İcranın Anahtarı Eda Davası: HMK Madde 105 Şartları ve Kapsamı
Hukuk davalarının çok büyük bir kısmı (özellikle alacak, tazminat ve tahliye davaları), sonucunda devletin icra gücüyle zorla yerine getirilebilen bir “emir” elde etmek için açılır. İşte bu emri doğuran usul kurumu HMK Madde 105 bünyesindeki “Eda Davası”dır. Bir eda davası sonucunda mahkeme davalıya üç alternatiften birini emreder: 1) Vermeye mahkumiyet (Örn: 100.000 TL parayı ödemesi, tahliye edip anahtarı teslim etmesi), 2) Yapmaya mahkumiyet (Örn: Ayıplı yaptığı çatıyı onarıp onarması, tapuda ferağ vermesi), veya 3) Yapmamaya (Kaçınmaya) mahkumiyet (Örn: Komşunun tarlasına tecavüz etmekten men edilmesi, haksız rekabetinin durdurulması). Eda davasının en büyük özelliği, sadece hakkın varlığını “tespit” etmekle yetinmeyip, o hakkın doğrudan icra edilebilir bir “ilama” dönüştürülmesini sağlamasıdır. Bu nedenle, ortada bir hakkın tahsili (eda edilmesi) imkanı varken, salt tespit davası (Bkz. HMK 106) açılmasında hukuki yarar yoktur.
HMK Madde 105: Kanun Metni
(1) Eda davası yoluyla mahkemeden, davalının, bir şeyi vermeye veya yapmaya yahut yapmamaya mahkûm edilmesi talep edilir.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Bu maddede, hukuk uygulaması bakımından son derecede önem taşıyan ve sıklıkla kendisine müracaat edilen bir dava çeşidi olan, eda davalarına ilişkin genel bir düzenleme getirilmiştir. Eda davaları, davalının bir şeyi vermeye veya yapmaya yahut yapmamaya mahkum edilmesini hedefleyen bir dava çeşididir. Buradaki “yapmamaya” ibaresinin kapsamına bir şeyi yapmaktan kaçınma eski deyişle “içtinap etme” hâli de dahildir.
Hukuki İncelemeler
Eda Davasının “Tespit” Davasından Temel Farkı
Eda davası (HMK 105) ile Tespit davası (HMK 106) genellikle birbirine karıştırılır veya peş peşe kullanılır. Oysa aralarındaki pratik fark icra edilebilirliktir. Bir davada sadece “Evin benim olduğunun tespitine…” isterseniz, mahkeme bu tespiti yapar ama tapuyu lehinize tescil etmez, onu alıp icraya koyamazsınız. Ancak “Tapu iptali ve adıma tesciline…” (Bir şeyi yapmaya) derseniz, bu bir eda davasıdır ve çıkan kararla doğrudan tapu memuruna gidip tapuyu üstünüze alabilirsiniz. Usul hukukunun altın kuralı olan “Eda davası açılması mümkün olan hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yarar yoktur” (HMK 106/2) ilkesi, mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmesini önler.
HMK 105’teki “Yapmamaya” (Kaçınmaya) Mahkum Etmek Ne Demektir?
Bir eda davası sadece “Para öde” demek değildir. HMK m. 105’teki “yapmamaya (içtinap etme)” kavramı, negatif bir edim emridir. Özel hukuktaki en tipik örneği Elatmanın Önlenmesi (Müdahalenin Men’i) davalarıdır. Mahkeme davalıya, “Komşunun arsasından geçme” veya bir marka, patent davasında “Bu markayı bir daha kullanma” diyerek davalıyı pasif bir duruma mahkum eder. Davalı bu “yapmama” (Men) kararına uymazsa, İcra ve İflas Kanunu madde 30 vd. uyarınca icra müdürü zoruyla engellenir.
Avukat Görüşü: Dava İsminin Hatalı Yazılması Eda Davasını Bozar Mı?
Bazen davacılar, aslında düpedüz bir eda davası açtıkları (Örneğin: “X TL’nin davalıdan tahsiline…”) halde dilekçelerinin başlık kısmına “Tespit Davasıdır” veya gereksiz yere “Belirsiz Alacak Davasıdır (HMK m. 107)” şeklinde kavramsal hatalar yazarlar. Karşı taraf avukatları da derhal dava şartı yokluğundan ret ister. Ancak HMK m. 33 (Hakimin hukuku re’sen uygulaması) kuralı gereğince; hakimi bağlayan şey davacının dosyaya koyduğu “isim etiketi” değil, davanın talep sonucudur. Eğer talep “bana paramı ver” şeklinde bir edayı içeriyorsa, bu dava bal gibi bir eda davasıdır ve “yanlış isim yazdın hukuki yararın yok” denilerek asla reddedilemez (Bkz. Aşağıdaki Yargıtay HGK Kararı).
