Tespit Davası Nedir? HMK Madde 106 Şartları ve Hukuki Yarar İlkesi
Bir hukuki ilişkinin ya da hakkın gerçekten var olup olmadığı veya sahte zannedilen bir senedin mahkemece araştırılarak neticelendirilmesi işlemleri HMK Madde 106 uyarınca “Tespit Davası” kurumunun konusudur. Tespit davası, davacının haklarına yönelik “güncel bir tehdidi” savuşturmak için başvurduğu adeta bir mekanizmadır. Ancak bu davayı açabilmek için son derece katı usul kuralları mevcuttur. En büyük engel “Hukuki Yarar” şartıdır. Yargıtay’ın altın kuralına göre: Eğer hakkınızı doğrudan bir icra emriyle alabileceğiniz bir Eda Davası (HMK 105) açma imkanınız varsa, salt ‘hakkınızın tespit edilmesi’ için tespit davası açamazsınız, açarsanız davanız hukuki yarar yokluğundan reddedilir. Ayrıca, salt “Şu evin camı kırık” gibi teknik maddi vakıaların tek başına tespit davası konusu olamayacağı da (Delil Tespitiyle karıştırılmaması gerektiği) kanunun amir hükmüdür.
HMK Madde 106: Kanun Metni
(1) Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir.
(2) Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.
(3) Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Maddenin birinci fıkrasında, tespit davalarıyla ilgili genel bir tanımlamaya yer verilmiş ve ikinci ve üçüncü fıkralarında ise tespit davasının açılabilmesi için varlığı gereken şartların neler olduğuna açıkça işaret edilmiştir.
Bu çerçevede, bir hakkın yahut hukukî ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut da bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesini hedefleyen davalara, tespit davası denir. Tespit davaları, uygulamada sıkça müracaat edilen bir dava türüdür. Çoğu kere de bir geçici hukuksal korunma türü olan delil tespiti kurumuyla karıştırılmaktadır. Bu genel tanımlama ile tespit davasının hukukumuzda caiz olduğu ve delil tespitinden tümüyle farklı bir kurum olduğu hususuna, uygulamada duyulan tereddüt giderilmek suretiyle açıklık kazandırılmıştır.
İkinci fıkrada, kanunla belirtilen durumlar dışında tespit davası açan davacının, eda davası ile inşaî davalardan farklı olarak dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğu hususunu açıkça ortaya koyması, bir şart olarak öngörülmüştür.
Üçüncü fıkrada ise maddî vakıaların tek başlarına tespit davasına konu yapılamayacağı; ancak bir hakkın yahut hukukî ilişkinin varlığının ya da yokluğunun belirlenmesi bağlamında tespit davasına konu yapılabileceği hususu hüküm altına alınmıştır.
Bu çerçevede, maddî vakıaların tek başlarına tespiti isteniyor ise tespit davasına değil; delil tespiti kurumuna başvurulması gerekecektir. Maddenin birinci fıkrasında, tespit davalarıyla ilgili genel bir tanımlamaya yer verilmiş ve ikinci ve üçüncü fıkralarında ise tespit davasının açılabilmesi için varlığı gereken şartların neler olduğuna açıkça işaret edilmiştir.
Hukuki İncelemeler
Tespit Davasında “Hukuki Yarar” Tuzağı
HMK 106/2’de belirtilen “güncel hukuki yarar” basit bir şekil şartı değil, davanın ruhudur. Tespit davası, kural olarak eda davasının (tahsil veya icra davasının) öncüsüdür. Bir kimse “Benim şu adama 100 bin lira borcumun olmadığının tespiti (Menfi Tespit)” davası açıyorsa, burada güncel hukuki yararı vardır; zira o adam tarafından yakında icraya verilme tehlikesi altındadır. Ancak “Falanca tarlanın bana ait olduğunun tespiti” davası açıyorsa ve zaten o tarlayı üzerine almak için bir “Tapu İptal ve Tescil (Eda)” davası açma imkanı varsa, sırf mahkemeden bir tespit kağıdı almak için bu davayı açamaz. Hukuk sistemi, gereksiz ve infazı imkansız işlerle mahkemelerin meşgul edilmesine (usul ekonomisi) izin vermez.
Maddi Vakıaların Tespiti ile “Delil Tespiti” Arasındaki Fark
Davanın tarafları için HMK m. 106/3 maddesi ciddi bir uyarıdır: “Maddi vakıalar tek başına konuyu oluşturamaz.” Örneğin, evinizi su basmışsa, komşunun borusunun patlamış olduğu bir “Maddi Vakıa”dır. Siz mahkemeden esaslı bir davayla “Komşunun borusunun patlak olduğunun tespiti” davası açamazsınız. Sizin asıl davanız “Haksız Fiil Tazminatı (Eda Davası)” olmalıdır. Ancak o davanın içinde veya öncesinde suyun nereden geldiğinin uzmanlarca incelenip rapora bağlanmasını “Delil Tespiti (HMK 400)” yoluyla talep edebilirsiniz. Tespit davası hakkın varlığını veya yokluğunu tespit eder (örn: Sözleşme geçerli mi değil mi?); Delil tespiti ise olayın fotoğrafını çeker (Sıva dökülmüş mü, araç hasarlı mı?).
