Adli Tatilde Mahkeme Çalışır Mı? HMK Madde 103 İstisnaları
Hukuk davalarının çok büyük bir kısmı Adli Tatil (HMK m. 102) içinde 20 Temmuz – 31 Ağustos tarihleri arasında durdurulsa da, yasa koyucu hukukun ve adaletin bazı acil konularda kesinlikle “tatile çıkamayacağını” öngörmüştür. İşte bu acil işlerin listesi bizzat HMK Madde 103 tarafından sınırlandırılmıştır. Örneğin açlıktan mağdur olan bir eşin “Nafaka” davası, şiddet gören birinin “İhtiyati tedbir” kararı, işten atıldığı için evine ekmek götüremeyen işçinin “Hizmet akdi” davaları veya çocuğun velayeti gibi hayati mevzular, yaz aylarında Nöbetçi Mahkemeler tarafından hız kesmeden görülmeye devam eder. Bu maddenin asıl tehlikesi şudur: Eğer davanız HMK 103’te sayılan bu istisna kataloğundaysa; “Nasıl olsa adli tatildeyiz” diyerek süreleri boşlarsanız (Örneğin cevap veya temyiz dilekçesini Eylül’e bırakırsanız), hak düşürücü süreyi kaçırır kayıp yaşarsınız.
HMK Madde 103: Kanun Metni
(1) Adli tatilde, ancak aşağıdaki dava ve işler görülür:
a) İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delillerin tespiti gibi geçici hukuki koruma, deniz raporlarının alınması ve dispeçci atanması talepleri ile bunlara karşı yapılacak itirazlar ve diğer başvurular hakkında karar verilmesi.
b) Her çeşit nafaka davaları ile soybağı, velayet ve vesayete ilişkin dava ya da işler.
c) Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi işleri ve davaları.
ç) Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar.
d) Ticari defterlerin kaybından dolayı kayıp belgesi verilmesi talepleri ile kıymetli evrakın kaybından doğan iptal işleri.
e) İflas ve konkordato ile sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırılmasına ilişkin işler ve davalar.
f) Adli tatilde yapılmasına karar verilen keşifler.
g) Tahkim hükümlerine göre, mahkemenin görev alanına giren dava ve işler.
ğ) Çekişmesiz yargı işleri.
h) Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler.
(2) Tarafların anlaşması hâlinde veya dava bir tarafın yokluğunda görülmekte ise hazır olan tarafın talebi üzerine, yukarıdaki iş ve davalara bakılması, adli tatilden sonraya bırakılabilir.
(3) Adli tatilde, yukarıdaki fıkralarda gösterilenler dışında kalan dava ve işlerle ilgili olarak verilen dava, karşı dava, istinaf ve temyiz dilekçeleri ile bunlara karşı verilen cevap dilekçelerinin ve dosyası işlemden kaldırılan davaları yenileme dilekçelerinin alınması, ilam verilmesi, her türlü tebligat, dosyanın başka bir mahkemeye, bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya gönderilmesi işlemleri de yapılır.
(4) Bu madde hükümleri, bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay incelemelerinde de uygulanır.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Madde, 1086 sayılı Kanunun 176 ncı maddesini kısmen karşılamakla birlikte, bazı farklı hükümler içermektedir.
Birinci fıkranın (a) bendinde, adli tatilde verilebilecek bazı geçici hukukî koruma tedbirleri örnekleme yoluyla sayıldığından “gibi” ifadesi kullanılmıştır. Başka örnekler olarak; 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 6 ncı maddesindeki, hâkimin koruyucu, eğitici ve sosyal önlemler alması, 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunun 1 inci maddesindeki, hâkimin ailenin korunmasına ilişkin yetkisi ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununun 22 nci maddesindeki koruma önlemleriyle ilgili hükümler gösterilebilir.
Birinci fıkranın (c), (d), (e), (f) ve (g) bentleri, 1086 sayılı Kanunun 176 ncı maddesine benzer şekilde düzenlenmiş olup, esaslı bir değişiklik içermemektedir.
(b) bendinde, şahsın hukuku ve aile hukuku kapsamında yer alan bazı davalar sayılmış, “dava” ile birlikte “işler” de özellikle vurgulanmıştır. Çünkü bu bentteki uyuşmazlıkların bir kısmı çekişmesiz yargı işleri kapsamında olup, çekişmesiz yargıya dikkat çekmek açısından bu ifade kullanılmıştır.
