Fer’i Müdahalenin Etkisi ve Rücu Davasına Yansıması — HMK Madde 69

Fer’i müdahalenin (m. 66) asıl ehemmiyeti, dava bittikten sonra müdahil ile yanında katıldığı taraf arasındaki rücu davasında ortaya çıkar. HMK Madde 69, “Müdahalenin Etkisi” başlığı altında, asıl davada verilen hükmün müdahili ne ölçüde bağlayacağını düzenler. Kanun iki temel ilke koyar: Birincisi, hüküm asla müdahil hakkında kurulamaz; ikincisi ise müdahil, rücu davasında asıl davanın “yanlış karara bağlandığını” kural olarak ileri süremez. Ancak bu bağlılık (müdahalenin etkisi) mutlak değildir; müdahilin savunma imkânlarının yanında katıldığı tarafça engellendiği veya ağır kusurla sakatlandığı hallerde “dürüstlük kuralı” gereği istisnalar tanınmıştır.


HMK Madde 69: Kanun Metni

(1) Müdahilin de yer aldığı asıl davada hüküm, taraflar hakkında verilir.

(2) Fer’î müdahilin, tarafla rücu ilişkisinde, asıl davadaki uyuşmazlık hakkında yanlış karar verildiği iddiası dinlenilmez. Ancak, müdahil, zamanında ihbar yapılmadığı için davaya geç katıldığını veya yanında katıldığı tarafın iddia ve savunma imkânlarını kullanmasını engellediğini ya da kendisince bilinmeyen iddia ve savunma imkânlarının, tarafın ağır kusuru sebebiyle kullanılamadığını belirterek, yanında katıldığı tarafın yargılamayı hatalı yürüttüğünü ileri sürebilir.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Maddede fer’î müdahalenin etkisi düzenlenmiştir. Bu çerçevede, önce müdahilin de yer aldığı asıl uyuşmazlığın çözümlendiği davada, hükmün sadece taraflar hakkında verileceği açıkça belirtilmiş; sonra da müdahil ile taraf arasında görülecek davada, asıl davaya fer’î müdahil olarak katılmanın ve verilen hükmün, rücu davasındaki etkisi düzenlenmiştir.

Birinci fıkra, asıl davada hükmün kim hakkında verileceğini düzenlemektedir. Oysa, uygulamada zaman zaman 1086 sayılı Kanunun 57 nci maddesindeki hükme rağmen, fer’î müdahili de içine alacak nitelikte hükümler verildiği görülmekte idi. Bu tereddütlü durumu ortadan kaldırmak için, fer’î müdahilin de yer aldığı bir davada, hükmün ancak taraflar hakkında verileceği açıkça belirtilmiştir.

İkinci fıkra, müdahil ile taraf arasında görülecek rücu davasında, ilk davada verilen kararın etkisini düzenlemektedir. Fer’î müdahil, asıl tarafa yardımcı olmasına rağmen, taraf davayı kaybetmiş olabilir. Bu durum, asıl tarafın fer’î müdahile karşı bir dava açmasını gerektirebilir veya fer’î müdahil asıl tarafa karşı bir dava açabilir. Fer’î müdahil ile taraf arasında görülen ikinci davada, ortaya çıkan bazı sorunlar, ilk davada çözümlenmiş ve karara bağlanmış olabilir. İlk davada karara bağlanan sorunların, ikinci davada yeniden incelenip incelenemeyeceği, ilk davada verilen hükmün, ikinci davada kesin hüküm teşkil edip etmeyeceği, kesin hüküm teşkil etmeyecek ise kesin hüküm etkisi dışında bir etki doğurup doğurmayacağı, açıklığa kavuşturulmalıdır. Ortaya çıkan bu etkiye, müdahalenin etkisi denilmektedir. Madde ile bu etkinin kapsamı açıklığa kavuşturulmuş bulunmaktadır.

Fer’î müdahalenin etkisi, fer’î müdahil ile taraflar arasında değil, sadece fer’î müdahil ile yanında davaya katıldığı taraf arasında geçerlidir. Müdahalenin etkisi, ilk davada verilen hüküm ne olursa olsun müdahilin hem lehine hem de aleyhine uygulanır.

