Yalan Yere veya Menfaat Temin Ederek Tanıklık Edilmesi ve Sonuçları: HMK Madde 264
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 264. maddesi, adaletin tecellisini doğrudan etkileyen ve kamu düzenini bozan “yalan yere tanıklık” (yalancı şahitlik) ile “menfaat karşılığı tanıklık” eylemlerinin hukuk yargılamasındaki sonuçlarını düzenlemektedir. 1086 sayılı HUMK’un 273. maddesinin sadeleştirilmiş hali olan bu düzenleme, maddi gerçeğin ortaya çıkmasını engelleyen bu tür eylemlere karşı hukuk hâkimine son derece istisnai ve sert yetkiler tanımıştır. Öyle ki, hukuk mahkemesi hâkimi, yalan veya menfaat teminini tespit ettiğinde sadece durumu savcılığa ihbar etmekle (tutanak düzenlemekle) kalmaz; ikinci fıkra uyarınca ceza mahkemesi hâkimi gibi yetki kullanarak tanığın ve varsa suç ortaklarının derhal tutuklanmasına dahi karar verebilir.
HMK Madde 264: Kanun Metni
Yalan yere veya menfaat temin ederek tanıklık edilmesi ve sonuçları
MADDE 264- (1) Hâkim, tanığın tanıklığı esnasında yalan söylediği veya menfaat temin ederek tanıklık ettiği hakkında yeterli delil veya emare elde ederse bir tutanak düzenler ve bu tutanağı derhâl Cumhuriyet başsavcılığına gönderir.
(2) Hâkim, tanığın ve suçta ortakları varsa onların tutuklanmasına da karar verebilir ve kovuşturma yapılmak üzere Cumhuriyet başsavcılığına sevk eder.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
1086 sayılı Kanunun 273 üncü maddesini karşılamaktadır ve bu maddenin günümüz Türkçesi ile ifade edilmiş hâlidir. Birinci fıkrada yalan yere tanıklık yapanlar hakkında nasıl işlem yapılacağı gösterilmiş, ikinci fıkrada ise hukuk hâkimine Anayasamızın emredici hükmü uyarınca yalan yere tanıklık yapanları ve suç ortaklarını tutuklama yetkisi verilmiştir.
Hukuki İncelemeler
Yalan Söylendiğinin Tespiti ve Tutanağa Geçirilmesi (f. 1)
Tanığın beyanlarının maddi gerçekle uyuşmaması her zaman yalan tanıklık suçunu oluşturmaz. Tanık, olayı yanlış hatırlıyor veya algı yanılması yaşıyor olabilir. Ancak tanığın kasten, gerçeğe aykırı olarak beyanda bulunduğu veya rüşvet (menfaat) karşılığında ifade verdiği konusunda dosyada yeterli delil veya emare (kuvvetli şüphe) belirirse, HMK 264/1 devreye girer.
Hâkim, bu durumu fark ettiği anda duruşmayı keserek özel bir tutanak düzenler. Tutanakta tanığın hangi beyanlarının yalan olduğu ve bu kanaate varılmasını sağlayan deliller (örneğin; dosyada bulunan aksi yöndeki kesin yazılı belgeler, birbiriyle çelişen ifadeler veya menfaat teminine dair somut bulgular) açıkça belirtilir. Düzenlenen bu tutanak, Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 272 kapsamında (Yalan Tanıklık Suçu) soruşturma başlatılması için derhâl Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
Hukuk Hâkiminin İstisnai “Tutuklama” Yetkisi (f. 2)
HMK 264/2, hukuk usulü (medeni yargılama) sistemimizde eşine az rastlanan çok özel ve istisnai bir yetkiyi düzenler. Kural olarak tutuklama kararı, Ceza Muhakemesi Kanunu’na (CMK) göre ancak Sulh Ceza Hâkimlikleri veya yargılamayı yapan ceza mahkemeleri tarafından verilebilir. Hukuk hâkiminin kural olarak kimseyi tutuklama veya hürriyetinden yoksun bırakma yetkisi yoktur.
Ancak yalan tanıklık eyleminin adaletin işleyişine vurduğu ağır darbe ve suçüstü halinin (duruşma anında gerçekleşmesinin) yarattığı aciliyet nedeniyle, yasa koyucu hukuk hâkimine de “tutuklama” yetkisi vermiştir. Hâkim, sadece tanığın değil; onu yalancı şahitliğe azmettiren, ona menfaat sağlayan tarafların veya üçüncü kişilerin (suç ortaklarının) da duruşma salonunda derhal tutuklanmasına karar verip, kolluk kuvvetleri marifetiyle Başsavcılığa sevk edebilir.
