Mahkemelerin Görevi ve Kamu Düzeni: HMK Madde 1 Uygulama Rehberi

Hukuk yargılamasında “görev”, bir davanın hangi derecedeki veya hangi türdeki mahkemede bakılacağını belirleyen en temel usul kuralıdır. HMK Madde 1, mahkemelerin görev alanının belirlenmesini münhasıran yasama organına (kanuna) bırakmış ve bu kuralları “kamu düzeninden” saymıştır. Bu düzenleme, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak, yargılamanın öngörülebilirliğini sağlar ve tarafların iradesiyle yargı yetkisinin değiştirilmesini yasaklar. Görevin kamu düzeninden olması, mahkemenin bu hususu hiçbir talep olmasa dahi yargılamanın her aşamasında kendiliğinden incelemesini zorunlu kılar.


HMK Madde 1: Kanun Metni

(1) Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Anayasanın 142 nci maddesi uyarınca mahkemelerin görevleri ancak kanunla tayin edilebilir; idare, düzenleyici idarî işlemleri aracılığıyla göreve yönelik herhangi bir belirleme yapamaz. Maddenin birinci cümlesinde yer alan düzenlemede, anılan Anayasa kuralı yasal plânda bir kez daha ifade edilmiştir. Şüphesiz, kanunla yapılacak olan göreve ilişkin belirlemenin, Anayasanın 37 nci maddesinde güvence altına alınmış bulunan tabiî hâkim ilkesine de uygunluk arz etmesi gerekir. Yine bu yasal düzenlemede, görev kurallarının niteliğine ilişkin bir belirleme de yapılmıştır. Bu belirleme ve görevin dava şartı hâline getirilmiş bulunması sebebiyle 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 7 nci maddesindeki düzenleme tümüyle yürürlükten kaldırılmıştır. Bu tercih yapılırken 1086 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenleme de bilinçli olarak göz ardı edilmiştir. Bu durum her şeyden önce görev kurallarının yargı erkinin işleyişiyle ilgili olması sebebiyle kamu düzeninden sayılmasının ve ayrıca Tasarının 119 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde açıkça dava şartı olarak nitelenmiş bulunmasının doğal bir sonucudur. Öte yandan 7 nci maddenin üçüncü fıkrasında öngörülen düzenleme sulh hukuk mahkemelerinin tek hâkimli, asliye hukuk mahkemelerinin ise 469 sayılı Kanunun yürürlükte olduğu dönemde toplu mahkeme olarak öngörülmüş bulunmasını temel almaktadır. Bugün 08/04/1924 tarihli ve 469 Sayılı Mehakimi Şer’iyenin İlgasına Ve Mehakim Teşkilatına Ait Ahkamı Muaddil Kanun yürürlükten kalkıp yerini 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun alıp, bu Kanunda da açıkça asliye hukuk mahkemeleri tek hâkimli mahkeme olarak öngörülüğü için, 1086 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasındaki düzenlemenin temelindeki gerekçe tümüyle ortadan kalkmıştır. Yani bugün için hem sulh hukuk mahkemeleri hem de asliye hukuk mahkemeleri tek hâkimli konumdadır. Sulh hukuk mahkemeleriyle asliye hukuk mahkemeleri arasında herhangi bir derecelendirme ilişkisi de yoktur. Dolayısıyla sulh hukuk mahkemeleri ve asliye hukuk mahkemeleri arasındaki görev ilişkisi ile bu mahkemelerle özel mahkemeler arasında kurulmuş bulunan görev ilişkisi ve sonuçları arasında herhangi bir ayırım gözetilemez.

Adalet Komisyonu Değişiklik Gerekçesi

Tasarının 1 inci maddesinin birinci cümlesinde geçen “belirlenir” ibaresi, Anayasanın 142 nci maddesiyle uyum sağlamak amacıyla, “düzenlenir” şeklinde değiştirilmiştir.



Hukuki İncelemeler

Görevin Belirlenmesinde “Kanunilik” İlkesi

Kriter Açıklama
Yasal Dayanak Mahkemelerin görevleri ancak kanunla düzenlenir; idari işlemle görev tayin edilemez.
İstisnasızlık Kanunda açıkça belirtilmeyen bir görev alanı, kıyas yoluyla genişletilemez veya daraltılamaz.
Sözleşme Yasağı Taraflar, yetki sözleşmesi yapabilir (HMK m. 17) ancak görev sözleşmesi yapamazlar.
Anayasal Temel Anayasa 37. maddesindeki “Kanuni Hakim İlkesi”nin medeni usul hukukundaki yansımasıdır.

