Sayfa İçerikleri

Hukuk Muhakemeleri Kanununda Feragat ve Kabulün Zamanı, Şartları ve Hükümden Sonraki Usul: HMK Madde 310

Hukuk yargılamasında davayı esastan ve nihai olarak sona erdiren feragat ve kabul işlemleri, zaman bakımından belirli kurallara bağlanmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 310. maddesinde düzenlenen “Feragat ve kabulün zamanı”, bu işlemlerin yargılamanın hangi aşamalarında yapılabileceğini emredici şekilde belirlemektedir. Kural olarak, tarafların uyuşmazlığı mahkeme dışı veya mahkeme önünde kendi iradeleriyle sonlandırmaları, hükmün şekli anlamda kesinleşmesine kadar her aşamada mümkündür. 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun ile yapılan kritik değişiklikler sonucunda, ilk derece mahkemesinin hüküm vermesinden sonra gerçekleşen feragat veya kabullerin üst mahkeme incelemesine gönderilmeksizin ek karar yoluyla çözülmesi esası getirilmiştir. Bu usuli devrim, gereksiz zaman ve emek kayıplarını önleyerek usul ekonomisine çok büyük katkılar sunmaktadır. HMK m. 310; davadan feragat (HMK m. 307)davayı kabul (HMK m. 308)feragat ve kabulün şekli (HMK m. 309) ve hükmün kesinleşmesi kavramlarıyla doğrudan ve sıkı bir ilişki içerisindedir.


HMK Madde 310: Kanun Metni

Feragat ve kabulün zamanı

MADDE 310- (1) Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.

(2) (Ek:22/7/2020-7251/29 md.) Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir.

(3) (Ek:22/7/2020-7251/29 md.) Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir.


6100 Sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Bir davada, tarafların tek taraflı irade beyanları ile uyuşmazlığı sona erdirmeleri, kural olarak, mahkemece o konuda verilen hükmün kesinleşmesine kadar mümkündür.


Hukuki İncelemeler

HMK m. 310 Uyarınca Feragat ve Kabulün Zamanı, Zaman Sınırları ve Kesinleşme Koşulu

Medeni usul hukukunda davadan feragat ve davayı kabul işlemleri, davanın açıldığı andan başlayıp, mahkemece verilen nihai kararın şekli anlamda kesinleşmesine kadar geçen süre içinde her zaman gerçekleştirilebilir. Dava dosyasının ilk derece mahkemesinde, bölge adliye mahkemesinde (istinaf aşamasında) veya Yargıtay’da (temyiz incelemesinde) bulunması bu işlemlerin yapılmasına engel teşkil etmez.

Buradaki en kritik zaman sınırı, kararın “kesinleşmesi” anıdır. Karar kesinleştikten sonra ortada derdest bir dava kalmadığı için yapılan feragat veya kabul beyanları hiçbir hukuki sonuç doğurmaz. Taraflar, hükmün kesinleşmesinden önce dilekçe ile veya duruşmada sözlü beyanla uyuşmazlığı esastan bitirebilirler. Bu imkan, uyuşmazlığın tarafların serbest tasarrufları çerçevesinde her aşamada sulh ile çözümlenebilmesine zemin hazırlayan temel bir hak arama serbestisi korumasıdır.

7251 Sayılı Kanun Değişikliğiyle Getirilen Usuli Yenilikler ve Karardan Sonra Feragat-Kabul İşlemlerinde Ek Karar Süreci

22 Temmuz 2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 29. maddesi ile HMK m. 310 hükmüne ikinci ve üçüncü fıkralar eklenmiştir. Bu değişiklik öncesindeki yargılama uygulamasında, yerel mahkeme karar verdikten sonra kanun yolu aşamasında feragat veya kabul yapıldığında, dosya Yargıtay veya bölge adliye mahkemesine gönderilir, üst mahkeme karar doğrultusunda sırf bu nedenle hükmü bozarak yerel mahkemeye geri gönderirdi. Bu durum gereksiz yazışmalara, masraflara ve ciddi zaman kayıplarına yol açmaktaydı.

Yeni yasal düzenleme ile bu hantal usul tamamen ortadan kaldırılmıştır:

  1. İstinaf Aşamasında: Eğer feragat veya kabul, yerel mahkeme kararından sonra fakat dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmeden önce yapılmışsa, taraflar kanun yoluna başvurmuş olsa dahi dosya üst mahkemeye gönderilmez. İlk derece mahkemesi dosya üzerinde inceleme yaparak derhal feragat veya kabul doğrultusunda bir “ek karar” tesis eder.
  2. Temyiz Aşamasında: Eğer feragat veya kabul beyanı dosya Yargıtay’a gönderildikten sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı doğrudan doğruya feragat veya kabul hususunda ek karar verilmesi için hükmü veren mahkemeye iade eder. Bu düzenleme, yargılamanın gereksiz formalitelerden arındırılmasını sağlamıştır.