Avukat Görüşü: “Muhdesatın Aidiyeti” Tespiti
Uygulamada özellikle miras hukuku ve ortaklığın giderilmesi (İzale-i Şüyu) davalarında en çok gördüğümüz tespit davası türü Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti davasıdır (Örn: “Baba yadigarı arsanın üstündeki şu 2 katlı evi kendi paramla ben yaptım”). Yargıtay’ın katı kuralı gereğince; eğer o arsa üzerinde açılmış derdest bir “Ortaklığın Giderilmesi davası” veya bir “Kamulaştırma işlemi” YOKSA, sizin tek başınıza bir sabah kalkıp “Şu evi benim yaptığımın tespiti” davası açmanızda zerre kadar hukuki yarar yoktur. Çünkü ortada güncel bir tehlike veya satış riski yoktur, dolayısıyla ortada malı kaptırma şüphesi yokken devletin mahkemesi size bu tespiti veremez (Bkz: Yargıtay HGK kararı).
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2017/1854, Karar: 2019/1096 (Tespitte Hukuki Yarar Şartı ve Muhdesat Aidiyeti)
ÖZET: Tarafların annesine ait olan tek parsel bir arsa vardır ve anne bu arsayı iki oğlundan birine tapuda tamamen satıp devreder (Davalı adına tapu). Taşınmazı alamayan ancak daha önceden o arazinin üstünde bulunan iki katlı binanın bir katını “kendi parasıyla” yapmış olan diğer kardeş (Davacı) mahkemeye başvurur: “Tapuda malik değilim ama bu evin 2. katının benim tarafımdan yapıldığının tespitine…” karar verilmesini ister. Yerel mahkeme davayı kabul eber, ancak Yargıtay dosyayı bozup geri gönderir . Netice itibariyle dosya bozup HGK önüne gelir.
Kararın Esası: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu hukuki yarar (HMK 106) hususunda açıklamalar yaparak davanın usulden reddine karar vermiştir: “Hukukumuzda Eşya Hukuku (TMK 718) gereğince arzın maliki neyse, üstündeki binanın maliki de odur (Bütünleyici parça). Davacının o evi yapması sadece ‘Şahsi bir alacak (sebepsiz zenginleşme) hakkı’ doğurur. Eda davası (Sebepsiz zenginleşme davasıyla masrafını geri istemek veya tapu iptali) açmak mümkün iken salt ‘Buranın benim olduğunun tespiti’ davasında hiç bir hukuki yarar yoktur. Muhdesatın (Binanın) aidiyetinin tespiti davası ANCAK o arsa hakkında derdest bir Ortaklığın Giderilmesi Davası veya bir Kamulaştırma kararı varsa ‘hukuki yarar’ şartını sağlar. Ortada böyle bir satış tehlikesi yokken peşinen açılan bu davada HMK 106/2 anlamında güncel hukuki yarar yoktur.”
HMK Madde 106 (Tespit Davası) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
İcra takibine maruz kaldım, bana hiç borcum olmayan bir senet gönderdiler. Tespit davası açabilir miyim?
Evet. Bu durum Türkiye’de en yaygın açılan “Menfi Tespit (Borçlu olmadığının tespiti) Davası”dır ve İcra İflas Kanunu (İİK md. 72) ile HMK 106’nın mükemmel bir birleşimidir. Malvarlığınız büyük bir tehlike altında olduğu için, o senedin altındaki imzanın size ait olmadığı veya borcu önceden ödediğinizin “tespiti” talebinde bulunmakta tartışmasız hukuki yararınız vardır.
Kiracımın evi çok kötü kullandığını ve zarar verdiğini “Tespit davası” ile tescil ettirebilir miyim?
Hayır. Evin kötü kullanımı, kapının kırık olması veya boyanın dökülmesi HMK m. 106/3 uyarınca salt “Maddi Vakıalardır” ve bunlar hakkında bağımsız “Tespit Davası” açılamaz. Bunun yerine HMK m. 400 kapsamındaki “Delil Tespiti” müessesesine (Sulh Hukuk Hakimliğinden Değişik İş davası olarak istenir) başvurmalı, ve bu tespitten sonra “Tahliye veya Tazminat (Eda)” davası açmalısınız.
Mahkeme dava dilekçemi incelerken “Sen neden eda (alacak) davası değil de tespit davası açtın hukuki yararın nerede” demezse ve karşı taraf da avukatsızsa, hakim görmezden gelir mi?
Gelmez. Hukuki yarar bir itiraz değil “Dava Şartıdır” (HMK 114). Karşı taraf hiç savunma yapmasa bile hakim, dosyayı karara bağlamadan önce re’sen (kendiliğinden) hukuki yarar şartını gözetmeli ve yarar yoksa davanızı usulden reddetmelidir.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.