Birinci fıkranın (ğ) bendinde, kanunlarda ivedi olduğu belirtilen işlerin yanında “taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler” de sayılmıştır. Bu bentteki düzenlemenin önemli bir fonksiyonu vardır. Çünkü bu maddede sulh hukuk mahkemelerinin görevine giren dava ve işler, adli tatilde görülecek işler kapsamından çıkartılmıştır. Sulh hukuk mahkemesinin baktığı her işin, ivedi sayılmasına, yani adli tatilde bakılmasına gerek görülmemiş, taraflardan birinin herhangi bir mahkemede talepte bulunması, mahkemenin de bu talebi haklı bulur ise davaya adli tatilde bakması şeklinde bir düzenlemenin daha uygun olacağı düşünülmüştür.
Maddenin üçüncü fıkrasında, adli tatilde görülemeyen dava ve işlerle ilgili olarak, mahkemeye dava veya cevap dilekçesi verilmesi veya her türlü tebligat gibi usul işlemlerinin yapılabilmesine imkân tanınmıştır. Ancak, karşı tarafın bu dilekçelere vereceği cevap veya yapacağı işlemler açısından süre işlemeyecektir. Bu sürelerin işlemesi “Adli tatilin sürelere etkisi” başlıklı (104 üncü) madde hükmüne tâbidir.
Adalet Komisyonu Değişiklik Gerekçesi
Tasarının 109 uncu maddenin (Kanunlaşan m. 103) birinci fıkrasının (ç) bendinde geçen “Hizmet” ve “iş ilişkisi” ibareleri, Borçlar Kanunu ve İş Kanunu ile uyum sağlamak amacıyla sırasıyla “Hizmet akdi” ve “iş sözleşmesi” şeklinde değiştirilmiş, çekişmesiz yargı işlerinin, niteliği gereği adlî tatilde görülebilecek işlerden olduğu kabul edilerek, maddeye bu işlere adlî tatilde bakılabilmesini sağlayacak şekilde (ğ) bendi eklenmiş ve diğer bent teselsül ettirilerek madde kabul edilmiştir.
Hukuki İncelemeler
Aile ve İş Hukukunun Acil ve Korumacı Yapısı
HMK Madde 103’te adli tatilin dışında bırakılan “Görülecek Davalar” listesine bakıldığında bariz bir sosyal koruma güdüsü fark edilir. Boşanma davalarının bizzat kendisi kural olarak adli tatile Tabi iken (yani duruşmaları görülmezken); ailenin ekonomik yıkımını engellemek için Nafaka davaları, ve çocuğun durumunu korumak için Velayet davaları ile Soybağı işleri tatile tabi tutulmamıştır (HMK 103/1-b). Aynı mantıkla, zayıf taraf konumundaki bir çalışanın hakkına bir an önce kavuşması için “İşçi tarafından açılmış” olan işçilik alacakları veya işe iade davaları (HMK 103/1-ç) da yaz tatilinden etkilenmez, Nöbetçi İş Mahkemelerince görülmeye devam eder.
“İvedi İş” Kavramı ve Geçici Hukuki Korumalar
HMK 103/1-a bendinde sayılan; “Malların kaçırılmasını engellemek için istenen İhtiyati Haciz” veya bir binanın çökeceği şüphesiyle alınan “Delil Tespiti / İhtiyati Tedbir” işlemleri doğası gereği saatlerle yarışan işlerdir. Mahkemeler Ağustos zıcağında olsa dahi bu talepleri derhal değerlendirip karara bağlamak zorundadırlar. Dahası, yasa koyucu “öngörülemeyen” acil durumlar için harika bir supap koymuştur: Kanunda hiç sayılmamış olsa bile; bir yargılamada telafisi imkansız bir zarar tehlikesi varsa hakim (kendiliğinden veya talep üzerine) o işin “İvedi” olduğuna karar vererek (HMK 103/1-h), o davayı adli tatil yasağından çıkarıp hızla duruşma yapabilir.