Sosyal Güvenlik Hukukunda Hizmet Tespiti Davalarından Feragatin Geçerliliği ve Kamu Düzeni İstisnası

Sosyal güvenlik hakkı, Anayasa’nın 60. maddesinde düzenlenen, kişiye sıkı sıkıya bağlı, vazgeçilemez ve devredilemez nitelikte bir temel insan hakkıdır. Bu nedenle 5510 sayılı Kanun ve mülga 2926 sayılı Kanun hükümleri uyarınca sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez ve kaçınılamaz. Yargılama uygulamasında, kamu düzenini yakından ilgilendiren sigortalılık veya hizmet tespiti davalarından feragatin geçerli olup olmayacağı uzun yıllar tartışılmıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik içtihatları doğrultusunda, hizmet tespiti davasından feragat etmek, Anayasal sosyal güvenlik hakkının özünden tamamen vazgeçmek anlamına gelmez. Davacı, sadece o dosyada açtığı hizmet tespiti davasını takip etmekten vazgeçmektedir. Özellikle 6552 sayılı Kanun veya 6111 sayılı Kanun gibi kamu alacaklarının yapılandırılması yasalarından yararlanmak isteyen kişilerin açtıkları davalardan vazgeçmeleri yasal bir zorunluluktur. Dolayısıyla, hizmet tespiti davalarında da davacının davadan feragat etmesi geçerlidir ve mahkemece davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmelidir. Davacının feragat etmesi, hakkın özünü tamamen yok etmeyeceğinden, yapılandırmanın iptali veya benzeri durumlarda gelecekte yeni koşullarla hak arama veya kurumun resen tescil yetkisi saklı kalmaktadır.

Avukat Görüşü: Hükümden Sonra Feragat veya Kabul İşlemlerinde Ek Karar Usulü ve Boşanmada Mirasçıların Hakları

Uygulamada, hükmün verilmesinden sonra tarafların aralarında anlaşarak davadan feragat etmeleri veya davayı kabul etmeleri çok sık karşılaşılan bir durumdur. Ancak avukatların bu süreçlerde hak kayıplarını önlemek adına HMK m. 310’un yeni ek fıkralarını ve özel kanunlardaki istisnaları çok iyi analiz etmesi gerekir.

Özellikle boşanma davalarında ölüm vakıasının gerçekleşmesi usul hukukunu bambaşka bir mecraya sürükler. Boşanma davası kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan, eşlerden birinin ölümü halinde evlilik birliği zaten ölümle kendiliğinden sona erer ve boşanma davası konusuz kalır. Ancak Türk Medeni Kanunu’nun 181/2. maddesi, ölen eşin mirasçılarına, davayı sağ kalan eşin kusurunun tespiti amacıyla devam ettirme hakkı tanımıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun güncel emsal kararları uyarınca, davalı eş öldükten sonra sağ kalan davacı eşin boşanma davasından feragat etmesi hukuken hiçbir sonuç doğurmaz. Çünkü davalının ölümüyle birlikte dava kendiliğinden “kusur tespiti” davasına dönüşmüş ve dava konusu subjektif hak ölen eşin mirasçılarına geçmiştir. Sağ kalan eşin artık üzerinde tasarruf edebileceği veya feragat edebileceği bağımsız bir boşanma hakkı kalmamıştır. Bu gibi durumlarda mahkemece feragat beyanına dayanılarak davanın reddine karar verilemez; mirasçıların davaya devam etme iradeleri sorularak sağ eşin kusurlu olup olmadığı yönünde esastan inceleme yapılması zorunludur.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/360 E. , 2023/12 K. (Boşanma Davası Devam Ederken Eşlerden Birinin Ölmesi Durumunda Sağ Eşin Davadan Feragat Etmesinin Sonuç Doğurmayacağı, Davanın Kusur Tespitine Dönüştüğü ve Mirasçıların Davaya Devam Etme Haklarının Olduğu)

ÖZET: Boşanma davası devam ederken eşlerden birinin ölmesi halinde evlilik birliği ölümle sona erer ve dava konusuz kalır. TMK m. 181/2 uyarınca ölen eşin mirasçıları davayı sağ eşin kusurunun tespiti amacıyla devam ettirebilirler. Davalının ölümünden sonra, sağ kalan davacı eşin davadan feragat etmesi geçersizdir ve hüküm doğurmaz. Zira davanın niteliği kusur tespitine dönüştüğünden davacının artık feragat edebileceği subjektif bir boşanma hakkı kalmamıştır.

