Tacirler Arası Mahkeme Seçimi: HMK Madde 17 Yetki Sözleşmesi

Hukuk muhakemesi kurallarımız, yargı yetkisinin mahkemeler arasında kanunla kesin olarak dağıtılması prensibine dayanır. Ancak kanun koyucu, ticari hayatın ihtiyaçlarını ve tarafların özel konumlarını gözeterek “tacirler” ve “kamu tüzel kişileri”ne istisnai bir alan açmıştır: Yetki Sözleşmesi (HMK Madde 17). Gerçek kişi olan sıradan vatandaşların veya tüketicilerin kurumsal şirketler karşısında ezilmemesi/dayatma sözleşmelere kurban gitmemesi için yetki sözleşmesi yapma hakkı sıradan vatandaşlardan alınmış; yalnızca “eşit ve güçlü” konumda sayılan tacirler ve adil kabul edilen kamu kurumları arasında geçerli kılınmıştır.


HMK Madde 17: Kanun Metni

(1) Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Yetki sözleşmesine ilişkin olarak yapılan düzenlemede, tacirler veya kamu tüzel kişileri ile diğer kişiler, yetki sözleşmesi yapmak açısından, birbirinden ayırt edilmiştir. Tacirler veya kamu tüzel kişileri kendi aralarındaki hukukî ilişkilerde her ikisi de hukuken eşit konumda sayılabilirler. Buna karşılık, tacirler veya kamu tüzel kişileri, diğer bir gerçek kişiye göre, daha güçlü konumda bulunmaktadırlar. Daha zayıf konumda olan kimselerin daha güçlü olan tacir veya kamu tüzel kişilerine karşı, korunma ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Özellikle iltihakî sözleşmelerle bu durum daha da belirginleşmektedir. Tüketiciler, satıcı veya hizmet sunucu şirketlere karşı, hiçbir pazarlık şansı olmaksızın, sadece kendilerine uzatılan sözleşmeye imza atarak, şirket veya kamu tüzel kişisi tarafından konulan şartları, bu arada, yetki şartını da kabul etmek zorunda kalmaktadırlar. O nedenle, örneğin Alman hukukunda, yetki sözleşmesinin her durumda yapılması kabul edilmemektedir. Yetki sözleşmesi yapılabilen alanlar oldukça sınırlandırılmış bulunmaktadır.

Tacirlerle kamu tüzel kişilerinin kendi aralarında, yapmış oldukları işlemlerde, belirtildiği gibi, daha zayıf konumda olan bir taraf yoktur. Kural olarak her iki tarafı da eşit kabul etmek mümkündür. Bu kimseler, kanunda belirtilen şartlara uygun olmak kaydı ile, aralarında yetki sözleşmesi yapabileceklerdir. Taraflar ayrıca, yapmış oldukları yetki sözleşmesi ile, yetkili kıldıkları bir veya birden fazla mahkemenin yetkisinin, münhasır yetki olup olmadığını da kararlaştırabileceklerdir. Buna göre, tacirlerin ve kamu tüzel kişilerinin, hukukumuzda tartışmalı olan, münhasır yetki sözleşmesini de yapabilecekleri kabul edilmiştir. Taraflar, yetki sözleşmesinde, aksini kararlaştırmadıkça, dava sadece sözleşmeyle belirlenen mahkemede veya mahkemelerde açılabilecektir. Bu durumda, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, yapılan yetki sözleşmesi, münhasır yetki sözleşmesi şeklinde olacaktır. Taraflar, yetkili kıldıkları mahkemenin yanında, kanunen yetkili kılınan genel veya özel yetkili mahkemelerin de yetkisinin devam etmesini istiyorlarsa, yani yetki sözleşmesinin münhasır olmayan yetki sözleşmesi şeklinde olmasını istiyorlarsa, bu durumun yetki sözleşmesinde ayrıca belirtilmesi gerekecektir.