Müdahalenin etkisi, önceki davada verilen hükmün sadece hüküm fıkrasıyla değil, hükmün dayandığı maddî ve hukukî unsurlarla da geçerli olacaktır. Bu açıdan müdahalenin etkisi, kesin hükme nazaran daha geniştir. Fer’î müdahil ilk davada verilen hükmün yanlış olduğunu ileri süremeyecektir. Bu, hükmün dayandığı vakıaların da yanlış olduğunu ileri süremeyeceği anlamına gelir. İlk davadaki verilen hükmün tümü değil, sadece alternatif ilişkide, birbirinin unsuru olan hususlar bağlayıcıdır. Ancak ilk davada hükümde bulunması gerekmeyen, yani tarafların talep etmediği ve dava ile ilgisi bulunmayan hususlar hakkında karar verilmişse, bu tespitler ikinci davada bağlayıcı olmaz.

Kesin hükmün aksine, müdahalenin etkisi mutlak değildir. Fer’î müdahil davaya etki edebildiği ölçüde müdahilenin etkisine tâbi olacaktır. Bu sebeple, müdahilin davaya katıldığı zaman çok önemlidir. Çünkü fer’î müdahil davaya katıldığı andan itibaren, tarafa ait usulî işlemleri yapıp tarafa yardım edebilecektir. Önceki işlemlere itiraz edemez ve onların tekrarını isteyemez. Eğer müdahil davaya geç katılmışsa, geç katılmasının taraftan kaynaklandığını, asıl tarafın davayı iyi yürütemediğini, eksik veya yanlış iddia ve savunmada bulunduğunu, bu nedenle davanın kısmen veya tamamen kaybedilmesine neden olduğunu ileri sürebilir.

Fer’î müdahilin işlemleri, asıl tarafın işlemlerine aykırı olamayacağından, eğer asıl tarafça onun bazı işlemleri engellenmişse, yine müdahil, müdahalenin etkisine tâbi olmadığını ileri sürebilir. Örneğin, müdahil, asıl tarafın ikrarı sebebiyle bazı savunma vasıtalarını ileri sürememişse veya ileri sürdüğü işlem geçersiz ise müdahalenin etkisinin buna göre sınırlandırılmasını talep edebilir.

Bunların yanında, asıl taraf, müdahilin bilmediği iddia ve savunma vasıtalarını ve delilleri kasten veya ağır kusuru ile ileri sürmemişse, müdahil, ikinci davada ilk davanın iyi yönetilmediğini ileri sürebilir. Bunu ispat edebildiği ölçüde, müdahalenin etkisinden kurtulur. Örneğin fer’î müdahilin bilmediği zamanaşımı def’ini, asıl taraf bilmesine rağmen kasten ileri sürmemişse ve bu sebeple dava asıl tarafın aleyhine sonuçlanmışsa, müdahil için bu hükmün bir etkisi olmamalıdır.

Müdahalenin etkisi, mahkeme tarafından kendiliğinden göz önünde tutulmalıdır. Çünkü, bu etki, çelişik kararların verilmesini önlemek, bu sayede tarafların mahkeme kararlarına güvenini sağlamak yanında, usul ekonomisi yönünden de önem taşımaktadır. Bu sebeple mahkemece kendiliğinden nazara alınmalıdır.


Hukuki İncelemeler

Fer’i Müdahil Hakkında Hüküm Kurulamaz

m. 69/1 uyarınca hüküm sadece davanın asıl tarafları hakkında verilir. Fer’i müdahil ne borçlu ne de alacaklı olarak hüküm fıkrasında yer alamaz.

  • Vekalet Ücreti: Karşı taraf lehine hükmedilen vekalet ücretinden müdahil sorumlu tutulamaz.
  • Yargılama Giderleri: Müdahil, kural olarak yalnızca kendi katılımından doğan giderlerden sorumludur (m. 328); ana davanın yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulamaz.