Kararın Esası: Davacı kadın, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davası açmıştır. İlk derece mahkemesince yetkisizlik kararı verilmiş; davacı bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. İstinaf aşaması devam ederken davalı koca vefat etmiştir. Davacı kadın, kocanın ölümünden bir gün sonra sunduğu dilekçe ile davadan feragat ettiğini bildirmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi feragat nedeniyle davanın reddine karar vermiş; Özel Daire ise ölümden sonra feragatin geçersiz olduğunu belirterek kararı bozmuştur. Direnme üzerine Hukuk Genel Kurulu; davalı eşin ölümü ile boşanma davasının nitelik değiştirerek sağ eşin kusurluluğunun inceleneceği bir kusur tespiti davasına dönüştüğünü, subjektif hakkın ölen eşin mirasçılarına geçtiğini, bu nedenle sağ eşin artık feragat hakkının bulunmadığını vurgulamış ve mirasçıların kusur tespiti talebi doğrultusunda yargılamaya devam edilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararını bozmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2016/1083 E. , 2017/247 K. (Sosyal Güvenlik Hakkının Vazgeçilmez Niteliğine Rağmen Tarım Bağ-Kur Sigortalılık Süresinin Tespiti Davalarından Feragat Edilmesinin Hukuken Sonuç Doğuracağı ve Feragatin Muvafakate Bağlı Olmadığı)

ÖZET: Anayasa’nın 60. maddesi ve yasalar uyarınca sosyal güvenlik hakkı vazgeçilemez ve devredilemez niteliktedir. Ancak hizmet tespiti davasından feragat edilmesi, hakkın özünden vazgeçmek anlamına gelmez; yalnızca o dosyada açılan davanın takibinden vazgeçilmesidir. Özellikle 6552 sayılı Kanun kapsamındaki yapılandırma imkanından faydalanmak amacıyla yapılan feragat beyanı, HMK m. 309 uyarınca karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmaksızın hukuken geçerlidir ve davanın feragat nedeniyle reddi gerekir.

Kararın Esası: Davacı, Tarım Bağ-Kur sigortalılık süresinin tespiti istemiyle dava açmış; yargılama sırasında 6552 sayılı Kanun’un getirdiği yapılandırma hükümlerinden yararlanmak amacıyla davasından vazgeçtiğini bildirmiştir. Yerel mahkeme feragat nedeniyle davanın reddine karar vermiş; Özel Daire ise sosyal güvenlik hakkının kamu düzeninden olup vazgeçilemez nitelikte olduğunu belirterek hizmet tespiti davalarında feragatin geçersiz sayılması ve davanın takipsiz bırakılma usullerinin işletilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur. Direnme kararı üzerine Hukuk Genel Kurulu yaptığı değerlendirmede; davadan feragat etmenin Anayasal hakkın özünü tamamen yok etmeyeceğini, sadece açılmış davadan vazgeçme usul işlemi olduğunu kabul etmiştir. Feragatin karşı tarafın veya mahkemenin iznine tabi olmadığını düzenleyen HMK m. 309 hükmünün tüm davalarda geçerli olduğunu belirten kurul, hizmet tespiti davalarında da feragatin tam sonuç doğuracağını onayarak direnme kararının onanmasına karar vermiştir.


HMK Madde 310 Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Davadan feragat veya kabul en geç ne zamana kadar yapılabilir?

HMK Madde 310 uyarınca davadan feragat ve davayı kabul işlemleri, mahkeme kararı verilmiş olsa dahi hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında ve her zaman yapılabilir. Karar kesinleştikten sonra ortada derdest bir dava kalmayacağı için bu işlemler yapılamaz.

Mahkeme karar verdikten sonra kanun yolu aşamasında davadan feragat edilirse dosya Yargıtay’a gönderilir mi?

Hayır. 7251 sayılı Kanun ile getirilen HMK m. 310/2 hükmü uyarınca, feragat veya kabul yerel mahkeme kararından sonra yapılmışsa, taraflarca istinaf veya temyiz yoluna başvurulmuş olsa dahi dosya üst mahkemeye gönderilmez. Hükmü veren ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi dosya üzerinden doğrudan ek karar verir.

Kamu düzenini ilgilendiren tarım Bağ-Kur hizmet tespiti davasından feragat etmek mümkün müdür?

Evet. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik kararlarına göre, hizmet tespiti davalarında davacının davadan feragat etmesi hukuken geçerlidir. Davadan feragat etmek sosyal güvenlik hakkının özünden tamamen vazgeçmek anlamına gelmediğinden, mahkemece feragat doğrultusunda davanın reddine karar verilmelidir.

Boşanma davası devam ederken eşlerden birinin ölmesi durumunda sağ kalan eş davadan feragat edebilir mi?

Hayır. Eşlerden birinin ölümü halinde boşanma davası kendiliğinden konusuz kalır ve dava TMK m. 181/2 uyarınca mirasçıların takip edebileceği bir kusur tespiti davasına dönüşür. Subjektif hak mirasçılara geçtiğinden, sağ kalan eşin bu aşamadan sonra davadan feragat etmesi hukuken sonuç doğurmaz.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi var olan bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.