma sözleşmelerinden kaynaklanan tazminat taleplerinde, genel mahkeme yetkili olmakla birlikte; TTK m. 890/1 fıkrasındaki “malın teslim edilmesi öngörülen yer” özel kuralı uyarınca eşyanın teslim edileceği yer (ifa yeri – HMK m.10) mahkemesinin de yetkili olduğu, davacının bu seçimlik hakkını kullanmasının hukuka uygun bulunduğu belirtilmiştir.
- HMK Madde 10
- Sözleşmeden Doğan Davalarda Yetki
HMK Madde 10 Sözleşmeden Doğan Davalarda Yetki
Yargıtay İçtihatları
13. Hukuk Dairesi 2016/18276 E. , 2018/3953 K.
ÖZET: Ayıplı mal sebebiyle çıkan uyuşmazlıklarda, davanın genel yetki (HMK m.6) uyarınca davalının ikametgahında, özel yetki (HMK m.10) uyarınca sözleşmenin ifa yerinde veya Tüketici Kanunu (TKHK m.73/5) uyarınca tüketicinin kendi yerleşim yerinde açılabileceği (seçimlik yetkilerin bir arada bulunduğu) belirtilmiştir. Davacının (tüketicinin) davasını kendi bulunduğu ilde açması geçerlidir ve mahkemenin yetkisizlik kararı vermesi hatalıdır.
- HMK Madde 10
- Sözleşmeden Doğan Davalarda Yetki
HMK Madde 10 Sözleşmeden Doğan Davalarda Yetki
Yargıtay İçtihatları
13. Hukuk Dairesi 2016/10351 E. , 2019/467 K.
ÖZET: Taraflar arasındaki sözleşmede belirli bir mahkeme yetkili kılınmış olsa dahi (HMK m.17 yetki sözleşmesi), HMK Madde 10 gereğince davacının davayı “sözleşmenin ifa edildiği yerde” açma hakkının devam ettiği, bu durumların birbirini ortadan kaldırmadığı ifade edilerek, ifa yerinde açılan davada mahkemenin esasa girmeyip yetkisizlik kararı vermesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
- HMK Madde 10
- Sözleşmeden Doğan Davalarda Yetki
HMK Madde 10 Sözleşmeden Doğan Davalarda Yetki
Yargıtay İçtihatları
15. Hukuk Dairesi 2021/1154 E. , 2021/1636 K.
ÖZET: Sözleşmeden (hizmet alım vb.) doğan bir alacak davası veya icra takibinde, eğer her iki taraf da tacir olmadığından ortada münhasır ve kesinleşmiş bir “yetki sözleşmesi” bulunmuyorsa, dava konusu alacak da bir “para borcu” ise; TBK m. 89 uyarınca para borçları götürülecek borç mahiyetinde sayıldığından, alacaklının davayı kendi ikametgahının bulunduğu yerde başlatma hakkı HMK ve TBK hükümleri çerçevesinde hukuka uygundur.
- HMK Madde 10
- Sözleşmeden Doğan Davalarda Yetki
UYARI
Web sitemizde yer alan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka web sitelerinde yayımlanması halinde hukuki ve cezai yollara başvurulacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.