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2019/592, Karar: 2022/706 (Hatalı İsimlendirilen Belirsiz Alacak Davasının “Eda Davası” Olması)
ÖZET: Davacı işçi, geçirdiği ölümcül iş kazasında kopan kolu yüzünden açtığı ilk maddi tazminat davasında mahkemeden “Fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak” 138.000 TL kısmi tazminat almış, ancak raporda zarar 212.000 TL tespit edilmiştir. Davacı, bu kalan bakiye alacağını (74.000 TL) garantilemek için ikinci bir “Ek Dava” açar. Ancak davanın alacak miktarı zaten raporla tamamen “belirli” hale gelmişken, avukat yanlışlıkla dava dilekçesinin başına “Belirsiz Alacak Davası Olarak…” ibaresini koyar. Temyiz aşamasında dosyayı inceleyen Özel Yargıtay Dairesi: “Alacağın miktarı zarten bellidir, belirli alacak için belirsiz alacak davası açılamaz, hukuki yarar yokluğundan dava usulden reddedilmelidir” diyerek bozma kararı verir. Mahkeme kararında direnir ve dosya Hukuk Genel Kurulu’na (HGK) gelir.
Kararın Esası: HGK, usul hukukunda emsal bir karar vererek hakimin HMK 33 görevini ve HMK 105’i vurgulamıştır: “Bir davanın hangi çeşidi oluşturduğuna, davacının talep sonucunun içeriğine göre HAKİM karar verir. Davacı dilekçesine ‘İnşai veya Belirsiz’ yazsa bile, sonuç kısmında belli bir miktar paranın ‘tahsiline’ (ödenmesine/edasına) hükmedilmesini istiyorsa, ortada tam teşekküllü bir EDA DAVASI (HMK m. 105) vardır. Eda davalarının açılmasında ise peşinen hukuki yarar vardır. Davacının parasına kavuşmak için mahkeme ilamından başka çaresi yolken ‘davanın ismini belirsiz yazdın’ diyerek hukuki yarar yokluğundan dosyayı esastan reddetmek adalete aykırıdır. İşçinin davasının bir Eda davası olduğu kabul edilerek görülmeye devam edilmelidir.” Bu HGK kararı, dilekçe başlığındaki küçük isim hatalarının eda talebini öldüremeyeceğine dair harika bir örnektir.
HMK Madde 105 (Eda Davası) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Bir davanın aynı anda hem Eda davası hem de Tespit davası olması mümkün müdür?
Evet. Aslında uygulamadaki çoğu Eda Davası kendi içinde zaten bir tespiti barındırır. Örneğin bir manevi tazminat (eda) davasında mahkeme önce davalının eyleminin “haksız fiil olduğunu” (tespit) eder, sonra bu ihlal yüzünden size “50.000 TL ödemesine” (Eda-verme) mahkum eder. Önce tespit, sonra eda şeklinde iç içe geçen bir mekanizma vardır.
Davayı kazandım ve “davalıdan tahsiline” diye eda ilamı verildi. Param otomatik hesaba mı geçecek?
Hayır. Eda davası size davalının malvarlığına devlet zoruyla (icra müdürlüğü) gitme “yetkisi” (ilam) verir. Mahkemenin Eda hükmünden sonra, o mahkeme kararını (ilamlı icra takibi) icra dairesine sunmalı ve davalıya icra emri tebliğ etmelisiniz. Davalı borcu rızasıyla yine ödemezse haciz ve satış işlemleri başlar.
Bankadan kredi alabilmek için “işverenimin bana borcu vardır” tespit davası açabilir miyim?
Hayır. Bu tür bir durumda borcun bizzat kendisini faiziyle birlikte “tahsil etme” (Yani bir eda davası) ihtimaliniz varken, sırf bankaya veya 3. kişilere belge sunmak için HMK m. 106/2’de açıkça vurgulanan “Eda davası açılabilecekken tespit davası açılamaz” yasağına takılırsınız ve başvurunuz hukuki yarar yokluğundan reddedilir.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.