Kamu Düzeni Kavramı ve Re’sen Gözetme Zorunluluğu

HMK Madde 1’in ikinci cümlesi olan “Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir” ifadesi, bu kuralın ihlalinin telafisi imkansız bir usulü sakatlık doğurduğunu ifade eder. Pratik sonuçları şunlardır:

  1. Zaman Sınırı Yoktur: Görevsizlik iddiası davanın her aşamasında (ilk derece, istinaf, temyiz) ileri sürülebilir.
  2. Hakimin Ödevi: Hakim, taraflar ileri sürmese bile görevli olup olmadığını dosya üzerinden veya tahkikatın her aşamasında öncelikle incelemek zorundadır.
  3. Kazanılmış Hak Oluşmaz: Görev konusunda taraflar lehine usulü müktesep hak oluşmaz; üst mahkeme her zaman görevsizlik kararı verebilir.

Göreve İlişkin Kararların Hukuki Sonuçları

Mahkeme görevsiz olduğuna kanaat getirirse, bu yönde bir karar verir. Karar kesinleştikten sonra taraflar 2 hafta içinde davanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelidir. Aksi halde dava açılmamış sayılır. Bu süreçte görevli mahkeme, görevsiz mahkemenin yaptığı işlemleri (kural olarak) geçerli sayar ancak delillerin takdiri ve tahkikat işlemleri görevli mahkemece yeniden değerlendirilebilir.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay HGK 2025/331 E. , 2025/896 K.

ÖZET (Görev Kamu Düzenindendir): Görev kuralları, yargılamanın hangi mahkeme tarafından yürütüleceğini belirleyen ve kamu düzenine ilişkin olan emredici kurallardır. HMK’nın 1. maddesi gereğince, görev hususu davanın her aşamasında mahkemece re’sen gözetilmelidir. Dava başında görev hususunun tartışılmamış olması veya tarafların bu konuda sessiz kalması, mahkemeye görevsiz bir davada yargılama yapma yetkisi vermez. Bölge Adliye Mahkemesi veya Yargıtay, görevsizlik durumunu fark ettiğinde kararı sırf bu nedenle bozmakla yükümlüdür.

Yargıtay 4. HD 2016/7175 E. , 2018/4573 K.

ÖZET: İşçi-işveren arasındaki uyuşmazlıklarda İş Mahkemesi görevlidir. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan davada mahkeme, taraflar ileri sürmese bile görevli olup olmadığını re’sen incelemeli ve görevsizlik kararı vermelidir.

Yargıtay 16. HD 2015/19237 E. , 2018/1579 K.

ÖZET: Tapu iptal tescil davalarında kamu düzeni ile ilgili olan görev ve taraf teşkili hususu mahkemece kendiliğinden gözetilmelidir. Tüm kayıt maliklerinin davaya dahil edilmesi (taraf teşkili) sağlanmadan karar verilemez.

Yargıtay 17. HD 2016/13784 E. , 2019/5942 K.

ÖZET: Sigorta hukukundan doğan ve ticari nitelikteki uyuşmazlıklarda Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir. Görev kamu düzeninden olduğu için her aşamada mahkemece re’sen dikkate alınmak zorundadır.


HMK Madde 1 (Görevin Belirlenmesi) Sıkça Sorulan Sorular

Davalı görevsizlik iddiasında bulunmazsa, mahkeme davaya bakmaya devam eder mi?

Hayır. Görev kamu düzeninden olduğu için mahkeme davalı itiraz etmese bile görevli olup olmadığını incelemek zorundadır. Görevsizlik durumu tespit edilirse dava usulden reddedilir.

Hangi mahkemenin görevli olduğu konusunda taraflar anlaşma yapabilir mi?

Asla. Taraflar sadece yetki (coğrafi yer) konusunda anlaşarak yetki sözleşmesi yapabilirler (belirli şartlar altında). Ancak bir davaya hangi tür mahkemenin (örneğin Asliye Hukuk yerine İş Mahkemesi) bakacağı konusunda yapılan anlaşmalar hukuken geçersizdir.

İstinaf mahkemesi, görev hususunu kendiliğinden inceleyebilir mi?

Evet. Bölge Adliye Mahkemeleri, dosya kendisine geldiğinde kamu düzenine aykırılık (bu kapsamda görev) yönünden re’sen inceleme yapmakla yükümlüdür. Eğer ilk derece mahkemesi görevsiz bir mahkeme ise, karar kaldırılır.

Görevsizlik kararından sonra dosya görevli mahkemeye otomatik mi gider?

Hayır. Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde taraflardan birinin kararı veren mahkemeye başvurarak dosyanın gönderilmesini talep etmesi gerekir. Talep yapılmazsa dava açılmamış sayılır.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.