Avukat Görüşü: Adli Tatilde İşlem Yapma Serbestisi
Sanılanın aksine, hukuki bir davanın “Adli tatile giren (Tatilden yararlanan)” genel bir dava olması (Örneğin yorucu bir Tapu İptal Tescil Davası); kalem işlemlerinin tamamen durduğu anlamına gelmez. HMK 103/3 maddesi bunu açıklar: Avukatlar veya vatandaşlar Ağustos ayı ortasında bile Asliye Hukuk Mahkemesine dava dilekçesi sunabilirler, istinaf veya Yargıtay’a temyiz harcı yatırabilirler. Mahkeme kalemleri de size Ağustos ayında gerekçeli kararları tebliğ edebilir. Burada sadece şöyle bir fark vardır; size bir tebligat 10 Ağustos’ta ulaşsa bile “süre işlemeyeceğinden”, siz o evrağa cevap verme yükümlülüğünü en erken Adli Tatil bittikten sonraki hafta (Bkz. m. 104) tamamlayabilirsiniz. Yani tatilde “dilekçe vermek / e-tebligat çekmek” yasak değildir, verilebilir ama süre baskısı (kanuni uzama sayesinde) askıya alınmış olur.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Esas: 2016/22847, Karar: 2016/15726 (Adli Tatile Tabi Olmayan İşlerde “Sürenin Uzamaması” Tehlikesi ve Ret Kararı)
ÖZET: Bir “Uluslararası Çocuk Kaçırma / Mutad Meskene İade” davasında yerel mahkeme kararını yazar ve bu kararı 28 Temmuz tarihinde (tam adli tatilin ortasında) davalı vekiline tebliğ eder. Davalı taraf, nasıl olsa adli tatildeyiz ve süreler 1-7 Eylül’e kadar uzar rahatlığıyla; 15 günlük asli temyiz süresini(Kanun değişikliği öncesi) geçirerek temyiz dilekçesini 22 Ağustos günü mahkemeye verir.
Kararın Esası: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi temyiz talebini “Süre aşımı (Gecikme)” nedeniyle anında reddetmiştir. Gerekçesi usul hukukunda çok temel bir hatayı açıklar: “Taraflar arasındaki davaya konu olan 5717 sayılı Kanun kapsamındaki ‘Çocuk İade Kararları’, kanun gereği ‘Öncelikli Başlanacak ve Acele Görülmesi Gereken İşler’ sınıfındadır. HMK Madde 103/1-(h) uyarınca ‘Kanunlarda İvedi olduğu bildirilen davalar’ ADLİ TATİLDE GÖRÜLEN davalardır. Bir dava adli tatilin istisnası hükmünde olup adli tatilde kesintisiz görülebiliyorsa; o davadaki süreler adli tatil sebebiyle ilave uzamaz! 28 Temmuz’da tebliğ alınan ve 15 günlük kesin sürenin(Kanun değişikliği öncesi) sonu 12 Ağustos olan bu kararın 22 Ağustos’ta temyiz edilmesi açık bir süre aşımıdır. Bu hata sebebiyle davanın Yargıtay incelemesi engellenmiştir.”
HMK Madde 103 (Adli Tatilde Görülmeye Devam Eden İşler) Kapsamında Sıkça Sorulan Sorular
Anlaşmalı Boşanma davası açtım. Adli tatilde duruşma yapılır mı?
Kural olarak “Boşanma Davaları”, HMK m. 103’te adli tatilin istisnaları (nöbetçide görülecek işler) arasında sayılmamıştır (Sadece Nafaka ve Velayet ayrık tutulmuştur). Çekişmeli bir boşanma kesinlikle yapılamaz. Ancak “Anlaşmalı Boşanma” işlemlerinde her iki taraf da hakimin önüne geçip “Biz adli tatil sonrasına bırakmak istemiyoruz, anlaştık” derse (HMK m. 103/2 “Tarafların Anlaşması Halinde” kuralı gereğince) Nöbetçi Mahkemeden o tarihe duruşma günü talep ederek boşanmalarını adli tatilde sonuçlandırabilirler.
İşçi olarak kıdem ve ihbar tazminatı davası açtım. Duruşmam Ağustos’a denk geldi. İptal mi edilecek?
Hayır. HMK Madde 103/1-(ç) bendi çok nettir: “Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar” adli tatilde tıpkı kış aylarındaki gibi kesintisiz görülür. Duruşmanız Ağustos ayında nöbetçi kalan İş Mahkemesi hakimi tarafından vaktinde icra edilecek ve varsa tanıklarınız dinlenebilecektir.
Davam “Adli tatilde görülmeye devam eden (HMK 103 kapsamındaki)” bir dava ise süre hesaplamasında neye dikkat etmeliyim?
Makalemizdeki Yargıtay kararında da altı çizildiği üzere; davanız eğer Nafaka, Velayet, İşçi Alacağı veya İhtiyati Haciz gibi “Adli tatil dışı” bir kapsamsa, sizin için adli tatil diye bir şey yoktur. Tebligatı ayın kaçsında aldıysanız, “süreniz 7 Eylül’e kadar uzamıştır” (HMK m. 104) tuzağına DÜŞMEMELİSİNİZ. 2 Haftalık sürenizi takvim yaprağı üzerinden net sayıp mühletiniz neyse tam zamanında başvuru yapmalısınız.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.