HMK 264 ve TCK Madde 272 (Yalan Tanıklık Suçu) İlişkisi
HMK 264, olayın usul boyutunu (duruşma salonunda yapılacak acil işlemleri) düzenlerken; eylemin cezai boyutu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 272. maddesinde yer alır. Hukuk davalarında (mahkeme huzurunda) yalan tanıklık yapan kişi, TCK 272/2 uyarınca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Hukuk davasında verilen yalan beyan nedeniyle bir kimse (diğer taraf) haksız yere gözaltına alınır veya tutuklanırsa (örneğin boşanma ve tedbir nafakası davalarında veya ihtiyati haciz taleplerinde), verilecek ceza katlanarak artar.
Yalan Tanıklığın Hukuk Davasına Etkisi (İade-i Muhakeme)
Yalan tanıklık yapıldığı duruşma esnasında anlaşılmaz ve mahkeme, hükmünü bu yalancı tanığın beyanına dayandırarak verirse ne olur? Bu durum, kararın kesinleşmesinden sonra ortaya çıkarsa (örneğin tanık daha sonra TCK m. 272 kapsamında ceza alırsa), aleyhine hüküm verilen taraf için HMK m. 375/1-f gereğince “Yargılamanın İadesi” (İade-i Muhakeme) sebebidir. Mahkeme kararı iptal edilir ve yargılama yalan beyanlar dışlanarak yeniden yapılır.
Avukat Görüşü: Duruşmada Yalancı Şahitliğe Karşı Avukatın Tavrı
Uygulamada yalan beyanda bulunan veya “ezberletilmiş” ifadeler veren tanıklarla sıkça karşılaşılmaktadır. Avukatların bu durumda izlemesi gereken hukuki adımlar şunlardır:
- Çapraz Sorgu ve Çelişkileri Yakalama: HMK 152 uyarınca tanığa doğrudan soru sorma hakkı etkili kullanılmalıdır. Önceden kurgulanmış ifadeler, çapraz ve detaylı sorularla genellikle çöker.
- Belgelerle Yüzleştirme: Tanığın beyanıyla çelişen kesin bir yazılı delil dosyada mevcutsa, bu belge tanığa gösterilmeli ve çelişki tutanağa geçirilmelidir.
- HMK 264 Kapsamında İhbar Talebi: Avukat, çelişkiler ve yalanın somutlaştığı anda, duruşma zaptına “Tanığın yalan yere beyanda bulunduğu sabit olduğundan, HMK 264 gereği tutanak düzenlenerek Başsavcılığa suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyoruz” şeklinde şerh düşürmelidir.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Bu maddeye özgülenmiş bir Yargıtay kararı bulunmamaktadır. Ancak Yargıtay (özellikle Hukuk Genel Kurulu ve Ceza Daireleri) yerleşik içtihatlarında; yalan tanıklığın kesinleşmiş ceza mahkemesi kararıyla sabit olması halinde, bu durumun hukuk davalarında mutlak bir yargılamanın iadesi (HMK 375) sebebi olduğunu kabul etmektedir.
HMK Madde 264 (Yalan Tanıklık) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Hukuk davasında yalan yere şahitlik yapmanın cezası nedir?
Yalan tanıklık suçtur. Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 272/2’ye göre, mahkeme huzurunda yalan tanıklık yapan kişi 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ile yargılanır.
Hukuk hâkimi yalancı şahitlik yapanı tutuklayabilir mi?
Evet. HMK Madde 264/2, hukuk sistemi içerisinde çok istisnai bir kural getirmiştir. Hukuk hâkimi, tanığın yalan söylediğini veya menfaat karşılığı ifade verdiğini açıkça tespit ederse, tanığın ve onu azmettiren suç ortaklarının duruşmada tutuklanmasına karar verebilir.
Karşı tarafın tanığının yalan söylediğini nasıl ispatlayabilirim?
Tanığın beyanlarının mantık dışı olduğunu, olay yeri ve zamanıyla örtüşmediğini veya dosyada bulunan yazılı delillerle (kamera kaydı, banka dekontu, mesajlar, baz istasyonu kayıtları vb.) doğrudan çeliştiğini göstererek yalan tanıklığı ispatlayabilirsiniz.
Yalan tanıklık nedeniyle davayı kaybedersem ne yapabilirim?
Eğer davanın yalan tanıklık nedeniyle kaybedildiği sonradan ortaya çıkarsa ve tanık bu eyleminden dolayı ceza mahkemesinde mahkûm olursa, HMK m. 375 uyarınca “yargılamanın iadesini” (davanın yeniden görülmesini) talep etme hakkınız doğar.
Para karşılığı şahitlik tutmak (menfaat temin etmek) suçu ağırlaştırır mı?
Evet. Bir tanığa menfaat (para, mal vb.) sağlayarak yalan beyanda bulunmasını istemek sadece tanığı değil, onu azmettiren tarafı da suçlu kılar. Hâkim HMK 264 gereği hem menfaat alan tanığı hem de menfaati sağlayan kişiyi tutuklayıp savcılığa sevk edebilir.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.