Yeminin İade Olunamayacağı Hâller: HMK Madde 230, Şahsi Vakıa Kuralı ve Yargıtay Uygulaması

Yemin serisinin önceki maddelerinde (HMK 227-229), yemin teklif edilen tarafın yemini eda edebileceğini, etmekten kaçınabileceğini veya karşı tarafa iade edebileceğini görmüştük. İade, “Ben bu konuda yemin etmek istemiyorum; bana yemin teklif eden karşı taraf bu konuda kendisi yemin etsin” demektir. Ancak yeminin iadesi sınırsız değildir. HMK Madde 230, yemin iadesinin yapılamayacağı tek ama çok net bir sınır çizer: Eğer yemin konusu vakıa, yalnızca ve münhasıran kendisine yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanıyorsa — yani o olayı yalnızca o kişi biliyorsa veya o eylemi yalnızca o kişi yapmışsa — bu yemin iade edilemez. Çünkü iade edilen yemini karşı tarafın etmesinin bir anlamı yoktur; o kişi zaten o vakıayı bilecek durumda değildir.


HMK Madde 230: Kanun Metni

MADDE 230- (1) Yeminin konusunu oluşturan vakıa, her iki tarafın değil, yalnızca kendisine yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanıyorsa yemin iade edilemez.


6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Madde 1086 sayılı Kanunun 348 inci maddesinde yer alan hükmün tekrarından ibarettir. Bu maddede, mehaz kanunun tercümesinden kaynaklanan yanlış anlamaya yol açabilecek yazım, düzeltilmiştir. Yemin teklifi ile ispatına çalışılan vakıa yalnızca yemin teklif olunanın şahsından sadır olmuşsa, örneğin bir kişinin yazdığı bir mektuptaki açıklamanın teyidi isteniyorsa, o kişi bu yöndeki yemini iade edemeyecektir.


Eklenecek Ara Başlıklar (H2) ve Hukuki İncelemeler

“Şahsından Kaynaklanan Vakıa” Kavramı ve Yeminin İade Edilemezliğinin Mantığı

HMK 230’un anlaşılması için kilit kavram “şahsından kaynaklanan vakıa”dır. Bir vakıanın kişinin şahsından kaynaklanması, o vakıanın yalnızca o kişinin bilgi alanında, o kişinin eylem çerçevesinde veya o kişinin irade beyanıyla gerçekleşmiş olması demektir. Bu tür bir vakıada, yemin teklif eden karşı taraf o olayı bizzat bilecek durumda değildir; o eyleme tanık olmamıştır ve o işlemde taraf olmamıştır. Dolayısıyla yemin iade edilse, karşı tarafın “Evet, bu olay oldu” veya “Hayır, olmadı” diye yemin etmesi anlamsız ve adaletsiz olur — çünkü o kişi zaten bilmiyordur. Kanun koyucu bu mantıkla yeminin iadesini yasaklamıştır.

Somut Örnekler:

  • Mektup/E-posta: Bir kişinin bizzat kaleme aldığı mektuptaki veya gönderdiği e-postadaki ifadenin doğruluğu hakkında kendisine yemin teklif edilirse, bu yemini iade edemez. Çünkü o mektubu/e-postayı o yazmıştır; karşı tarafın bu konuda yemin etmesi anlamsızdır.
  • Ödeme/Tahsilat: “Borcunuzu nakit olarak X tarihinde şahsen ödediğinize” dair yemin teklif edilirse, ödeme eylemini bizzat yapan taraf bu yemini iade edemez.
  • Tek taraflı eylem: Bir malın bizzat o kişi tarafından teslim alınıp alınmadığı hakkında yemin teklif edildiğinde, teslim alma eylemi münhasıran o kişiye ait olduğundan yemin iade edilemez.