Tacirler veya kamu tüzel kişileri dışındaki diğer kişiler, özellikle, tacir olmayan gerçek kişi tüketiciler, tacirler veya kamu tüzel kişilerine karşı hukuken daha zayıf durumdadır. O nedenle, bu kimselerin, daha güçlü olanlara karşı korunmaları gereklidir. Bu amaçla, tacirler veya kamu tüzel kişileri ile bu nitelikte olmayan kimseler arasındaki yetki sözleşmesine, örneğin bir gerçek kişi tüketici ile bir tacirin, yetki sözleşmesi yapmalarına engel olunmak istenmiştir. Buna göre, tacirler veya kamu tüzel kişileri ile bu nitelikte olmayan kimseler yetki sözleşmesi yapamayacaklardır. Ayrıca bu kapsamda belirtmek gerekir ki, tacirler veya kamu tüzel kişileri dışındaki diğer kimselerin, kendi aralarında yetki sözleşmesi yapmaları da kabul edilmemiştir.


Hukuki İncelemeler

Kimler Yetki Sözleşmesi Yapabilir? (Esas Değişiklik)

Eski HUMK döneminde herkes sözleşmeyle mahkeme belirleyebiliyordu (Örneğin bir öğrenci yurt sözleşmesine veya sıradan bir vatandaşın bireysel telefon aboneliğine dahi İstanbul Mahkemeleri yetkilidir kuralı yazılabiliyordu). HMK m. 17 bu adaletsizliği bitirdi. Artık bir tarafta veya iki tarafta sıradan vatandaş / tüketici / esnaf (tacir olmayan kişi) varsa sözleşmeye konan yetki şartı geçersizdir. Bu şart sadece her iki tarafı da tüzel kişi olan (şirketler) yahut her iki tarafı da tacir sayılan kişiler ile Kamu Kurumları için geçerlidir. Geri kalan hiçbir sözleşmedeki yetki maddesi uygulanamaz.

Münhasır Yetki Algısı (Sadece O Mahkeme Kararı)

Tacirlerin hazırlayacağı yetki sözleşmesinde (“İşbu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda Ankara Mahkemeleri yetkilidir” ibaresi) kural şudur: Aksi (diğer genel yetkilerin süreceği) açıkça yazılmadığı sürece bu mahkeme münhasırdır. Dava; davalının ikametgâhı veya ifa yeri dahi olsa bir başka yerde değil “sadece belirlenen Ankara” mahkemelerinde açılmak zorundadır.

Avukat Görüşü: Bono ve Senetlerdeki Yetki İtirazları

Uygulamada ticari hayatta sıkça kullanılan ve boş form halinde alınan kırtasiye bonolarının altında genellikle “İhtilaf vukuunda … mahkemeleri yetkilidir” ibaresi hazır basılı haldedir. Tarafların icra takiplerinde en çok düştüğü yanılgı bu boşlukları dolduran tarafların statüsüne bakmamaktır. Oysa; senedi imzalayan kişi tacir değilse veya kefil (avalist) statüsündeki kişi sıradan bir memur/işçi/esnaf ise senetteki matbu yetki sözleşmesi onlar açısından HMK 17 ihlali oluşturacak ve tümden “geçersiz” kabul edilecektir. Takip mecburen borçlunun kendi kanuni ikametgâhı icra dairesinde açılmak zorunda kalacaktır. Yetki şartı geçerliliği, imza atan herkesin ticari sicile kayıtlı bir tüzel kişi yahut şahsi şirket/tacir olup olmadığının kontrolüne bağlıdır.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

(Not: Aşağıda yer alan Yargıtay içtihatları, mevcut mevzuat metinlerinde sıklıkla atıf alan usul hukuku kararlarının özetleridir. Yasal sınırların çizilmesinde emsal teşkil ederler.)

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2017/8206 E. , 2018/11172 K.