“Müdahalenin Etkisi” Nedir? Kesin Hükümden Farkı

Kesin hüküm sadece “hüküm fıkrası” ile ilgiliyken; müdahalenin etkisi, hükmün dayandığı maddi ve hukuki unsurları da kapsar. Bu yönüyle kesin hükümden daha geniştir. Müdahile etkisi olan bir kararda, müdahil rücu davasında şu iddiaları ileri süremez:

  • “Mahkeme vakıaları yanlış tespit etti.”
  • “Karar hukuka aykırıydı.”
  • “İspat prosedürü hatalıydı.”

Rücu İlişkisinde “Yanlış Karar” İddiasının Dinleneceği İstisnalar

HMK m. 69/2, müdahilin rücu davasında “karar yanlıştı” diyebileceği üç sınırlı hal öngörür:

  1. Geç İhbar: Müdahil, ihbarın gecikmesi nedeniyle davaya savunma yapamayacak kadar geç katılmışsa.
  2. Kısıtlama: Müdahilin iddia ve savunma imkânlarını kullanması, yanında katıldığı tarafça engellenmişse.
  3. Ağır Kusur: Müdahil tarafından bilinmeyen bir delilin asıl tarafın ağır kusuruyla dosyaya sunulmaması (Örn: Asıl tarafın elindeki bir makbuzu bilerek saklaması).

Avukat Görüşü: Rücu Hakkınızı Yakmayın

Rücu davası açacak olan taraf (asıl davadaki taraf), fer’i müdahilin tüm delil sunma ve beyanda bulunma haklarını kullanmasına müsaade etmelidir. Eğer asıl taraf, müdahilin bir tanığını dinletmesine veya bir belgesini sunmasına engel olursa, fer’i müdahil rücu davasında m. 69/2’deki “yargılamayı hatalı yürüttüğünü ileri sürme” hakkını kullanarak borçtan kurtulabilir. Bu nedenle müdahilin varlığı, tarafın dava üzerindeki tasarruf yetkisini “dürüstlük kuralı” çerçevesinde sınırlar.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2015/528 E. , 2015/1713 K.

ÖZET (İpoteğin Kaldırılması — Müdahil Hakkında Hüküm Kurulamaz İlkesi): Aile konutu şerhi bulunmayan bir taşınmaz üzerinde tesis edilen ipoteğin kaldırılması davasında, banka “fer’i müdahil” sıfatıyla davaya katılmıştır. Yerel mahkeme davayı kabul ederken, banka hakkında da hüküm kurmuş ve bankayı vekalet ücretinden sorumlu tutmuştur. Yargıtay HGK kararı şu şekildedir: “Müdahilin yer aldığı asıl davada hüküm taraflar hakkında verilir (HMK m. 69/1). Fer’i müdahil taraf olmadığından onun hakkında karar verilemez. Yerel mahkemece feri müdahil banka hakkında da hüküm kurulması ve bankanın yargılama giderlerinden sorumlu tutulması doğru olmamıştır.” Karar, m. 69’un birinci fıkrasının emredici niteliğini ve müdahilin “taraf olmayan yardımcı” statüsünü korumaktadır.


HMK Madde 69 (Fer’i Müdahalenin Etkisi) Sıkça Sorulan Sorular

Müdahil olduğum davayı kaybedersek rücu davasında “hakim yanıldı” diyebilir miyim?

Kural olarak hayır. m. 69/2 uyarınca yanlış karar verildiği iddiası dinlenmez. Ancak ihbarın geç yapıldığını veya asıl tarafın ağır kusuruyla delil sunmanızı engellediğini ispatlarsanız bu iddiayı ileri sürebilirsiniz.

Davayı kaybeden tarafın ödeyeceği vekalet ücreti benden tahsil edilebilir mi?

Hayır. HGK’nın yerleşik içtihatlarına göre mahkeme hükmü sadece taraflar hakkında kurulur. Müdahilin ana davanın vekalet ücretinden ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulması yasaya aykırıdır.

Müdahalenin etkisi ben katılmadan önceki aşamalar için de geçerli mi?

Hayır. Fer’i müdahil davayı bulunduğu noktadan devralır. Eğer dava size çok geç ihbar edilmişse ve önemli delil toplama aşamaları kaçırılmışsa, m. 69/2’deki “geç katılma” istisnasını rücu davasında kullanabilirsiniz.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.