Yeminin İade Edilebileceği Durum — “Her İki Tarafın Bildiği” Vakıalar

HMK 230 ters yönünden okunduğunda, yeminin iadesinin mümkün olduğu alan da belirginleşir: Eğer yemin konusu vakıa her iki tarafın bilgi alanında yer alan, her ikisinin de tarafı olduğu veya her ikisinin de şahit olduğu bir olay ise, yemin iade edilebilir. Örneğin tarafların birlikte yaptığı bir sözleşmenin imza koşulları, birlikte katıldıkları bir toplantıdaki beyanlar veya her ikisinin de hazır bulunduğu bir teslimat — bu tür vakıalarda yemin iade edilebilir, çünkü her iki taraf da o olayı bilecek durumdadır.

HMK 225 ile HMK 230 Arasındaki Sistematik İlişki

HMK 225’te “yeminin konusu, kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır” denilmekte; HMK 230’da ise “vakıa yalnızca kendisine yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanıyorsa yemin iade edilemez” denilmektedir. Bu iki madde arasındaki ilişki şudur: HMK 225, yemine konu olabilecek vakıaların genel çerçevesini çizer — buna göre bir kişiye ancak kendi bilgi alanındaki vakıalar hakkında yemin teklif edilebilir. HMK 230 ise bu çerçeveyi bir adım öteye taşıyarak, eğer vakıa münhasıran o kişiye ait ve karşı tarafın bilgi alanı dışındaysa, o kişinin “Ben yemin etmek istemiyorum, sen et” diyerek topu taca atmasını engeller. Kanunun bu sistematik bütünlüğü, yemin müessesesinin kötüye kullanılmasını önler.

Avukat Görüşü: Yemin İadesi Stratejisi ve HMK 230 Tuzağı

Avukatlık pratiğinde, müvekkilinize yemin teklif edildiğinde veya yemini iade ettiğinizde çok dikkatli olmalısınız. Zira davanızın çözümü yemin deliline kalmışsa muhtemelen davayı kaybetmişsinizdir. Her ne kadar bu cümleyi kurmak çok kolay olmasa da, ülke sathındaki doğru söyleyen insan sayısındaki düşüş, ahlaki kavramların değersiz hale getirilmesi ve sosyal çürüme nedeniyle dile getirip yazıya dökebiliyoruz. — yemin delili hem yemin teklif edilen(davalı) hem de iade edilen(davacı) açısından beklentinin aksine sonuç doğurmaktadır. Bu sebeple bu delile dayanırken veya iade ederken son derece dikkatli davranmanız lazım gelmektedir. Yemini iade ettiğiniz durumda yemin etme yükü karşı tarafa geçer. Ancak HMK 230, bu stratejinin her zaman kullanılamayacağının farkında olmanızı gerektirir. Eğer yemin konusu vakıa münhasıran müvekkilinizin şahsi eylemiyle ilgiliyse (Örneğin: “Bu senedi siz imzaladınız mı?”, “Bu ödemeyi siz yaptınız mı?”), yemini iade edemezsiniz.

Bu durumda müvekkilinizin önünde yalnızca iki yol kalır:

  1. Yemini eda etmek — yani “Hayır, bunu yapmadım” diye yemin etmek.
  2. Yeminden kaçınmak — bu durumda HMK 229/1 gereğince yemin konusu vakıayı ikrar etmiş (kabul etmiş) sayılır.

Müvekkilinizi duruşma öncesi mutlaka bu duruma hazırlayın. Yemin iade edilebilir mi edilemez mi sorusunun cevabını, davanın somut vakıalarına göre önceden değerlendirin.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Esas: 2022/6865, Karar: 2023/688 (Şahsından Kaynaklanan Vakıada Yeminin İade Edilemeyeceği ve Usul Denetimi)

ÖZET: Yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanan bir vakıa hakkında yeminin iade edilemeyeceğine ilişkin HMK 230 kuralının uygulanmasında, mahkemenin yemin metnini denetlerken vakıanın münhasıran yemin teklif edilen tarafın şahsından mı kaynaklandığını yoksa her iki tarafın bilgi alanında mı olduğunu titizlikle incelemesi gerektiğine dair emsal karar.