ÖZET (Yetki Sözleşmesi Kesin Yetki Niteliğinde Değildir): İki tacir durumundaki kiralayan ve kiracı arasında yapılan sözleşmede mahkeme yetkisi belirlenmiştir (Münhasır yetkili bir il seçilmiştir). İcra takibi yetkisiz yerdeki icra dairesinde yapılmış ancak davalı taraf yetki itirazında bulunmamıştır. İlk mahkeme, sözleşmedeki yetkinin “Kesin Yetki” olduğunu zannederek kendi kendine (re’sen) yetkisizlik kararı vermiştir. Yargıtay ise bu kararı bozmuştur; zira HMK 17 ile belirlenen yetki sözleşmeleri “Kesin yetki” değil “Münhasır yetki” yaratır. Kamu düzenine ilişkin olmadığı için davalı bizzat usulüne uygun itiraz etmedikçe hâkim sözleşmedeki yetkiye dayanarak res’en davasını reddedemez.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/3298 E. , 2020/2018 K.

ÖZET (Yabancılık Unsuru, MÖHUK ve Türk Mahkemelerinin Kesin Yetkisi): Uluslararası taşımacılıkla (konişmento belgeleriyle) ilgili bir tazminat davasında konişmentoda Londra Mahkemeleri yetkili kılınmıştır. Yabancı tarafların yapacağı yetki anlaşmaları prensipte MÖHUK kapsamında geçerlidir. Ancak, TTK m. 105 uyarınca yabancı donatanın Türkiye’deki acentesine karşı Türkiye’de dava açılabilmesi durumu “Türk Mahkemelerinin Münhasır (Kesin) Yetkisi” altındadır. Devletin kesin yetkili sayıldığı alanlarda yabancı mahkemeyi yetkili kılan sözleşme/konişmento maddesi geçersiz kabul edileceğinden, davanın Türkiye’de görülmesi gerekir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2016/5411 E. , 2016/23156 K.

ÖZET (Senetteki Yetki Şartının Tacir Olmayan Avaliste Etkisi): Alacaklı (lehtar) firma ile borçlu keşideci (ticari şirket) kendi aralarında bono düzenlemiş, bononun matbu alanına yetki anlaşması yazılmıştır. Ancak kefil (aval veren) konumundaki şahıs “tacir” değildir. Kanunda yetki sözleşmesinin geçerliliği, HMK Madde 17 gereğince “her iki tarafın da” tacir veya kamu tüzel kişisi olmasına bağlıdır. Asıl borçlu ile alacaklı tacir olduğu için kendi aralarında yetki şartı geçerlidir ancak tacir olmayan avalist şahsına karşı ileri sürülemez. İcra dairesi, avalist söz konusu olduğunda genel yetkili yerlere (avalistin yerleşim yerine) dönmek zorundadır.


HMK Madde 17 (Yetki Sözleşmesi) Sıkça Sorulan Sorular

Bir banka kredisi imzalarken sadece ‘İstanbul Mahkemeleri Yetkilidir’ maddesini onayladım, mecburen İstanbul’da mı dava açacağım?

Kesinlikle hayır. Tüketici kredileri, abonelik işlemleri gibi hukuki yollarla sıradan gerçek kişilerin/vâandaşların (tacir olmayanların) imzaladığı tüm sözleşmelerdeki bu tip matbu (hazır) yetki itirazları HMK Madde 17 son fıkrası gereğince geçersizdir. Dava kendi yerleşim yerinizdeki mahkeme yahut Tüketici mahkemeleri genel yetkisinde görülecektir.

İki küçük esnaf aramızda mal alımı için kağıt imzaladık. Mahkeme belirleyebilir miyiz?

Tarafların ikisi de hukuk tekniğinde “Tacir” (esnaf sicilinden bağımsız, ticaret odasına kayıtlı tacir sıfatına ulaşanlar) değilse yaptıkları yetki sözleşmesi tamamen geçersiz olur. Sadece esnaf odasına kayıtlı ufak çaplı esnaflar HMK 17 anlamında tacir sayılmaz.

Münhasır yetki sözleşmesi ne demektir?

“Münhasır” kelimesi “sadece” anlamı taşır. Yetki sözleşmesine bir mahkeme (Örneğin “Uyuşmazlıklarda Ankara Mahkemesi yetkilidir”) yazdığınızda HMK 17/1 gereğince “taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa sadece orası yetkili olur”. Diğer bütün yasal yetkili yerler kapılarını size kapatmış, tek dava açılacak adres Ankara Mahkemesi olarak kalmış demektir.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu bilgilerin paylaşılması, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.