Kararın Esası: Davada yemin teklif edilen taraf, kendisine yöneltilen yemin konusu vakıanın yalnızca kendi şahsi eylemiyle ilgili olduğunu kabul ederek yemini iade etme yoluna gitmiştir. Yerel mahkeme, yeminin iade edilip edilemeyeceğini HMK 230 çerçevesinde yeterince denetlemeden yargılamaya devam etmiştir.

Yargıtay Kararı: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi şu ilkeleri ortaya koymuştur:

  • HMK 230 gereğince, yemin konusu vakıanın yalnızca kendisine yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanıp kaynaklanmadığı mahkemece re’sen değerlendirilmelidir.
  • Eğer vakıa münhasıran o tarafın şahsından kaynaklanıyorsa, yeminin iadesi mümkün değildir ve mahkeme bu iadeyi kabul etmemelidir.
  • Mahkemenin, yemin metnini ve yemin konusu vakıanın niteliğini HMK 225, 226 ve 230 hükümleri çerçevesinde birlikte değerlendirerek, usulüne uygun bir denetim yapması zorunludur.
  • Eksik veya hatalı bir denetimle yürütülen yemin prosedürü, hükmün bozulmasını gerektirir.

Pratik Çıkarım: Yemin teklif eden avukat, yemin metnini hazırlarken vakıanın münhasıran karşı tarafın şahsından kaynaklanan bir eylem olduğunu açıkça vurgulamalıdır. Bu şekilde, karşı tarafın yemini iade etme imkânı ortadan kalkar ve karşı taraf ya yemini eda eder ya da HMK 229 gereğince vakıayı ikrar etmiş sayılır. Yemin teklif edilen tarafın avukatı ise, vakıanın gerçekten “münhasıran müvekkilinin şahsından mı” kaynaklandığını yoksa her iki tarafın bilgi alanında mı olduğunu değerlendirmelidir.


HMK Madde 230 (Yeminin İade Olunamayacağı Hâller) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Yeminin iadesi ne demektir?

Yeminin iadesi, kendisine yemin teklif edilen tarafın “Bu konuda ben yemin etmek istemiyorum, bana yemin teklif eden karşı taraf bu vakıa hakkında kendisi yemin etsin” demesidir. Bu durumda yemin yükü yer değiştirir; asıl teklif eden taraf yemin etmek zorunda kalır. Etmezse HMK 229/2 gereğince kendi iddiası “ispat edilememiş” sayılır.

Hangi durumlarda yemin iade edilemez?

HMK 230’a göre, yemin konusu vakıa yalnızca ve münhasıran kendisine yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanıyorsa — yani o olayı sadece o kişi biliyorsa veya o eylemi sadece o kişi yapmışsa — yemin iade edilemez. Örneğin: “Bu senedi siz imzaladınız mı?” sorusu münhasıran o kişinin şahsından kaynaklanan bir vakıa olduğundan, “Bilmiyorum, karşı taraf yemin etsin” diyemez.

Yemin iade edilemezken yemini iade etmeye kalkarsam ne olur?

Hâkim, HMK 230 gereğince iadenin mümkün olmadığını tespit ederse, iadenizi reddeder ve size iki seçenek sunar: Ya yemini eda edersiniz ya da yeminden kaçınırsınız. Kaçınırsanız, HMK 229/1 uyarınca yemin konusu vakıaları ikrar etmiş (kabul etmiş) sayılırsınız ve dava aleyhinize sonuçlanır.

Bana “Bu parayı sen aldın mı?” diye yemin teklif edildi. Ben o sırada orada değildim, iade edebilir miyim?

Vakıanın sizin şahsınızdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı önemlidir. Eğer parayı almanın “bizzat siz” tarafından gerçekleştirildiği iddia ediliyorsa ve bu eylem sadece sizin bilgi alanınızdaysa, HMK 230 gereğince yemini iade edemezsiniz. Ancak “O sırada orada değildim, parayı almadım” diyorsanız, bunu yemini eda ederek ispatlamanız gerekir. Orada gerçekten bulunmadığınıza dair başka delilleriniz varsa, yeminden önce bunları sunmanız daha avantajlı olacaktır.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.